nasih
Üye
Ibadetlerde Tembellik
Dünyaya kul olmak için gelen insan mutlaka, ama mutlaka birisine kulluk yapacaktır. Rabbimiz bakınız bizi nasıl ikaz ediyor: "Celalim hakkı için biz her ümmet içinde. Allah’a ibadet edin ve tağuta itatten kaçının. diye bir rasul gönderdik." (Nahl/36) Yani ya Allah’a kulluk ya da başkalarına tercih hakkı da kulun kendisine bırakılmıştır.
Hz. Adem’den, Hz. Muhammed’e kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberler, "Allah’a ibadet edin." demişlerdir. (Bakara/21, Araf/59-65-73-85. ayetlere bakınız.)
Peygamberimiz (s.a.v.), “İman yetmiş küsür şubedir. Bunlardan biri de insanlara eziyet veren bir şeyi -yoldaki çakılı- ortadan kaldırmaktır.” buyurur. Bu hadis-i şerif gereğince en küçük bir hareket bile imanı olgunlaştırıyor ve insana Allah’ın rızasını kazandırabiliyor. İşte bu açıdan yapılan bütün güzel iş ve davranışlar ibadetin kapsamı içinde ise de, Müslümanlar, ibadet deyince genellikle namazı anlamışlardır.
Rabbimizin Kur’an’da en fazla tavsiye ettiği ibadet namazdır (yetmiş kadar.)
Namaz, kulun, Allah karşısında acizliğini kabullenip, Allah karşısında eğilmek ve af dileyip yalvarmasıdır. Çok onurlu bir şekilde yaratılmış olan insan, Allah’tan başkasına eğilmez, hatta pek çok insan Allah’a karşı bile eğilmemekte değil midir. M. Akif Ersoy bunun için "O rüku olmasaydı dünyada eğilmezdi başlar." diyor.
İslamiyet’te en çok incelenmiş, hakkında kitaplar yazılmış veya yazılan kitaplarda da en fazla yer tutmuş olan ibadet namazdır.
Buna rağmen de insanların en çok terk ettikleri ve en az yaptıkları ibadet de galiba namaz olsa gerektir.
Ahirette Allah’a imandan sonra gelecek ilk sorunun namaz olduğunu hemen herkes bilirken insanımız, Müslümanımız yine de namazında tembellik yapmaktadır.
Oruca, kurbana, sünnet olmaya herkes rağbet gösterirken ki bunların sevap dereceleri namazdan aşağıdadır. Galiba namazın her gün mükerrer olması insanın gözünü korkutuyor diye düşünüyorum. Hani bir insan her gün gördüğü bir insanı fazla aramızda, arada sırada gördüğü birisini görünce hemen sarılır ya işte onun gibi bir şey.
Halbuki Peygamberimiz (a.s.) "Eğer siz benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz." buyururken, az kıldığımız namazımız için de "Göz aydınlığım, gözümün nuru" buyuruyor.
Rasulullah (s.a.v.) hayatta iken namaz üzerinde o kadar ısrarla duruluyor ki, o günün münafık yapılı insanları bile hem de her gün camiye gelerek namaz kılıyorlardı. Hiç bir kitapta namaz kılmadığından bahsedilen bir sahabe duydunuz mu? Rasulullah’a kızan, içki içen, zina eden, iftira eden, hırsızlık yapan sahabe olmuş ama namaz kılmayanı olmamıştır. İşte bizim dışımızdaki üç mezhebin namaz kılmayan öldürülür fetvası bu uygulamalara dayanıyor.
Halbuki namaz insan hayatını düzene sokar. İnsanı günde beş defa Allah’ın huzuruna götürdüğünden dolayı insanın günde kendisini beş defa hesaba çekmesini, nefs muhasebesi yapmasını sağlar.
Kendisinin günde beş defa Allah’ın huzuruna çıktığına inanan bir kul her türlü kötülüklerden uzak durur. İşte bundan dolayı yüce Rabbimiz Ankebut Suresi 45. ayette "Namaz insanı her türlü kötülüklerden alı koyar." buyurur. Bu ayetin mefhumu muhalifi ise, sizi kötülüklerden alıkoymayan namaz namaz değildir.
İnsanımız son yıllara gelinceye kadar belki bilmemek, belki önemini kavramamak v.s. gibi sebeplerden dolayı namazını kılmıyordu.
Son yıllarda özellikle Ramazan aylarında beyinlerimiz öyle bir Y. Nuri ve Z. Beyaz bombardımanına tutuldu ki sormayın gitsin.
Meğer İslam’da faiz yasak değilmiş, teravih yokmuş, sakız v.s. gibi pek çok şey orucu bozmamış, çırılçıplak bile namaz kılınabilirmiş ve üstelik kadın ve erkeklerin örtünmeleri yokmuş.
İşte bu ve buna benzer fikirleri duyan insanımız artık bazı şeyleri İslamiyet’te ve Kur’an’da ve de Kur’an Müslümanlığında olmadığı için yapmıyor. Yani pek çok İslamî emirleri yapamadığından dolayı içinde eziklik olan insanımız artık göğsünü gere gere İslamiyet’te başörtüsü olmadığı için başımı örtmüyorum, İslam’da teravih olmadığı için teravihe gitmiyorum diyor.
Şu içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan’ın ilklerinde kadının ezan okuması ile başlamışlardı. Acaba bu yıl hangi ibadeti kaldıracaklar zaten ibadetlerini yapmayan insanımızı, yine hangi ibadetlerden kurtaracaklar, göreceğiz bakalım.
Halbuki bu vatanın kurtuluşu için atılan ilk kurşunlardan birisi de K. Maraş olaylarında başörtüsü için Sütçü İmam tarafından atılmıştı.
Bu fetvalarda esas olan nokta: "İnsan nasıl yaşıyorsa öyle inanır, nasıl inanırsa öyle yaşar” kuralıdır.
Bu ümmet, bin dört yüz küsur yıldan beri namaz için, Kur’an için, ezan için canlarını verdiler. M. Akif: "Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, Yurdumun üstünde ebediyyen inlemeli." derken bizi ezanımızı korumaya çağırıyordu. Şimdi ezan gider de yerine "Tanrı uludur" çağrısı gelirse bakın siz camilere gidenlere.
Hasılı bu şarlatanlıklara meşhur Reha Muhtar bile dayanamamış da: "Yeter artık bu milletin Kur’an’ından çekin elinizi. Siz Kur’an’ı Hz. Muhammed’den daha mı iyi anlayacaksınız." diye isyan ediyor.
"İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat/56) buyuruyor Rabbimiz. “Melekler: ‘Mücrimlere: Sizi sakar (cehennemin)e sokan nedir?’ derler. Mücrimler de: ‘Biz namaz kılanlardan değildik.’ derler." (Müddesir, 41-42-43)
Tarihimizdeki bütün iyi insanların, velilerin, sadıkların, sıddıkların hepsinin de huşu ile ibadet edenlerin arasından çıktığı, kesinlikle namaz kılıp tesettürü v.s.olmayanlardan veli, sadık ve sıddıkların çıktığı görülmemiştir.
Ama ibadet yapmayanların cehenneme gideceğini Rabbimiz açıkça bize ihtar ediyor.
İBADETLERDE TEMBELLİK
İbadet, Arapça bir kelime olup a.b.d. kökünden gelir. Kulluk yapmak, bir insanın güçlü birisine baş eğmesi, kendi hürriyetini ona feda etmesi gibi anlamlara gelir. Kişinin Allah’ın yap dediklerini yapması, yani şekerin suda erimesi gibi insanın, Allah’ın dedikleri içinde erimesidir.
Dünyaya kul olmak için gelen insan mutlaka, ama mutlaka birisine kulluk yapacaktır. Rabbimiz bakınız bizi nasıl ikaz ediyor: "Celalim hakkı için biz her ümmet içinde. Allah’a ibadet edin ve tağuta itatten kaçının. diye bir rasul gönderdik." (Nahl/36) Yani ya Allah’a kulluk ya da başkalarına tercih hakkı da kulun kendisine bırakılmıştır.
Hz. Adem’den, Hz. Muhammed’e kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberler, "Allah’a ibadet edin." demişlerdir. (Bakara/21, Araf/59-65-73-85. ayetlere bakınız.)
Peygamberimiz (s.a.v.), “İman yetmiş küsür şubedir. Bunlardan biri de insanlara eziyet veren bir şeyi -yoldaki çakılı- ortadan kaldırmaktır.” buyurur. Bu hadis-i şerif gereğince en küçük bir hareket bile imanı olgunlaştırıyor ve insana Allah’ın rızasını kazandırabiliyor. İşte bu açıdan yapılan bütün güzel iş ve davranışlar ibadetin kapsamı içinde ise de, Müslümanlar, ibadet deyince genellikle namazı anlamışlardır.
Rabbimizin Kur’an’da en fazla tavsiye ettiği ibadet namazdır (yetmiş kadar.)
Namaz, kulun, Allah karşısında acizliğini kabullenip, Allah karşısında eğilmek ve af dileyip yalvarmasıdır. Çok onurlu bir şekilde yaratılmış olan insan, Allah’tan başkasına eğilmez, hatta pek çok insan Allah’a karşı bile eğilmemekte değil midir. M. Akif Ersoy bunun için "O rüku olmasaydı dünyada eğilmezdi başlar." diyor.
İslamiyet’te en çok incelenmiş, hakkında kitaplar yazılmış veya yazılan kitaplarda da en fazla yer tutmuş olan ibadet namazdır.
Buna rağmen de insanların en çok terk ettikleri ve en az yaptıkları ibadet de galiba namaz olsa gerektir.
Ahirette Allah’a imandan sonra gelecek ilk sorunun namaz olduğunu hemen herkes bilirken insanımız, Müslümanımız yine de namazında tembellik yapmaktadır.
Oruca, kurbana, sünnet olmaya herkes rağbet gösterirken ki bunların sevap dereceleri namazdan aşağıdadır. Galiba namazın her gün mükerrer olması insanın gözünü korkutuyor diye düşünüyorum. Hani bir insan her gün gördüğü bir insanı fazla aramızda, arada sırada gördüğü birisini görünce hemen sarılır ya işte onun gibi bir şey.
Halbuki Peygamberimiz (a.s.) "Eğer siz benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar, az gülerdiniz." buyururken, az kıldığımız namazımız için de "Göz aydınlığım, gözümün nuru" buyuruyor.
Rasulullah (s.a.v.) hayatta iken namaz üzerinde o kadar ısrarla duruluyor ki, o günün münafık yapılı insanları bile hem de her gün camiye gelerek namaz kılıyorlardı. Hiç bir kitapta namaz kılmadığından bahsedilen bir sahabe duydunuz mu? Rasulullah’a kızan, içki içen, zina eden, iftira eden, hırsızlık yapan sahabe olmuş ama namaz kılmayanı olmamıştır. İşte bizim dışımızdaki üç mezhebin namaz kılmayan öldürülür fetvası bu uygulamalara dayanıyor.
Halbuki namaz insan hayatını düzene sokar. İnsanı günde beş defa Allah’ın huzuruna götürdüğünden dolayı insanın günde kendisini beş defa hesaba çekmesini, nefs muhasebesi yapmasını sağlar.
Kendisinin günde beş defa Allah’ın huzuruna çıktığına inanan bir kul her türlü kötülüklerden uzak durur. İşte bundan dolayı yüce Rabbimiz Ankebut Suresi 45. ayette "Namaz insanı her türlü kötülüklerden alı koyar." buyurur. Bu ayetin mefhumu muhalifi ise, sizi kötülüklerden alıkoymayan namaz namaz değildir.
İnsanımız son yıllara gelinceye kadar belki bilmemek, belki önemini kavramamak v.s. gibi sebeplerden dolayı namazını kılmıyordu.
Son yıllarda özellikle Ramazan aylarında beyinlerimiz öyle bir Y. Nuri ve Z. Beyaz bombardımanına tutuldu ki sormayın gitsin.
Meğer İslam’da faiz yasak değilmiş, teravih yokmuş, sakız v.s. gibi pek çok şey orucu bozmamış, çırılçıplak bile namaz kılınabilirmiş ve üstelik kadın ve erkeklerin örtünmeleri yokmuş.
İşte bu ve buna benzer fikirleri duyan insanımız artık bazı şeyleri İslamiyet’te ve Kur’an’da ve de Kur’an Müslümanlığında olmadığı için yapmıyor. Yani pek çok İslamî emirleri yapamadığından dolayı içinde eziklik olan insanımız artık göğsünü gere gere İslamiyet’te başörtüsü olmadığı için başımı örtmüyorum, İslam’da teravih olmadığı için teravihe gitmiyorum diyor.
Şu içinde bulunduğumuz mübarek Ramazan’ın ilklerinde kadının ezan okuması ile başlamışlardı. Acaba bu yıl hangi ibadeti kaldıracaklar zaten ibadetlerini yapmayan insanımızı, yine hangi ibadetlerden kurtaracaklar, göreceğiz bakalım.
Halbuki bu vatanın kurtuluşu için atılan ilk kurşunlardan birisi de K. Maraş olaylarında başörtüsü için Sütçü İmam tarafından atılmıştı.
Bu fetvalarda esas olan nokta: "İnsan nasıl yaşıyorsa öyle inanır, nasıl inanırsa öyle yaşar” kuralıdır.
Bu ümmet, bin dört yüz küsur yıldan beri namaz için, Kur’an için, ezan için canlarını verdiler. M. Akif: "Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli, Yurdumun üstünde ebediyyen inlemeli." derken bizi ezanımızı korumaya çağırıyordu. Şimdi ezan gider de yerine "Tanrı uludur" çağrısı gelirse bakın siz camilere gidenlere.
Hasılı bu şarlatanlıklara meşhur Reha Muhtar bile dayanamamış da: "Yeter artık bu milletin Kur’an’ından çekin elinizi. Siz Kur’an’ı Hz. Muhammed’den daha mı iyi anlayacaksınız." diye isyan ediyor.
"İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat/56) buyuruyor Rabbimiz. “Melekler: ‘Mücrimlere: Sizi sakar (cehennemin)e sokan nedir?’ derler. Mücrimler de: ‘Biz namaz kılanlardan değildik.’ derler." (Müddesir, 41-42-43)
Tarihimizdeki bütün iyi insanların, velilerin, sadıkların, sıddıkların hepsinin de huşu ile ibadet edenlerin arasından çıktığı, kesinlikle namaz kılıp tesettürü v.s.olmayanlardan veli, sadık ve sıddıkların çıktığı görülmemiştir.
Ama ibadet yapmayanların cehenneme gideceğini Rabbimiz açıkça bize ihtar ediyor.
