Haydar
Emekli Yönetici
İnternet kullanırken mutlaka aklınızda bulunsun
11 yaşındaki çocuklar zeka gelişimi
bakımından 15 yıl önceki akranlarına
oranla 2-3 yaş geride bulundu. Peki
uzmanlar bunu nasıl açıklıyor?
Uluslararası hacker gruplarının
saldırıları dünyayı bekleyen siber savaşın adeta habercisi. TBMM’de
kurulan Bilişim ve İnternet Araştırma
Komisyonu’nun da ilgi alanlardan
birisi siber savaş. Komisyon Başkanı
Necdet Ünüvar, siber savaşa karşı
bilişim ile ilgili eğitim ve müfredatın güncellenmesini
öneriyor.Üniversitelerde bilgisayar
mühendisliği fakültelerinin yerine
yazılım ve donanım mühendisliği
fakültelerinin kurulmasını gündeme
getiriyor. Ünüvar, “Siber savaş yazılımlarla,
programlarla yapılan bir savaş.
Bilgisayar mühendisliği gibi öteden
gelen yapıyla devam edersek siber
savaşlarda yenilmemiz kaçınılmaz”
uyarısında bulunuyor. Hindistan 140 milyar dolar yazılım ihracatı yaparken
Türkiye’nin yazılım ihracatının 400
milyon dolar civarında olduğunu
anlatanÜnüvar, “Teknoloji trenini
henüz kaçırmadık. Yazılım uzmanları
ve siber savaş uzmanları yetiştirmeli, istihdam etmeliyiz” diyor.Ünüvar,
internet dünyasında Türkçe içeriğin
son derece az olmasından yakınırken,
Türk Dil Kurumu’nun da “çevrimiçi dil”
olarak kullanılan anlamsız kısaltmalar
yerine bir teknolojik dil üzerinde çalışmaya başlamasını istiyor. RÖPORTAJ: SEDA ŞİMŞEK-BUGÜN
GAZETESİ İNTERNET ÇOCUKLARIN ZEKA
GELİŞİMİNİ YAVAŞLATIYOR TBMM Bilişim ve İnternet Araştırma
Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Necdet
Ünüvar, internet dünyasının
fırsatlarını ve risklerini anlattı. Ünüvar,
“11 yaşındaki çocuklar zeka gelişimi
bakımından 15 yıl önceki akranlarından 2-3 yaş geride” dedi. Teknolojik bir devrimyaşanıyor,
nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet artık ülkelerin ekonomisinin
de bir parçası. Örneğin, İngiltere
ekonomisinin yüzde 7.2’si, Türkiye-
’de ekonominin ise yüzde 1,2’si
internete bağlı. 2003 yılında
dünyanın nüfusu 6,3 milyarmış. 6,3milyar nüfusa karşılık 500 milyon,
bütün bu teknolojik cihazlara
bağlıymış. 2011 yılında dünya nüfusu
6,8 milyar, bağlı cihaz sayısı 12,5
milyar. 2020’de, dünya nüfusunun
7,8 milyar olacağı, bağlı cihaz sayısının da 50 milyar olacağı
öngörülüyor. Ananonimleşmiş bir
ifadedir, televizyon dünyayı evimize
taşıyordu, internet evimizi dünyaya
taşıyor. İnternet su gibi. Diyelim ki
önünüzde bir bardak su var, o suyu içtiğiniz zaman faydalı, ama suyu
üstünüze dökerseniz ürperiyorsunuz. ABONE SAYISI HIZLA YÜKSELDİ Bilişim sektörünün genel durumu
nedir? Krizden en az etkilenen ve katma
değeri en yüksek sektör. 2001’de
nüfusumuzun yüzde 5’i internet
sahibiyken bugünmobil erişimle
birlikte düşünüldüğünde bu oran
yüzde 55’lere çıktı. Bilişim gelirlerimiz 2003 yılında 11,5 milyar dolarken
2011 yılında 34 milyar dolara
yükseldi. Bu alanda yetkilendirilmiş
işletme sayısı 2001’de 120’lerdeyken,
bugün 560’lara yükseldi. Geniş bant
abone sayısı incelendiğinde, 2003 yılında 200 bin seviyesindeyken 2011
yılına gelindiğinde 16,1 milyon
seviyesine ulaştı. FACEBOOK’A DAKİKADA 277 BİN KİŞİ
BAĞLANIYOR Bilişim dünyaya hükmedecek. Tabii, dünya nüfusu 6,8 milyar, bunun
yüzde 52’si kent nüfusu. İnternete
bağlı nüfus 2,08 milyar, mobil telefon
abonesi 5,9 milyar,mobil geniş bant
kullanıcı sayısı 1,2milyar. 4 yıl içinde
sabit geniş bant kullanıcısı sayısı 2misli arttı. 1,48 milyar kişi sosyal
medya kullanıcısı. Facebook’a 6milyon
kişi kayıtlı, bir dakikada 277 bin kişi
bağlanıyor. Bir dakikada 320 kişi
Twitter hesabı açıyor, bir dakikada
yaklaşık 100 bin tweet, 168milyon eposta atılıyor. YouTobe’a dakikada
30 saat video yükleniyor, bir dakikada
1,3 milyon kişi video izliyor. Google’da
bir dakikada 2milyon sorgu yapılıyor,
düşünün 2011’de yaptığı disk yatırımı
1milyar dolar,marka değeri 153 milyar dolar, bir dakikada kârına 75
bin dolar ekliyor. Sadece yüzde 4’ü bilgi transferi
yapıyor Geleneksel oyunların yerini internet
üzerinden oynanan oyunlar aldı, bu
da internetin cazibesini artırıyor. Türkiye’de Dijital Oyunlar
Federasyonu çok yeni, başkanı
dinledik. Çok önemli bilgiler verdi.
Dünyada 1milyarın üzerinden insan
dijital oyun oynuyor. Öyle ki,mesela
“Angry Birds” oyununu 450 milyondan fazla insan indirmiş.
Sektörün büyüklüğü 70milyar dolar.
Facebook yüzde 80 oyun oynamak
için kullanılıyor. Türkiye’de 20 milyon
oyuncu var. Oyun sektörü genç nüfus
için büyük bir istihdam imkânı yaratıyor ama interneti kullananların
sadece yüzde 1’i oyun veya yazılım
üretebiliyor, yüzde 4’ü bilgi transferi
yapıyor, yüzde 94 sadece kullanıcı.
Türkçe içerikli, bizim ürettiğimiz, bizim
kültürümüze uygun oyun sayısı çok az. Kendi oyunlarımız olmalı.
Geleneksel oyunlarımızı dijital ortama
aktarmalıyız. Gençler sadece oyun
oynamak için değil, oyun üretebilmek
için de aktif hale getirilmeli. Yakın
gelecekte dijital oyun olimpiyatları yapılacak. Odaklanma kağıtla oluyor Gençler teknoloji bağımlısı mı oluyor? Geçenlerde katıldığım bilimsel
toplantıda bir akademisyen
arkadaşımız, bugünün gençlerine
artık “screenager” denildiğini söyledi.
Tarayarak arayan bir nesil. Gençler
yoğun bir şekilde sanal bilgi bombardımanı altında, bir genç 20’li
yaşlara gelene kadar 30 bin saat sanal
bilgi akışına maruz kalıyor. 12 yaşına
gelene kadar bir çocuk haftada
ortalama 8 saat internet kullanıyor. 11
yaş altı çocukların yüzde 80’inin cep telefonu var. İnternetle birlikte bilgiye erişim
kolaylaştıkça yetenekler gelişiyor mu
köreliyor mu? Komisyonumuzda Gazi
Üniversitesi’nden nöroloji profesörü
Hayrünisa Belen Hanım’ı dinledik.
Çocukların 15 yaşına geldiğinde bilgi
birikimi açısından akranlarından 2 yaş
geride kaldığını söylüyor. Bugünkü nesil daha çok teknoloji kullanıyor,
daha hızlı ve daha çok bilgiye erişiyor
ama böyle bir sonuç ortaya çıkıyor.
Neden geri kalıyor çocuklar?
Çocukların kulağında bir müzik,
bilgisayarda bir pencerede oyun sitesi, bir pencerede sosyal paylaşım
sitesi, bir pencerede haber sitesi, bir
ona, bir ona girince odaklanamıyor. 4
yaşına kadar televizyon başında
geçirilen her saat dikkat eksikliği
problemini artırıyor. Yine bir başka araştırmaya göre, 11 yaşındaki
çocuklar zeka gelişimi bakımından 15
yıl önceki akranlarına oranla 2-3 yaş
geride bulundu. Sebebi internetle
birlikte ortaya çıkan odaklanma
problemi. Kağıtla daha fazla odaklanıyor, çocuklara kitabı
unutturmamak lazım. İrtibatı olmayan dijital dinozorlar var Çocuklar interneti daha çok ne için
kullanıyor, oyun oynamak için mi? ODTÜ’den bir akademisyen
arkadaşımızın sunumunda vardı.
Çocukların internette yaptığı
aktivitelere bakıldığında yüzde 92’si
okul ödevini yapmak için, yüzde 59’u
klip izlemek, yüzde 49’u oyun oynamak, yüzde 48’i sosyal ağlar,
yüzde 40’ı haber okuma, yine yüzde
40’ı müzik dinlemek ya da film izlemek
için kullanıyor. Bu araştırmalarda,
şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkıyor.
Çocukların yüzde 49’unun sosyal paylaşım sitelerinde hesabı var. Sosyal
paylaşım sitelerinde hesabı bulunan
çocukların da üçte biri 13 yaşın
altında. Sosyal paylaşım sitesi kullanan
çocukların yüzde 86’sı Facebook
profiline sahip. Yalnız bu çocukların yüzde 59’u profillerinin güvenlik
ayarını nasıl değiştireceklerini
bilmiyorlar. Çocuklar başlangıçta ödev
yapmak için interneti kullanıyor, oyun
oynama, haberleşme derken bu
sarmalda tehlikeli mecralara doğru da gidebiliyorlar. Nedir bu tehlikeli mecralar? Mesela, internete erişimi olan
çocukların yüzde 25’i pornografik
yayınlaramaruz kalıyor. Çocukların
yüzde 75’i aileleri veya kendilerine ait
kişisel bilgileri herhangi bir endişe
hissetmeksizin ve gönüllü olarak tanımadıkları kişilerle paylaşıyor.
İnternette cinsel içerikli mesaj gelen,
taciz edilen çocukların yalnızca dörtte
biri durumu ailesine veya bir yetişkine
haber veriyor. İnternette gerçekleşen
tüm saldırıların yüzde 77’sinin hedefi 14 yaşın üstündeki çocuklar. Aileler nasıl bir rol üstlenebilir? Bir akademisyen arkadaşımız,
“1995’ten sonra doğanlar dijital yerli,
1995’ten önce doğanlar dijital
göçmen, bir de bilgisayarla öyle veya
böyle hiç irtibatı olmayan dijital
dinozorlar var” dedi. Bir kuşak var, anne-baba, çocuklar ve küçük
çocuklar. Dijital dinozorla dijital yerli
aynı ortamda, aynı evde ama ayrı
dünyalarda yaşıyor. Hatta “çevrim içi”
dil kullanan çocuklarla anneleri ve
babaları ayrı bir dil konuşuyor. Aile içi çatışmaların başladığını görebiliriz. Ne yapılabilir bunu önlemek için? Uzmanlar, internet aboneliği veya
bilgisayar alındığında çocuklarla
ebeveynlerin bir anlaşma yapmalarını
öneriyor. Bilgisayarın ortak kullanım
alanına konulması çok önemli. Ortak
kararlar alın, hiç olmazsa temel bilgisayar bilgilerine sahip olun,
onlarla yazışın, onlarla oyun oynayın,
konuşun, beraber kullanın, size bir
şeyler öğretmesini sağlayın ama
onlarla aşık atmaya çalışmayın, yüz
göz olmayın. Mutlaka bir filtreleme yapılması gerekir. Çocukların yüzde
59’u güvenlik şifrelerini nasıl
değiştireceğini bilmiyor, yani hırsızın
eve girebilmesi için kapı açık. Siber zorbalar Teknolojik gelişmelerle birlikte siber
zorba nesillerle mi karşı karşıya
kalacağız? Aile içi sorunlar, düşük
özsaygı, başarıyı bu şekilde
yakalamaya çalışma, popüler olma
arzusu, benzer davranışlara karuzkalma, akıl sağlığındaki sorunlar
siber zorbalar üretebiliyor. Çocuklar 2
yaşına kadar ekran başına
oturtulmamalı. Yaş grubu ile ilgili
farklılıklar var, bir bilim adamı 2
yaşından sonra da günde en fazla 2 saat izin verilmeli diyor. Çocuk, annesi
babası istediğinde ekran başından
kalkabilmeli ya da kendi kendine
ekranın düğmesine basıp bilgisayar
oyunundan, internetten veya
televizyon başından kalkabilmeli. Yatmadan bilgisayarı kapatın Kimler internet bağımlısı oluyor? Teknolojiye hızlı ve kolay erişimle
internet bağımlılığı arasında yakın bir
ilişki varmış gibi görünüyor. Bu
doğrudur ama uzmanlar internet
bağımlısı olan kişilerin yüzde 50’sinde
başka bir psikiyatrik bozukluğun saptandığı bilgisini verdiler. Mesela,
yüzde 38’inde madde kullanımı,
yüzde 33’ünde duygudurum
bozukluğu, yüzde 25’inde depresyon
ve distimi, yüzde 14’ünde psikotik
bozukluk, yüzde 10’unda anksiyete bozukluğu saptanmış. İnternet
bağımlılığı ile birlikte yine yüzde 38
civarında başka bir bağımlılık
bulunuyor. Mesela, aşırı alış veriş
bağımlılığı, patalojik kumar oynama
alışkanlığı gibi. Sadece ruhsal bir tahribatı mı var? Sürekli klavye ile oynamak parmak
eklemlerinde kalıcı anatomik
bozukluklara yol açıyor. “Karpal
tünel” sendromu dediğimiz, el
bileğinden geçen sinirlerde sinir
sıkışmalarına yol açıyor. Bel ve omur bozukluğu, boyun fıtığı, obezite,
gözde bozulmalar, bilgisayarın verdiği
hafif şuadan kaynaklanan uyku
bozuklukları, huzursuzluklar, panik
ataklar bilgisayarla beraber gelen
sorunlar. Yatmadan önce 1 saat bilgisayarla uğraşan kişilerin uykuya
geçişinde 1 saat gecikme söz konusu.
O yüzden yatmadan en az 2 saat önce
bilgisayarın başından kalkıp başka bir
şeyle uğraşın.
bakımından 15 yıl önceki akranlarına
oranla 2-3 yaş geride bulundu. Peki
uzmanlar bunu nasıl açıklıyor?
Uluslararası hacker gruplarının
saldırıları dünyayı bekleyen siber savaşın adeta habercisi. TBMM’de
kurulan Bilişim ve İnternet Araştırma
Komisyonu’nun da ilgi alanlardan
birisi siber savaş. Komisyon Başkanı
Necdet Ünüvar, siber savaşa karşı
bilişim ile ilgili eğitim ve müfredatın güncellenmesini
öneriyor.Üniversitelerde bilgisayar
mühendisliği fakültelerinin yerine
yazılım ve donanım mühendisliği
fakültelerinin kurulmasını gündeme
getiriyor. Ünüvar, “Siber savaş yazılımlarla,
programlarla yapılan bir savaş.
Bilgisayar mühendisliği gibi öteden
gelen yapıyla devam edersek siber
savaşlarda yenilmemiz kaçınılmaz”
uyarısında bulunuyor. Hindistan 140 milyar dolar yazılım ihracatı yaparken
Türkiye’nin yazılım ihracatının 400
milyon dolar civarında olduğunu
anlatanÜnüvar, “Teknoloji trenini
henüz kaçırmadık. Yazılım uzmanları
ve siber savaş uzmanları yetiştirmeli, istihdam etmeliyiz” diyor.Ünüvar,
internet dünyasında Türkçe içeriğin
son derece az olmasından yakınırken,
Türk Dil Kurumu’nun da “çevrimiçi dil”
olarak kullanılan anlamsız kısaltmalar
yerine bir teknolojik dil üzerinde çalışmaya başlamasını istiyor. RÖPORTAJ: SEDA ŞİMŞEK-BUGÜN
GAZETESİ İNTERNET ÇOCUKLARIN ZEKA
GELİŞİMİNİ YAVAŞLATIYOR TBMM Bilişim ve İnternet Araştırma
Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Necdet
Ünüvar, internet dünyasının
fırsatlarını ve risklerini anlattı. Ünüvar,
“11 yaşındaki çocuklar zeka gelişimi
bakımından 15 yıl önceki akranlarından 2-3 yaş geride” dedi. Teknolojik bir devrimyaşanıyor,
nereden geliyoruz, nereye gidiyoruz? İnternet artık ülkelerin ekonomisinin
de bir parçası. Örneğin, İngiltere
ekonomisinin yüzde 7.2’si, Türkiye-
’de ekonominin ise yüzde 1,2’si
internete bağlı. 2003 yılında
dünyanın nüfusu 6,3 milyarmış. 6,3milyar nüfusa karşılık 500 milyon,
bütün bu teknolojik cihazlara
bağlıymış. 2011 yılında dünya nüfusu
6,8 milyar, bağlı cihaz sayısı 12,5
milyar. 2020’de, dünya nüfusunun
7,8 milyar olacağı, bağlı cihaz sayısının da 50 milyar olacağı
öngörülüyor. Ananonimleşmiş bir
ifadedir, televizyon dünyayı evimize
taşıyordu, internet evimizi dünyaya
taşıyor. İnternet su gibi. Diyelim ki
önünüzde bir bardak su var, o suyu içtiğiniz zaman faydalı, ama suyu
üstünüze dökerseniz ürperiyorsunuz. ABONE SAYISI HIZLA YÜKSELDİ Bilişim sektörünün genel durumu
nedir? Krizden en az etkilenen ve katma
değeri en yüksek sektör. 2001’de
nüfusumuzun yüzde 5’i internet
sahibiyken bugünmobil erişimle
birlikte düşünüldüğünde bu oran
yüzde 55’lere çıktı. Bilişim gelirlerimiz 2003 yılında 11,5 milyar dolarken
2011 yılında 34 milyar dolara
yükseldi. Bu alanda yetkilendirilmiş
işletme sayısı 2001’de 120’lerdeyken,
bugün 560’lara yükseldi. Geniş bant
abone sayısı incelendiğinde, 2003 yılında 200 bin seviyesindeyken 2011
yılına gelindiğinde 16,1 milyon
seviyesine ulaştı. FACEBOOK’A DAKİKADA 277 BİN KİŞİ
BAĞLANIYOR Bilişim dünyaya hükmedecek. Tabii, dünya nüfusu 6,8 milyar, bunun
yüzde 52’si kent nüfusu. İnternete
bağlı nüfus 2,08 milyar, mobil telefon
abonesi 5,9 milyar,mobil geniş bant
kullanıcı sayısı 1,2milyar. 4 yıl içinde
sabit geniş bant kullanıcısı sayısı 2misli arttı. 1,48 milyar kişi sosyal
medya kullanıcısı. Facebook’a 6milyon
kişi kayıtlı, bir dakikada 277 bin kişi
bağlanıyor. Bir dakikada 320 kişi
Twitter hesabı açıyor, bir dakikada
yaklaşık 100 bin tweet, 168milyon eposta atılıyor. YouTobe’a dakikada
30 saat video yükleniyor, bir dakikada
1,3 milyon kişi video izliyor. Google’da
bir dakikada 2milyon sorgu yapılıyor,
düşünün 2011’de yaptığı disk yatırımı
1milyar dolar,marka değeri 153 milyar dolar, bir dakikada kârına 75
bin dolar ekliyor. Sadece yüzde 4’ü bilgi transferi
yapıyor Geleneksel oyunların yerini internet
üzerinden oynanan oyunlar aldı, bu
da internetin cazibesini artırıyor. Türkiye’de Dijital Oyunlar
Federasyonu çok yeni, başkanı
dinledik. Çok önemli bilgiler verdi.
Dünyada 1milyarın üzerinden insan
dijital oyun oynuyor. Öyle ki,mesela
“Angry Birds” oyununu 450 milyondan fazla insan indirmiş.
Sektörün büyüklüğü 70milyar dolar.
Facebook yüzde 80 oyun oynamak
için kullanılıyor. Türkiye’de 20 milyon
oyuncu var. Oyun sektörü genç nüfus
için büyük bir istihdam imkânı yaratıyor ama interneti kullananların
sadece yüzde 1’i oyun veya yazılım
üretebiliyor, yüzde 4’ü bilgi transferi
yapıyor, yüzde 94 sadece kullanıcı.
Türkçe içerikli, bizim ürettiğimiz, bizim
kültürümüze uygun oyun sayısı çok az. Kendi oyunlarımız olmalı.
Geleneksel oyunlarımızı dijital ortama
aktarmalıyız. Gençler sadece oyun
oynamak için değil, oyun üretebilmek
için de aktif hale getirilmeli. Yakın
gelecekte dijital oyun olimpiyatları yapılacak. Odaklanma kağıtla oluyor Gençler teknoloji bağımlısı mı oluyor? Geçenlerde katıldığım bilimsel
toplantıda bir akademisyen
arkadaşımız, bugünün gençlerine
artık “screenager” denildiğini söyledi.
Tarayarak arayan bir nesil. Gençler
yoğun bir şekilde sanal bilgi bombardımanı altında, bir genç 20’li
yaşlara gelene kadar 30 bin saat sanal
bilgi akışına maruz kalıyor. 12 yaşına
gelene kadar bir çocuk haftada
ortalama 8 saat internet kullanıyor. 11
yaş altı çocukların yüzde 80’inin cep telefonu var. İnternetle birlikte bilgiye erişim
kolaylaştıkça yetenekler gelişiyor mu
köreliyor mu? Komisyonumuzda Gazi
Üniversitesi’nden nöroloji profesörü
Hayrünisa Belen Hanım’ı dinledik.
Çocukların 15 yaşına geldiğinde bilgi
birikimi açısından akranlarından 2 yaş
geride kaldığını söylüyor. Bugünkü nesil daha çok teknoloji kullanıyor,
daha hızlı ve daha çok bilgiye erişiyor
ama böyle bir sonuç ortaya çıkıyor.
Neden geri kalıyor çocuklar?
Çocukların kulağında bir müzik,
bilgisayarda bir pencerede oyun sitesi, bir pencerede sosyal paylaşım
sitesi, bir pencerede haber sitesi, bir
ona, bir ona girince odaklanamıyor. 4
yaşına kadar televizyon başında
geçirilen her saat dikkat eksikliği
problemini artırıyor. Yine bir başka araştırmaya göre, 11 yaşındaki
çocuklar zeka gelişimi bakımından 15
yıl önceki akranlarına oranla 2-3 yaş
geride bulundu. Sebebi internetle
birlikte ortaya çıkan odaklanma
problemi. Kağıtla daha fazla odaklanıyor, çocuklara kitabı
unutturmamak lazım. İrtibatı olmayan dijital dinozorlar var Çocuklar interneti daha çok ne için
kullanıyor, oyun oynamak için mi? ODTÜ’den bir akademisyen
arkadaşımızın sunumunda vardı.
Çocukların internette yaptığı
aktivitelere bakıldığında yüzde 92’si
okul ödevini yapmak için, yüzde 59’u
klip izlemek, yüzde 49’u oyun oynamak, yüzde 48’i sosyal ağlar,
yüzde 40’ı haber okuma, yine yüzde
40’ı müzik dinlemek ya da film izlemek
için kullanıyor. Bu araştırmalarda,
şaşırtıcı sonuçlar ortaya çıkıyor.
Çocukların yüzde 49’unun sosyal paylaşım sitelerinde hesabı var. Sosyal
paylaşım sitelerinde hesabı bulunan
çocukların da üçte biri 13 yaşın
altında. Sosyal paylaşım sitesi kullanan
çocukların yüzde 86’sı Facebook
profiline sahip. Yalnız bu çocukların yüzde 59’u profillerinin güvenlik
ayarını nasıl değiştireceklerini
bilmiyorlar. Çocuklar başlangıçta ödev
yapmak için interneti kullanıyor, oyun
oynama, haberleşme derken bu
sarmalda tehlikeli mecralara doğru da gidebiliyorlar. Nedir bu tehlikeli mecralar? Mesela, internete erişimi olan
çocukların yüzde 25’i pornografik
yayınlaramaruz kalıyor. Çocukların
yüzde 75’i aileleri veya kendilerine ait
kişisel bilgileri herhangi bir endişe
hissetmeksizin ve gönüllü olarak tanımadıkları kişilerle paylaşıyor.
İnternette cinsel içerikli mesaj gelen,
taciz edilen çocukların yalnızca dörtte
biri durumu ailesine veya bir yetişkine
haber veriyor. İnternette gerçekleşen
tüm saldırıların yüzde 77’sinin hedefi 14 yaşın üstündeki çocuklar. Aileler nasıl bir rol üstlenebilir? Bir akademisyen arkadaşımız,
“1995’ten sonra doğanlar dijital yerli,
1995’ten önce doğanlar dijital
göçmen, bir de bilgisayarla öyle veya
böyle hiç irtibatı olmayan dijital
dinozorlar var” dedi. Bir kuşak var, anne-baba, çocuklar ve küçük
çocuklar. Dijital dinozorla dijital yerli
aynı ortamda, aynı evde ama ayrı
dünyalarda yaşıyor. Hatta “çevrim içi”
dil kullanan çocuklarla anneleri ve
babaları ayrı bir dil konuşuyor. Aile içi çatışmaların başladığını görebiliriz. Ne yapılabilir bunu önlemek için? Uzmanlar, internet aboneliği veya
bilgisayar alındığında çocuklarla
ebeveynlerin bir anlaşma yapmalarını
öneriyor. Bilgisayarın ortak kullanım
alanına konulması çok önemli. Ortak
kararlar alın, hiç olmazsa temel bilgisayar bilgilerine sahip olun,
onlarla yazışın, onlarla oyun oynayın,
konuşun, beraber kullanın, size bir
şeyler öğretmesini sağlayın ama
onlarla aşık atmaya çalışmayın, yüz
göz olmayın. Mutlaka bir filtreleme yapılması gerekir. Çocukların yüzde
59’u güvenlik şifrelerini nasıl
değiştireceğini bilmiyor, yani hırsızın
eve girebilmesi için kapı açık. Siber zorbalar Teknolojik gelişmelerle birlikte siber
zorba nesillerle mi karşı karşıya
kalacağız? Aile içi sorunlar, düşük
özsaygı, başarıyı bu şekilde
yakalamaya çalışma, popüler olma
arzusu, benzer davranışlara karuzkalma, akıl sağlığındaki sorunlar
siber zorbalar üretebiliyor. Çocuklar 2
yaşına kadar ekran başına
oturtulmamalı. Yaş grubu ile ilgili
farklılıklar var, bir bilim adamı 2
yaşından sonra da günde en fazla 2 saat izin verilmeli diyor. Çocuk, annesi
babası istediğinde ekran başından
kalkabilmeli ya da kendi kendine
ekranın düğmesine basıp bilgisayar
oyunundan, internetten veya
televizyon başından kalkabilmeli. Yatmadan bilgisayarı kapatın Kimler internet bağımlısı oluyor? Teknolojiye hızlı ve kolay erişimle
internet bağımlılığı arasında yakın bir
ilişki varmış gibi görünüyor. Bu
doğrudur ama uzmanlar internet
bağımlısı olan kişilerin yüzde 50’sinde
başka bir psikiyatrik bozukluğun saptandığı bilgisini verdiler. Mesela,
yüzde 38’inde madde kullanımı,
yüzde 33’ünde duygudurum
bozukluğu, yüzde 25’inde depresyon
ve distimi, yüzde 14’ünde psikotik
bozukluk, yüzde 10’unda anksiyete bozukluğu saptanmış. İnternet
bağımlılığı ile birlikte yine yüzde 38
civarında başka bir bağımlılık
bulunuyor. Mesela, aşırı alış veriş
bağımlılığı, patalojik kumar oynama
alışkanlığı gibi. Sadece ruhsal bir tahribatı mı var? Sürekli klavye ile oynamak parmak
eklemlerinde kalıcı anatomik
bozukluklara yol açıyor. “Karpal
tünel” sendromu dediğimiz, el
bileğinden geçen sinirlerde sinir
sıkışmalarına yol açıyor. Bel ve omur bozukluğu, boyun fıtığı, obezite,
gözde bozulmalar, bilgisayarın verdiği
hafif şuadan kaynaklanan uyku
bozuklukları, huzursuzluklar, panik
ataklar bilgisayarla beraber gelen
sorunlar. Yatmadan önce 1 saat bilgisayarla uğraşan kişilerin uykuya
geçişinde 1 saat gecikme söz konusu.
O yüzden yatmadan en az 2 saat önce
bilgisayarın başından kalkıp başka bir
şeyle uğraşın.
