İclal Aydın---Laçka

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
arslansem

arslansem

Üye
    Konu Sahibi
İclal Aydın---Laçka
Laçka



Cuma akşamı...

Banyoya kapanmışım.

Klozetin kapağını kapayıp üzerine oturmuş, elimde pembe banyo havlusu boş boş karşımdaki krem, deodorant, ilaç, parfüm, oje dolu raflara bakmaktayım.

Küvetin içinde sıcak su musluğu buharlar çıkararak boşuna akıyor...

Ne küresel felaket, ne Benazir Butto, ne İslâmi terör, ne de kapıda bekleyen yeni yıl...

Hiç biri umurumda değil o anda.

Karşımdaki raflardan ayaklarıma dönüyor bakışlarım. Sol baş parmağımdaki oje bozulmuş. Ojeyi kazımak için eğildiğimde sağ elimdeki taze yanık izine takılıyor gözüm.

Alt kattan kızımın izlediği çizgi filmin sesleri geliyor.

Beyaz kirli sepetinin üzerine bıraktığım jean pantolonumun paçasında birkaç saat önce yaşadığımız küçük felaketin izleri duruyor. Kızıma zorla içirdiğim yoğurt çorbasının kusmuğa dönüşmüş hali...

Birden ağlamaya başlıyorum.

Bir lastiği gerip gerip bırakmışçasına, o lastik çaaattt diye gidip bir yere çarpıp boşalmışçasına, havada sallanıyormuşçasına ağlamaya başlıyorum...

Ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorum...

Annem, kızım, evdekiler duymasınlar diye suyun altına giriyor, orada devam ediyorum.

Zira o cool tavrıma, her şeyi çözebilir hallerime, pozitif duruşuma, ışık hızıyla yaydığım güvene, şuna buna her şeye ters düşen bu gözyaşlarını kimseler görsün istemiyorum.

Kızımın bir türlü düşüremediğim ateşine, doktora götürürken arabada kusmaya başlamasına, trafikte tek başımayken ne yapacağımı şaşırmama, eve dönmeye çalışırken yaptığım kazaya, soğukkanlılığımı ve muhakeme yetimi kaybetme korkuma, bu çok sıradan, çok küçük şeylerin beni böyle yorabilmiş olmasına duyduğum öfkeye...

Ve 2007 yılında başıma gelen her şeye bir güzel ağlıyorum...

Sıcak suyla akıp gidiyor...

Laçkalaşmış sinirlerim ağladıkça toparlanmaya başlıyor...

***
2007 içinde yazdığım son yazı bu...

İşin kolayıdır malumunuz kendinden söz edip mevzuyu bağlamak.

Ama emin olunuz bir o kadar da zor ve dediğiniz gibi evet gereksizdir de...

Ancak...

“Sattığımız” şey de bu değil mi sonunda?

Bir öykü kahramanı, bir arkası yarın kişisi yaratır gibi bir imaj, bir şekil sunuyoruz size...

Selahattin Duman’ı,

Tuğçe Baran’ı,

Ayşe Arman’ı ,

İclal Aydın’ı okuyorsunuz...

Dalga geçiyorlar , üzülüyorlar, kızıyorlar, hevesleniyorlar, paylaşıyorlar...

“Yok artık, abartmış” diyorsunuz, “Hah, ben de tam bunu diyordum, evet aynen böyle düşünüyorum” diyorsunuz, “Kim bunlara yazdırıyor böyle saçmalıkları” diyorsunuz, “Ben bundan daha iyi yaparım bu işi” diyorsunuz, “Duydun mu bak, bunlar da oraya gitmiş, ay biz de gidelim” diyorsunuz, “Vah vah onun başına bu geldiyse ben yine dua edeyim bari” diyorsunuz...

Vakit geçiyor, yıl bitiyor...

***
Niye anlatır insan, kızım hastalandı, çok ağladım, yaşlandım vesaire diye...

Benazir Butto öldürüldü, üzüldüm; yeni vergi zamları çok ağır geldi, kızdım; Anayasa taslağını beğenmedim; Yılbaşı kutlamalarının iptal edilmesini yanlış buldum...

Niye yazarız bunları ve siz niye okursunuz?

Ne olur yani bana benzeyen onbinlerce kadın olsa ve “evet, evet biz de böyleyiz, böyle düşünüyoruz” deseler?

Neyi değiştirir bir profesörün bir yazıya onay vermesi, yazıların taraftar bulması?

2007 biterken böyle tuhaf sorgulamalar içindeyim... Yıllar yıllar içinde gerilmiş, gerilmiş ve boşanmış, sağa sola sallanan gevşek (laçka) bir kalabalığın içinde çok sıkılmaktayım ve de. Televizyon açmak, gazete okumak, sokağa çıkmak istemiyorum...

Bilmem siz ne alemdesiniz?

Peki umurumda mı? Aslında itiraf edeyim değil! Ama yazıyı genele bağlamak için sizden de bahsetmem gerekiyor. (Bugün ruhuma Serdar Turgut girmiş gibi geliyor bana...)

***
Neyse...

Ahmet Hakan’la kavgamızın en haşin günlerini yaşıyorduk. Çetin Altan ve çok kıymetli eşi Solmaz Kamuran’ın Gümüşsuyu’ndaki evlerindeydik. Güzel bir Pazar kahvaltısı için yola çıkmak üzereydik. Çetin Altan salondaki koltuğundan kalkmadan önce “Niye kavga ediyorsunuz siz?” diye sordu. Kendimce mıy mıy anlatmaya başladım: “Bana öyle dedi bana böyle yazdı...”

Sigarasını tablaya basıp “Fikir tartışması mı ulan bu???” diye gürledi... Yutkunmuşum sadece...

2007’deki bütün kavgalara dönüp bakıyorum...

Allah sizi inandırsın (kendiminkiler

dahil) içinde bir tane “fikir” bulamıyorum...(Popstar Alaturka’dan başlayıp, Deniz Seki’nin haber sunmasını meclise taşıyan vekillerin süper kavgasına varana kadar gözden geçirin. Bakın bakalım

var mı?)

Bu yıldan elimde kalan tek fikir, ne olursa olsun hiçbir öfkenin semirtilmemesi gerektiğidir...

Laçkalaşmış aşk, arkadaşlık, iç denge gibi meselelere gelince... Ağlayın gitsin suyla...

Hepinize iyi yıllar...
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Benzer Konular

TARİHÇİ
Cevap
0
Görüntüleme
238
TARİHÇİ
Elvis25
Cevap
0
Görüntüleme
32
Elvis25
Cevap
8
Görüntüleme
500
DarkredBlue61
Cevap
0
Görüntüleme
650
Cevap
2
Görüntüleme
1K
PALA.
Takipçi Satın Al


Üst Alt