Illuminati ile ilgili geniş çaplı bir araştırmam


Del Rey

Del Rey

Üye
    Konu Sahibi
Bu internet sitesinde daha önce de yayınlanan konulardan birisi: Illuminati. Bunun hakkında geniş çaplı bir araştırma yaptığımda, büyük bir savaşın aslında pek de uzakta olmadığını görebiliyoruz.

Önce tanım ile başlayalım. Vikipedi'ye bakarsak;
yılında 'nın kentinde, isimli Kabbalacı bir Hukuk Profesörü ve ile diğerlerinin yardımıyla kurulan gizli topluluk. Illuminati, "Aydınlanmış Olanlar" anlamına gelmektedir. Topluluğun kuruluş amacı cehaletle, baskıcılıkla ve kilisenin dogmalarıyla mücadele etmekti. Her ne kadar asıl amaç, aydınlanarak dinsel dogmalardan uzak, hür düşünceyi ve pozitif bilimin önünü açmak idiyse de, gizli siyasi amaçları olduğu öne sürülerek dünya siyaset tarihinin belki de zaman içerisinde üzerine en fazla üretilmiş topluluğu halini almıştır.
'te kurulup, o yörede ( ) hızla gelişen İlluminati'nin üye kayıtları büyük bir gizlilik içinde saklanıyordu. Öyle ki, üyelerin her birinin takma isimleri vardı ve yazışmalarda bunlar kullanılır, üyelerin gerçek isimleri ve kimlikleri asla kullanılmazdı. Örneğin, topluluğun kurucusu 'un kod adı Spartacus idi. Illuminati üyeleriyle ilgili bilinen tek şey, tüm üyelerinin kökenli beyazlardan oluştuğudur. Son zamanlarda ise 10 adet yöneticisi ve 300 e yakın alt kadrosu bulunmaktadır. Bu grubun içinde en tanınmış ünlüler, bankacılar, sanatçılar bile bulunmaktadır.
12 kişi ile kurulan İlluminati topluluğu, gelişmelerini kendilerine uygun üyeler kazanarak sağlamaya çalışmışlar, ilk sene sonunda 80 üyeye çıkmışlardır. Daha önceden 22 Haziran 1784'te tüm 'da ile birlikte İlluminati de, gizli siyasi amaçları olduğu öne sürülerek yasaklanmıştı. Masonluğun, tarih boyunca kendisine yönelen tüm baskı ve yasaklamaların altından hiçbir zarar almadan çıkması gibi yine zararsız çıktığı bu süre Illuminati'ye pek yaramamış ve büyük ölçüde gücünü ve varlığını yitirmişti.19. yüzyılın başlarında ünlü Alman filozof 'in katılımıyla canlanan ve eski parlak günlerine dönen İlluminati, bu yıllarda, üyesi olan 'in tez-antitez kuramlarıyla düşüncesinin geliştiği bir ütopya topluluğu haline gelmişti. Dünya üzerindeki çeşitli toplulukları etkileyen bu düşüncenin mirasçıları bugün halen çalışmalarını sürdürdüğüne dair komplo teorileri vardır.
Bu topluluğa daha sonra İtalya'da ünlü rönesansçı insanlar girmiş ve 'ne karşı siyasi bir savaş açmıştır.Bu gelişmeler sonucu İlluminati'nin kolları heryere ulaşmıştır. Rönesansçı üyelerin bir diğer amacı ise bilimin ispatladığı gerçekler için kiliseyi ikna ettirmekti.

Demek ki, Masonlukla da birleşmiş, karanlık bir örgüt.

Şimdi de, gerçekleşen olayların çok daha öncesinde sürülmüş olan Illuminati kartlarını deşifre edelim.
Bu kartlar geleceği söylemiyor, Illuminati geleceği komplolarla yönlendiriyor; bu sayede de gerçekleşiyor.

İkiz Kulelerin ve Pentagon’un Vurulması
*En bariz örnekle başlayalım: İkiz kulelerin vurulması! Kartın başlığı “Terörist Saldırısı” ve üzerinde yazan şu: Bu kartı kontrolünüz altında bulunan bir şiddet grubuna +10 güç ya da +10 direnç vermek için kullanın. Günümüzde artık ikiz kulelerin bizzat ABD tarafından yıkıldığı bilinmekte. Bunu da müslüman terörist gruplarını güçlü göstererek, ortadoğuyu işgal etmenin altyapısını hazırlamak için yapmıştır. Tıpkı kartta bahsettiği gibi.



Endonezya Tsunami Felaketi
Endonezya’da 2010 yılında 7.7 depreme bağlı olarak dev bir tsunami oluştu. Şehir sular altında kaldı yüzlerce insan hayatını kaybetti. Önceki yazıda ABD’nin HAARP silahı ile yapay depremler oluşturabildiğini yazmıştım. Bu felaket de onun eseri. Kartın üzerinde: Felaket. Bu kart bir kıyı bölgesini hemen yok etmek için kullanılıryazmakta.
Japonya Depremi
Sıra geldi HAARP silahının başka bir marifetine. Japonya 2011 senesinde büyük bir deprem felaketi yaşadı. Ekonomisi büyük zarar gördü. Japonya’nın teknoloji konusunda Amerika’nın en büyük rakibi olduğunu düşünürsek, bu depremin Amerika tarafından oluşturulmasına şaşmamak lazım. Ayrıca deprem felaketinden sonra bir de nükleer kaza yaşanacaktı ama Amerika bu konuda başarısız oldu. Kartın üzerinde: Birleşik felaket, bu kartı aynı yerde peşpeşe iki felaket oluşturmak için kullanabilirsiniz yazmakta. Çizimdeki insanların çekik gözlü olduklarına dikkat edin. Ayrıca yıkılan saat kulesi de tokyo wako saat kulesidir. Saat kulesinde saat 11 ve 3′ü gösteriyor. Depremin olduğu tarih 11/03/2011

Barack Obama’nın Seçilmesi
Bu kartta da ABD başkanı Barack Obama’yı çok net bir şekilde görüyoruz. Zaten önceki yazıda belirtmiştim,bütün ABD başkanları skull&bones tarikatında yetişmekte, yani 10-15 yıl sonra kimin başkan olacağı önceden belli.

Bu arada, yalnızca haberlerde gördüğüm bir detay: Çoktan ölmüş bir insan, ABD'nin gelecek başkanının bir siyah olduğunu söylemişti. Yalnız, aynı zamanda Amerika'nın son başkanı olduğunu da söylemişti. Buradaki domateslere de bakılırsa...

Ekonomik Kriz
Ekonomi bilgim çok iyi değildir ama finans mezunu abime ve internette araştırdığım kaynaklara dayanarak söyleyebilirimki, 2010 yılında dünyayı sarsan krizi bizzat Amerika çıkartmıştır. Kendisi de biraz zarar görse de Rusya ve Çin gibi dünya çapındaki güçlü rakiplerine çok ciddi hasarlar vermiştir (zaten Amerika’nın politikası genelde bu. Düşmanlarını alt etmek için biraz zarara katlanıyorlar) . Kartlarda bu olayı “Market Manipulation (Pazar Manipülasyonu)” ve “Currency Speculation (Para Birimi Spekülasyonu)” şeklinde görmekteyiz.

Ortadoğu İsyanları
Ortadoğu’yu kasıp kavuran isyan ateşinin dış güçler tarafından kontrol edildiğini artık herkes görebiliyordur. Kontrol edilmekten kastım halk Amerika tarafından yönlendiriliyor değil. Amerika bu halkları isyan ettirmek zorunda bırakıyor. Önce dikdatörlerin halka çok zulüm etmesi sağlanıyor, sonra bundan bıkan halk haklı olarak isyan ediyor, daha sonra Amerika, Nato ve diğer güçler barış getirme bahanesiyle ülkeleri paylaşıyorlar. Aşağıdaki kartlarda da bunu görmekteyiz, bir dikdatörün büyük resmi var, sokaklar yanmakta, evler klasik ilkel arap evi. Kartta yazan da şu: Bu kartı bir ülkeyi kontrol altında tutmak ya da işgal etmek için kullanın. İkinci kartta da askerin isyancılara saldırışını görüyoruz. Bugün libya ve diğer arap ülkelerinde olan olayın aynısı.

Kısaca, Arap Baharı.


Gelecek Seneryoları

Bu başlıkta da illuminati kartlarında yer alan henüz gerçekleşmemiş olayları irdeleyeceğim. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tabi ki kesin değil ancak önceki olaylara bakınca gerçekleşmeleri muhtemeldir.
Sahte Uzaylı İstilası ve Empire State Binasının Çöküşü
Önceki yazıda Amerika’nın dünyayı tamamen kontrol altına alması için atacağı son adımın kendi tasarladığı ufolarla sahte uzaylı istilası gerçekleştirmek olduğunu yazmıştım. Hatta tarih olarak da büyük ihtimalle 2012 olabilir demiştim. Bu kartların ilkinde uzaylılar tarafından kaçırma vakası görüyoruz. İkincisinde de “Foreign Aid (Yabancı Bağış)” isimli bir kart var. Bu da uzayda bulunacak bir kaynak olabilir. Esas önemli olan 3. kart. Ufolar açık bir şekilde empire state binasına saldırmakta. 95 yılında bu kartları alıp inceleyen biri nasıl 11 eylül 2001 sabahı şok geçirdiyse biz de bir sabah uyandığımızda empire state binasının çöküşünü gördüğümüzde şok geçireceğiz. Bekle ve gör!

Ölülerin Dirilişi
Bu aslında çok fantazi bir şey değil. Önceki yazıda bu konuyla ilgili teorimi paylaşmıştım. Bir bilim dergisinde okuduğuma göre ölü bedenlere adrenalin ve bazı hormonlar enjekte edildiğinde ölünün kasları bir süre istemsiz bir biçimde tepki verebiliyor. Zamanla tıbbın gelişmesiyle ölüleri hareket ettiren bir serum üretilecek. İkinci kartta gördüğümüz gibi bu seruma “Ölümsüzlük Serumu” adı vermişler

Julian Assange’ın Öldürülmesi
Julian Assange Wikileaks’in kurucusudur. Amerika’nın ve diğer devletlerin gizli bilgilerini açığa çıkararak Amerika’ya verdiği zararları herkes biliyor. Assange şuan “prezervatifsiz seks” suçuyla ev hapsinde tutulmakta (çok kötü bir komploya gitti) . Ancak hala işleri kontrol edebilmekte. Yani temizlenmesi gerekiyor. İleriki zamanlarda Assange’ın öldürüldüğü haberini duyabiliriz. “İkinci Kurşun” isimli karttaki adam kesinlik Assange’a inanılmaz benzemekte, Obama gibi.

Cyborg Askerler
Cyborg askerlerden kasıt merhamet duygusu olmayan, güçlü, ölüm makinası askerlerdir. Bunlar robot olabileceği gibi genetiğiyle oynanmış insanlar da olabilir.

İnsan Klonlama
Bugün bile insan klonlamanın mümkün olduğu söyleniyor. İleriki tarihlerde ordu kurmak ya da başka amaçlar için insan klonlanmaya başlanabilir.

Akıl Kontrol Edici Uydu
Bu olay ilk başta çok fantazi gibi gözükse de bana göre zor değil. Bugün biliniyorki beyinde herşey elektrik dalgalarının hareketleriyle oluşuyor. Uydudan çeşitli frekanslarda dalgalar verilerek bu elektrik akımlarında sapmalar yapılabilir. Böylece insanların fikirleriyle oynanabilir.

İnsan Eti Yiyen Bakteri
İlaç sektörüne can vermek için labaratuvar ortamında üretilmiş insan eti yiyen bir bakterinin geleceği söylenmekte

Meteor Saldırısı
Kartın üzerinde: Bu kartı bir ülkeyi hızlı yoldan yoketmek için kullanın yazmaktadır. İleriki yıllarda Amerika’nın rakibi olan bir ülkenin meteor felaketiyle yerle bir olduğunu görebiliriz.

Gizli Şehir
Kartın üzerinde: Bu kartı illuminati ve küresel gücünüzü artırmak için kullanın yazmakta. İlluminati yeni tarihi bir şehir bulmuş gibi yaparak uzaylıları ya da onun gibi kendi ürettikleri fikirleri insanlara empoze etmeye çalışabilir.

Enerji Krizi
İleride Amerika sahte bir enerji kriziyle dünya ekonomisine büyük bir darbe vurabilir. Kendi de biraz etkilenecektir ama demiştim Amerika’nın yöntemi bu

Ay Üssü
Bu kartta da ayda kurulacak bir üsden bahsetmekte. Böylece HAARP silahının etkinliği artırılabilir.

Üçüncü Dünya Savaşı
Yorumsuz…
HAARP üzerinde yoğunlaşalım

Yine vikipedide bakarsak:
Yüksek Frekanslı Etkin Güneşsel Araştırma Programı ( : High Frequency Active Auroral Research Program) ya da kısacaHAARP, , ve tarafından ortak yürütülen 'in özelliklerini ve davranışlarını araştırmak üzere 'da sürdürülen çalışmadır. İlk kez Sırp asıllı amerikalı bilimadamı tarafından ortaya atılmış bir fikirdir.
Bu projenin hayata geçirilmemesi için birçok ülkede kampanyalar olmuştur. Çünkü HAARP projesi iklim kontrol ve yapay deprem silahı olarak kullanılabilme iddialarından dolayı çok tartışmalı bir konu halini almıştır. [SUP] [/SUP]
HAARP, 'un kontrolünde ve ordusunun hizmetinde olan önemli bir projedir.

Alaska'daki HAARP antenleri​







Alaska'daki merkezde şu anda, yüksek frekansta radyo sinyali yayınlayabilen toplam 180 adet anten bulunmaktadır. Bunların yanı sıra, çok yüksek frekanstaki sinyallerle ilgili çalışmalarda kullanılacak olan bir radarın yapılması da planlanmaktadır.
HAARP projesi kapsamında, ısıtılması yoluyla ELF (çok düşük frekans) dalgaları da üretilmektedir.
Elektromanyetik dalgalar üzerine birçok deneyin yapıldığı bu alan uçaklar için çok tehlikelidir. Bu yüzden HAARP tesislerinde, uçak kontrol sistemi kurulmuştur. Herhangi bir uçağın yaklaşması durumunda antenlerin faaliyetleri otomatik olarak durdurulmaktadırlar.


Bu cihaz ile istenilen zamanda deprem veya tsunami oluşturulabiliyor. (Japonya gibi örneğin) Aynı zamanda iklim düzenlenebiliyor da. (Küresel ısınma diyeniniz oldu mu?)


Şimdi de Beyin kontrolü üstünde yoğunlaşalım. Bunun tamamını ayrıntılı şekilde anlatan bir yazı yazılmış:
CIA, FORD, ROCKEFELLER ve TAVİSTOCK
CIA'nın yaklaşık 50 yıldır uyguladığı en etkili toplumsal kontrol yöntemlerinden biri kamuoyunu değişik yapay uyarıcılarla ve şişme gündemlerle uyutmasıdır.
CIA, bu uyutma projesi için "insan hakları" ve "yardım kuruluşlarına" gizli fonlar aktarmıştır. "Eski Bir CIA yetkilisi, etkin ve prestijli vakıfların CIA'ya fon aktararak gençlik grupları, işçi sendiklaları, üniversiteler, yayınevleri vb kuruluşlara sayısız gizli operasyonlar düzenlettiğini, bunlara 1950'lerden itibaren 'İnsan Hakları Gruplarının ilave edildiğini açıklamıştır. " (Erol Bilbilik, İşgal Örgütleri, CIA, NATO, AB, 2.bs, Asya Şafak Yay, İst, 2008, s.9)
CIA, kontrol etmek istediği ülkelerde operyasyon yapabilmek için Soğuk Savaş döneminin en önemli emperyalist kültürel projelerinden Ford Vakfı'nı ve Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü'nü kurmuştur.
Ford Vakfı, ABD ve CIA'nın Avrupa'daki bütün gizli operasyonlarında görev almıştır. Vakfın temel amacı antiemparyalisti ve sol hareketleri etkisiz kılmaktır. Guatemala'da Demokrat Arbenz ve İran'da Musatlık hükümetinim deviren, Küba, Dominik Cumhuriyeti ve Nikaragua'da açık insan hakları ihlalleri gerçekleştiren CIA'nın Ford Vakfı'dır.

CIA, toplum mühendisliğine soyunarak dünyayı ABD istekleri doğrultuusnda biçimlendirmek amacıyla ise Tavıstock İnsan İlişkileri Enstitüsü'nü kurmuştur.Enstitü, 1921'de Londra'da kurulmuştur.I ve II. Dünya Savaşı yıllarında Psikolojik Savaş Örgütü olarak çalışan Tavıstock Grubu, Rocefeller Vakfı'nın yaptığı büyük bağışlarla 1946 yılında görev alanını genişleterek yeniden yapılandırılmıştır. Rocefeller, Tavistock'a daha geniş çaplı psikolojik savaş araştırmaları yapma ve uygulama görevleri vermiştir. (Age, s.17).

Tavistock Enstitüsü'nün ilham kaynağı ünlü psikanalist Sigmond Freud'un "İNSAN DAVRANIŞLARININ KONTROLU" konusundaki araştırmaları olmuştur.Enstitü, insan davranışlarını kontrol ederek, toplumları ABD çıkarları amacıyla biçimlendirmek amacıyla kurulmuştur.

Tavistock, KİTLESEL BEYİN YIKAMA TEKNİKLERİNİ ilk defa Kore Savaşı'nda denemiştir.
"Geliştirilen, kalabalıkların kontrol metotları gizli ve halkın tepkisini çekmeyecek şekilde ABD halkı üzerinde denenmiş ve onların psikoljik tavırları tespit edilmiştir." (Age, s.18). Örneğin, 1933'de Tavistock Direktörlüğü'ne getirilen Alman Mülteci Kurt Lewin, ajanlarını düşmanalar arasına sızdırarak Harward Ünversitesi'nde geliştirilen propaganda ve beyin yıkama kampanyaları ile Amerikan halkını ABD'nin Almanya'ya karşı savaşa girmesi için hazırlamaya çalışmıştır. (Age, s.18).

Tüm CIA Programları TAVİSTOCK'un rehberliğinde oluşturulmuştur.
Roosevelt ve Churchill'in hava saldırılarının tümü Tavistock laburatuvarlarında kitlesel terörden elde edilen deneyimlere göre gerçekleştirilmiştir. (Age, s.18).
TAVİSTOCK'un önecelikli hedef "halkın psikolojik gücünü kırmaktır." Bu amaçla Dünya Düzeni Diktatörlerine muhalefeti engellemek, aile bağını zayıflatarak, aile, din, onur, milliyetçilik ve seksüel davranışları çökertmek için teknikler geliştirmek Tavistock bilim adamlarınca yıllarca üzerinde çalışılan konulardır. (Age, s.18).
Tavistock Programları, kontrol edilecek toplumdaki "kişilerin kimlik ve ırksal mensubiyetlerinin çökertilmesine göre dizayn edilmiştir." (Age, s.19).
Tavistock stratejilerinden biri de "uyuştucu haplar" kullanılması ve "sesksüel davranışların çarpıtılmasıdır". Bu amaçla 1960'ların LSD aykırı kültürü ve öğrenci devrimi için CIA 25 milyon dolar para harcamıştır.(Age, s.19).
Bugün Tavistock, ABD'deki vakıflar ağını 6 milyar dolarlık bir bütçe ile faaliyette bulundurmaktadır. ABD'nin dünya düzeni üzerindeki kontrolünü artırmaya yönelik programlar üreten 10 büyük vakıf ve bu fakıflara bağlı olan 400 kuruluş, 3000 araştırma ve düşünce kuruluşu, Tavistock'un doğrudan kontrolu altındadır.(Age, s.20)
Tavistock Enstitisü ile kol kola çalışan Rockefeller Vakfı, aklınıza hayalinize gelmeyecek projelerle dünyayı kontrol etmenin hesaplarını yapmaktadır. Örneğin, Vakıf dünya tarımını kopntrol etmek için projeler geliştirmiş ve uygulamıştır. Vakfın Direktörü Kenneth Wernimont bu programları Meksika ve Güney Amerika'da uygulamıştır. Programın hedefinde bağımsız çiftçiler vardır. Çiftçilerin yok edilmesi, bağımlı hale getirilmesi, üretimin bitirlmesi anlamına gelmektedir. Bu şekilde dünya ABD'ye muhtaç hale getirilmek istenmektedir.(Age,s.21).
Tavistock'un en önemli programlarından biri BEYİN YIKAMA TEKNİKLERİ'dir.Tavistock Enstitiüsü, sürekli ve kitlesel Beyin Yıkama yapmaktadır. İnsanların gerilim, korku ve endişe seli karşısında bırakılarak beyinlerinin sinirsel durumlarının değiştirilmesi amaçlanmaktadır.Nitekim Tavistock'un çalışmalarıyla, Küba Füze Krizi, bibiri peşi sıra dünyanın değişik yerlerinde siyasi liderlerin öldürülmesi, ve tvlerde hergün defalarca yayınlanan kanlı ve vahşi Vietnam Savaşı görüntüleri ile sarsılan ve bunalan 1960'lar Amerikan ve dünya gençliği zihinlerini sürekli meşgul eden milliyetçilik, sosyal sorumluluk, kamu yararı, etik değerler dünyasından uzaklaştırılarak, bireyselliği öne çıkaran Rocak müzik, uyuşturucular ve çarpık seks dünyasında teselli bulur hale getirilmiştir.

Özetle, CIA, Tavistock Enstitüsü, Ford Vakfı, Rokefeller Vakfı gibi kuruluışlarla hedef toplumları MIŞIL MIŞIL UYUTMUŞTUR.

NASIL UYUTULUYORUZ?


Uyutulucak toplum, öncelikle CIA uzmanlarınca siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik incelemelere tabi tutulur, daha sonra elde edilen veriler doğrultusunda o topluma uygun bir "uyutma paketi" hazırlanır ve bu uyutma paketi söz konusu toplumu istenilen yönde biçimlendirmek için yavaş yavaş uygulamaya konulur....
Uyutma paketi uygulamaya konulurken de çok dikkatle hareket edilir, söz konusu toplumdaki en güzide kişiler ve kurumlar seçilerek devreye sokulur... Zaman zaman bu kişi ve kurumlar bile "neye ve kime" hizmet ettiklerinden habersiz ABD ve CIA'nın gönüllü neferleri olarak toplumun uyutulması projeseinde yer alırlar. Uyutma Paketi daha çok medya iletişim araçlarıyla uygulanmaktadır.

Dr. Emery, Tavistock Enstitüsü'nün projeleri doğrultusunda toplumsal UYUTMANIN üç sahfada gereçekleştiğini belirtmiştir:
1. Sahfa: Moral değerlerini yitirme (Demoralisation)
2. Safha: Zihni Bölünme (Segmentation) Bu sahfada birey, zihninde yerleşik olan ulus devlet görüşünden kopar ve cemaat görüşüne geçer.
3. Sahfa: Zihni Ayrışma (Disassocation) Bu safhada birey, fantezilerle, gerçekleri birbirine karıştırıp bir anlamda "robatlaşmış bir birey" haline gelir. (Dr. Emery, "Gelecek 30 Yıl Konsept, Metot ve Antipati", Tavistock Magazine (Human Relations), ABD, 1967.)

TAVİSTOCK'UN TÜRKİYE'DEKİ AKTÖRLERİ

CIA'nın, Tavistock Enstitüsü aracılığıyla "uyutma paketi" uyguladığı ülkelerden biri de ABD'nin sözüm ona stratejik ortağı Türkiye Cumhuriyeti'dir...

Türkiye'deki "uyutma paketinin" belli başlı aktörleri şunlardır:

1. KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI:
Bunlar bazı İnternet siteleri, Gazeteler, Radyolar ve özellikle de Tv'lerdır. Ülkemizde 1990'lardan sonra büyük bir hızla artan kitle iletişim araçlarının önemli bir kısmı malesef hep CIA'nın Tavistock Enstitüsü'nün etkisi altında olmuştur. İnternet sitelerinden yerel gazetelere ve radyolara kadar her yere el kol uzatan Tavistock son zamanlarda Türkiye'de özellikle tv'leri ve gazeteleri kontrol etmek istemiş ve bunda da büyük oranda başarılı olmuştur. Bugün Türkiye'de TAVİSTOCK ENSTİTÜSÜ'nün BEYİN YIKAMA PROJESİ doğrultusunda yayın yapan çok sayıda büyük tv kanalı ve gazete vardır.Bu kitle iletişim araçları daha çok "dolaylı" yoldan Tavistoc'a hizmet etmektedirler. Öyle ki birçoğu ona hizmet ettiğini bilmememektedir. Daha çok reklam, daha çok tüketim, daha çok seks, daha çok eğlence, daha çok para, daha çok şehret...daha çok... daha çok... diyerek ortaya konan yayın ilkeleri (ilkesizlikleri) Tavistock'a yaramaktadır.

a) ZAMAN TÜKETEN VE TÜKETİM TOPLUMU YARATAN PROGRAMLAR:
Bu programlar CIA'nın ve TIVİSTOCK'un aslında bütün "Turunucu Devrimler" yaşanan ülkelerde gösterime sokulmasını sağladığı PRİME TİME, TV PROGRAMLARDIR. Bu programların özelliği, toplumun büyük bir kesimini aynı anda tv başına kilitlemesi ve bu büyük kitlenin adeta beynini ykamasıdır... Bu programlarda üç temel amaç güdlür. 1. Kamuoyunu anlık zevklerle uyuşturmak, asıl sıcak gündemi unutturmak, 2. Akıl, bilim, çalışma gibi değerlerin yerine, şans, kadar, huarafeyi yerleştirmek; 3. Kapitalist ekonomiyi beslemek ve ayakta tutmak için tüketimi teşvik etmek...Ülkemizde bu amaçlara yönelik belli başlı programlar, VAR MISIN YOK MUSUN, KİM 500 MİLYAR İSTER, SURVİVER, YEMEKTEYİZ, YETENEK SİZSİNİZ, GELİNİM OLUR MUSUN, DİZİLER (Özellikle STV gibi kanallardaki Hurafe dizileri) vb...

(Lütfen Türkiye'deki tv'lerin tamamını bu çerçevede değerlendiriniz, bakalım hangileri uyutma porejesinin birer parçası, hangileri değil!)

2. CEMAATÇİLİK:
Atatürk 20 yüzyılın başında gerçekleştirdiği "ulusal ve çağdaş" devrimle "tekke" ve "tarikatları" ve onların beslediği "cemaat kültürünü" ortadan kaldırmış, insanları Padişahın kulları olmaktan, "özgür bireyler" haline getirmişti. Ancak 1950'lerden beri yaşanan ABD destekli KARŞI DEVRİM sürecinde Türk insanı yeniden BİRİLERİNİN KULU OLMAYA zorlanmaktadır. (Cemaatçilik, Tavistock'un temel politikalarından biridir) İşte bu nokta da yeniden tekkeler, tarikatlar ve CEMAAT KÜLTÜRÜ'nün önü açılmaktadır. Üstelik CIA, dinsel kaynaklı kişi otoritesine dayanan Cemaatçiliği, SİVİL TOPLUM adı altında, DEMOKRASİ adı altında topluma yaymaya çalışmaktadır... ABD'nin Türkiye'yi biçimlendirmede cemaatlere ne kadar büyük bir önem verdiğini ABD de ikamet eden FETHULLAH GÜLEN'e verdiği destekten anlamak mümkündür... Burada amaç "özgür" akılla düşünen bireylerden, "bağımlı", sürüler (reaya) yaratmaktır. Çünkü "sürüleri" gütmek (yönelendirmek) çok daha kolaydır.

3. SINAV MANYAKLIĞI:
ABD ve CIA'nın "uyutma paketinde" potansiyel tehlike olarak görülen gençlerin takip edilmesi ve gerekirse kıpırdayamaz hale getirilmesi çok önemlidir. Bu çerçevede ABD ve CIA 1949'dan beri Türkiye'de faaliyette bulunarak Türk gençlerini ABD çıkarlarına hizmet edecek biçimde eğitmek ve gerekirse hareketsiz kılmak için yoğun çaba harcamıştır. Öncelikle Türk Milli Eğitim Bakanlığı ABD'li uzamanların kontrolüne geçmiş ve Türk gençlerine "ulusal bilinç aşılayan" Atatürk'ün tarih kitapları kaldırılmış, daha sonra yine MEB'deki ABD'li uzmanların önerileri ve istekleri doğrultusunda Türk gençlerini hareketsiz kılacak bir SINAV SİSTEMİ uygulamaya konulmuştur. 1960'larda ÜSS, 12 Eylül'de ÖSS ve ÖYS, 2000'lerde LYS ve SBS olarak adlandırılan Orta Öğretim ve Üniveriste Giriş Sınavları Türk gençlerini en verimli çağlarında TEST BUDALASI haline getirmiş, gelecek ve iş kaygısıyla Üniveriste kapılarına yığılan gençlik, siyasi, sosyal ve kültürel konulara kafa yormak yerine daha ilk okuldan itibaren ezbere dayalı ve sonuca endeksli TEST TEKNİĞİ ile adeta düşünmeyen, üretmeyen, anlamayan, analiz edemeyen "a politik" bir genç kuşak halini almıştır. Günümüzde CIA'nın Türkiye'den sorumlu uzmanları bu a politik kuşaktaki ksımı kıpırtılardan rahatsız olmuş olmalı ki, Türkiye'de, ilk öğretimden Üniveriste sonrasına kadar bir dizi yeni sınav uygulanmasını istemişlerdir. Son olarak üniveriste mezunu, üretmeye ve düşünmeye hazır genç kuşağı da "etkisiz" ve "edilgen" hale getirmek için KPSS icad edilmiştir...

4. FUTBOL VE YAN ÜRÜNLERİ:
Futbol yaklaşık 150 yıllık bir spor... İngilizlerin keşfettiği bu ilginç oyun, uzun yıllar boyunca dikkatörlerin toplumu uyutmak için kullandıkları bir araç olarak politik bir işlev gördü... İspanya Diktatörü Franco, "Yüzbin kişilik bir uyku tulumu yapın" dediğinde Bernabeu Satadı inşa edilmişti. Latin Amerika ülkelerinden Arjantin'de Videla ve Portekiz de Diktatör Salazar da aynı taktiği uygulayınca tüm dünya da 3f'den söz edilmeye başlanmıştır. Futbol, fiesta ve fado... Özetle futbol, uzun yıllar boyunca demokrasi geleneği oturmamış ülkelerde diktatörlerin oyuncağı olmuş, dikkatörler, futbolla toplumu uyutarak uzun yıllar ayakta kalmayı başarabilmişlerdir. Avrupa ülkelerinin tam demokratikleşmelerinin ardından futbol Avrupa'da kısmen politik işlevini yitirmiş (kısmen diyoruz çünkü, hala Avrupa da bazı büyük kuluplerin başkanları aynı zamanda başbakandırlar) sportif boyutu ön plana çıkmıştır. Ama Laitn Amerika ve Türkiye gibi " gelişmekte olan ülkelerde" futbol hala çok önemli bir uyutma aracıdır. Ve bu gerçeğin farkında olan ABD ve CIA bu durumdan alabildiğince yararlanmaktadır... Bu yıl (2010) Fenerbahçe Futbol Kulubu'nun şampiyon olmaması için oluşturulan toplumsal atmosveri düşünün, bütün kamuoyunun aylarca işini gücünü bırakarak FB'nin şampiyon olmaması için nasıl bir psikoljik savaş içine girdiğini düşünün, bu sırada gazetelerde ve tvlerde saatlerce, Türkiye'nin başka derdi yokmuş gibi, yapılan tartışmaları hatırlayın... Koca bir sanayi kenti BURSA'nın nasıl bir yıl bounca nerdeyse üretimi bile unutacak şekilde ŞAMPİYONLUK HAYALLERİYLE yatıp kalktığını hatırlayın.... İddia ediyorum önümüzdeki yılarda Anadolu'nun pek çok ili, ESKİŞEHİR, KAYSERİ, ANKARA'dan da şampiyonlar çıkacak ve bir çok Anadolu insanı işi gücü unutup statları dolduracak, aç perişan insanlar İLLERİNİN ŞAMPİYON TAKIMLARIYLA AVUNACAK... ABD'nin uyutma paketi çerçevesinde futbol hiç bir zaman sadece futbol değildir. Futbol gazeteleri, futbol tvleri, futbol internet siteleri ile futbol, aynı zamanda Diktatör Franco'nun dediği gibi , "Büyük Bir Uyku Tulumudur"....

5. SANAL RAKAMLAR: ABD ve CIA, uyutma paketi çerçevesinde, somut verilerden çok, reel ekonomiden çok, rakamlara ve sanal ekonomiye önem verir. Borsa denilen "yalan dünyayı" parlatır.... Gayri Safi Milli Hasıla, Enflasyon Oranları, Kalkınmışlık Düzeyi gibi kavrmalarla toplumu uyutur. "Enflasyon rakamları tek haneye indi.", "Büyüme ornı arttı...", "Borsa tavan yaptı..." biçimindeki açıklamalar, İşsizliğin yüzde yirmelere yaklaştığı, insanların açlık sınırında yaşadığı bir ülkede hiçbir anlam ifade etmese de "uyutma paketini" hazırlayanların yarattıkları sanal dünya insanları öylesine kuşatmıştır ki, cebinde beş parası olmayan insanlar bile neredeyse bütün tvlerin alt yazı olarak akıttıkları Borsa rakamlarını takip etmekten kendilerini alamazlar, cebinde beş parası olmayan insanlar, cüzdanlarındaki, asgari ödemesi bile yapılmamış kredi kartlarına güvenerek alış veriş merkezlerinin yolunu tutmaktan kendilerini alamazlar.....

Çünkü "uyutma paketi" bu insanları çoktan etkisi altına almıştır....


Yoksa siz de CIA' ve TAVİSTOCK'un uyuttuklarından mısınız? Uyanın artık!
Yavaş yavaş işleme konulmuş olan bir plan. Umarım anlatabildim.

Şimdi de bunun Asıl amacına, Armageddon savaşına geleceğim. Bunu ise gelecek yazımda anlatacağım. Kaçık, bir o kadar da ürpertici bir plan.


 
  • Beğen
Tepkiler: EroL

cihat emre_1

Üye
fetullah gülen amerıkada yaşayısının sebebını cıa olarak gosterdınya o kadar yazdığın şey boşuna gitti biraz daha bilgi bırikimin olsaydı keşke
 
Del Rey

Del Rey

Üye
    Konu Sahibi
Yalnız, o kısım bir alıntı yazı. :)
 
Oğuzhan

Oğuzhan

Üye
bütün bunlar saçmalık Allah'a inanıyosan bu yazıya gülüp geçmen gerekir. GELECEĞİ ALLAH'TAN BAŞKA KİMSE BİLEMEZ!
 
Del Rey

Del Rey

Üye
    Konu Sahibi
Tekrar okumanı öneririm. Gerçeği bilmediklerini açıkça yazdım.

Uzun süreli planları doğrultusunda bu kartlar hazırlanmış, kahin değiller. Armageddon savaşında herşeyi net olarak anlarsın. Dinimize göre o zaman işleri bitiyor. Tabi adı başka geçiyor onun.
 
Mau5Trap

Mau5Trap

Üye
Cyborg Askerler
İnsan Klonlama
Akıl Kontrol Edici Uydu
İnsan Eti Yiyen Bakteri
Meteor Saldırısı
Üçüncü Dünya Savaşı

Bunların hepsi gelecekte olabilecek şeyler.Gelecek dediğim 10-15 yıl arası.Çünkü şu anki teknoloji bile ne seviyede bilemiyoruz.Üçüncü Dünya Savaşı büyük ihtimal enerji kaynaklarından dolayı olur.Su , petrol vb.Akıl kontrol edici uydunun yapımınada imkansız gözüyle bakmıyorum.İnsan klonlama ise senin dediğin gibi belki bu yıllarda bile yapılabilir.
Yani bunlar bu dediklerini yapacaklar.Ve yaptıktan sonrada , insanlar AAAAAA bak bu olay bir illuminati kartında vardı diyecek.
Forumdan bir arkadaşın dediği gibi :
Bir film çekip , vizyon tarihini vermek gibi

 
Myking1810

Myking1810

Üye
1971 ve 1973 yıllarına multikopya
olarak ışınlanmış olan her iki Paul
Kamenberg’e, daha sonra, KMA’nın
Asistanı “Landsberg” tarafından “L-
Deneyi” uygulanır (Burada, şunu
belirtelim: Zig-Zag’da, Kozyrev’in ışınlama deneyine “K-Deneyi”
denildiği gibi, Landsberg’in deneyine
“L-Deneyi” ve ilerde ayrıntılı olarak
ele anacağımız Jessup’un
Philadelphia Deneyi’ne de “J-Deneyi”
denilmektedir). “L-Deneyi”nde, 1971 yılına ışınlanmış
bulunan Paul Kamenberg, Kuzey
Kanada’nın kutup bölgesindeki bir
kutup istasyonuna ve 1973 yılına
ışınlanmış bulunan diğer Paul
Kamenberg, Grönland’ın “Thule” bölgesindeki diğer bir kutup
istasyonuna tekrar ışınlanır (Axel
Heiberg’in, “görünmezlik”
deneylerini, Kanada’nın kuzeyinde,
muhtemelen kendi adını taşıyan bir
adada gerçekleştirdiğini hatırlayalım). Bundan sonra, 1973 yılına ışınlanmış
olan Kamenberg, Thule bölgesindeki
istasyondan Kanada’ya ve oradan da
“M-Deneyi” ile 2050 yılına tekrar
aktarılarak, geride sadece 1971
yılında tek bir Kamenberg bırakılır. Bu deney, birbirinden farklı renk ve
kodlardaki çelik muhafazalarda
yapılmış ve saniyenin binde biri gibi
kısa bir sürede gerçekleşmiştir. M-
Deneyi, “beş boyutlu relativite”
üzerinden yapıldığından, fizik ile parapsikolojiyi birleştirmekte
(“Tayy-ı Mekan” ve “Tayy-ı Zaman”
tekniklerini içermekte) ve iki ayrı
kutup arasında zaman ötesi bir
bağlantıyı gerçekleştirmektedir Aiberg’in kitaplarında, bu çok ilginç
deneylerle ilgili sadece bu kadar bilgi
bulunduğundan, daha fazla ayrıntıya
giremiyoruz. K-Deneyi’inde, Paul Kamenberg bir
kişi iken, aynı mekanda, fakat farklı
zamanlarda yaşayan iki kişi olmuştur.
Bu teknik, aynen, ışık hızının
üzerindeki bir evrende bulunan
meleklerin multikopya yaparak üremeleri yöntemidir. Tüm canlıların,
Mahşer Günü yeniden
yaratılmalarında da benzer bir nitelik
vardır. 2050 yılı M-Deneyi, gerçek bir
deneydir. Ancak bu, henüz
yaşanmamış bir gerçektir. KMA
mektuplarında, “M” harfi, İngilizce
“mighty” (güçlü) ve Almanca “magte”
veya “machte” olarak geçmektedir. Son iki sözcük, “kudretle başarıldı”
anlamındadır. Bunun Hızır
Tezkiresi’ndeki karşılığı ise
“Mehdi”dir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, 2050
yılında ortaya çıkacak olan Hazreti
Mehdi, bir bilim adamı ve son KMA
olacak; o dönemin Zig-Zag
mensupları ona bağlanacak ve Zig-
Zag Grubu, o tarihte ilk kez açığa çıkarak kendi kendini
“feshedecektir” (Kamenberg’in niçin
2050 yılına ışınlandığı da buradan
anlaşılıyor). Nikolai Aleksandrovich Kozyrev,
içersinde bulunduğumuz yeni yüzyılın
teknolojisi diyebileceğimiz “zaman
yolculuğunu” ilk kez gerçekleştiren
kişi olarak adını Zig-Zag Grubu Onur
Kütüğü’ne yazdırmıştır. Zaman yolculuğu, geleceğe
olabileceği gibi, geçmişe de
yapılabilir. Bu takdirde, çeşitli
olasılıklar akla gelmektedir
GEÇMİŞE GİDİLEBİLİR Mİ ? Zig-Zag Grubu tarafından, geleceğin
ileri teknolojisinin ürünü olarak
açıklanan zaman yolculuğunun,
gelecekteki torunlarımız tarafından
bir “silah” olarak kullanılması pekala
mümkündür. Örneğin, gelecekteki torunlarımız, kendilerine zarar
verecek bazı olayların oluşumunu
önlemek için, geçmişe giderek,
tarihin akışını, kendi istekleri
doğrultusunda “değiştiriyor”
olabilirler. Geçmişe gönderilen bu kişiler, belki
sayıca azdır, belki de bir kaç kişidir;
ancak her biri, gelecekteki
torunlarımız tarafından titizlikle
seçilmiş çok üstün nitelikli kişiler
olabilir. Bu kişiler, üstün nitelikleriyle, belki de Dünya’mızdaki
milyarlarca kişiyi etkilemiş
olabilirler. Bu görüşü doğrulayacak
bazı kanıtlar ileri sürebiliriz: Bir taraftan, zaman yolculuğu
hipotezini doğrulyan ip uçları, bu
teknolojiyi ellerinde tutanlarca
büyük bir gizlilikle saklanırken, diğer
taraftan, Dünya’mızda İkinci Dünya
Savaşı’ndan bu yana büyük bir teknoloji patlaması yaşanmıştır. İkinci
Dünya Savaşı ve akabinda,
insanoğlunun yüzyıllar boyunca
kolaylıkla bulamayacağı bir sürü
köklü teknoloji, nerdeyse bir kaç yıl
içersinde ortaya çıkmıştır. Örneğin, jetler, roketler (V1, V2 roketleri),
uzay çağı (V3 ve Satürn roketleri),
atom bombası ve radar. Daha
sonraları ise, laser, renkli TV,
transistör, entegre devreler,
mikroçipler, sibernetik ve bilgisayar çağı, nükleer reaktörler, uzay
istasyonları ve bunlar gibi bir sürü
önemli buluş, nerdeyse on yıla
sığdırılmıştır. İnsanoğlu, birdenbire
nasıl böyle inanılmaz bir atağa
kalkmıştır? Acaba, bu önemli buluşların çok kısa sürelerde
gerçekleşmiş olması için, insanlık ileri
çağlardan “kopya” mı almaktadır?. J. H. Brennan’ın 1997 yılında
yayınlanan “Time Travel: A New
Perspective” (Zaman Yolculuğu: Yeni
Bir Görüş) kitabında (K22), UFO’ların
“gelecek”ten geldiği, çeşitli
arkeolojik bulgulara dayanılarak ciddi şekilde iddia edilmektedir. Bu
kitap, 1999 yılında, “Zamanda
Yolculuk” adıyla ülkemizde de
yayınlanmış olup, Aiberg’in kitapları
dışında, UFO’ların gelecekten geldiği
konusunu gündeme getiren, bizim karşılaştığımız ilk kitaptır. İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında
görülen bütün bu parlak buluşların
sahiplerinin hemen hemen tamamının
Alman bilginleri olması da işin diğer
bir ilginç yanıdır. Hitler, bunlardan
yararlanacağına, tam tersine, uyguladığı katı rejim sonucu, bu
bilginlerin ABD’ye kaçmaları için
elinden geleni yapmıştır. Liderlerin
bilime karşı duygulu olmaları gerekir;
çünkü savaş endüstrisi bilginlerin
tasarımları ile gelişir. Hitler’in ise, gizemli bilgilere inandığı ve yakın
çevresi ile bu konularda çaşitli
çalışmalara giriştiği bilinmektedir.
Sırası gelmişken, Hitler’in, Alman
ulusunu felakete sürükleyen garip
inançlarından söz etmemiz yerinde olacaktır (D17, D60, D69, S13). Yukarıda verdiğimiz referansların
yanısıra, Internet’te karşılaştığımız
Sumeria Sitesi’nin “The Unknown
Hitler: Nazi Roots in The
Occult” (Bilinmeyen Hitler:
Okültizmde Nazi Kökleri) (K78) isimli yazı dizisinde de bu konuda
ayrıntılı bilgiler bulunmaktadır
(alıntıdır zig-zag teoriden)
 
y n s c n

y n s c n

Üye
Evet gerçeği bilemezler. Mesela dün 28 ekim yani yama takviminin son günü.. Bir felaket olacak diyorlardı ama hiç bişey olduğu yok.. Ayrıca o obama denilen oyun kartının resimdeki obama olduğu açıklandı.
 
  • Beğen
Tepkiler: Tuba.Erva

pelın_

Ya tırsıyorum ben ama
 
Myking1810

Myking1810

Üye
geleceği planlama bana gerçekci gelmiyo ama gelecekten gelip geçmişi değiştirme birazdaha mantıklı bide bağdadi gibi bi din adamı varsa bu işte
 
AssassinmasteR

AssassinmasteR

Üye
arkadaşlar bu haarpın resmi web sitesitir zaten arkadaşın dediği gibi alaska yazıyo bu adrese gidince karşınıza bi ekran çıkıyo o ekran haarp cihazının bu günkü çalışma frekans şddetini gösterir genelde siyahtır siyah olması çalışmadığını gösterir altta tarih yeri var oraya istediğiniz büyük depremin tarihini yazın ve ekrana bakın gerisini anlarsınız özellikle arkadaşımızın bahsettiği depremlere bakın ....bilinçlenmeliyiz
 
Astrosman

Astrosman

Üye
Çok uzun ve kapsamlı bi konu olmuş.
 
Del Rey

Del Rey

Üye
    Konu Sahibi
Bu arada, HAARP'ın Marmara Depremi'nde kullanıldııyla ilgili kanıtlar da elde ettim.

Bir gün önce HAARP'ın etkinliği:


Depremin olduğu 17 ağustosta veri toplanmamış. Acaba neden?

Depremden bir gün sonra:


Saat 13:00 öncesinin karanlık olduğuna dikkat çekerim. Birşey var ki gizleniyor.
 
AssassinmasteR

AssassinmasteR

Üye
bunun gibi diğer depremlere ve büyük kasırgalaradabakabilirsiniz
 
El~PisToLeRo

El~PisToLeRo

Üye
Güçlüler ama asıl tehlikeli olan halkın içinde yer bulmaları ve artık gün yüzüne çıkmaları.
Yer anıtkabir ayın 22'si.Bizzat kendim çektim adamlar bu cürreti bulabiliyor.

 
pasha05

pasha05

Üye
Oncelıkle arkadasıma bu guzel calısması ıcın tesekkur ederım.ve arkadaslar bu konuda daha ıyı bılgı almak ıcın Dul Kadının Oğulları-Mustafa Yılmaz-Masonlar-Mason kıtabını okumanızı tavsıye ederım..
 
Del Rey

Del Rey

Üye
    Konu Sahibi
Güçlüler ama asıl tehlikeli olan halkın içinde yer bulmaları ve artık gün yüzüne çıkmaları.
Yer anıtkabir ayın 22'si.Bizzat kendim çektim adamlar bu cürreti bulabiliyor.


Evet ya, gereğinden fazla cüretkârlar. Lafım en azından dini olan, Allah'ı olan, insan öldürmekten vahşice bir haz almayanlara değil elbette. Yaptıklarının yanlış olduğunu bile bile, MMORPG tarzı oyunlar oynayan küçük çocukların level atlama hırsları gibi derece atlamaya o derece hırsları olan ve bu uğurda milyonlarca insanı katledebilecek olanlara. Kim bilir Walt Disney kaç adam öldürmüştür 33. dereceden mason olabilmek için.

Bu arada Nokia X6 ile çok güzel çekmişsin fotoğrafı.
 

͠● ͝●

Üye
Türkiye bunun için gelişmeli ve bunun için amerikan mallardan uzak durmalı...
 
"ForeverAlone"

"ForeverAlone"

Üye
illümunati insanları kolayca korkutabilecek türden bir oyun :D.Ve korkan insanı kolayca kontrol altına alabilirsiniz.Örneğin gece korku filmi izliyorsunuz ve tuvalete gitmeye korkuyorsunuz aynı bunun gibi oyna tuvalete gitsek gerçeği göreceğiz.Hepsi sahtedir inanmayınız
 
Del Rey

Del Rey

Üye
    Konu Sahibi
Bu arada, Armageddon savaşı hakkında bir ipucu vereyim. Yaklaşık 1 yıl önce yazılmış bir yazıda, bu savaşın "İsrail'in İran'a füze atması ile başlayacak" olan bir savaş olduğu yazılmıştı. Bugün (4 Kasım 2011 Cuma) İsrail'in Amerika'nın ve İngiltere'nin İran'a savaş açmak istediği haberlerde yayınlandı.
 




MaxiCep.com internet sitesi 5651 Sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının m) bendi ile aynı kanunun 5. maddesi kapsamında BTK kurumu tarafından onaylı Yer Sağlayıcı olarak faaliyet göstermektedir. İçerikler, ön onay olmaksızın tamamen kullanıcılar tarafından oluşturulmaktadır.

MaxiCep.com; Yer sağlayıcı olarak, kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriği ya da hukuka aykırı paylaşımı kontrol etmekle ya da araştırmakla yükümlü değildir.

MaxiCep.com’un yer sağladığı içeriğin 5651 Sayılı Kanun’un 8 ila 9. maddelerine aykırı şekilde; kişilik haklarınızı ihlal ettiğini ya da hukuka aykırı olduğunu düşünüyorsanız Buradan yada [email protected] mail adresine e-mail göndererek iletişime geçerek bildirebilirsiniz.

Bildirimleriniz dikkatle ve özenle incelenmekte olup kişilik haklarınızın ihlali ya da hukuka aykırılığın tespiti halinde mevzuat kapsamında en kısa sürede işlem yaparak bilgi vereceğiz.
Üst Alt