pro.engineer
Üye
Kaza namazları nasıl kılınır?
Farz bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti
geçtikten sonra kılmaya kaza, bozulan bir
namazı tekrar kılmaya da iade denir. Bir namaz ya bile bile kasden kılınmayıp
kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı
kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak
kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir
günahtır. Böyle bir hareketten uzak
durmalıdır. Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda bir an önce kaza edilmeli,
borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne
zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip
de hazırlıksız yakalarsa âhirete borçlu olarak
gidilmiş olur. Bu şekilde kılınmayan bir namaz her ne
kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş
olunsa da, işlenen günah için ayrıca tevbe
istiğfar edip, Allah'tan af dikmek lâzımdır.
Bunun için hem kaza, hem de tevbe
edilmelidir. Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten
dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da
hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra
fazla vakit geçirmeden kaza edilmelidir. Bazı özürler vardır ki, bu hallerde
kılınmayan namazlar daha sonra kaza
edilmezler. Kadınların âdet ve lohusalık hali,
beş vakit devam eden sar'a veya cinnet hali
bu çeşit özürlerdendir. Zaten âdet gören ve
lohusa olan kadının namaz kılması caiz olmayıp haramdır. Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın
kazası farz, vitir namazının kazası vacip,
sünnetin kazası da sünnettir. Kazası sünnet
olan, yalnız sabah namazının sünnetidir.
Günün sabah namazı kazaya kalmış ise
öğleye kadar kılınınca farzıyla birlikte sünneti de kaza edilir. Öğleden sonraya
kalınca sünnet kılınmaz, sadece farz kaza
edilir. Zamanında kılınamayan bazı vakit
sünnetleri de daha sonra kılınarak kaza
edilir. Meselâ, cemaate yetişmek için öğle
namazının ilk sünneti kılınamadığı takdirde,
farzı kılıp iki rekât sünnetten sonra ayrıca
kılınır. Cuma namazının ilk sünneti hutbeden önce kılınamadığı zaman, yine
Cumanın iki rekât farzından sonra kaza
edilerek kılınır, îki rekât kılınarak yarıda
bırakılan öğlenin ve cumanın ilk sünnetleri
aynen bu şekilde dört rekât olarak kaza
edilir. Bu sünnetlerin dışındaki diğer vakit namazlarının sünnetleri kılınmadıkları
zamanlar kaza edilmezler. Meselâ ikindi ve
yatsı namazının sünnetleri farzdan önce
kılınmadıkları zaman daha sonra kılınmazlar. Kaza namazları, ne şekilde kazaya kalmış
ise aynı şekilde kılınacaktır. Sabah 2, öğle 4, ikindi 4, akşam 3, yatsı 4
ve vitir 3 rekat olarak kaza edilir. Her namaz için belirli bir zaman veya
mekan tayin edilmez. Yani ikindi namazının
kazası ikindi vaktinde kılınır diye bir sınır
yoktur. İstediğiniz zamanda kılınabilir. Kaza
namazını kılarken ikindi namazının yatsıdan
önce veya öğlenin sabahtan sonra kılınması gerekir gibi bir şartta yoktur. Fakat kerahet dediğimiz zamanlarda
kılınmamasına dikkat edilir. Bu vakitler de
güneş doğduktan 45 dk sonraya, Güneş
batmadan 45 dk. Önceye kadar ve Güneş
tam tepede olduğu zaman (öğleye 30 dk.
Kala) namaz kılınması hoş görülmemiştir. Bunların dışındaki bütün zamanlarda kaza
namazı kılnabilir. Kaza namazları nasıl kılınır? Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları
altı vakti bulan veya daha çok olan bir
kimse kaza namazları arasında bir sıra
gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit
namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz.
Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında istediği ve müsait olduğu
her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları
için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde
kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan
sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra
kılınabilir. Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye
gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay
olanı yapmak daha uygundur. Bir kaza
namazı şöyle niyet edilerek kılınır: Meselâ: "Niyet ettim Allah rızası için,
vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle
namazını" yahut "son öğle namazını
kılmaya." Böylece kazaya kalmış olan
namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından
başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde
de belli bir düzene göre geçmiş namazlar
kılınarak azalmış olur. Daha kolay olması bakımından "Üzerimde
olan bir öğle veya ikindi namazını kaza
ediyorum" şeklinde niyet etmek de
yeterlidir. Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman
önce bir ezan okunur, sonra ikamet
getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı
kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi
gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı
ikamet getirmek sünnettir. Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit
olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse,
galip tahminine göre hareket eder. Sayı
bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa,
üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine
varıncaya kadar kılar. Aynı namazları kazaya kalmış olanlar bu
namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı
farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir
cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir. Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı
tercih etmelidir. Şayet bu namazlar
mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa bir
günah sayılacağından bunu teşhir etmek
uygun olmaz.
Alıntıdır
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
Farz bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti
geçtikten sonra kılmaya kaza, bozulan bir
namazı tekrar kılmaya da iade denir. Bir namaz ya bile bile kasden kılınmayıp
kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı
kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak
kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir
günahtır. Böyle bir hareketten uzak
durmalıdır. Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda bir an önce kaza edilmeli,
borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne
zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip
de hazırlıksız yakalarsa âhirete borçlu olarak
gidilmiş olur. Bu şekilde kılınmayan bir namaz her ne
kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş
olunsa da, işlenen günah için ayrıca tevbe
istiğfar edip, Allah'tan af dikmek lâzımdır.
Bunun için hem kaza, hem de tevbe
edilmelidir. Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten
dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da
hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra
fazla vakit geçirmeden kaza edilmelidir. Bazı özürler vardır ki, bu hallerde
kılınmayan namazlar daha sonra kaza
edilmezler. Kadınların âdet ve lohusalık hali,
beş vakit devam eden sar'a veya cinnet hali
bu çeşit özürlerdendir. Zaten âdet gören ve
lohusa olan kadının namaz kılması caiz olmayıp haramdır. Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın
kazası farz, vitir namazının kazası vacip,
sünnetin kazası da sünnettir. Kazası sünnet
olan, yalnız sabah namazının sünnetidir.
Günün sabah namazı kazaya kalmış ise
öğleye kadar kılınınca farzıyla birlikte sünneti de kaza edilir. Öğleden sonraya
kalınca sünnet kılınmaz, sadece farz kaza
edilir. Zamanında kılınamayan bazı vakit
sünnetleri de daha sonra kılınarak kaza
edilir. Meselâ, cemaate yetişmek için öğle
namazının ilk sünneti kılınamadığı takdirde,
farzı kılıp iki rekât sünnetten sonra ayrıca
kılınır. Cuma namazının ilk sünneti hutbeden önce kılınamadığı zaman, yine
Cumanın iki rekât farzından sonra kaza
edilerek kılınır, îki rekât kılınarak yarıda
bırakılan öğlenin ve cumanın ilk sünnetleri
aynen bu şekilde dört rekât olarak kaza
edilir. Bu sünnetlerin dışındaki diğer vakit namazlarının sünnetleri kılınmadıkları
zamanlar kaza edilmezler. Meselâ ikindi ve
yatsı namazının sünnetleri farzdan önce
kılınmadıkları zaman daha sonra kılınmazlar. Kaza namazları, ne şekilde kazaya kalmış
ise aynı şekilde kılınacaktır. Sabah 2, öğle 4, ikindi 4, akşam 3, yatsı 4
ve vitir 3 rekat olarak kaza edilir. Her namaz için belirli bir zaman veya
mekan tayin edilmez. Yani ikindi namazının
kazası ikindi vaktinde kılınır diye bir sınır
yoktur. İstediğiniz zamanda kılınabilir. Kaza
namazını kılarken ikindi namazının yatsıdan
önce veya öğlenin sabahtan sonra kılınması gerekir gibi bir şartta yoktur. Fakat kerahet dediğimiz zamanlarda
kılınmamasına dikkat edilir. Bu vakitler de
güneş doğduktan 45 dk sonraya, Güneş
batmadan 45 dk. Önceye kadar ve Güneş
tam tepede olduğu zaman (öğleye 30 dk.
Kala) namaz kılınması hoş görülmemiştir. Bunların dışındaki bütün zamanlarda kaza
namazı kılnabilir. Kaza namazları nasıl kılınır? Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları
altı vakti bulan veya daha çok olan bir
kimse kaza namazları arasında bir sıra
gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit
namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz.
Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında istediği ve müsait olduğu
her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları
için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde
kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan
sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra
kılınabilir. Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye
gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay
olanı yapmak daha uygundur. Bir kaza
namazı şöyle niyet edilerek kılınır: Meselâ: "Niyet ettim Allah rızası için,
vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle
namazını" yahut "son öğle namazını
kılmaya." Böylece kazaya kalmış olan
namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından
başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde
de belli bir düzene göre geçmiş namazlar
kılınarak azalmış olur. Daha kolay olması bakımından "Üzerimde
olan bir öğle veya ikindi namazını kaza
ediyorum" şeklinde niyet etmek de
yeterlidir. Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman
önce bir ezan okunur, sonra ikamet
getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı
kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi
gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı
ikamet getirmek sünnettir. Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit
olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse,
galip tahminine göre hareket eder. Sayı
bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa,
üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine
varıncaya kadar kılar. Aynı namazları kazaya kalmış olanlar bu
namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı
farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir
cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir. Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı
tercih etmelidir. Şayet bu namazlar
mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa bir
günah sayılacağından bunu teşhir etmek
uygun olmaz.
Alıntıdır
