eZeL634
Üye
Kötü haber nasıl verilir.
İstanbul’da üniversitede okuyan
genç kız Ankara'daki babasına
telefon etmiş.
"Baba, Merhaba.. Ben Lale...."
"Ooooo. Güzel kızım benim.
N'abersin bakalım?..."
"Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim
yok valla..."
"Hayırdır? Bir sorun mu var?...
Kız ağlamaya başlar; babası ise
üzüntü ve meraktan
kafayı yemektedir: "N'ooldu kızım?
Anlatsana..."
"Murat evi terk etti. Boşanmak istiyormuş..."
"Ne evi lan? Ne boşanması? Sen ne zaman
evlendin de
boşanıyorsun?..." "Hani senin hiç
hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı ya.
Ben onunla evlendim."
"İyi halt ettin, zilli. Neyse, artık yapacak bir
şey yok. Versin
mahkemeye, hemen boşanın..."
"Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor.
Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği
çıplak fotoğraflarımı İnternetten herkese
yollayacakmış...." "Püüh. Rezil... Çıplak
fotoğraf çektirdin, öyle mi?" "Ama
babacığım. O benim kocamdı. Ne biliyim
böyle bir puş..uk yapacağını."
"Peki. Olan olmuş artık. Yarın havale ederim
parayı...Öğleden
sonra bankaya gidip çekersin; sonra da alıp
yakarsın o kahrolası
fotoğrafları..." "Sagol baba. Eeee. Şey....Bir de
kürtaj için 2 milyara ihtiyacım var..." Adam
artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle
konuşur:
"Kürtaj mi? Bir de hamile mi kaldın o
çocuktan sen?..."
"Aslında ondan değil... Zenci bir çocuk
vardı...Zaten o yüzden
ayrılıyoruz ya...."
Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir,
tansiyonu düşer, artık
inleyerek konuşmaktadır:
" Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne
haltlar çevirmişsin
Allahım.Nedir bu başımıza gelenler...Okulu
bitirir bitirmez Ankara'ya
dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını..."
"İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben
geçen yıl okuldan
atıldım çünkü..."
Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu
sürahiyi basından aşağıya
devirir ve ancak bu şekilde konuşmasını
sürdürebilir:
"Okuldan mı atıldın? Hani birlikte avukatlık
yapacaktık,
zilli?...Eh ulan?
Sen hele bir gel buraya. Ben sana
yapacağımı bilirim. Evden
dışarıya adim attırmıycam sana. İlk isteyenle
de evlendiricem...."
"O iş zor be baba.. Biliyorsun, moda oldu,
artık evlenmeden önce eşler
birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar... Pek
iyi bir rapor
sunacağımı zannetmiyorum ben..."
"Allahım, çıldıracağım... Bir de cinsel
hastalıklar Haaa.....Kesin o zencidendir..."
"Çok pis arkadaşları vardı. Bilmem artık
hangisinden
kapmışımdır..." Güm diye bir ses duyulur.
Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir;
ancak
hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu
alır.
"Hemen bu aksam dayını yolluyorum oraya.
Seni alıp gelecek. Adresini ver bakiyim..."
" Mahmut pasa Karakolu’ndayım... Gelirken
kefalet için de biraz
para getirsin yanında..."
"Karakol mu?...Bir de karakola mi düştün
layyynnn? Ne yaptın?...."
"Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba
kiralayıp dolaşmaya çıktım. O
kafayla Arnavut köy’de kokoreççi
dükkanına girdim. Ama neyse ki kimse
ölmedi.
Dükkan sahibiyle kiralık araba firmasına
biraz para vermek gerekir sanırım..."
Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta
fenalaşmak ne kelime; adeta
kahrolmuştur.Telefonda kısa bir sessizlik
olur. Kız tekrar konuşmaya
başlar:
"Babacığım. Sakın üzülme. Bütün bunlar bir
şakaydı. Ben sadece
sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla
haykırır: "Canın sağolsun be güzelim,
boşveeerrr. Okul da neymiş? Hiç mühim
değil, tatlı canın sağolsun senin güzelim
benim...."
genç kız Ankara'daki babasına
telefon etmiş.
"Baba, Merhaba.. Ben Lale...."
"Ooooo. Güzel kızım benim.
N'abersin bakalım?..."
"Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim
yok valla..."
"Hayırdır? Bir sorun mu var?...
Kız ağlamaya başlar; babası ise
üzüntü ve meraktan
kafayı yemektedir: "N'ooldu kızım?
Anlatsana..."
"Murat evi terk etti. Boşanmak istiyormuş..."
"Ne evi lan? Ne boşanması? Sen ne zaman
evlendin de
boşanıyorsun?..." "Hani senin hiç
hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı ya.
Ben onunla evlendim."
"İyi halt ettin, zilli. Neyse, artık yapacak bir
şey yok. Versin
mahkemeye, hemen boşanın..."
"Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor.
Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği
çıplak fotoğraflarımı İnternetten herkese
yollayacakmış...." "Püüh. Rezil... Çıplak
fotoğraf çektirdin, öyle mi?" "Ama
babacığım. O benim kocamdı. Ne biliyim
böyle bir puş..uk yapacağını."
"Peki. Olan olmuş artık. Yarın havale ederim
parayı...Öğleden
sonra bankaya gidip çekersin; sonra da alıp
yakarsın o kahrolası
fotoğrafları..." "Sagol baba. Eeee. Şey....Bir de
kürtaj için 2 milyara ihtiyacım var..." Adam
artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle
konuşur:
"Kürtaj mi? Bir de hamile mi kaldın o
çocuktan sen?..."
"Aslında ondan değil... Zenci bir çocuk
vardı...Zaten o yüzden
ayrılıyoruz ya...."
Adam bayılmak üzeredir. Nabzı yükselir,
tansiyonu düşer, artık
inleyerek konuşmaktadır:
" Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne
haltlar çevirmişsin
Allahım.Nedir bu başımıza gelenler...Okulu
bitirir bitirmez Ankara'ya
dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını..."
"İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben
geçen yıl okuldan
atıldım çünkü..."
Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu
sürahiyi basından aşağıya
devirir ve ancak bu şekilde konuşmasını
sürdürebilir:
"Okuldan mı atıldın? Hani birlikte avukatlık
yapacaktık,
zilli?...Eh ulan?
Sen hele bir gel buraya. Ben sana
yapacağımı bilirim. Evden
dışarıya adim attırmıycam sana. İlk isteyenle
de evlendiricem...."
"O iş zor be baba.. Biliyorsun, moda oldu,
artık evlenmeden önce eşler
birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar... Pek
iyi bir rapor
sunacağımı zannetmiyorum ben..."
"Allahım, çıldıracağım... Bir de cinsel
hastalıklar Haaa.....Kesin o zencidendir..."
"Çok pis arkadaşları vardı. Bilmem artık
hangisinden
kapmışımdır..." Güm diye bir ses duyulur.
Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir;
ancak
hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu
alır.
"Hemen bu aksam dayını yolluyorum oraya.
Seni alıp gelecek. Adresini ver bakiyim..."
" Mahmut pasa Karakolu’ndayım... Gelirken
kefalet için de biraz
para getirsin yanında..."
"Karakol mu?...Bir de karakola mi düştün
layyynnn? Ne yaptın?...."
"Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba
kiralayıp dolaşmaya çıktım. O
kafayla Arnavut köy’de kokoreççi
dükkanına girdim. Ama neyse ki kimse
ölmedi.
Dükkan sahibiyle kiralık araba firmasına
biraz para vermek gerekir sanırım..."
Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta
fenalaşmak ne kelime; adeta
kahrolmuştur.Telefonda kısa bir sessizlik
olur. Kız tekrar konuşmaya
başlar:
"Babacığım. Sakın üzülme. Bütün bunlar bir
şakaydı. Ben sadece
sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla
haykırır: "Canın sağolsun be güzelim,
boşveeerrr. Okul da neymiş? Hiç mühim
değil, tatlı canın sağolsun senin güzelim
benim...."





