Karagöz İle Hacivat: İşkembe Çorbası

Sponsorlu Bağlantılar

  • 14 Ağustos 2019 12:24
  • 52 Okunma
  • 1 Cevap

  1. 14 Ağustos 2019 12:24 #1
    Sponsorlu Bağlantılar

    Hacivat evden çıkar, bir koşu gidip Karagöz'ün evinin kapısını çalar. Karagöz kapıyı açar.
    Hacivat: " Karagözüm, koş, hanım işkembe çorbası pişirdi. "
    Karagöz: " Hanım işkence çorbası mı pişirdi? "
    Hacivat: " İşkencenin çorbası mı olurmuş? İşkembe çorbası: Bol sirkeli, sarımsaklı. "
    Karagöz: " Beni evine götürüp işkence mi yapacaksın? "
    Hacivat: " Aman Karagözüm, ne işkencesi? Seni çorba içmeye çağırdım. "
    Karagöz: " Demek bana işkence yapmaya kararlısın? Seni kolculara söyleyeyim de falakaya yatırsınlar. "
    Hacivat: " Aman Karagözüm, etme eyleme. Beni kolculara teslim etme. "
    Karagöz: " Sakın buradan ayrılma. Tabanlarına on sopa ye de aklın başına gelsin. "
    Karagöz gidince Hacivat evine döner ve samanlığa saklanır. Karagöz ile kolcular, biraz aradıktan sonra, Hacivat'ı samanlıkta bulur. 1. kolcu Karagöz'e sorar: " Bu sana ne yaptı? "
    Karagöz: " Beni evine çağırdı. İşkence yapacakmış. Sonra da pişirip çorbamı içecekmiş. On sopa vurun da akıllansın. "
    2. kolcu: " Yüz sopa vuralım "
    1. kolcu: " O kadarı fazla. Elli sopa yeter. "
    Çaresiz kalan Hacivat, Karagöz'ün boynuna sarılır: "Aman Karagözüm, sen büyüksün. Suçum azdır. On sopa yeter. "
    Karagöz'ün demesiyle kolcular on sopa vurup gider. Karagöz Hacivat'ı ayağa kaldırır, sırtına biner, çevrede dolaştırır. Böyle yapmasının sebebi, Hacivat'ın tabanlarının şişmesini önlemektir. Yoksa Hacivat yürüyemez hale gelirdi.
    Karagöz'den ayrıldıktan sonra Hacivat ağır aksak evine doğru giderken, düşüncelere dalar: " Söylediklerimi yanlış anlayan Karagöz'e mi kızsam, beni dinlemek zahmetine katlanmayan kolculara mı kızsam bilemedim. Belki her üçüne kızmak daha doğru. Bu dünyada niye böyle haksızlıklar, adaletsizlikler olur, onu da çözemedim. Gel de isyan etme. "


    Yazan: Serdar Yıldırım
     


    Yazan: Serdar102

    Sponsorlu Bağlantılar
  2. 16 Ağustos 2019 16:53 #2

    Serdar102

    Serdar102

    Romanya Demokrat Türk Birliği Yayın Organı Hakses Dergisi'nde benim yazdığım Dilenci Hacivat isimli hikaye çıkmıştır.

    Dilenci Hacivat Sayfa 24

    Yazan: Serdar Yıldırım

    http://rdtb.ro/hakses/pdf/mai2015.pdf

    Romanya Demokrat Türk Birliği Yayın Organı Hakses Dergisi'nde benim yazdığım Baba Koç ile Kızıl Kurt isimli masal çıkmıştır. 26-27. sayfadadır. Masalın altında adım yazmaktadır.

    http://rdtb.ro/hakses/pdf/feb2019.p...ZCqVeR9DbvaiMRoOB5L9HCSi15LlF0s4EenBWjRI-DX_w

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde MEB. 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı'nda benim yazdığım KARAGÖZ İLE HACİVAT: LEYLEK isimli hikaye çıkmıştır. Hikaye 108. sayfadadır.

    http://talimterbiye.mebnet.net/Kita...guFwHevkzkD9DIa26GQ0L5BGnphP7IbtyVSBcO5mgEy8c

    Kitaba hikayenin yarısını almışlar. Tamamı şöyledir:

    KARAGÖZ İLE HACİVAT: LEYLEK

    Mart ayının ortası. Kar yeni kalkmış. Ortalık ayaz, hava buz gibi. Karagöz nicedir işsiz. Kazağını, paltosunu eskiciye satmış. Yarı aç, yarı tok. Üstünde bir fanila, bir mintan. Soğuk havada iş bulmak için gezerken, dişlerinin takırtısı Uludağ'dan duyuluyor. Karagöz tam bu esnada Hacivat'la karşılaşır.
    Hacivat: " Merhaba Karagözüm. Nasılsın, iyi misin? "
    Karagöz: " İyi değilim Hacivat. Donuyorum. "
    Hacivat sağa sola bakınır. Bir evin bacası üstündeki leyleği görür. Parmağıyla leyleği işaret ederek: " Bak Karagözüm, leylekler gelmiş. Artık yaz geliyor. "
    Karagöz: " Hacivat, anlamsız konuşma. Hem leylek gelmiş diyorsun, hem kaz geliyor diyorsun. "
    Hacivat: " Kaz demedim Karagözüm, yaz geliyor dedim. "
    Karagöz: " Kaz yazayım ama ben yazı bilmem ki. Yaz demek kolay. "
    Hacivat: " Dediklerimi yanlış anlıyorsun Karagözüm. Bak leylek nasıl da takırdıyor. "
    Karagöz çenesini tutar: " Takırtı benden geliyor. Paltom yok da, soğuktan dişlerim takırdıyor. "
    Hacivat: " Palton yok mu? Doğru ya, paltonu giymemişsin. Al benim paltomu giy. " der ve paltosunu Karagöz'e verir. Karagöz paltoyu giyer ve dişlerinin takırdaması durur. Bu sefer üşüyen Hacivat'ın dişleri takırdamaya başlar.
    Karagöz: " Hacivat, bu leylek yolunu kaybetmiş, kış günü Bursa'ya gelmiş. Şimdi gerçekten takırdamaya başladı. "
    Hacivat: " Karagözüm, leylek değil, ben takırdıyorum. O palto senin olsun. Kürkçü Emin'den kendime kürklü palto alacağım. "
    Karagöz: " Körükçü Cemil'den palto mu çalacaksın? "
    Hacivat: " Çalmayacağım, parasıyla kürklü palto satın alacağım. "
    Karagöz: " Hacivat'ım, paltonu geri al, bana kürklü palto satın al. "
    Hacivat: " Olmaz Karagözüm, benim eski paltomu sen giy. Ben kendime kürklü palto alacağım. "
    Karagöz, kendine alma, bana al dedikçe, Hacivat, sana değil, kendime alacağım der ve birlikte Kürkçü Emin'in dükkanına girerler. Bunlar dükkanda tartışa dursunlar, Kürkçü Emin bir diğer lakabı da tilki Emin: Gençliğinde bir taşla dört kuş vurmuşluğu vardır. Şimdi ise, bir taşla iki kuş vurmanın derdindedir. Sensin der, büyüksün der, zenginsin der ve Hacivat'a iki kürklü palto satar. Paltoların birini Hacivat, diğerini Karagöz giyer.
    Hacivat, Karagöz ile birlikte yolda giderken, gördüğü bir fakire eski paltosunu verir. İki arkadaş ilk karşılaştıkları yerden geçerken, leyleğin o evin bacasında olmadığını görürler.
    Hacivat: " Bak Karagözüm, leylek yok, gitmiş. "
    Karagöz başını kaldırır, etrafına bakınır:
    " Başka leylekler mi gelmiş? Hani nerede? "
    Hacivat: " Başka leylek falan yok. Tek leylek vardı, o da gitmiş. "
    Karagöz: " Ha, şu zamansız gelen leylek. Onun sayesinde kürklü palto sahibi oldum. Şansım açıldı. Bundan sonra beni kimse tutmasın. "

    Yazan: Serdar Yıldırım
     

Hızlı Cevapla

Taslak kaydedildi Taslak silindi
Yüklüyor...
18/08/2019 - 20:15