nasih
Üye
iman ve Amel
iman ve Amel
Amel ile îman arasinda çok siki bir iliski vardir. Hiç süphe yok ki, amel ve ibadetler, îmanin göstergesidir. Sadece inandim demek yeterli degildir. Kalbdeki îman isiginin sönmemesi için ibadet lazimdir. Allah'in emirlerini yerine getirip yasaklarindan sakinmak, olgun îman için gereklidir. O halde olgun mümin, kalbi ile tasdik edip dili ile ikrar eden ve organlari ile de amel eden kimsedir. Bunun, olgun mümin oldugunda aykiri görüsü olan kimse yoktur. Esasen bir mümin de böyle olmali, inancinin geregi olan amel ve ibadetleri yerine getirmelidir.
Ancak kalbi ile tasdik ettigi ve dili ile de ikrarda bulundugu halde, bu inancinin geregi olan amel ve ibadetlerini yapmaz yani namaz kilmaz, oruç tutmaz, malinin zekatini vermez ve Allah'in yasakladigi -haram kaldigi- seylerden sakinmazsa durumu ne olur? Böyle bir kimse imanini yitirmis ve dinden çikmis olur mu?
lnandigi halde Allah'in emirlerine uymayan ve yasaklarindan sakinmayan kimse mümindir, ama günahkar mümindir. Çünkü, amel yoklugu veya noksanligi imanin aslini olumsuz sekilde etkilemez. Zira iman ve amel ayni sey degil, ayri ayri seylerdir. Baska bir ifade ile amel imandan cüz (parça) degildir ki, bu cüz'ün (yani amelin) olmamasi tüm'ün (yani imanin) olmamasini gerektirsin. Bunun örnegi su ile oksijendir. Bunlardan biri olmazsa su olmaz. imanda da aslî unsur kalb ile tasdiktir. Bu olmazsa iman gerçeklesmez.
insan vücuduna gelince; bunda el, ayak, göz, kulak gibi bir takim organlar vardir. Bunlardan her hangi birisi olmazsa vücut vardir takat kemmel degildir. Amel ve ibadetler de böyledir. Bunlardan bazilarinin yoklugu imanin yoklugunu gerektirmez. Ancak böyle bir kimse olgun mümin olmaz.
O halde amel, imanin aslinin degil kemalinin parçasidir. Esasen istenen de süphe yok ki kamil imandir.
Bazi ayet-i kerime ve hadis-i seriflerde ameller imanin cüzü gibi gösterilmistir. Mesela.
''Kim bir mü'mini kasden öldürürse cezasi, içinde ebediyyen kalacagi cehennemdir'.'(14)
''Zina eden kisi zina ettigi sira mümin oldugu halde zina etmez. Hirsizlik yapan kisi hirsizlik ettigi sira mümin oldugu halde hirsizlik etmez, içki içen kisi içki içtigi sira mümin oldugu halde içki içmez.'' (15) Bunun için de Hariciler ve Mutezile bu ayet-i kerime ve hadis-i serifleri delil göstererek, amelleri, imanin asil cüzleri saymis ve iman ettigi halde imaninin geregi olan davranislarda bulunmayan, mesela namaz kilmayan, büyük günah isleyen kimse mümin degildir, demislerdir. Buna ne diyecegiz?
(14)en-Nisâ. 4/9
(15) Buhari, Esribe, 1
Evet, amelleri imanin asil unsurlari gösteren bu ve daha baska ayet-i kerime ve hadis-i serifler vardir. Bununla beraber günah isleyen kimseye mümin denilebilecegini ve inkar olmadikça imanin ortadan kalkmayacagini gösteren ayet ve hadisler de pek çoktur. su iki örnek bunlardandir
''Ey müminler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi içlerinden irmaklar akan cennetlere sokar.'' (16)
Bu ayette Allah Teala günah islemis olanlara ''mümin'' diye hitap etmektedir.
Eger büyük günah isleyen kimse imanini yitirmis olsaydi Allah Teala bu kimseye ''mümin'' diye hitab etmezdi.
(16) et- Tahrim, 66/ 8
Ebu Zer (r.a.) söyle demistir:
''Peygamberimiz'e geldim. Üzerinde beyaz bir elbise oldugu halde uyuyordu. Döndüm, Sonra yine geldim, uyanmisti söyle buyurdu:
''Lailahe illellah'' diyen ve bu inanç üzerine ölen hiç bir kimse yoktur ki, cennet'e girmesin''
Ben:
-Zina etse de hirsizlik etse de mi? dedim. O:
-Evet, zina etse de hirsizlik etse de girer, buyürdu. Ben tekrar:
-Zina etse de hirsizlik etse de mi? dedim. Peygamberimiz:
-Evet, zina etse de hirsizlik etse de yine girer, buyurdu: Ben üçüncü defa:
-Ey Allah'in Rasûlü, zina etse de hirsizlik etse de mi? dedim. Peygamberimiz:
-Evet, Ebû Zerr' in burnu topraga sürülse ve böylece zelil ve hakir olsa da yine girer, buyurdu. (17)
Bu âyet ve hadisler ve daha pek çoklari günah isleyen kimsenin imandan çikmadigini, ancak günahkâr oldugunu göstermektedir.
Bu itibarla Mutezile ve Haricilerin görüslerine delil gösterdikleri ayet ve hadislerin zahir manaiari terkedilmis ve ''olgun mümin degillerdir'' diye yorumlanmistir. Bunun için de Peygamberimizden günümüze kadar bu böyle anlasilmistir.
Sonuç Olarak: lman konusunda itibar edilecek organ kalbdir. Bir kimse Allah Teala'yi ve Peygamberimizin O'ndan getirdigini ve haber verdigini kalbi ile tasdik eder, yürekten inanirsa mümin olur. Kalbi ile tasdik ettigini dili ile ikrar etmesi sart degil ise de, insanlar tarafindan mümin oldugunun bilinmesi ve kendisine (cenaze namazini kilmak ve müslüman mezarligina defnetniek gibi) islamî hükümlerin uygulanmasi için gereklidir. iman kalb ile tasdik ve dil ile ikrardir meshur sözü bunun için söylenmistir. Yoksa kalbinde tasdik bulunan kimse Allah katinda mümindir. Bu kimse herhangi bir se-beple ibadet görevini yapmaz, büyük günah islerse imansiz olmaz, sadece günahkar olur.
Ameller, imanin aslinin cüzleri olmamakla beraber, iman ile amel arasinda çok siki bir bag vardir. Allah Teala'nin hosnud olacagi kimse, olgun imana sahip olan kimsedir. Olgun iman ise kalb ile tasdik, dil ile ikrar ve organlarla amel etmekle gerçeklesir.
Amel ile îman arasinda çok siki bir iliski vardir. Hiç süphe yok ki, amel ve ibadetler, îmanin göstergesidir. Sadece inandim demek yeterli degildir. Kalbdeki îman isiginin sönmemesi için ibadet lazimdir. Allah'in emirlerini yerine getirip yasaklarindan sakinmak, olgun îman için gereklidir. O halde olgun mümin, kalbi ile tasdik edip dili ile ikrar eden ve organlari ile de amel eden kimsedir. Bunun, olgun mümin oldugunda aykiri görüsü olan kimse yoktur. Esasen bir mümin de böyle olmali, inancinin geregi olan amel ve ibadetleri yerine getirmelidir.
Ancak kalbi ile tasdik ettigi ve dili ile de ikrarda bulundugu halde, bu inancinin geregi olan amel ve ibadetlerini yapmaz yani namaz kilmaz, oruç tutmaz, malinin zekatini vermez ve Allah'in yasakladigi -haram kaldigi- seylerden sakinmazsa durumu ne olur? Böyle bir kimse imanini yitirmis ve dinden çikmis olur mu?
lnandigi halde Allah'in emirlerine uymayan ve yasaklarindan sakinmayan kimse mümindir, ama günahkar mümindir. Çünkü, amel yoklugu veya noksanligi imanin aslini olumsuz sekilde etkilemez. Zira iman ve amel ayni sey degil, ayri ayri seylerdir. Baska bir ifade ile amel imandan cüz (parça) degildir ki, bu cüz'ün (yani amelin) olmamasi tüm'ün (yani imanin) olmamasini gerektirsin. Bunun örnegi su ile oksijendir. Bunlardan biri olmazsa su olmaz. imanda da aslî unsur kalb ile tasdiktir. Bu olmazsa iman gerçeklesmez.
insan vücuduna gelince; bunda el, ayak, göz, kulak gibi bir takim organlar vardir. Bunlardan her hangi birisi olmazsa vücut vardir takat kemmel degildir. Amel ve ibadetler de böyledir. Bunlardan bazilarinin yoklugu imanin yoklugunu gerektirmez. Ancak böyle bir kimse olgun mümin olmaz.
O halde amel, imanin aslinin degil kemalinin parçasidir. Esasen istenen de süphe yok ki kamil imandir.
Bazi ayet-i kerime ve hadis-i seriflerde ameller imanin cüzü gibi gösterilmistir. Mesela.
''Kim bir mü'mini kasden öldürürse cezasi, içinde ebediyyen kalacagi cehennemdir'.'(14)
''Zina eden kisi zina ettigi sira mümin oldugu halde zina etmez. Hirsizlik yapan kisi hirsizlik ettigi sira mümin oldugu halde hirsizlik etmez, içki içen kisi içki içtigi sira mümin oldugu halde içki içmez.'' (15) Bunun için de Hariciler ve Mutezile bu ayet-i kerime ve hadis-i serifleri delil göstererek, amelleri, imanin asil cüzleri saymis ve iman ettigi halde imaninin geregi olan davranislarda bulunmayan, mesela namaz kilmayan, büyük günah isleyen kimse mümin degildir, demislerdir. Buna ne diyecegiz?
(14)en-Nisâ. 4/9
(15) Buhari, Esribe, 1
Evet, amelleri imanin asil unsurlari gösteren bu ve daha baska ayet-i kerime ve hadis-i serifler vardir. Bununla beraber günah isleyen kimseye mümin denilebilecegini ve inkar olmadikça imanin ortadan kalkmayacagini gösteren ayet ve hadisler de pek çoktur. su iki örnek bunlardandir
''Ey müminler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örter ve sizi içlerinden irmaklar akan cennetlere sokar.'' (16)
Bu ayette Allah Teala günah islemis olanlara ''mümin'' diye hitap etmektedir.
Eger büyük günah isleyen kimse imanini yitirmis olsaydi Allah Teala bu kimseye ''mümin'' diye hitab etmezdi.
(16) et- Tahrim, 66/ 8
Ebu Zer (r.a.) söyle demistir:
''Peygamberimiz'e geldim. Üzerinde beyaz bir elbise oldugu halde uyuyordu. Döndüm, Sonra yine geldim, uyanmisti söyle buyurdu:
''Lailahe illellah'' diyen ve bu inanç üzerine ölen hiç bir kimse yoktur ki, cennet'e girmesin''
Ben:
-Zina etse de hirsizlik etse de mi? dedim. O:
-Evet, zina etse de hirsizlik etse de girer, buyürdu. Ben tekrar:
-Zina etse de hirsizlik etse de mi? dedim. Peygamberimiz:
-Evet, zina etse de hirsizlik etse de yine girer, buyurdu: Ben üçüncü defa:
-Ey Allah'in Rasûlü, zina etse de hirsizlik etse de mi? dedim. Peygamberimiz:
-Evet, Ebû Zerr' in burnu topraga sürülse ve böylece zelil ve hakir olsa da yine girer, buyurdu. (17)
Bu âyet ve hadisler ve daha pek çoklari günah isleyen kimsenin imandan çikmadigini, ancak günahkâr oldugunu göstermektedir.
Bu itibarla Mutezile ve Haricilerin görüslerine delil gösterdikleri ayet ve hadislerin zahir manaiari terkedilmis ve ''olgun mümin degillerdir'' diye yorumlanmistir. Bunun için de Peygamberimizden günümüze kadar bu böyle anlasilmistir.
Sonuç Olarak: lman konusunda itibar edilecek organ kalbdir. Bir kimse Allah Teala'yi ve Peygamberimizin O'ndan getirdigini ve haber verdigini kalbi ile tasdik eder, yürekten inanirsa mümin olur. Kalbi ile tasdik ettigini dili ile ikrar etmesi sart degil ise de, insanlar tarafindan mümin oldugunun bilinmesi ve kendisine (cenaze namazini kilmak ve müslüman mezarligina defnetniek gibi) islamî hükümlerin uygulanmasi için gereklidir. iman kalb ile tasdik ve dil ile ikrardir meshur sözü bunun için söylenmistir. Yoksa kalbinde tasdik bulunan kimse Allah katinda mümindir. Bu kimse herhangi bir se-beple ibadet görevini yapmaz, büyük günah islerse imansiz olmaz, sadece günahkar olur.
Ameller, imanin aslinin cüzleri olmamakla beraber, iman ile amel arasinda çok siki bir bag vardir. Allah Teala'nin hosnud olacagi kimse, olgun imana sahip olan kimsedir. Olgun iman ise kalb ile tasdik, dil ile ikrar ve organlarla amel etmekle gerçeklesir.
