Karakol-Savcılık ve Mahkemelerdeki Savunma Haklarımız

Sponsorlu Bağlantılar

karides

Üye
    Konu Sahibi
Karakol-Savcılık ve Mahkemelerdeki Savunma Haklarımız
YENİ CEZA MUHAKEMESİ KANUNU GEREĞİNCE SAVUNMA HAKLARI


Avrupa Birliği’ne giriş sürecinin de etkisiyle, toplum hayatımız son yıllarda hiç olmadığı kadar değişim geçirmiş ve özellikle de “toplum yaşamını düzenleyen kurallar bütünü” şeklinde tanımlayabileceğimiz Hukuk düzenimiz bu değişimden fazlasıyla etkilenmiştir. Öyle ki; son birkaç yıl içerisinde Hukuk düzenimizin en temel Kanunları sırasıyla değiştirilmiştir. Çıkarılan her yeni Kanun, modern çağın gereklerine uygun olarak toplum ihtiyaçlarını karşılamayı hedeflemiştir. Bu Kanunlar içerisinde, belki de üzerinde en çok tartışılan kanun, yeni “Ceza Muhakemesi Kanununu” olmuştur. Zira; bu Kanun, suç işlediği iddia edilen şüphelinin yakalanması anından başlayarak, Ceza yargılamasının her safhasını detaylıca düzenlemiştir. Özellikle, bir suça ilişkin hazırlık soruşturması sırasında, şüphelinin yakalanması, gözaltına alınması veya tutuklanması halleri, hak ve özgürlüklerimizi kısıtlayan bu tedbirleri düzenleyen Kanun hükümlerinin ne kadar önemli olduğunu açıkça göstermektedir.

Suç işlediğinden şüphe duyulan kimsenin, yakalandığı andan itibaren bazı hakları mevcut olup, bu haklar genel olarak onun temel hak ve hürriyetlerinin güvencesidir. Bu temel haklar, yaşam hakkı, vücut bütünlüğünü koruma hakkı gibi vazgeçilemez veya kısıtlanamaz haklardır. Örneğin, kişinin gözaltında iken kötü muameleye uğraması, vücut bütünlüğünü koruma hakkının ihlal edildiği anlamını taşır. Ayrıca, bu hakların ihlal edilmesi halinde kişinin savunma haklarının da kısıtlanacağı kuşkusuzdur. Konuyla ilgili olarak; esasen, 31.03.2005 tarihine kadar yürürlükte kalacak eski Kanunda, 1992 yılında köklü bazı değişiklikler yapılmış ve yeni Kanundakine benzer düzenlemeler getirilmiştir. Ancak; ben, yine de halen toplumumuz tarafından tümüyle öğrenilememiş bu hakları, 01.04.2005 tarihinde yürürlüğe girecek yeni Kanunu da dayanak alarak kısaca aktarmak gerekliliğini görüyorum.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; suç işlediği iddia olunun bir kişi, kendisi hakkında ceza davası açılana kadar ŞÜPHELİ konumundadır. Ancak, hakkında dava açıldıktan sonra SANIK sıfatını alır. Dolayısıyla kişi, polis veya jandarma önünde verdiği ifade sırasında (hakkında henüz bir dava açılmadığı için) sanık değil, sadece şüphelidir. Şimdi, şüpheli ve sanık haklarının neler olduğuna bakalım:

Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun 147 maddesinde, şüphelinin polis (jandarma) veya Cumhuriyet Savcısı önünde ifade verirken hangi haklara sahip olduğu açıkça belirtilmiştir. Şüpheli, sorgusunun yapılabilmesi için Sorgu Hâkimliğine sevk edildiğinde de aynı haklara sahiptir. Bu haklar, yukarıda da değindiğimiz gibi esasen şüphelinin temel hak ve özgürlükleri ile buna bağlı olarak SAVUNMA HAKKINI güvence altına alır. Bu haklar, kişi yakalandığında da kendisine derhal hatırlatılmak zorundadır. Burada haklarını bilmeyen şüpheli veya sanığın, bu nedenle mağdur olmasının önüne geçilmek istenmiştir.

İfadesi alınacak şüpheli veya sanığın öncelikle kimliğinin saptanması gereklidir. Bu sebeple de şüphelinin kimliğine ilişkin olarak sorulan soruları doğru olarak cevaplamak yükümlülüğü vardır. Şüpheli, olayla ilgili olarak her konuda yalan beyanda bulunabilirse de, kimliği hakkında yalan beyanda bulunmaz. Aksi takdirde, yakalandığı olaydan bağımsız olarak ayrı bir suç işlemiş olur.

İfade veren veya sorgusu yapılan şüpheli veya sanık, “işlediği iddia olunan suçla ilgili olarak” susma hakkına sahiptir. Yani; kişi, yakalandığı ve gözaltına alındığı olayla ilgili olarak hiçbir şey söylememe hakkına sahiptir. Ancak, bu hak sadece olayla sınırlıdır. Yani kişi, kimliği hakkında soru sorulduğunda susma hakkını kullanamaz. Sorulan soruya doğru olarak cevap zorundadır.

İfadesi alınacak veya sorguya çekilecek şüpheli veya sanığın yararlandığı bir diğer hak, avukat bulundurabilmektir. Kişi, eğer avukat atayabilecek durumda değilse, talebi üzerine Baro tarafından derhal kendisine bir Avukat atanacaktır. Kişinin, bu talebini, ifadesini alan veya sorgusunu yapan merciiye bildirmesi yeterlidir. Şüpheli veya sanık, Baro tarafından atanacak avukata hiçbir şekilde ve hiçbir ad altında ücret ödemeyecektir. Ayrıca, ister kendi avukatı olsun ister Baro tarafından atansın, şüpheli veya sanığın ilgili avukata vekâletname çıkarması dahi zorunlu değildir. Avukat, vekâletname olmasa dahi, kişi ifade verirken veya sorguya çekilirken savunma yapabilir.

Ayrıca; şüpheli veya sanık, yakalandığını, gözaltına alındığını veya gözaltı süresinin uzatıldığını yakınlarından istediğine bildirme hakkına sahiptir.

Tüm bunların yanında şüpheli veya sanık, suçu işlediğine dair üzerine yöneltilen şüpheden kurtulmasını sağlayacak somut delillerin de toplanmasını istemek, şüphe nedenlerini ortan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek hakkına sahiptir.

Şüpheli veya sanık, ifadesini alan veya sorgusunu yapan mercii tarafından, üzerine yüklenen suçun ne olduğuna dair ayrıntılı olarak bilgilendirilir. Şüpheli, ifadesini verirken, neyle ilgili olarak yakalandığını ve ifadesinin alındığını bilmek zorundadır. Bu onun en temel hakkıdır.

Not : Miras değil, alınteridir.
 


omayra

Üye
hımmm.. güzel bir konu. Umarım bu hakları ileri sürmek zorunda kalacağınız durumlar yaşamazsınız ama başınıza kötü olaylar geldiğinde de kulağınızın bir köşesinde olsun maxicep sakinleri :) teşekkürler karides
 
Doğuş Pertez

Doğuş Pertez

Emekli Yönetici
Çok güzel bir konu her insan kendi haklarını bilmeli.
 


Üst Alt