Haydar
Emekli Yönetici
Kemik erimesi (osteoporoz) ve korunma yolları
Kemik doku yoğunluğunun azalması nedeniyle kemiklerde dayanıklılığının azalması ve kemik kalitesinin düşmesi olarak da tarif edilen osteoporoz (kemik erimesi) ilerledikçe kemiklerin kırılganlık dereceleri ve
hassasiyetleri de artış göstermektedir. Osteoporoz ciddi ve sinsi bir hastalıktır. Bu
yüzden kemik erimesi, zamanında yakalanıp
önlenmezse sakatlıklara ve ölüme neden olur.
Dünyada kalp-damar hastalıkları ve kanserden
sonra bilinen 3. ölüm nedeninin osteoporoz
olduğu bildirilmiştir. Menopozda olan kadınlar yaşamlarının geri
kalan kısımlarında osteoporoza bağlı % 50′lik
bir kemik kırığı riski ile karşı karşıyadırlar.
Osteoporoz 3 kadına karşılık 1 erkekte görür ve
yaşlılıkta daha çok rastlanan bu hastalık tek
başına yaşlılık hastalığı değildir. Kemikler de kalp, beyin gibi canlı ve sürekli
yapılanan bir sistemdir. 30 yaşına kadar kemik
yapısı ilerler ve 30 yaşında doruk noktasına
ulaşılır. 30 yaşında yeterli kemik kütlesine
ulaşılmaması halinde hastalık ortaya çıkmaya
başlar. Bu yüzden, kemiklerin korunmasında ve güçlü olmasında birinci adım beslenmedir. 45
yaşından sonraysa kemik kayıp hızı, artmaya
başlar. 30-35 yaşına kadar kemik
yoğunluğunu en üst seviyeye taşıyabilirsek,
ileride yaşanacak yıkımın tahribatını da en aza
indirebilir ve osteoporozun önüne geçebiliriz. Anne karnından itibaren beslenmeye özen gösterilmeli Bebeklikten, hatta anne karnından itibaren
doğacak çocuğun geleceği düşünülerek doğru
beslenilmesi lazım. Kalsiyumun, yaşam boyunca
yeterli miktarda alınması, kemik dokusunu en
üst seviyeye çıkaracağından bu yıkımın etkisini
zayıflatır. Ayrıca fiziksel aktiviteler, kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bütün bunlara karşın yine
de genetik gibi diğer bazı faktörler nedeniyle
hastalık ortaya çıkabilir. O zaman da
uygulanacak tedaviyle yıkım önlenebilir. Osteoporotik kemik hem kütlesini kaybetmiş
hem de iç yapısı bozulmuş bir kemiktir.
Kaybolan kemiği tekrar yerine koymak oldukça
zor, pahalı ve uzun zaman alan bir olaydır,
dolayısı ile risk faktörlerini belirlemek ve
osteoporozu önlemek gelişmiş bir osteoporozu tedavi etmekten daha kolaydır. Kemik erimesi için önemli risk faktörleri… - Kadın olmak. - 50 yaşın üstünde olmak (Yaş arttıkça
yoğunluğunu kaybeden kemikler zayıflar). - Menopoza girmiş olmak (Menopoza girmiş
kadınların ortalama üçte birinde osteoporoz
gelişmektedir ki, bunun sorumlusu östrojen
düzeyindeki azalmadır) - Erken menopoza girmek veya yumurtalıkların
operasyon ile alınmasını takiben cerrahi
(yapay) menopoza girmek. - Erkeklerde erkek cinsiyet hormonu olan
testosterondaki azalma ile kemik kütlesi de
azalabilmektedir (Erkeklerde gonad
fonksiyonunun; işlevinin herhangi bir nedenle
azalması osteoporoza bağlı kırıklara yol
açabilmektedir). - Düşük kalsiyum içeren yiyeceklerle beslenme
ve vitamin D eksikliği - Fiziksel aktivitenin, hareketliliğin ve egzersizin
az olması, (egzersizin kemik kütlesini arttırdığı,
kemiği kuvvetlendirdiği kanıtlanmıştır). - Ailede osteoporozlu kimselerin bulunması
(kırıklara yatkınlığın bir kısmı kalıtsaldır;
annelerinde omurga kırığı öyküsü olan genç
kadınlarda da kemik kütlesinde azalmaya
rastlanmaktadır) - Kısa boylu, ince yapılı kişiler iri yapılı, kilolu
kişilere göre daha fazla osteoporoz riski
taşımaktadırlar. - Beyaz tenli, açık renk gözlü olmak. - Sigara içmek. - Alkollü, kolalı ve kafeinli içecekleri çok fazla
tüketmek. - Bazı ilaçları uzun süreden beri veya yüksek
dozlarda kullanıyor olmak (örneğin;
kortikosteroidler, lityum, alüminyum,
antikonvülzanlar, antiasitler, antikoagülanlar,
siklosporin, tiroid ilaçları ve bazı kanser ilaçları gibi). - Bazı hastalıkların olması. Örneğin; şeker
hastalığı, tiroid veya paratiroid bezinin fazla
çalışması, mide-barsak operasyonu geçirmiş
olmak, uzun süren hareketsizlik, felçler, bazı
romatizmal hastalıklar ve diğer bazı endokrin
(hormonal) hastalıklar osteoporoza neden olabilmektedirler. Bütün bu nedenlerden dolayı osteoporoz
hastalığının sebebinin araştırılmasında
tanısında takibinde sadece muayene yeterli
değildir; film, kemik yoğunluğu ölçümleri, kan
ve idrar incelemeleri de gerekmektedir. Kemik erimesinin belirtileri - Bel ve sırt ağrısı
- Boyda kısalma, omurgada kırık
- Sırtta kamburlaşma, omuzlarda yuvarlaklaşma
- El bileğinde kırık
- Kaburga kırıkları
- Kalça kemiğinde kırık Hastalığın önüne geçmek için bol sebze ve süt
ürünleri tüketilmesi gereklidir. Peynir, lor,
yoğurt, süt ve bol sebze sofradan eksik
edilmemelidir. Günde 15-20 dakika mutlak
surette güneşte kalınmalı ve egzersiz
yapılmalıdır. Egzersiz günde en azından yarım saat tempolu yürüyüş şeklinde olabilir. Osteoporozda tanı kemik mineral yoğunluğu
ölçümü ile konur. Osteoporozun tipini
belirlemek için bununla birlikte kan biyokimya
değerleri araştırılmalıdır. Erken tanı konması son derece önemlidir Tedavide;
- Yaşam tarzında değişiklikler yaparak düşmeyi
azaltacak önlemler almak,
- Doktorunuzca önerilen egzersiz programlarını
uygulamaya çalışmak,
- Beslenme şeklinizi önerilen şekilde düzenlemek,
- İlaçlarınızı düzenli kullanmak ve yine düzenli
doktor kontrolüne gitmek,
- Osteoporozun önlenebilen ve tedavi
edilebilen bir hastalık olduğunu bilmek
gerekmektedir. Prof. Dr. Fikret Tüzün
hassasiyetleri de artış göstermektedir. Osteoporoz ciddi ve sinsi bir hastalıktır. Bu
yüzden kemik erimesi, zamanında yakalanıp
önlenmezse sakatlıklara ve ölüme neden olur.
Dünyada kalp-damar hastalıkları ve kanserden
sonra bilinen 3. ölüm nedeninin osteoporoz
olduğu bildirilmiştir. Menopozda olan kadınlar yaşamlarının geri
kalan kısımlarında osteoporoza bağlı % 50′lik
bir kemik kırığı riski ile karşı karşıyadırlar.
Osteoporoz 3 kadına karşılık 1 erkekte görür ve
yaşlılıkta daha çok rastlanan bu hastalık tek
başına yaşlılık hastalığı değildir. Kemikler de kalp, beyin gibi canlı ve sürekli
yapılanan bir sistemdir. 30 yaşına kadar kemik
yapısı ilerler ve 30 yaşında doruk noktasına
ulaşılır. 30 yaşında yeterli kemik kütlesine
ulaşılmaması halinde hastalık ortaya çıkmaya
başlar. Bu yüzden, kemiklerin korunmasında ve güçlü olmasında birinci adım beslenmedir. 45
yaşından sonraysa kemik kayıp hızı, artmaya
başlar. 30-35 yaşına kadar kemik
yoğunluğunu en üst seviyeye taşıyabilirsek,
ileride yaşanacak yıkımın tahribatını da en aza
indirebilir ve osteoporozun önüne geçebiliriz. Anne karnından itibaren beslenmeye özen gösterilmeli Bebeklikten, hatta anne karnından itibaren
doğacak çocuğun geleceği düşünülerek doğru
beslenilmesi lazım. Kalsiyumun, yaşam boyunca
yeterli miktarda alınması, kemik dokusunu en
üst seviyeye çıkaracağından bu yıkımın etkisini
zayıflatır. Ayrıca fiziksel aktiviteler, kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bütün bunlara karşın yine
de genetik gibi diğer bazı faktörler nedeniyle
hastalık ortaya çıkabilir. O zaman da
uygulanacak tedaviyle yıkım önlenebilir. Osteoporotik kemik hem kütlesini kaybetmiş
hem de iç yapısı bozulmuş bir kemiktir.
Kaybolan kemiği tekrar yerine koymak oldukça
zor, pahalı ve uzun zaman alan bir olaydır,
dolayısı ile risk faktörlerini belirlemek ve
osteoporozu önlemek gelişmiş bir osteoporozu tedavi etmekten daha kolaydır. Kemik erimesi için önemli risk faktörleri… - Kadın olmak. - 50 yaşın üstünde olmak (Yaş arttıkça
yoğunluğunu kaybeden kemikler zayıflar). - Menopoza girmiş olmak (Menopoza girmiş
kadınların ortalama üçte birinde osteoporoz
gelişmektedir ki, bunun sorumlusu östrojen
düzeyindeki azalmadır) - Erken menopoza girmek veya yumurtalıkların
operasyon ile alınmasını takiben cerrahi
(yapay) menopoza girmek. - Erkeklerde erkek cinsiyet hormonu olan
testosterondaki azalma ile kemik kütlesi de
azalabilmektedir (Erkeklerde gonad
fonksiyonunun; işlevinin herhangi bir nedenle
azalması osteoporoza bağlı kırıklara yol
açabilmektedir). - Düşük kalsiyum içeren yiyeceklerle beslenme
ve vitamin D eksikliği - Fiziksel aktivitenin, hareketliliğin ve egzersizin
az olması, (egzersizin kemik kütlesini arttırdığı,
kemiği kuvvetlendirdiği kanıtlanmıştır). - Ailede osteoporozlu kimselerin bulunması
(kırıklara yatkınlığın bir kısmı kalıtsaldır;
annelerinde omurga kırığı öyküsü olan genç
kadınlarda da kemik kütlesinde azalmaya
rastlanmaktadır) - Kısa boylu, ince yapılı kişiler iri yapılı, kilolu
kişilere göre daha fazla osteoporoz riski
taşımaktadırlar. - Beyaz tenli, açık renk gözlü olmak. - Sigara içmek. - Alkollü, kolalı ve kafeinli içecekleri çok fazla
tüketmek. - Bazı ilaçları uzun süreden beri veya yüksek
dozlarda kullanıyor olmak (örneğin;
kortikosteroidler, lityum, alüminyum,
antikonvülzanlar, antiasitler, antikoagülanlar,
siklosporin, tiroid ilaçları ve bazı kanser ilaçları gibi). - Bazı hastalıkların olması. Örneğin; şeker
hastalığı, tiroid veya paratiroid bezinin fazla
çalışması, mide-barsak operasyonu geçirmiş
olmak, uzun süren hareketsizlik, felçler, bazı
romatizmal hastalıklar ve diğer bazı endokrin
(hormonal) hastalıklar osteoporoza neden olabilmektedirler. Bütün bu nedenlerden dolayı osteoporoz
hastalığının sebebinin araştırılmasında
tanısında takibinde sadece muayene yeterli
değildir; film, kemik yoğunluğu ölçümleri, kan
ve idrar incelemeleri de gerekmektedir. Kemik erimesinin belirtileri - Bel ve sırt ağrısı
- Boyda kısalma, omurgada kırık
- Sırtta kamburlaşma, omuzlarda yuvarlaklaşma
- El bileğinde kırık
- Kaburga kırıkları
- Kalça kemiğinde kırık Hastalığın önüne geçmek için bol sebze ve süt
ürünleri tüketilmesi gereklidir. Peynir, lor,
yoğurt, süt ve bol sebze sofradan eksik
edilmemelidir. Günde 15-20 dakika mutlak
surette güneşte kalınmalı ve egzersiz
yapılmalıdır. Egzersiz günde en azından yarım saat tempolu yürüyüş şeklinde olabilir. Osteoporozda tanı kemik mineral yoğunluğu
ölçümü ile konur. Osteoporozun tipini
belirlemek için bununla birlikte kan biyokimya
değerleri araştırılmalıdır. Erken tanı konması son derece önemlidir Tedavide;
- Yaşam tarzında değişiklikler yaparak düşmeyi
azaltacak önlemler almak,
- Doktorunuzca önerilen egzersiz programlarını
uygulamaya çalışmak,
- Beslenme şeklinizi önerilen şekilde düzenlemek,
- İlaçlarınızı düzenli kullanmak ve yine düzenli
doktor kontrolüne gitmek,
- Osteoporozun önlenebilen ve tedavi
edilebilen bir hastalık olduğunu bilmek
gerekmektedir. Prof. Dr. Fikret Tüzün
