Haberci
Üye
Karıncaların Dünyasını Bilir Misinz?
Biraz uzun ama bilgi okunarak öğreniliyor
Bugüne kadar karıncaların ne kadar büyük yeteneklere sahip olduğunu, ne kadar akıllı davranışlar gösterdiklerini duymamış olabilirsiniz. Hatta bazılarınız onları, pek bir şey yapmadan bütün gün oradan oraya dolaşan böcekler olarak görüyor olabilir. Ama böyle düşünenler hata yaptıklarını bilmelidirler. Çünkü karıncaların pek çok diğer canlı gibi kendilerine özel bir yaşantıları vardır.
<div align="center"></div>
Yeryüzünde en kalabalık nüfusa sahip canlılardan biri karıncalardır. Her yeni doğan 40 insanın yerine 700 milyon karınca dünyaya gelir. Yani yeryüzündeki karıncaların sayısı insanlardan çok çok daha yüksektir.
Karıncaların aileleri de çok büyüktür. Örneğin sizin muhtemelen 4-5 kişilik bir aileniz vardır. Bir karınca ailesinin sayısı ise kimi zaman milyonlarca olabilir. Şimdi bir düşünün: Sizin milyonlarca kardeşiniz olsa acaba tek bir evde yaşayabilir miydiniz? Elbette böyle bir şey mümkün değildir. Ancak karınca ailelerinin şaşırtıcı özellikleri bununla da bitmez. Onlar milyonlarca olmalarına rağmen birarada yaşarlar ve üstelik hiçbir karışıklık, anlaşmazlık, aksaklıkla karşılaşmazlar. Son derece düzenli ve disiplinli bir yaşamları vardır.
Karınca ailelerinin bazıları toplu olarak terzilik yapar, bazıları tarımla uğraşarak kendi besinlerini yetiştirir, hatta bazıları kendilerinden küçük canlılardan çiftlikler kurarlar.
Tıpkı insanların çiftliklerde inek yetiştirip sütünü kullanmaları gibi, onlar da küçük yaprak bitlerini yetiştirerek onların sütlerinden faydalanır.
<div align="center"></div>
Bir işçi karınca, yuvasına giren bir karıncayı tanımak amacıyla anteniyle onun vücuduna dokunur.
Ve kolonisinden olanla olmayanı, üzerinde taşıdığı özel "koloni koku" sayesinde hemen ayırt edebilir. Yuvaya giren karınca eğer bir yabancıysa, ev sahibi olarak bu davetsiz misafiri içeriye alamaz. Hatta onu uzaklaştırmak için bazen biraz zor kullanmak zorunda da kalabilir.
<div align="center"></div>
koloniler, kraliçe karınca, erkek karıncalar, asker ve işçi karıncalardan oluşur. Üremeyi yani soylarını devam ettirmeyi sağlayan kraliçe ve erkeklerdir. Kraliçe, hepimizden daha iridir. Erkeklerin görevi ise, kraliçenin yeni karıncalar dünyaya getirmesini sağlamaktır.Diğer grup olan askerler, kolonimizin korunması, avlanma, yeni yuva yerleri bulunması gibi görevleri üstlenirler. Son grup ise, işçi karıncalardan oluşur. İşçilerin hepsi yeni karıncalar doğuramayan kısır birer dişidir.
Kraliçe, karıncaya ve yavrularına bakar, onları temizler ve beslerler. Bunun dışında koloninin tüm diğer işleri de işçilerin sorumluluğundadır. Işçiler yuvaları için yeni koridorlar yapar, yiyecek arar ve yuvayı sürekli temizlerler. İşçi ve asker karıncalar da kendi aralarında küçük bölümlere ayrılırlar. Bunlar yetiştiriciler, inşaatçılar, toplayıcılar gibi isimlerle adlandırılırlar. Her grubun farklı bir görevi vardır. Bir grup tamamen düşmanlardan korumaya ya da avlanmaya yönelirken, diğer bir grup yuva yapar, bir diğeri de bakım işleriyle uğraşır.
<div align="center"></div>
Her karınca önce arkadaşlarını sonra kendisini düşünür. Kolonide yiyecek azaldığında, işçi karıncalar hemen "besleyici" karıncalara dönüşürler ve yedek midelerindeki besin maddeleriyle diğerlerini beslemeye başlarlar. Kolonide besin fazlası söz konusu olduğunda ise, hemen bu kimliklerinden sıyrılıp, yeniden işçi karıncalar haline dönüşürler.
Karıncaların yuvası kendilerinin küçük olmasına rağmen şaşırtıcı derecede büyüktür. Ama aynı zamanda da büyük bir karargah gibi düzen vardır. Eğer bir yabancıysan içeri girmen imkansızdır. Çünkü kapılarda güvenlik görevlileri bekler.
İçeride ise çok düzenli ve hiç durmayan bir faaliyet vardır. Binlerce hatta bazen milyonlarca asker ve işçi karınca çok düzenli bir şekilde işlerini yapar. Binaların, içinde çalışmaya son derece uygun şekilde düzenlenmiştir. Her iş için özel bölümler vardır ve bu bölümler, hem asker karıncaların hem de işçi karıncaların çalışmasına en uygun şekilde tasarlanmıştır.
<div align="center"></div>
Ayrıca binalarını inşa ederken her türlü ihtiyacı da düşünürler. Örneğin bu bina yerin altına doğru katlar halinde iner. Bu yüzden güneş ışığından uzaklaşır. Ama bazı bölümlerde de güneş enerjisine ihtiyaç vardır. İşte bu bölümleri de, güneşi en geniş açıyla alabileceği üst kısımlara inşa ederler. Ayrıca sürekli bağlantı içinde olması gereken bölümler de vardır. Bunları da ulaşımın en kolay olacağı şekilde, birbirlerine çok yakın olarak hazırlarlar. Bunların yanısıra fazla maddelerin yığıldığı depolar, binanın yan tarafında ayrı bir bölüm olarak yapılmıştır. İhtiyaçlarını sakladıkları ambarlar ise rahat ulaşabilecek yerlerdedir. Bir de unutmadan, tam binanın ortasında da, gerektiğinde herkezin toplanabileceği geniş bir salon vardır.
<div align="center"></div>
binalar karıncaların boylarına göre çok büyüktür. Ama buna rağmen her zaman eşit bir şekilde ısınır. yuvalarda çok gelişmiş bir ısıtma sistemi vardır. Bu sayede sıcaklık gün boyunca olması gerektiği derecede aynı kalır. Bunu sağlamak için binanın dış kısmını ısıyı geçirmeyecek şekilde çeşitli maddelerle kaplarlar. Kışın soğuk havanın, yazın da sıcak havanın girişini engelleyip istenilen sıcaklık elde edilir.
<div align="center"></div>
Karıncalar her ne kadar birbirlerine benzer görünse de, yaşayışları ve fiziksel özellikleri açısından çok çeşitli türlere ayrılır. Karıncaların aslında yaklaşık 8800 çeşidi vardır. Her çeşidin de kendine özgü özellikleri bulunur. İşte tarım yapanlar da bu türlerimizden bir tanesidir. Bunların diğer adları da "attalar" olan yaprak kesici karıncalardır.
1. Kat: Yuvaya gelen yapraklar küçük parçalara ayrılır
2.Kat: Yaprakları çiğneyerek lapa haline getirirler
3.Kat: Bu lapa yeni odacıklardaki kuru yaprakların üzerine serilir
4.Kat: Diğer odacıklardan aldıkları mantar parçaları bu lapanın üzerine serilir
5.Kat: Kalabalık bir grup bahçeyi temizler, gereksiz maddeleri ayırırlar.
<div align="center"></div>
Karıncaların da dikkatli davranmaları gereken durumlar vardır Örneğin attaların orta boylu işçileri hemen hemen tüm günlerini yuvanın dışında yaprak taşımakla geçirirler. Bu taşıma esnasında kendilerini korumaları zorlaşır; çünkü kendilerini korumaya yarayan çeneleri ile yaprak taşımaktadırlar.
Yaprak taşıyan işçi karıncaların yanlarında sürekli daha küçük boy olan işçiler vardır. Bu işçiler attaların taşıdıkları yaprakların üstlerine çıkarak etrafı gözlerler. Eğer bir düşman saldırısı ile karşılaşırlarsa küçük boylarına aldırış etmeksizin hemen arkadaşlarını korumaya başlarlar.
<div align="center"></div>
Attalar bu yaprakları mantar üretiminde kullanırlar. Onlar yaprakların kendisini yiyemezler. Bunun yerine attaların işçileri bu yaprak parçalarını çiğneyerek bir yığın haline getirirler. Bunları yuvalarının yeraltındaki odalarında saklarlar. Bu odalarda ise yaprakların üzerinde mantar yetiştirirler. Bu şekilde, büyüyen mantarların tomurcuklarından kendileri için gerekli olan besini elde ederler.
Bugüne kadar karıncaların ne kadar büyük yeteneklere sahip olduğunu, ne kadar akıllı davranışlar gösterdiklerini duymamış olabilirsiniz. Hatta bazılarınız onları, pek bir şey yapmadan bütün gün oradan oraya dolaşan böcekler olarak görüyor olabilir. Ama böyle düşünenler hata yaptıklarını bilmelidirler. Çünkü karıncaların pek çok diğer canlı gibi kendilerine özel bir yaşantıları vardır.
<div align="center"></div>
Yeryüzünde en kalabalık nüfusa sahip canlılardan biri karıncalardır. Her yeni doğan 40 insanın yerine 700 milyon karınca dünyaya gelir. Yani yeryüzündeki karıncaların sayısı insanlardan çok çok daha yüksektir.
Karıncaların aileleri de çok büyüktür. Örneğin sizin muhtemelen 4-5 kişilik bir aileniz vardır. Bir karınca ailesinin sayısı ise kimi zaman milyonlarca olabilir. Şimdi bir düşünün: Sizin milyonlarca kardeşiniz olsa acaba tek bir evde yaşayabilir miydiniz? Elbette böyle bir şey mümkün değildir. Ancak karınca ailelerinin şaşırtıcı özellikleri bununla da bitmez. Onlar milyonlarca olmalarına rağmen birarada yaşarlar ve üstelik hiçbir karışıklık, anlaşmazlık, aksaklıkla karşılaşmazlar. Son derece düzenli ve disiplinli bir yaşamları vardır.
Karınca ailelerinin bazıları toplu olarak terzilik yapar, bazıları tarımla uğraşarak kendi besinlerini yetiştirir, hatta bazıları kendilerinden küçük canlılardan çiftlikler kurarlar.
Tıpkı insanların çiftliklerde inek yetiştirip sütünü kullanmaları gibi, onlar da küçük yaprak bitlerini yetiştirerek onların sütlerinden faydalanır.
<div align="center"></div>
Bir işçi karınca, yuvasına giren bir karıncayı tanımak amacıyla anteniyle onun vücuduna dokunur.
Ve kolonisinden olanla olmayanı, üzerinde taşıdığı özel "koloni koku" sayesinde hemen ayırt edebilir. Yuvaya giren karınca eğer bir yabancıysa, ev sahibi olarak bu davetsiz misafiri içeriye alamaz. Hatta onu uzaklaştırmak için bazen biraz zor kullanmak zorunda da kalabilir.
<div align="center"></div>
koloniler, kraliçe karınca, erkek karıncalar, asker ve işçi karıncalardan oluşur. Üremeyi yani soylarını devam ettirmeyi sağlayan kraliçe ve erkeklerdir. Kraliçe, hepimizden daha iridir. Erkeklerin görevi ise, kraliçenin yeni karıncalar dünyaya getirmesini sağlamaktır.Diğer grup olan askerler, kolonimizin korunması, avlanma, yeni yuva yerleri bulunması gibi görevleri üstlenirler. Son grup ise, işçi karıncalardan oluşur. İşçilerin hepsi yeni karıncalar doğuramayan kısır birer dişidir.
Kraliçe, karıncaya ve yavrularına bakar, onları temizler ve beslerler. Bunun dışında koloninin tüm diğer işleri de işçilerin sorumluluğundadır. Işçiler yuvaları için yeni koridorlar yapar, yiyecek arar ve yuvayı sürekli temizlerler. İşçi ve asker karıncalar da kendi aralarında küçük bölümlere ayrılırlar. Bunlar yetiştiriciler, inşaatçılar, toplayıcılar gibi isimlerle adlandırılırlar. Her grubun farklı bir görevi vardır. Bir grup tamamen düşmanlardan korumaya ya da avlanmaya yönelirken, diğer bir grup yuva yapar, bir diğeri de bakım işleriyle uğraşır.
<div align="center"></div>
Her karınca önce arkadaşlarını sonra kendisini düşünür. Kolonide yiyecek azaldığında, işçi karıncalar hemen "besleyici" karıncalara dönüşürler ve yedek midelerindeki besin maddeleriyle diğerlerini beslemeye başlarlar. Kolonide besin fazlası söz konusu olduğunda ise, hemen bu kimliklerinden sıyrılıp, yeniden işçi karıncalar haline dönüşürler.
Karıncaların yuvası kendilerinin küçük olmasına rağmen şaşırtıcı derecede büyüktür. Ama aynı zamanda da büyük bir karargah gibi düzen vardır. Eğer bir yabancıysan içeri girmen imkansızdır. Çünkü kapılarda güvenlik görevlileri bekler.
İçeride ise çok düzenli ve hiç durmayan bir faaliyet vardır. Binlerce hatta bazen milyonlarca asker ve işçi karınca çok düzenli bir şekilde işlerini yapar. Binaların, içinde çalışmaya son derece uygun şekilde düzenlenmiştir. Her iş için özel bölümler vardır ve bu bölümler, hem asker karıncaların hem de işçi karıncaların çalışmasına en uygun şekilde tasarlanmıştır.
<div align="center"></div>
Ayrıca binalarını inşa ederken her türlü ihtiyacı da düşünürler. Örneğin bu bina yerin altına doğru katlar halinde iner. Bu yüzden güneş ışığından uzaklaşır. Ama bazı bölümlerde de güneş enerjisine ihtiyaç vardır. İşte bu bölümleri de, güneşi en geniş açıyla alabileceği üst kısımlara inşa ederler. Ayrıca sürekli bağlantı içinde olması gereken bölümler de vardır. Bunları da ulaşımın en kolay olacağı şekilde, birbirlerine çok yakın olarak hazırlarlar. Bunların yanısıra fazla maddelerin yığıldığı depolar, binanın yan tarafında ayrı bir bölüm olarak yapılmıştır. İhtiyaçlarını sakladıkları ambarlar ise rahat ulaşabilecek yerlerdedir. Bir de unutmadan, tam binanın ortasında da, gerektiğinde herkezin toplanabileceği geniş bir salon vardır.
<div align="center"></div>
binalar karıncaların boylarına göre çok büyüktür. Ama buna rağmen her zaman eşit bir şekilde ısınır. yuvalarda çok gelişmiş bir ısıtma sistemi vardır. Bu sayede sıcaklık gün boyunca olması gerektiği derecede aynı kalır. Bunu sağlamak için binanın dış kısmını ısıyı geçirmeyecek şekilde çeşitli maddelerle kaplarlar. Kışın soğuk havanın, yazın da sıcak havanın girişini engelleyip istenilen sıcaklık elde edilir.
<div align="center"></div>
Karıncalar her ne kadar birbirlerine benzer görünse de, yaşayışları ve fiziksel özellikleri açısından çok çeşitli türlere ayrılır. Karıncaların aslında yaklaşık 8800 çeşidi vardır. Her çeşidin de kendine özgü özellikleri bulunur. İşte tarım yapanlar da bu türlerimizden bir tanesidir. Bunların diğer adları da "attalar" olan yaprak kesici karıncalardır.
1. Kat: Yuvaya gelen yapraklar küçük parçalara ayrılır
2.Kat: Yaprakları çiğneyerek lapa haline getirirler
3.Kat: Bu lapa yeni odacıklardaki kuru yaprakların üzerine serilir
4.Kat: Diğer odacıklardan aldıkları mantar parçaları bu lapanın üzerine serilir
5.Kat: Kalabalık bir grup bahçeyi temizler, gereksiz maddeleri ayırırlar.
<div align="center"></div>
Karıncaların da dikkatli davranmaları gereken durumlar vardır Örneğin attaların orta boylu işçileri hemen hemen tüm günlerini yuvanın dışında yaprak taşımakla geçirirler. Bu taşıma esnasında kendilerini korumaları zorlaşır; çünkü kendilerini korumaya yarayan çeneleri ile yaprak taşımaktadırlar.
Yaprak taşıyan işçi karıncaların yanlarında sürekli daha küçük boy olan işçiler vardır. Bu işçiler attaların taşıdıkları yaprakların üstlerine çıkarak etrafı gözlerler. Eğer bir düşman saldırısı ile karşılaşırlarsa küçük boylarına aldırış etmeksizin hemen arkadaşlarını korumaya başlarlar.
<div align="center"></div>
Attalar bu yaprakları mantar üretiminde kullanırlar. Onlar yaprakların kendisini yiyemezler. Bunun yerine attaların işçileri bu yaprak parçalarını çiğneyerek bir yığın haline getirirler. Bunları yuvalarının yeraltındaki odalarında saklarlar. Bu odalarda ise yaprakların üzerinde mantar yetiştirirler. Bu şekilde, büyüyen mantarların tomurcuklarından kendileri için gerekli olan besini elde ederler.
