Doğuş Pertez
Emekli Yönetici
Kırım Savaşı (Kırım Harbi)
Kırım Savaşı (Kırım Harbi)
Osmanlı Devleti ve müttefikleri İngiltere, Fransa ve Piemento ile Rusya arasında, 1853-1856 yıllarında yapılan savaş. 1800lü yıllarda dünyada iki büyük İslâm devleti vardı. Biri Osmanlı Devleti, diğeri ise, Hindistandaki Gürgâniye (Babür) Hükümdarlığıydı. İslâmiyet'in büyük düşmanı olan İngilizler ise, devamlı bu iki devleti nasıl yok edebileceklerini planlamakla meşguldüler. Önce Gürgâniye Devletini parçalamaya karar verdiler. Böylece hem Asyadaki Müslümanları başsız bırakacaklar, hem de Hindistanın hazinelerine ve ticaretine hakim olacaklardı. Fakat Osmanlı Devletinin, buna mâni olmasından korkuyorlardı. Bunun için, Osmanlı Devletiyle Rusya arasında savaş çıkarmaya çalıştılar. Sıcak denizlere inme hayaliyle yanıp tutuşan Rusyayı devamlı tahrik ettikleri gibi, sadrazam Mustafa Reşid Paşa'yı da kandırarak, Rusyaya karşı düşmanca tavır takınmasını temin ettiler. İngilizlerin asıl maksadını anlayamayan Rus Çarı Birinci Nikola, İngilizlerle, Osmanlı toprakları hakkında görüşmeye karar verdi. 9 Ocak 1853te Sen-Petersburgun kışlık sarayında verilen bir baloda, İngiliz elçisine Osmanlı Devletinin topraklarını paylaşmayı teklif etti. Ancak, İngiltere bu teklifi reddettiği gibi, durumu Bâbıâliye de bildirdi. Bunun üzerine Rusya, Osmanlı Devleti hakkında, tek başına tedbirler almaya kalkıştı. İstanbula prens Mençikofu elçi olarak gönderip, Fransanın Kudüste daha önceleri Katolikler adına sağladığı imtiyazların Ortodokslar için de tatbik edilmesini, Ortodoks tebaanın himayesinin Rusyaya verilmesini istedi. Fakat Mustafa Reşid Paşa, bu teklifleri reddedip meselenin diplomatik yollardan çözümünü önledi. Bunun üzerine Avusturya İmparatorluğu ile Prusya Krallığı, İstanbul ve Petersburga kendi hakemliklerinde bir konferans toplanıp savaşın önlenmesini teklif ettiler. Rusya, bu teklifi kabul ettiği halde Mustafa Reşid Paşa, İngilizlerin tahriki ile reddetti. Böylece, iki devlet arasında münasebetler tamamen kesildi. Rusya, savaş ilan etmeden Eflak ve Boğdanı işgal etti. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, 4 Ekim 1853te Rusyaya harp ilan etti.
Tuna cephesinde savaş, Türk topçu ateşiyle başladı (23.10.1853). İlk gün, Ruslar, 300 asker kayıp verdiler. Ömer Paşa, 27 Ekimde Vidinden doğuya doğru Tuna dirseğini geçerek Romanyaya girdi. Kalafatı aldı. Tutrakan ve Yerköyünden de Romanyaya asker sokan Ömer Paşa, Oltenisa meydan muharebesinde, Rus kuvvetlerini bozdu (5.11.1853). Binlerce ölü ve yaralı veren Ruslar, bozgun hâlinde Bükreşe kaçtılar.
Anadolu cephesinde de Müşir Abdülkerim Nâdir Paşa, Kafkasyada harekâtta bulunup, Şeyh Şâmil ile irtibat kurdu. Şeyh Şâmil vasıtasıyla, Kafkasyadaki yerli ahaliden Ruslara karşı destek sağlandı. Fakat, Tuna cephesindeki başarı, bu cephede sağlanamadı. Bunun üzerine Abdülkerim Nâdir Paşanın yerine erkân-ı harbiye reisi olan Ahmed Paşa, cephe kumandanı oldu.
Bu arada Rus Karadeniz Donanması, Sinopta yatan 12 parçalık Türk filosunu bastı (30 Kasım 1853). Filonun tamamı imha edilince, iki binden fazla Osmanlı bahriyelisi şehid oldu. Sinopun Müslüman mahalleleri, bombardıman edilerek tahrip edildi. Birçok sivil de şehid oldu.
Bunun üzerine İngiltere, Rusya ile diplomatik münasebetlerini kesti. Rus çarının, Kudüste Katoliklere karşı Ortodoksları ayaklandırdığını ileri sürerek, Rusların Akdenize inmesini istemeyen Fransayı da yanına alıp, 1854 Martında, Rusyaya resmen savaş ilan etti. İki devlet, Osmanlı Devletinin yanında yer aldı.
Müttefik kuvvetleri, 31 Martta Geliboluda toplandı. İngiliz kuvvetlerine Lord Raglen, Fransız kuvvetlerine Mareşal Arnard, Tuna boyundaki Osmanlı Ordusuna ise Ömer Lütfi Paşa kumanda ediyordu. Ömer Paşa, 17 Nisanda Küçük Eflak ve Sırbistan arasındaki Kalafat Muharebesinde Rus taarruzunu püskürtüp, düşmanı Karayovaya kadar :-):-):-):-)en kilometre kovaladı. Müttefik donanmasına Odesadan ateş edilmesi üzerine, şehir topa tutuldu. Sekiz gemilik müttefik filosu on beş Rus gemisini batırıp, istihkâm ve tahkimatlarını, mühimmat depolarını, tersane tesislerini tahrip ederek on üç gemiyi de ele geçirdi.
15 Mayısta Ruslar, Güney Dobrucada mühim bir Türk kalesi olan Silistreyi muhasaraya başladılar. 80 000 kişilik Rus ordusu, kaleyi savunmakta olan Musa Paşanın emrindeki 10 000 kişilik kuvvet karşısında bozguna uğradı. 41 gün içinde yaralanma ve ölüm sebebiyle birkaç defa kumandan değiştirmek zorunda kalan Ruslar, 25 Haziranda 15 bin ölü, 25 000 yaralı vererek muhasarayı kaldırdılar. Ömer Paşanın kuvvetleri karşısında da duramayan Ruslar, 6000 kayıp verdikten sonra Romanyayı boşaltıp Boğdana çekildiler. Rus kuvvetlerinin yerine, 6 Ağustosta Türk kuvvetleri girdi. Rus zulmünden bıkan Romanyalılar, Osmanlı kuvvetlerini sevinçle karşılayıp büyük merasimler tertip ettiler. Hıristiyan olmalarına rağmen, Büyük Bükreş kilisesinde dua edip, Osmanlı hakimiyetinde bulunmalarına sevinçle şükrettiler.
Osmanlı Devleti ve müttefikleri, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile antlaşma yapıp, Eflak, Boğdan ve Tunanın güvenliğini bunlara vererek Kırıma saldırmaya karar verdiler. İngiliz ve Fransız donanması, Baltıka açılıp Rusları taciz etti. Temmuz ayından beri Varnada bulunan 55 000 kişilik müttefik kuvvetleri, Eylül ayında Kırıma hareket etti. 14 Eylül 1854de, Kırıma çıkarma yapıldı.
Müttefik kuvvetlerin hedefi, Rusların Karadenizdeki en kuvvetli ve müstahkem liman şehri Sivastopoldu. 19 Eylülde Eskihisar mevkiinden hareket eden müttefik kuvvetleri, Prens Mençikof idaresindeki 50 000 Rus askeri ile Almada muharebeye tutuştu. Rus kuvvetleri beş bin ölü, on iki bin yaralı verip, bozguna uğrayarak Sivastopola çekildi. Orada çok çetin bir savunmaya başladılar. Sivastopolu kuşatan müttefik kuvvetler, şehir yakınındaki Balaklava limanını işgal ettiler. 25 Ekimde Balaklava ve 5 Kasımda İnkerman savaşlarında Ruslar, 90 000 askerle savaşmalarına rağmen, Osmanlı kuvvetlerinin kahramanca çarpışması sebebiyle yenildiler. Bu yenilgileri hazmedemeyen Prens Mençikof, kederinden ölünce, yerine general Gorçokof atandı.
Tuna cephesinde Rusları bozguna uğratıp, bu taraftan gelebilecek tehlikeleri bertaraf eden Ömer Paşa, Şubat başında Kırıma gelip, 17 Şubat 1855te Gözleve Meydan Muharebesinde, Rus ordusunu bozdu.
Bu arada Rus Çarı Birinci Nikola ölmüş, yerine oğlu İkinci Aleksandr geçmişti. Kırımda bulunan toplam müttefik kuvveti 202 000 kişiye ulaşmış, Osmanlı Devletiyle yaptığı antlaşma ile, Sardunya Krallığı da müttefiklerin yanında savaşa girip, 16 000 askerini Kırıma göndermişti.
24 Mayısta Kerçi ve 28 Mayısta Anapayı alan müttefik kuvvetleri, 7 Haziranda Sivastopola yaptıkları umumî taarruzla, Ruslara 20 000 asker zayiat verdirip, 73 top ele geçirdiler. Müttefik kuvvetlerin verdiği kayıp, 5000 idi.
Bu savaşın maddî kaynaklarını karşılamakta güçlük çeken Osmanlı Devleti, Mustafa Reşid Paşanın sadareti zamanında ilk defa dış borçlanmaya girdi. İngiltere ve Fransadan 5.000.000 altın borç alındı. Bundan sonra, dış borçlanmanın sonu gelmeyecek ve 20 yıl geçmeden, Türk maliyesi, iflasın eşiğine adım atacaktır.
Müttefikler 1855 baharında büyük hazırlık yaparak Kırımın asker, mühimmat ve erzak stokunu takviye ettiler. Komuta kademesinde de değişiklik oldu. Fransız kuvvetlerinin başına general Peli***r, Lord Raglanın hastalıktan ölmesiyle de yerine İngiliz generali Simson tayin edildi. 24 Mayısta Rusların Sivastopola asker sevkiyatı yaptığı stratejik önemi olan Kerç Boğazına müttefiklerin asker çıkartmasıyla harekât başladı. Buharlı savaş gemilerinden meydana gelen yirmi iki gemilik filo, Azak Denizine gönderildi. Rusların Karadeniz sahilleri işgal edilerek, pek çok kayıp verdirildi.
Yaz boyu bütün şiddetiyle devam eden çarpışmalardan sonra, Sivastopola karşı umumi hücuma geçildi. Ruslar, büyük yardım almalarına rağmen 8 Eylülde Malakit istihkâmlarının zapt edilmesi üzerine, dayanamayacaklarını anlayıp, şehri terk etmeye başladılar. Müttefik kuvvetleri, 9 Eylülde Sivastopola girdiler. 11 ay süren kuşatma çok kanlı olmuş, iki taraf da büyük kayıp vermiş ve Sivastopol harabeye dönmüştü.
Müttefikler, harekâta devamla Kılburnu Zaferini kazanıp, Özi Kalesini zaptettiler. Bu cephede de Rusların savaşacak gücü kalmadı.
Kafkas cephesinde ise, Ruslar, Doğubeyazıt'ı alarak Karsı kuşattılar (15 Temmuz 1855). Karsın tahkimatı pek iyi olmamasına rağmen, Müşir Mehmed Vâsıf Paşa, 15 000 askeriyle 40 000 kişilik Rus kuvvetlerine başarıyla karşı koydu. Devamlı takviye alan Ruslar, 29 Eylülde umumî taarruz yapıp, 7000 ölü 10 000 yaralı verdilerse de geri çekilmediler. Kırımda savaşın bitmesinden yararlanan Ömer Paşa, Kafkas cephesine yardım için Sohumkaleye çıktı. İngur Meydan Muharebesinde Rus ordusunu dağıttı (6 Kasım 1855) ve Kars üzerine yürüdü. Fakat uzun süredir ikmal alamayan Kars, açlıktan düştü (28 Kasım 1855).
Karsın düşmesiyle harp fiilen bitti ise de, Ruslar sulha yanaşmadı. Ancak Avusturyanın ültimatomu üzerine sulhu kabul etti. 1856 Şubat ayında Viyana protokolü ile sulhun ana hatları kabul edildi ve savaş sona erdi. Savaşa askerî güçleriyle yardım eden İngiltere ve Fransa, bu yardımlarına karşılık Osmanlı Devletinden, Tanzimat fermanını teyid eden ve onu tamamlayan Islahat fermanının yayınlanmasını istediler. Devrin sadrazamı Âlî Paşa ile Fransız ve İngiliz elçilerinin ortaklaşa hazırladıkları yeni ferman, antlaşma imzalanmadan önce ilan edildi. Binlerce şehid, dayanılmaz malî külfet ve sıkıntılara mâl olan başarıların meyvesini Osmanlılar değil, göstermelik olarak savaşa giren Osmanlı müttefikleri topladı. Osmanlı Devletinin iç ve dış siyasetinde yabancı müdahalesine her zaman açık kapı bırakan bu ferman, Osmanlı toplumu ve ekonomisini Avrupa ekonomisinin nüfuz sahası içine sokarak bağımlı hâle getirdi. Bu ferman sayesinde çeşitli mezheplere bağlı Hıristiyan tebaaya, Rusların harp öncesi teklif ettiği haklardan daha fazlası verildi. Bu fermanın yayınlanmasından sonra görüşmelere Pariste devam edildi. Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya-Macaristan ve Prusyanın katıldığı Paris görüşmeleri 30 Mart 1856da sonuçlandı. (Bkz. Paris Antlaşması)
Kırım Savaşı, Osmanlı Devletinin toprak kaybına sebep olmamasına rağmen, siyasî olarak aleyhine oldu. Devlet iktisaden çöktü. Müttefikler kârlı çıktı. Osmanlı Devletini Rusya ile meşgul eden İngiltere, az bir kuvvetle savaşa girip asıl maksadını gizledi ve büyük devletlerin dikkatini o yöne çekerek Hindistandaki Gürgâniyye (Babürlüler) Devletini yıktı. Topraklarını işgal ederek, Hindistan hazinelerine sahip oldu ve ticaretini geliştirdi. Ayrıca, Ortadoğu ve Hindistan yolunda rakibi olan Rusyayı, Osmanlı'yla çatıştırarak zayıflattı. Islahat fermanıyla gayrimüslimlere verilen haklar sonunda, birçok yerde bağımsızlık hareketlerinin çıkmasına sebep olundu. Fransa ise, Ortadoğuyu karıştırarak günümüze kadar süren hadiselere sebebiyet verdi. İtalya, müttefiklerden siyasî yardım alarak birliğini kuvvetlendirip, tamamladı. Rusya, savaştan mağlup ayrılmasına rağmen, antlaşmaya aykırı hareket edip, büyük idealini önce siyasî olarak, sonra da her türlü hareketlere teşebbüs ederek devam ettirdi.
Osmanlı Devleti ve müttefikleri İngiltere, Fransa ve Piemento ile Rusya arasında, 1853-1856 yıllarında yapılan savaş. 1800lü yıllarda dünyada iki büyük İslâm devleti vardı. Biri Osmanlı Devleti, diğeri ise, Hindistandaki Gürgâniye (Babür) Hükümdarlığıydı. İslâmiyet'in büyük düşmanı olan İngilizler ise, devamlı bu iki devleti nasıl yok edebileceklerini planlamakla meşguldüler. Önce Gürgâniye Devletini parçalamaya karar verdiler. Böylece hem Asyadaki Müslümanları başsız bırakacaklar, hem de Hindistanın hazinelerine ve ticaretine hakim olacaklardı. Fakat Osmanlı Devletinin, buna mâni olmasından korkuyorlardı. Bunun için, Osmanlı Devletiyle Rusya arasında savaş çıkarmaya çalıştılar. Sıcak denizlere inme hayaliyle yanıp tutuşan Rusyayı devamlı tahrik ettikleri gibi, sadrazam Mustafa Reşid Paşa'yı da kandırarak, Rusyaya karşı düşmanca tavır takınmasını temin ettiler. İngilizlerin asıl maksadını anlayamayan Rus Çarı Birinci Nikola, İngilizlerle, Osmanlı toprakları hakkında görüşmeye karar verdi. 9 Ocak 1853te Sen-Petersburgun kışlık sarayında verilen bir baloda, İngiliz elçisine Osmanlı Devletinin topraklarını paylaşmayı teklif etti. Ancak, İngiltere bu teklifi reddettiği gibi, durumu Bâbıâliye de bildirdi. Bunun üzerine Rusya, Osmanlı Devleti hakkında, tek başına tedbirler almaya kalkıştı. İstanbula prens Mençikofu elçi olarak gönderip, Fransanın Kudüste daha önceleri Katolikler adına sağladığı imtiyazların Ortodokslar için de tatbik edilmesini, Ortodoks tebaanın himayesinin Rusyaya verilmesini istedi. Fakat Mustafa Reşid Paşa, bu teklifleri reddedip meselenin diplomatik yollardan çözümünü önledi. Bunun üzerine Avusturya İmparatorluğu ile Prusya Krallığı, İstanbul ve Petersburga kendi hakemliklerinde bir konferans toplanıp savaşın önlenmesini teklif ettiler. Rusya, bu teklifi kabul ettiği halde Mustafa Reşid Paşa, İngilizlerin tahriki ile reddetti. Böylece, iki devlet arasında münasebetler tamamen kesildi. Rusya, savaş ilan etmeden Eflak ve Boğdanı işgal etti. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, 4 Ekim 1853te Rusyaya harp ilan etti.
Tuna cephesinde savaş, Türk topçu ateşiyle başladı (23.10.1853). İlk gün, Ruslar, 300 asker kayıp verdiler. Ömer Paşa, 27 Ekimde Vidinden doğuya doğru Tuna dirseğini geçerek Romanyaya girdi. Kalafatı aldı. Tutrakan ve Yerköyünden de Romanyaya asker sokan Ömer Paşa, Oltenisa meydan muharebesinde, Rus kuvvetlerini bozdu (5.11.1853). Binlerce ölü ve yaralı veren Ruslar, bozgun hâlinde Bükreşe kaçtılar.
Anadolu cephesinde de Müşir Abdülkerim Nâdir Paşa, Kafkasyada harekâtta bulunup, Şeyh Şâmil ile irtibat kurdu. Şeyh Şâmil vasıtasıyla, Kafkasyadaki yerli ahaliden Ruslara karşı destek sağlandı. Fakat, Tuna cephesindeki başarı, bu cephede sağlanamadı. Bunun üzerine Abdülkerim Nâdir Paşanın yerine erkân-ı harbiye reisi olan Ahmed Paşa, cephe kumandanı oldu.
Bu arada Rus Karadeniz Donanması, Sinopta yatan 12 parçalık Türk filosunu bastı (30 Kasım 1853). Filonun tamamı imha edilince, iki binden fazla Osmanlı bahriyelisi şehid oldu. Sinopun Müslüman mahalleleri, bombardıman edilerek tahrip edildi. Birçok sivil de şehid oldu.
Bunun üzerine İngiltere, Rusya ile diplomatik münasebetlerini kesti. Rus çarının, Kudüste Katoliklere karşı Ortodoksları ayaklandırdığını ileri sürerek, Rusların Akdenize inmesini istemeyen Fransayı da yanına alıp, 1854 Martında, Rusyaya resmen savaş ilan etti. İki devlet, Osmanlı Devletinin yanında yer aldı.
Müttefik kuvvetleri, 31 Martta Geliboluda toplandı. İngiliz kuvvetlerine Lord Raglen, Fransız kuvvetlerine Mareşal Arnard, Tuna boyundaki Osmanlı Ordusuna ise Ömer Lütfi Paşa kumanda ediyordu. Ömer Paşa, 17 Nisanda Küçük Eflak ve Sırbistan arasındaki Kalafat Muharebesinde Rus taarruzunu püskürtüp, düşmanı Karayovaya kadar :-):-):-):-)en kilometre kovaladı. Müttefik donanmasına Odesadan ateş edilmesi üzerine, şehir topa tutuldu. Sekiz gemilik müttefik filosu on beş Rus gemisini batırıp, istihkâm ve tahkimatlarını, mühimmat depolarını, tersane tesislerini tahrip ederek on üç gemiyi de ele geçirdi.
15 Mayısta Ruslar, Güney Dobrucada mühim bir Türk kalesi olan Silistreyi muhasaraya başladılar. 80 000 kişilik Rus ordusu, kaleyi savunmakta olan Musa Paşanın emrindeki 10 000 kişilik kuvvet karşısında bozguna uğradı. 41 gün içinde yaralanma ve ölüm sebebiyle birkaç defa kumandan değiştirmek zorunda kalan Ruslar, 25 Haziranda 15 bin ölü, 25 000 yaralı vererek muhasarayı kaldırdılar. Ömer Paşanın kuvvetleri karşısında da duramayan Ruslar, 6000 kayıp verdikten sonra Romanyayı boşaltıp Boğdana çekildiler. Rus kuvvetlerinin yerine, 6 Ağustosta Türk kuvvetleri girdi. Rus zulmünden bıkan Romanyalılar, Osmanlı kuvvetlerini sevinçle karşılayıp büyük merasimler tertip ettiler. Hıristiyan olmalarına rağmen, Büyük Bükreş kilisesinde dua edip, Osmanlı hakimiyetinde bulunmalarına sevinçle şükrettiler.
Osmanlı Devleti ve müttefikleri, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile antlaşma yapıp, Eflak, Boğdan ve Tunanın güvenliğini bunlara vererek Kırıma saldırmaya karar verdiler. İngiliz ve Fransız donanması, Baltıka açılıp Rusları taciz etti. Temmuz ayından beri Varnada bulunan 55 000 kişilik müttefik kuvvetleri, Eylül ayında Kırıma hareket etti. 14 Eylül 1854de, Kırıma çıkarma yapıldı.
Müttefik kuvvetlerin hedefi, Rusların Karadenizdeki en kuvvetli ve müstahkem liman şehri Sivastopoldu. 19 Eylülde Eskihisar mevkiinden hareket eden müttefik kuvvetleri, Prens Mençikof idaresindeki 50 000 Rus askeri ile Almada muharebeye tutuştu. Rus kuvvetleri beş bin ölü, on iki bin yaralı verip, bozguna uğrayarak Sivastopola çekildi. Orada çok çetin bir savunmaya başladılar. Sivastopolu kuşatan müttefik kuvvetler, şehir yakınındaki Balaklava limanını işgal ettiler. 25 Ekimde Balaklava ve 5 Kasımda İnkerman savaşlarında Ruslar, 90 000 askerle savaşmalarına rağmen, Osmanlı kuvvetlerinin kahramanca çarpışması sebebiyle yenildiler. Bu yenilgileri hazmedemeyen Prens Mençikof, kederinden ölünce, yerine general Gorçokof atandı.
Tuna cephesinde Rusları bozguna uğratıp, bu taraftan gelebilecek tehlikeleri bertaraf eden Ömer Paşa, Şubat başında Kırıma gelip, 17 Şubat 1855te Gözleve Meydan Muharebesinde, Rus ordusunu bozdu.
Bu arada Rus Çarı Birinci Nikola ölmüş, yerine oğlu İkinci Aleksandr geçmişti. Kırımda bulunan toplam müttefik kuvveti 202 000 kişiye ulaşmış, Osmanlı Devletiyle yaptığı antlaşma ile, Sardunya Krallığı da müttefiklerin yanında savaşa girip, 16 000 askerini Kırıma göndermişti.
24 Mayısta Kerçi ve 28 Mayısta Anapayı alan müttefik kuvvetleri, 7 Haziranda Sivastopola yaptıkları umumî taarruzla, Ruslara 20 000 asker zayiat verdirip, 73 top ele geçirdiler. Müttefik kuvvetlerin verdiği kayıp, 5000 idi.
Bu savaşın maddî kaynaklarını karşılamakta güçlük çeken Osmanlı Devleti, Mustafa Reşid Paşanın sadareti zamanında ilk defa dış borçlanmaya girdi. İngiltere ve Fransadan 5.000.000 altın borç alındı. Bundan sonra, dış borçlanmanın sonu gelmeyecek ve 20 yıl geçmeden, Türk maliyesi, iflasın eşiğine adım atacaktır.
Müttefikler 1855 baharında büyük hazırlık yaparak Kırımın asker, mühimmat ve erzak stokunu takviye ettiler. Komuta kademesinde de değişiklik oldu. Fransız kuvvetlerinin başına general Peli***r, Lord Raglanın hastalıktan ölmesiyle de yerine İngiliz generali Simson tayin edildi. 24 Mayısta Rusların Sivastopola asker sevkiyatı yaptığı stratejik önemi olan Kerç Boğazına müttefiklerin asker çıkartmasıyla harekât başladı. Buharlı savaş gemilerinden meydana gelen yirmi iki gemilik filo, Azak Denizine gönderildi. Rusların Karadeniz sahilleri işgal edilerek, pek çok kayıp verdirildi.
Yaz boyu bütün şiddetiyle devam eden çarpışmalardan sonra, Sivastopola karşı umumi hücuma geçildi. Ruslar, büyük yardım almalarına rağmen 8 Eylülde Malakit istihkâmlarının zapt edilmesi üzerine, dayanamayacaklarını anlayıp, şehri terk etmeye başladılar. Müttefik kuvvetleri, 9 Eylülde Sivastopola girdiler. 11 ay süren kuşatma çok kanlı olmuş, iki taraf da büyük kayıp vermiş ve Sivastopol harabeye dönmüştü.
Müttefikler, harekâta devamla Kılburnu Zaferini kazanıp, Özi Kalesini zaptettiler. Bu cephede de Rusların savaşacak gücü kalmadı.
Kafkas cephesinde ise, Ruslar, Doğubeyazıt'ı alarak Karsı kuşattılar (15 Temmuz 1855). Karsın tahkimatı pek iyi olmamasına rağmen, Müşir Mehmed Vâsıf Paşa, 15 000 askeriyle 40 000 kişilik Rus kuvvetlerine başarıyla karşı koydu. Devamlı takviye alan Ruslar, 29 Eylülde umumî taarruz yapıp, 7000 ölü 10 000 yaralı verdilerse de geri çekilmediler. Kırımda savaşın bitmesinden yararlanan Ömer Paşa, Kafkas cephesine yardım için Sohumkaleye çıktı. İngur Meydan Muharebesinde Rus ordusunu dağıttı (6 Kasım 1855) ve Kars üzerine yürüdü. Fakat uzun süredir ikmal alamayan Kars, açlıktan düştü (28 Kasım 1855).
Karsın düşmesiyle harp fiilen bitti ise de, Ruslar sulha yanaşmadı. Ancak Avusturyanın ültimatomu üzerine sulhu kabul etti. 1856 Şubat ayında Viyana protokolü ile sulhun ana hatları kabul edildi ve savaş sona erdi. Savaşa askerî güçleriyle yardım eden İngiltere ve Fransa, bu yardımlarına karşılık Osmanlı Devletinden, Tanzimat fermanını teyid eden ve onu tamamlayan Islahat fermanının yayınlanmasını istediler. Devrin sadrazamı Âlî Paşa ile Fransız ve İngiliz elçilerinin ortaklaşa hazırladıkları yeni ferman, antlaşma imzalanmadan önce ilan edildi. Binlerce şehid, dayanılmaz malî külfet ve sıkıntılara mâl olan başarıların meyvesini Osmanlılar değil, göstermelik olarak savaşa giren Osmanlı müttefikleri topladı. Osmanlı Devletinin iç ve dış siyasetinde yabancı müdahalesine her zaman açık kapı bırakan bu ferman, Osmanlı toplumu ve ekonomisini Avrupa ekonomisinin nüfuz sahası içine sokarak bağımlı hâle getirdi. Bu ferman sayesinde çeşitli mezheplere bağlı Hıristiyan tebaaya, Rusların harp öncesi teklif ettiği haklardan daha fazlası verildi. Bu fermanın yayınlanmasından sonra görüşmelere Pariste devam edildi. Osmanlı Devleti, Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya-Macaristan ve Prusyanın katıldığı Paris görüşmeleri 30 Mart 1856da sonuçlandı. (Bkz. Paris Antlaşması)
Kırım Savaşı, Osmanlı Devletinin toprak kaybına sebep olmamasına rağmen, siyasî olarak aleyhine oldu. Devlet iktisaden çöktü. Müttefikler kârlı çıktı. Osmanlı Devletini Rusya ile meşgul eden İngiltere, az bir kuvvetle savaşa girip asıl maksadını gizledi ve büyük devletlerin dikkatini o yöne çekerek Hindistandaki Gürgâniyye (Babürlüler) Devletini yıktı. Topraklarını işgal ederek, Hindistan hazinelerine sahip oldu ve ticaretini geliştirdi. Ayrıca, Ortadoğu ve Hindistan yolunda rakibi olan Rusyayı, Osmanlı'yla çatıştırarak zayıflattı. Islahat fermanıyla gayrimüslimlere verilen haklar sonunda, birçok yerde bağımsızlık hareketlerinin çıkmasına sebep olundu. Fransa ise, Ortadoğuyu karıştırarak günümüze kadar süren hadiselere sebebiyet verdi. İtalya, müttefiklerden siyasî yardım alarak birliğini kuvvetlendirip, tamamladı. Rusya, savaştan mağlup ayrılmasına rağmen, antlaşmaya aykırı hareket edip, büyük idealini önce siyasî olarak, sonra da her türlü hareketlere teşebbüs ederek devam ettirdi.
