İşte Türkiye'nin Fransa'ya karşı 8 yaptırımı

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
bydexer

bydexer

Üye
    Konu Sahibi
İşte Türkiye'nin Fransa'ya karşı 8 yaptırımı



[h=2]Fransa parlamentosunun Ermeni tasarısını kabul etmesinden sonra Başbakan Erdoğan Fransa'ya sert çıktı..[/h]
Fransa ile ilişkileri gözden geçirdiklerini belirten Başbakan Erdoğan, "Bundan sonrası Fransa'nın tavrına göre biz de tedbirlerimizi etap etap hayata geçireceğiz' deyip 8 yaptırım maddesini sıraladı.


İşte o yaptırımlar..


1-İstişareler için Paris Büyükelçimizi Ankara'ya çağırıyoruz.


2-Şu andan itibaren ikili düzeyde gerçekleştirilmesi öngörülen siyasi, askeri, ekonomik düzeyde karşılıklı ziyaretlerle seminer, eğitim, kurs, personel değişimi faaliyetleri iptal ediyoruz.


3-AB çerçevesindeki eşleştirme projelerinde ile artık işbirliğine gitmeyeceğiz.


4- ile her türlü siyasi istişareyi durduruyoruz.


5-İkili askeri faaliyetler ve ortak tatbikatları şu andan itibaren iptal ediyoruz.


6-Askeri uçuşlar için yıllık toplam verilen bütün üst uçuş ve iniş-kalkış izinlerini iptal ediyoruz.Her uçuş için ayrı izin uygulamasına geçiyoruz.


7-Askeri gemilerin liman ziyaretleri için başvuruları bugünden itibaren kabul etmiyoruz.


8-2012 Ocak ayında iki ülkenin ekonomi bakanlarının eş başkanlığında yapılması tasarlanan "Türkiye-Fransa Ekonomi ve Ticari Ortaklık Komitesi"ne katılmıyoruz. Bu toplantıyı gerçekleştirmiyoruz." dedi

KAYNAK:
 


spy ghost

spy ghost

Üye
Türkiye artık elini masaya vurabiliyor
 
u_cosar

u_cosar

Üye
umarım uygulanır bunlar
 
Emma-Watson

Emma-Watson

Üye
Hahaa adamlar bilmiyolarmıydılar.Bu yasayı çıkarınca türkiyenin bötle yaptırım yapacağını biliyolardıki çıkardılar.Yaptırımlar fransayı etkilemez....
 
|SEÇKiN|

|SEÇKiN|

Üye
Sarkozy'nin derdi ne?
Sarkozy'nin yaklaşan seçimlerde Fransa'ya yerleşik 400 bin Ermeni seçmenin oyunu almaya çalıştığı söyleniyor.


Olabilir... Her siyaset adamı gibi Sarkozy de oyunu artırmak ister. Ancak ben, 'soykırımı inkârın cezalandırılması' girişiminin bu kadar basit olmadığı kanaatindeyim. Bana kalırsa Sarkozy'nin hedefinde Türkiye ve Başbakan Erdoğan var.

Görünen o ki, Sarkozy ile Erdoğan'ın kimyası hiç uyuşmadı. Bu iki siyaset adamının birbiri hakkında pek de iyi kanaatlere sahip olmadığı gün gibi aşikâr. Erdoğan'ın ismi, imajı ve başarısı karşısında Sarkozy'nin ezildiği seziliyor. Bu psikoloji içinde damarına basıp Erdoğan'ı kızdırmak, abartılı tepki göstererek hata yapmasını sağlamak istiyor Sarkozy. Yani Erdoğan'ı tahrik etmeye çalışıyor.


Ne Ermeni meselesi umurunda bence Sarkozy'nin ne de Fransa'nın ifade özgürlüğü sicili. Adam, Erdoğan'la oynuyor. Cumhurbaşkanı Gül'ün telefonlarına çıkmayışında bile amacı Erdoğan'ı kızdırmak. Neyse ki Başbakan şimdiye kadar yaptığı açıklamalarda oldukça sakin, dengeli ve kararlı bir görüntü veriyor, kontrolünü kaybetmiyor. Bu sevindirici... Haklıyken haksız duruma düşecek tepkilerden kaçınmak şart.


Sarkozy, Türkiye'den gelecek şiddetli, irrasyonel ve aşırı tepkileri uluslararası kamuoyunda Türkiye'yi yalnızlaştırmak için kullanmak niyetinde. Derdi sadece Türkiye de değil; Avrupa'da 'hegemonya' peşinde De Gaullist bir milliyetçilik yapıyor. Türkiye'siz bir Avrupa bunun şartlarından biri. Soykırım yasasıyla da konuyu bir Avrupa-Türkiye meselesi haline getirmek peşinde. Böylece bizim kamuoyunu Avrupa'ya küstürerek Türkiye'yi AB sürecinden iyice uzaklaştırmak istiyor. Zaten süreç önemli ölçüde Fransa'nın gayretkeşliği sonucu tıkanmış vaziyette. Şimdi Sarkozy tabuta son çiviyi, öfkeyle tepki göstermemizi bekleyerek bize çaktırmaya çalışıyor. Böylece Avrupa'nın üzerine tek başına (olmadı, Merkel'le) oturacak.


Zaten son ekonomik krizin yarattığı imkânla İngiltere'yi AB'den önemli ölçüde dışlamayı başardı. Hoş, İngilizler de öteden beri 'derin AB'ye kuşkuyla baktılar. Her durumda Sarkozy Avrupa işlerinde İngiltere'nin geri çekilmesi ve alanı Almanya ile kendilerine bırakmasından memnun. Böylece Avrupa'da başını ağrıtacak, gücünü sorgulayacak ve sınırlayacak kimse kalmamış oluyor. Dolayısıyla bu tezgâha düşmeyelim derim. Olayı hemen 'Haçlı seferleri' bağlamına oturtup topyekûn bir Avrupa karşıtlığına yeltenmenin alemi yok. Sarkozy'nin de niyeti zaten bu. Tam tersini yapmak doğru olur; Fransa'nın bu yaptığıyla Avrupa değerlerinden ve ideallerinden koptuğunu ortaya koymak, ifade özgürlüğü sefaletini gözler önüne sermek, Avrupa'da Fransa'yı utandırmak, Avrupa değerleriyle sorgulamak...


Sarkozy'nin diğer derdi de Ortadoğu'da Türkiye ile daldığı rekabet. Tunus'tan Mısır'a, Libya'dan Suriye'ye Fransa kendini Ortadoğu'da yeni bir aktör, Türkiye'yi de rakip olarak görüyor. Anlamadığı şu; Ortadoğu'daki 'yeni dalga', post-kolonyal dönemi tasfiye ediyor. Post-kolonyal rejimler çökerken Fransa gibi kolonyal bir gücün kendini bu 'yeni Ortadoğu'da taze bir güç olarak görmesi zaten abes.


Her neyse; Sarkozy, bölgede Türkiye'nin yükselen sivil ve diplomatik gücüne darbe vurmayı amaçlıyor. Bunu da İsrail'in Mavi Marmara saldırısıyla denediği gibi Türkiye'nin imajına zarar vererek ve Erdoğan'ın karizmasını çizerek yapmaya kalkışıyor. Beyhude bir iş!


Son zamanlarda sık sık yazdım; Türkiye gibi yükseliş (take off) aşamasında olan ülkeler etrafında rahatsızlık yaratır, çünkü yerleşik dengeleri bozarlar. Dolayısıyla statüko güçleri bu süreci durdurmak isterler. Fransa'nın yapmaya çalıştığı da bu. Buna verilecek en iyi karşılık; yola devam etmektir. Ancak bunu yaparken 'resmen' saçmalamaktan da kaçınmalıyız. Nasıl mı? Fransa'nın karşısına Cezayir'de yaptıklarını çıkartarak! Çünkü adama sorarlar: Fransa işgal ettiği Cezayir'de 'soykırım' yaparken Türkiye ne yapıyordu? Herhalde bu 'soykırım'ı durdurmak, uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek, Fransa'yı utandırmak için diplomatik, ekonomik tüm imkânlarını seferber ediyordu. Hayır! Türkiye 1957'de Cezayir'in bağımsızlığı gündeme geldiğinde Birleşmiş Milletler'de 'çekimser' kalarak 'soykırımcı' Fransa'ya destek veriyordu!


Fransa'ya ne yaparsak yapalım, ama sakın Cezayir demeyelim! Fransa'yı değil, kendimizi utandırırız. Turgut Özal bu utanca dayanamamıştı da 1985'te resmen özür dilemişti...

****

zaman gazetesinden ihsan DAĞI'nın bu yazısı sanırım durumu açıklıyor. okumanızı tavsiye ederim.




 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt