Emrgncy
Üye
İşte Budur Ramazan...
Bir gün akşam kızıllığında ufukta, ramazan ayının ilk hilalini insanlar görüyor ve bir gün sonra yaşanmakta olan bütün hayat şekilleri bir anda değişiyor.
Yemek saatleri planlı hale geliyor.
Aileler sofrada birlikte olmanın zevkini tadıyor.
Çocuklar, anne-babaları aynı anda aynı sofrada görmenin mutluluğunu yaşıyor. İnsanlar, daha erken yatmaya başlıyorlar.Gecenin geç bir saatinde hem de aile boyu uyanıyorlar, çoluk cocuk,genç-ihtiyar. İlaçlar, artık daha düzenli kullanılıyor,gündüz sıkıntılı bir durumla
karşılaşmamak için.
Çikolata ve sakız yüzünden bir birleri ile kavga çıkaran küçük delikanlılar bile, ilk oruç heyecanı ile "gözleri saati kovalayarak" açlığı bütün hücreleri ile yaşıyorlar.
Diğer zamanlarda yemek sofrası 5 dakika geç hazırlanınca evde savaş çıkaran beyler, sakin ve mahzun duygularla akşamın o heyecanlı dakikalarını bekliyorlar.
Günlük yaşamda olması muhtemel tatsızlıklarda olabildiğince sakin davranarak "oruçluyum" diyerek kavgalar önleniyor.
Cumaları cemaate katılanlar artık aylık misafir olarak gelmeye başlıyorlar,camilere,mescitlere.
İnsanlar, sadece kendi sofralarını değil "diğer" sofraların durumunu düşünmeye başlıyorlar...
Pişirilen yemekler, "kaselerde" komşulara gönderiliyor, akşamın ilk saatlerinde.
Hazırlanan kumanyalar, "gizli ellerle" evlere bırakılıyor.
Gelen paketleri sevinç ve merak duygusu ile "üzerine atlarcasına" açan yavrular..
Sofra hassasiyeti bazen sınırları aşıyor, Gazze, Bağdat, Çeçenya'daki sofralar akla geldikçe beyinler zonkluyor,eller bu sefer tâ uzaklara uzanıyor, Deniz Feneri, Cansuyu, İHH, Kimse Yok mu ile...
Erkek-Kadın-Çocuk. Ümmetin tüm renkleri, yatsı ile beraber evden ayrılıp, dizileri-maçları terk edip camiden camiye koşuyorlar..
11 ay "ezanla uğraşan" TV kanaları bile iftar saati yaklaştıkça alt yazı ile "illere göre iftar saat bantları" geçirmeye başlıyor.
Sporcusu, sanatçısı, politikacısı, yazarı, çizeri.
Hepsinin gündeminde "o" var, istemeseler de..
Birileri "bazı mahfillerde" gündem oluşturmak için özel toplantılar tertipleyip "muhabbet ederken" her zaman çıkan / görünen ay yine gözüküyor, gündem değişiyor, hayat değişiyor.
...
Hey Sosyologlar!.. Eğitimciler!. Akademisyenler!..
İnsanlara küçük bir davranış kazandırmak için milyarlık projeler hazırlarken bu kadar çok davranışın bir anda aniden değişmesinin ilmi-bilimsel bir değeri yok mudur, sizce?
"Doğma ve boş" inanç mıdır bu kadar değişim?
Üniversite açılış törenlerinde "putperest ayini" gibi aynı ezber teraneleri söyleyen zevat!..
Küçük bir köyde hatta mezra da "sosyal vb. amaçlı araştırma yapmak için" kürsüler, enstitüler, araştırma merkezleri kurup aylarca çalışmayı kayda değer buluyorsunuz da "bir anda bu kadar sosyal-psikolojik" değişimin sebeplerini gerçekten merak etmiyor musunuz?
Sahi, Hititlerden kalan 1 heykelden, Urartulardan kalan 1 vazodan, Asurlardan kalan 2 çömlekten daha mı değersiz bir araştırma için, ne dersiniz?
Haydi!...
Alın elinize ülkemizdeki "suç oran haritalarını".
Karşılaştırın diğer aylarla.Trafikteki kaza oranlarını diğer aylarla kıyaslayın.
Sonucunu "akademik bir dürüstlükle" kamu oyuna açıklayın.
Buyurun...
Not: Yazının tarihi;21 Eylül 2007
Yemek saatleri planlı hale geliyor.
Aileler sofrada birlikte olmanın zevkini tadıyor.
Çocuklar, anne-babaları aynı anda aynı sofrada görmenin mutluluğunu yaşıyor. İnsanlar, daha erken yatmaya başlıyorlar.Gecenin geç bir saatinde hem de aile boyu uyanıyorlar, çoluk cocuk,genç-ihtiyar. İlaçlar, artık daha düzenli kullanılıyor,gündüz sıkıntılı bir durumla
karşılaşmamak için.
Çikolata ve sakız yüzünden bir birleri ile kavga çıkaran küçük delikanlılar bile, ilk oruç heyecanı ile "gözleri saati kovalayarak" açlığı bütün hücreleri ile yaşıyorlar.
Diğer zamanlarda yemek sofrası 5 dakika geç hazırlanınca evde savaş çıkaran beyler, sakin ve mahzun duygularla akşamın o heyecanlı dakikalarını bekliyorlar.
Günlük yaşamda olması muhtemel tatsızlıklarda olabildiğince sakin davranarak "oruçluyum" diyerek kavgalar önleniyor.
Cumaları cemaate katılanlar artık aylık misafir olarak gelmeye başlıyorlar,camilere,mescitlere.
İnsanlar, sadece kendi sofralarını değil "diğer" sofraların durumunu düşünmeye başlıyorlar...
Pişirilen yemekler, "kaselerde" komşulara gönderiliyor, akşamın ilk saatlerinde.
Hazırlanan kumanyalar, "gizli ellerle" evlere bırakılıyor.
Gelen paketleri sevinç ve merak duygusu ile "üzerine atlarcasına" açan yavrular..
Sofra hassasiyeti bazen sınırları aşıyor, Gazze, Bağdat, Çeçenya'daki sofralar akla geldikçe beyinler zonkluyor,eller bu sefer tâ uzaklara uzanıyor, Deniz Feneri, Cansuyu, İHH, Kimse Yok mu ile...
Erkek-Kadın-Çocuk. Ümmetin tüm renkleri, yatsı ile beraber evden ayrılıp, dizileri-maçları terk edip camiden camiye koşuyorlar..
11 ay "ezanla uğraşan" TV kanaları bile iftar saati yaklaştıkça alt yazı ile "illere göre iftar saat bantları" geçirmeye başlıyor.
Sporcusu, sanatçısı, politikacısı, yazarı, çizeri.
Hepsinin gündeminde "o" var, istemeseler de..
Birileri "bazı mahfillerde" gündem oluşturmak için özel toplantılar tertipleyip "muhabbet ederken" her zaman çıkan / görünen ay yine gözüküyor, gündem değişiyor, hayat değişiyor.
...
Hey Sosyologlar!.. Eğitimciler!. Akademisyenler!..
İnsanlara küçük bir davranış kazandırmak için milyarlık projeler hazırlarken bu kadar çok davranışın bir anda aniden değişmesinin ilmi-bilimsel bir değeri yok mudur, sizce?
"Doğma ve boş" inanç mıdır bu kadar değişim?
Üniversite açılış törenlerinde "putperest ayini" gibi aynı ezber teraneleri söyleyen zevat!..
Küçük bir köyde hatta mezra da "sosyal vb. amaçlı araştırma yapmak için" kürsüler, enstitüler, araştırma merkezleri kurup aylarca çalışmayı kayda değer buluyorsunuz da "bir anda bu kadar sosyal-psikolojik" değişimin sebeplerini gerçekten merak etmiyor musunuz?
Sahi, Hititlerden kalan 1 heykelden, Urartulardan kalan 1 vazodan, Asurlardan kalan 2 çömlekten daha mı değersiz bir araştırma için, ne dersiniz?
Haydi!...
Alın elinize ülkemizdeki "suç oran haritalarını".
Karşılaştırın diğer aylarla.Trafikteki kaza oranlarını diğer aylarla kıyaslayın.
Sonucunu "akademik bir dürüstlükle" kamu oyuna açıklayın.
Buyurun...
Not: Yazının tarihi;21 Eylül 2007
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
