4 yaşındaki çocuğun, ağlayarak aldırdığı oyuncağın yüzüne 2 gün sonra bakmamasının "ne istediğini bilmemekle" ilişkisinin olduğunu düşünmüyorum. Malesef bir çok ebeveyn çocuklarını şımartmak pahasına her istediklerini alıyorlar/yapıyorlar. Çocuklar kıymet bilmez, maymun iştahlı canavarlara dönüşüyorlar. İstediklerini yaptırmanın/aldırmanın en garanti yolunu ise ağlamak olarak görüyorlar. Ortada ne istediğini bilmemekten öte, elindekinin kıymetini bilmemek gibi bir durum var. Bir çok şeye sahip olan yada istediği anda sahip olacağını bilen bir çocuk (veya birey) doğal olarak elindekiyle yetinmeyi, mutlu olmayı bilmeyecek/öğrenmeyecektir.
İkili ilişkiler konusuna da katılmıyorum. Burada da ne istediğini bilmemekten öte, ciddiyetsizlik var. Bir erkek tavlamak için kırk takla attığı kızı 3 gün sonra sudan bir sebeple terk ediyorsa zaten ondan istediğini almıştır. (Tavlarım ben bunu!)
Ancak konunun ana fikrine katılıyorum. İçerisine benim de dahil olduğum bir çok insan ne istediğini bilmiyor. Zaten herkes ne istediğini bilseydi bu konuda profesyonel destek veren kurumlar/kişiler bulunmazdı. Avrupa'nın bir kaç ülkesinde de oldukça yaygınlar ancak ülkemizde değil. Tabi ortam da önemli. Biz, istediğimize yalnızca kendi çabalarımızla ulaşabileceğimiz bir ülkede mi yaşıyoruz? Bir çok insan kendine bu soruyu da soruyor, kendine verdiği cevapla da karamsarlığa kapılıyor, rüyalarının peşinde koşacak şevki kendisinde bulamıyor...