Doğuş Pertez
Emekli Yönetici
Kuklacı Kemalettin Tuğcu ( Kitap Özeti )
Kitabın Adı:KUKLACI
Kitabın Yazarı: Kemalettin TUĞCU
Kitabın Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitabın Basım Yılı: 2006
Sayfa Sayısı:80
Kitabın Konusu: Kuklacı kitabının ana olayı; eskiden bürokrat olan Recai Beyin ailesinin, torunu hariç, kendisinden devamlı faydalandık ları halde; onu hiçe saymaya çalışan eşi, damadı, oğlu ve gelini ile olan çekişmeleri neticesinde, onlardan uzak kalarak kafasını din lemek için, sakın bir liman vazifesi gören kuklacılık ile ilgilenmesi anlatılır.
Kitabın Özeti:
Vali Yardımcılığından emekli Recai Bey, kendisine ait a-partmanın bir dairesinde, hanımı Sahire, damadı banka müdürü Hayri Bey, kızı Calibe, Recai Beyin çok sevdiği ve en çok konuş tuğu torunu Yıldız, avukat oğlu Bedri, kayınvalidesi ve görümcesi tarafından hor görülen evin gelini Perihan ve hizmetçi Fatma ile birlikte oturmaktadır. Tüm mal varlığı kendisine ait olmasına rağmen, evde bir sığıntı muamelesi görmektedir. Ancak bir gün, eşi Sahire Hanımın, Recai Beyin eşyalarını kömürlüğe indirtip, odasını misafir odası yapması, bardağı taşıran son damla olmuş, Recai Bey, hepsine özellikle de eşine tavır koyarak, yönetimi ele almıştır.
En çok da eşine kızmaktadır. Çünkü, evlenirken kendisine yalan söylemiş, evlendikten sonra, kuçumsediği ailesi ile bağını kesmiş, kocasının sırtından havalara girmiş olan Sahire Hanımın yaptıkları affedilir gibi değildir.
Recai Beyin bu çıkışı, ailenin diğer fertlerinin biraz kendile rine çekidüzen vermelerini sağlamıştır
Recai Bey, her gün sabah erkenden çıkıp, geç vakitlerde gel mektedir. Torunu Yıldız merak edip sorunca, dedesinin bir dük kân tuttuğunu ve kuklacılık yapacağını öğrenir. Dedesi ona kukla oyununun bütün karakterlerini ve Özelliklerini anlatır.
Dedesinin sırdaşı ve arkadaşı olan Yıldız da okuldan çıktı ğında, dedesinin dükkânına uğramakta ve ona yardım etmekte dir.
Aile içinde, bu gelişmeler sürekli konuşulmakta, Recai Beyin aklını yitirdiğine hükmedılmektedir. Fırsat çıkmıştır. Şayet Recai Beyi akıl hastanesine yatırabilirlerse, bütün ipleri ellerine geçire bileceklerdi, özellikle Sahire Hanım bunu çok istiyordu.
Oğlu Bedri, babasına sorunca, bir kuklacı dükkânı açtığını anlatır. Ailenin kimi fertleri güler, kimi ise itiraz eder; ancak işe yaramaz. Recai Bey biraz daha ipleri sıkar.
Artık, torunu Yıldız herkesin parasını dağıtmaktadır. Sahire Hanım bu işe çok bozulmaktadır.
Bu arada, gelini ve torunu hariç herkes Recai Beye kuklacı demektedir. Recai Bey ise, tüm bunlara gülüp geçmektedir.
Dükkâna, ilk olarak oğlu Bedri geldi, biraz dertleştiler. Bedri babasının yaptığı kuklalara hayran kaldı. Recai Bey, kayınvalidesi ve kayınbabasına her ay uğrayıp, yardım ettiğini anlatınca, Bedri babasını daha çok taktir etti. p
Bu arada, Recai Bey zaman zaman halsiz düştüğü için, dük kânını açamıyordu. Damadı, kızı ve hanımı bir an önce ölsün diye bekliyorlardı. Damadı Hayri, ayağını kırmış, hanımı ile arası bo zulmuş, Recai Beyden bir şeyler kopartmanın peşine düşmüştü. Gelişmeler damat Hayri Beyin aleyhine oldu eşinden de ayrılmak zorunda kalarak, uzak bir yere tayin edildi.
Recai Bey ise halinden memnundu. Özenle, nadide ürünler yapıyor, yavaş yavaş büyük küçük herkesin ilgisini ve takdirini kazanıyordu. Yoksul çocuklara topacı bedava veriyor, beğeni sahibi insanlara ise ürünlerini hediye ediyordu.
Yıldız da dedesine yardım ediyor, birlikte keyifle çalışıyor lardı.
Bu arada da, Calibe Hanım, Cevat Bey diye kibar bir adamla evlenmiş, onlar da, annesi Huriye Hanımla birlikte, yan daireye yerleşmişlerdi.
Yıldi2 ise ortaokulu başarı ile bitirmişti. Onun mezuniyet tö reni vardı. Dede İle torun harıl harıl hazırlık yapıyorlardı. Çünkü mezuniyet töreni programında, Recai Beyin yapmış olduğu eser ler de sergilenecekti.
Beklenen gün geldi. Kültür Bakanlığı temsilcisi, ilin önde ge lenleri, müdürler, öğretmenler, öğrenciler, gazeteciler hepsi vardı. Sergiyi gezmeye başladıkları vakit, hemen hepsinin hayranlıktan dilleri tutuldu, mest oldular. Türk Orta Oyununun bütün tipleri, tarihi kişilikleri, halk kahramanları, daha neler neler. Hepsi sıraya girip, Recai Beye tebriklerini bildirdiler. Ertesi gün bütün gazete ler bu sergiden bahsediyordu.
Recai Bey, Yaptığım her işte ve görevde daima faydalı ve iyi şey ler yaptım, bir türlü tanınamadım. Sanatçı kimliğimle birdenbire herkes tarafından tanınan bir insan oldum diyerek hep seviniyor, hem hayıflanıyordu.
Artık dükkânı kapatacağım. Çünkü antikacılar ve koleksiyoncular beni rahat bırakmazlar.
Bazı eşyaları ve aletleri evine getirdi, diğerlerini dağıttı. Anahtarlan götürüp mal sahibine teslim etti.
Çocuklar, meraklılar, antika sevenler, koleksiyoncular her zaman uğradıkları dükkâna gelince, kiralık dükkân yazısını gö rüp üzüldüler.
Kitabın Yazarı: Kemalettin TUĞCU
Kitabın Yayınevi: Pegasus Yayınları
Kitabın Basım Yılı: 2006
Sayfa Sayısı:80
Kitabın Konusu: Kuklacı kitabının ana olayı; eskiden bürokrat olan Recai Beyin ailesinin, torunu hariç, kendisinden devamlı faydalandık ları halde; onu hiçe saymaya çalışan eşi, damadı, oğlu ve gelini ile olan çekişmeleri neticesinde, onlardan uzak kalarak kafasını din lemek için, sakın bir liman vazifesi gören kuklacılık ile ilgilenmesi anlatılır.
Kitabın Özeti:
Vali Yardımcılığından emekli Recai Bey, kendisine ait a-partmanın bir dairesinde, hanımı Sahire, damadı banka müdürü Hayri Bey, kızı Calibe, Recai Beyin çok sevdiği ve en çok konuş tuğu torunu Yıldız, avukat oğlu Bedri, kayınvalidesi ve görümcesi tarafından hor görülen evin gelini Perihan ve hizmetçi Fatma ile birlikte oturmaktadır. Tüm mal varlığı kendisine ait olmasına rağmen, evde bir sığıntı muamelesi görmektedir. Ancak bir gün, eşi Sahire Hanımın, Recai Beyin eşyalarını kömürlüğe indirtip, odasını misafir odası yapması, bardağı taşıran son damla olmuş, Recai Bey, hepsine özellikle de eşine tavır koyarak, yönetimi ele almıştır.
En çok da eşine kızmaktadır. Çünkü, evlenirken kendisine yalan söylemiş, evlendikten sonra, kuçumsediği ailesi ile bağını kesmiş, kocasının sırtından havalara girmiş olan Sahire Hanımın yaptıkları affedilir gibi değildir.
Recai Beyin bu çıkışı, ailenin diğer fertlerinin biraz kendile rine çekidüzen vermelerini sağlamıştır
Recai Bey, her gün sabah erkenden çıkıp, geç vakitlerde gel mektedir. Torunu Yıldız merak edip sorunca, dedesinin bir dük kân tuttuğunu ve kuklacılık yapacağını öğrenir. Dedesi ona kukla oyununun bütün karakterlerini ve Özelliklerini anlatır.
Dedesinin sırdaşı ve arkadaşı olan Yıldız da okuldan çıktı ğında, dedesinin dükkânına uğramakta ve ona yardım etmekte dir.
Aile içinde, bu gelişmeler sürekli konuşulmakta, Recai Beyin aklını yitirdiğine hükmedılmektedir. Fırsat çıkmıştır. Şayet Recai Beyi akıl hastanesine yatırabilirlerse, bütün ipleri ellerine geçire bileceklerdi, özellikle Sahire Hanım bunu çok istiyordu.
Oğlu Bedri, babasına sorunca, bir kuklacı dükkânı açtığını anlatır. Ailenin kimi fertleri güler, kimi ise itiraz eder; ancak işe yaramaz. Recai Bey biraz daha ipleri sıkar.
Artık, torunu Yıldız herkesin parasını dağıtmaktadır. Sahire Hanım bu işe çok bozulmaktadır.
Bu arada, gelini ve torunu hariç herkes Recai Beye kuklacı demektedir. Recai Bey ise, tüm bunlara gülüp geçmektedir.
Dükkâna, ilk olarak oğlu Bedri geldi, biraz dertleştiler. Bedri babasının yaptığı kuklalara hayran kaldı. Recai Bey, kayınvalidesi ve kayınbabasına her ay uğrayıp, yardım ettiğini anlatınca, Bedri babasını daha çok taktir etti. p
Bu arada, Recai Bey zaman zaman halsiz düştüğü için, dük kânını açamıyordu. Damadı, kızı ve hanımı bir an önce ölsün diye bekliyorlardı. Damadı Hayri, ayağını kırmış, hanımı ile arası bo zulmuş, Recai Beyden bir şeyler kopartmanın peşine düşmüştü. Gelişmeler damat Hayri Beyin aleyhine oldu eşinden de ayrılmak zorunda kalarak, uzak bir yere tayin edildi.
Recai Bey ise halinden memnundu. Özenle, nadide ürünler yapıyor, yavaş yavaş büyük küçük herkesin ilgisini ve takdirini kazanıyordu. Yoksul çocuklara topacı bedava veriyor, beğeni sahibi insanlara ise ürünlerini hediye ediyordu.
Yıldız da dedesine yardım ediyor, birlikte keyifle çalışıyor lardı.
Bu arada da, Calibe Hanım, Cevat Bey diye kibar bir adamla evlenmiş, onlar da, annesi Huriye Hanımla birlikte, yan daireye yerleşmişlerdi.
Yıldi2 ise ortaokulu başarı ile bitirmişti. Onun mezuniyet tö reni vardı. Dede İle torun harıl harıl hazırlık yapıyorlardı. Çünkü mezuniyet töreni programında, Recai Beyin yapmış olduğu eser ler de sergilenecekti.
Beklenen gün geldi. Kültür Bakanlığı temsilcisi, ilin önde ge lenleri, müdürler, öğretmenler, öğrenciler, gazeteciler hepsi vardı. Sergiyi gezmeye başladıkları vakit, hemen hepsinin hayranlıktan dilleri tutuldu, mest oldular. Türk Orta Oyununun bütün tipleri, tarihi kişilikleri, halk kahramanları, daha neler neler. Hepsi sıraya girip, Recai Beye tebriklerini bildirdiler. Ertesi gün bütün gazete ler bu sergiden bahsediyordu.
Recai Bey, Yaptığım her işte ve görevde daima faydalı ve iyi şey ler yaptım, bir türlü tanınamadım. Sanatçı kimliğimle birdenbire herkes tarafından tanınan bir insan oldum diyerek hep seviniyor, hem hayıflanıyordu.
Artık dükkânı kapatacağım. Çünkü antikacılar ve koleksiyoncular beni rahat bırakmazlar.
Bazı eşyaları ve aletleri evine getirdi, diğerlerini dağıttı. Anahtarlan götürüp mal sahibine teslim etti.
Çocuklar, meraklılar, antika sevenler, koleksiyoncular her zaman uğradıkları dükkâna gelince, kiralık dükkân yazısını gö rüp üzüldüler.
