Karım beni 4 erkekle aldattı

Sponsorlu Bağlantılar

Romantik Prens

Romantik Prens

Üye
    Konu Sahibi
Karım beni 4 erkekle aldattı

İşadamı Onur Ağım, boşanma karşılığında 1 milyar dolarlık servetinin yarısını isteyen eşi Burcu Ağım'ın kendisini 3'ü yabancı 4 erkekle aldattığını öne sürdü.
İstanbul Levent'teki Metrocity'nin ortağı Onur Ağım ile eşi Burcu Ağım arasındaki boşanma davasında şok bir gelişme yaşandı. Onur Ağım, eşi tarafından 4 erkekle aldatıldığını öne sürüp, telefon kayıtları ve fotoğrafları içeren bir takım belgeleri mahkemeye delil olarak sundu.



Şikayet dilekçesinde Ağım'ın avukatı şu iddialara yer verdi:
Burcu'nun bilgisayarında elde edilen e-maillerde Adana'da daha öğrencilik yıllarında sevgilisi olduğu anlaşılan Oğuzhan F. ile ilişkisini evliyken de sürdürdüğü, bu kişiye gönderdiği e-mailde açıkça ortaya çıkmıştır. 2005 şubatında yeni bir ilişkiye başlamıştır. Bu kişi Karl Heinz K.dır. Ona gönderdiği e-maillerde eski sevgilisiyle ilişkisini bitirmek istediğini belirtmiştir. Maillerde eski sevgilinin bu karara çok sinirlendiği görülmektedir. 9 Mayıs 2005 tarihli bir e-mailde Burcu Ağım “bay hiç kimse” diye söz ederek kocasına nasıl bir gözle baktığını da ortaya koymuştur. 27 Mart 2005 tarihinde bay K.'ya yollanan e mailde, K.'nın o gün İstanbul'dan Almanya'ya gittiği, bir gün önce ise çiftin birlikte olduğu, o tarihte çekilen resimlerdeki “olağan fiziksel temastan” öte yakın duruş ve yüz ifadeleriyle ortaya çıkmaktadır. Bay K. tarafından yollanan 20 şubat tarihli bir başka e-mailde ise “Kedimin fotoğrafını sana yollamak istiyorum ama yollayamıyorum” demiştir. Burada kedi sözcüğünün ne anlama geldiğini araştırdık. Ancak açıklamayacağız. Burcu Ağım Bay K.'dan başka Hollanda'lı Edwin Maalderink ile de gece yarıları çok geç saatlerde konuşmuş ve mesajlaşmıştır. Evli ve çocuklu bir kadın olan davalının Edwin M. ile 3 Mayıs 2004'te 21:04'de başlayarak 4 Mayıs sabahı saat 07:44'e kadar süren yaklaşık 24 adet telefon, mesaj kayıtları normal bir davranış olamaz. Burcu Ağım'ın bilgisayar kayıtlarında Frank isimli bir Almanla da yakınlaşmış olduğu anlaşılmıştır. Frank en son Burcu'ya kalbinin sesini dinlemesini öğütlemiştir.Davacı müvekkilin, davalının ortaya çıkan sadakatsizlik eylemleri, çeşitli erkeklerle çeşitli ve eş zamanlarda duyduğu ilgi, son erkek arkadaşının e- maillerde ve resimlerdeki içkili nahoş resimleri karşısında çocuğun velayetini talep etme hakkı vardır.


Burcu Ağım ise eşinin bu iddialarına avukatı Deniz Oral aracılığıyla mahkemeye şu dilekçeyle cevap verdi:
“Müvekkil gayri meşru ilişkisi olduğu iddia olunan Karl Heinz K. ile As-Av'daki işleri nedeniyle tanışmış, iş görüşmeleri için yemek yemiştir. Müvekkil ile Karl Heinz K. arasında duygusal ya da fiziksel birliktelik yaşanmamıştır. Burcu Ağım'ın iş gereği görüştüğü şahıslarla münasebetini de sadakatsizlik olarak niteleyemeyiz. Burcu Ağım'ın toplumun elit bir kesiminin yaşadığı bir hayatın da içinde bulunduğunu hatırlatmak isteriz. Mutaassıp bir ailede evli kadının başka bir erkeğe sarılması yadırganırken, tarafların yaşantıları içinde bu durum normal karşılanmaktadır. Evli bir kadının başka erkekle samimi görünmesi, konuşurken fiziksel temasının bulunması gayet doğal karşılanmaktadır.”
 


POWER

POWER

Üye
Burcu Ağım'ın toplumun elit bir kesiminin yaşadığı bir hayatın da içinde bulunduğunu hatırlatmak isteriz

Bu nasıl açıklama :nono:
 
Doğuş Pertez

Doğuş Pertez

Emekli Yönetici
Bunu kabullenmek nasıldır bilmem.
 

omayra

Üye
Yargıtay, boşanma davalarında telefon kayıtlarını istetmeyi imkansız kılıyor. Özel hayata saldırı imiş! Aldatmayı nasıl kanıtlayacağız o halde?! Bu açıdan bakılırsa e-mail ve sair mektuplar da özel hayata saldırı olarak nitelendirilebilir. Suç unsuru olmadıkça istenemeyecekmiş artık telefon kayıtları! bu ne saçmalıktır! davada da e-mail kaytları ileri sürülmüş. bakalım Yargıtay ne diyecek?
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Yargıtay, boşanma davalarında telefon kayıtlarını istetmeyi imkansız kılıyor. Özel hayata saldırı imiş! Aldatmayı nasıl kanıtlayacağız o halde?! Bu açıdan bakılırsa e-mail ve sair mektuplar da özel hayata saldırı olarak nitelendirilebilir. Suç unsuru olmadıkça istenemeyecekmiş artık telefon kayıtları! bu ne saçmalıktır! davada da e-mail kaytları ileri sürülmüş. bakalım Yargıtay ne diyecek?

Peki delil olarak kişinin özel hayatına sıkı sıkıya bağlı bir unsurun toplanmasını ve mahkeme önüne getirilmesini mümkün ve meşru kılarsak, ilerleyen günlerde bu amacın bahane edilmesi dolayısıyla, "şüphelendim ve delil topluyordum" bahanesiyle kişilerin özel hayatına saldırı yapılmasını da mümkün ve meşru kılmış olmaz mıyız?


Bu halde de, bir olayda adaleti sağlamak kaygısıyla hareket edip emsal yaratarak gelecekteki binlerce suçun biricik nedeni olmaz mıyız?

(Fikrinizi merak ettiğim için soruyorum, fikir belirtmiyorum)
 

omayra

Üye
Boşanma davaları zaten kişilerin özel hayatlarını irdeleyen davalardır ve burada artık özel hayatı bahane etmek ve telefon kayıtlarını incelememek yersiz ve saçmadır.

Şunu demiyor mu bir kadın boşanırken : Kocam bir iktidarsız ve yıllardır aramızda cinsel ilişki gerçekleşmiyor. Ya da şunu : eşim bana cinsel hastalık bulaştırdı. Bakın doktor raporları. Ya da şunu demiyor mu bir eş : eşim bana küfür ve hakaret ediyor işte komşular duymuş. Ya da şunu : Eşim beni başkaları ile aldatıyor, işte fotoğraflar, tanık beyanları, mektuplar, mailler....

Hangi birini kanıtlamak için özel hayata müdahale etmezsiniz? O halde herkes anlaşmalı boşansın ya da kapalı kapılar ardında yaşanan, etrafa hiçbir şey sezdirmeden eşini aldatan kişinin bu yaşadıkları yanına kar kalsın!

Özel hayata saygı, hukukun bir gereği. Ancak eşler arasında özel yaşamı sona erdirmek için açılan boşanma davaları yapısı gereği istisnayı hak ediyor. Aksi halde eşiniz gece gece sevgilisi ile telefonda sanal sanal her işi halletsin, siz de ardından bakakalın. Neymiş, özel hayata müdahale imiş!
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Eşin, kocanın iktidarsız olduğunu belirtmesine bakarsak, burada zaten eşler arasında paylaşılan bir durum söz konusu.
Kocanın hakaret etmesine bakarsak bu, tarafların ortak yaşamında gerçekleşen bir durum.

Peki eşlerden her birinin kendine ait bir özel hayatı yok mu?
Eşlerin ortak olarak paylaştığı hayatın gizliliği değil, eşlerden her birinin ayrı ayrı olan özel hayatlarının gizliliğinden bahsediyorum.

Elbette -gizli olması gereken- ortak yaşamlarının sırları davada ortaya konacaktır zira o verilerdeki sakatlıklara göre evlilik birliği tasfiye edilecektir.

Peki benim bir özel hukuk kişisi olarak kimsenin, eşimin bile girmemesi gereken, bana ait, bana özel, bana has bir hayat parçam yok mudur? Benim (her ne kadar evli olmam dolayısıyla boyutları evli olmayan kişilere kıyasla küçük de olsa) böylesi gizli kalması gereken ve gizli kalmasını istemekte haklı olduğum bir özel yaşamım yok mudur?..

Konuya sizin kadar hakim olmasam da varoluğunu tahmin ediyorum.

İşte bu alanıma ilişkin benim iradem dışında, hukuk dışı olarak toplanan delilleri mahkemede hükme esas teşkil ettirirsek, kullanabilirsek, bir emsal yaratmış ve gelecekte yapılacak yargılamalarda ve verilecek kararlarda "evet, o gizli hayata girebilirsiniz zira orada bulacağınız bir delil mahkemede kullanılabilir" anlayışını vermiş ve sonuç olarak;
benim cep telefonlarım, e-postalarım gibi "bana özel" yerlere tecavüz edilmesinin yolunu açmış ve bu yolu meşrulaştırmış olmaz mıyız?

Hukuka aykırı bir yolla elde edilmiş delillerin sanık aleyhine kullanılamaması ceza usul doktrininde kabul edilmiş bir olgu. Sanırım Yargıtay, sizin şikayet ettiğiniz sonuca ceza usul doktrinindeki bu anlayışın kıyasen uygulanması sonucu ulaşıyor :hmmm

Zaten Ceza Usul hukukunda da çok tartışmalı.
...O halde herkes anlaşmalı boşansın ya da kapalı kapılar ardında yaşanan, etrafa hiçbir şey sezdirmeden eşini aldatan kişinin bu yaşadıkları yanına kar kalsın!
...Aksi halde eşiniz gece gece sevgilisi ile telefonda sanal sanal her işi halletsin, siz de ardından bakakalın. Neymiş, özel hayata müdahale imiş!...

Örneğin suçun x tarafından işlendiğini kanıtlayamıyorsunuz delil bulamadığınızdan dolayı. Kafanız bozuluyor bir polis olarak sizin ve gecenin yarısında izin almadan dalıyorsunuz şüphelendiğiniz kişinin evine, tekme tokat dövüyor, silahla tehdit ediyor ve suçlunun cinayet silahını sakladığı yeri öğreniyorsunuz, bir de üstüne itiraf ediyor şüpheli suçu. Parmak izi de var silahın üstünde ve olay açıklığa kavuşuyor.
Toplum zaten 2 küçük kıza tecavüz edip onları vahşice öldüren suçlu yüzünden galeyana gelmiş bir halde ve bir anda polis, kahraman ilan ediliyor.

Peki yargılamada delil olarak sadece o silah kullanılırsa ne olur?..
Belki bir olayda adalet yerini bulur ama gelecekte ne olur?
Suçlunun takdirini bıraktığımız polisler teksastaki şeriflere, yargılama da engizisyon mahkemesindeki yargılamaya döner sanırım. Belki birileri de masum olan bizden şüphelendi diye bizim de ağzımız burnumuz polis tarafından kırılır.

İnsan haklarından vücut bütünlüğü, kişi ve konut dokunulmazlıkları ihlal ediliyor bu olayda.
Boşanma olayında da özel hayatın gizliliği ihlal ediliyor.

Ya da ben ceza yargılamasından hareket ederek hukuk yargılamasında yapılanı yorumlamaya çalışarak büyük bir hata yapıyorum :hmmm
 

omayra

Üye
ceza yargılaması ile oradaki haklarla hukuk yargılamasını karıştırmak bir hukukçu olarak size yakıştıramadığım bir durum. sap ile samanı karıştırmayacağım ve ceza yargılamasındaki düşüncelerinize burada yanıt vermeyeceğim. zira ceza hukuku açısından benimsenen uluslararası ilkeler ile boşanma davasının hiç ilgisi yok.

ayrıca eşlerin birbirinden gizli hayatı olamaz. aynı evi paylaşan, aynı yastığa baş koyan, ortak çocuk yapan, ortak gelecek planlayan insnaların ayrı gizli yaşamı olamaz. O halde eşinden habersiz gizli gizli homoseksüel ilişki de yaşasın, gizli hayat diyelim ve diğer eşin bunu ispatlamasına olanak tanımayalım olur mu sizce?
 

toni baretta

Üye
Konu aldatmak olunca haklı çıkmak için türlü mazeretler ortaya sürülür, aldatılmak olunca bunun mazereti yoktur.
Bir erkek karısını aldatınca "çapkın", bir kadın kocasını aldatınca "" oluyorsa aslında önce toplumumuzu eğitmek ve bilinçlendirmek gerekir.
Aldatmadan dolayı iş boşanma aşamasına kadar gelmişse zaten ortada özel hayatın gizliliği de kalmamıştır. Bu iki kişi aleme reklam olmuştur ki zaten iş dava salonlarına taşınmıştır. Böyle bir durumda toplumda kadınlar kocalarını çoğu zaman affetmişlerdir. Ancak neden se erkekler aynı davranışı sergileyemezler. Cinsellikte kadının yaptığı kabul edilemez olarak görünür toplumda. Konuya dini açıdan baktığımızda ise zaten her ikisede zina yapmış ve cezaları eşit olarak görülecektir.
 
ALpeRenBuGRa

ALpeRenBuGRa

Üye
Biraz geç bir yorum olmuş :ehe
 
Mehmet

Mehmet

Emekli Yönetici
Aynen 1 sene filan
 
Praetor

Praetor

Emekli Yönetici
Bu konu benim için MaxiCep'teki özel konulardan biridir :)

Hani kafanızda bir görev kalır, örneğin bilgisayarınızdaki bir dosyayı silmek ya da eve giderken ekmek almak vs...
Sürekli kafanızdadır ve uygun zaman gelince yapacaksınızdır.
Ama asla unutmazsınız. Ne kadar gecikirse geciksin.

İşte bu konu da benim için öyle.
Omayra'ya çok güzel bir cevabım vardı.
Ama tam da siteden ayrıldığı dönemde yazmıştı son mesajını.
Ah bir dönse :ehe
 

Benzer Konular



Üst Alt