Hz.Muhammedin dış görünümü ve güzelliği

Sponsorlu Bağlantılar

yasin1587

yasin1587

Üye
    Konu Sahibi
Hz.Muhammedin dış görünümü ve güzelliği
PEYGAMBER EFENDİMİZİN DIŞ GÖRÜNÜMÜ VE GÜZELLİĞİ

Sahabeleri Peygamberimiz (sav)'in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı... Burnu gayet güzel idi... Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı... Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi... İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalın idi..."66

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

"Resulullah Efendimizin boyu; ne çok uzun, ne de fazlakısa idi. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi. Kırk yaşına geldiğinde, Allah Teala O'nu peygamber olarak gönderdi. Peygamber olduktan sonra, Mekke'de 10 sene, Medine'de de 10 yıl kaldı ve 60 yaşlarında vefat etti. Bu fani hayata veda ettiklerinde, saçında ve sakalında 20 tel ak saç yoktu."67

"Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve mülayim, itidalli) idiler."68

Enes b. Malik (ra) anlatyyor:

"Peygamber Efendimiz orta boylu idi; uzun da de?ildi, kysa da de?ildi; ho? bir görünü?ü vardy. Saçı ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek (İlahi hayrın bulunduğu şey, bereketlenmiş, çoğalmış, hayırlı, uğurlu) yüzlerinin rengi ise nurani beyazdı."

Bera b. Azib (ra) anlatyyor:

"… Resullullah Efendimizden daha güzel birini görmedim. Omuzlarını dö?en saçları vardı. İki omuz arasy genişçe idi. Boyu ise ne kysa idi, ne de uzundu."

Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) rivayet ediyor:

"Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimizi anlatırken Onu şöyle tavsif (vasıflandırırdı) ederdi:

"Peygamber Efendimiz, ne aşırı derecede uzun, ne de kısa idi; O bulunduğu topluluun orta boylusu idi. Saçları, ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafifçe dalgalı idi. Mübarek yüzlerinin rengi kyrmyzyya çalar ?ekilde beyaz; gözleri siyah; kirpikleri syk ve uzun; omuz ba?lary iri yapyly idi… O, insanlaryn en cömert gönüllüsü, en do?ru sözlüsü, en yumu?ak tabiatlysy ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini ansyzyn görenler, O'nun heybeti kar?ysynda çok ?iddetli heyecanlanyrlar; üstün vasyflaryny bilerek sohbetinde bulunanlar ise, O'nu her?eyden çok severlerdi. O'nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanytmaya çaly?an kimse; Ben, gerek ondan önce, gerek ondan sonra, onun gibi birisini görmedim, demek suretiyle, O'nu tanytma hususundaki aczini ve yetersizli?ini itiraf ederdi. Allah'yn salat (dua, Peygamberimize (sav) yapylan dua, isti?far, rahmet, namaz) ve selamy O'nun üzerine olsun."

Hz. Hasan (ra) naklediyor:

"Resulullah Efendimiz, yaradyly?tan heybetli ve muhte?emdi. Mübarek yüzü, dolunay halindeki ayyn parlakly?y gibi nur saçardy. Orta boyludan uzun, ince uzundan kysa idi. Saçlary kyvyrcyk ile düz arasy idi; ?ayet kendili?inden ikiye ayrylmy?larsa onlary ba?ynyn iki yanyna salar, de?ilse ayyrmazlardy. Uzattyklary takdirde saçlary kulak yumu?aklaryny geçerdi. Peygamber Efendimizin rengi, ezher'ul-levn (pek beyaz ve parlak renk) idi, yani nurani beyazdy. Alny açykty. Ka?lary; hilal gibi, gür ve birbirine yakyndy.

Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu gibi gümü? berrakly?ynda idi. Vücudunun bütün azalary birbiri ile uyumlu olup yaky?ykly bir yapyya sahipti..."


Ebu Hüreyre (ra) anlatyyor:

"Hazreti Peygamber, gümü?ten yaratylmy? gibi nurlu beyazdy; saçlary da hafif dalgaly idi."

"Efendimiz (sav) beyaza pembe kary?yk renkte idi. Gözleri siyah, kirpikleri syk ve uzun idi."


"Allah Resulünün alny geni? olup hilal ka?lyydy, ka?lary gürdü. Iki ka?y arasy açyk olup, halis bir gümü? gibiydi. Gözleri pek güzel, bebekleri simsiyahty. Kirpikleri birbirine geçecek ?ekilde gürdü… Güldü?ünde di?leri çakan ?im?ek gibi paryldardy. Iki duda?y da emsalsiz ?ekilde güzeldi… Sakaly gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kysaydy. Boynunun güne? ve rüzgar gören kysmy altyn ala?ymly gümü? ibrik gibi gümü?ün beyazly?y ve altynyn da kyrmyzyly?yny yansytyr ?ekilde paryldardy… Gö?sü geni?ti, gö?sünün düzlü?ü aynayy, beyazly?y da ayy andyryrdy… Omuzlary geni?ti… Kol ve pazulary irice idi. Avuçlary ipekten daha yumu?akty."

Peygamber Efendimizin hicret yolculu?u syrasynda çadyryny ziyaret etti?i Ümmü Mabed isimli cömertli?i, iffeti ve cesareti ile tanynan biri, Peygamber Efendimizi tanymamy?tyr. Ancak Peygamberimiz (sav)'i anlatylanlardan tanyyan kocasyna, onu ?öyle tarif etmi?tir:

"Aydyn yüzlü ve güzel yaradyly?ly idi; zayyf ve ince de de?ildi. Gözlerinin siyahy ve beyazy birbirinden iyice ayrylmy?ty. Saçy ile kirpik ve byyyklary gümrahty (bol, gür). Sesi kalyndy. Sustu?u zaman vakarly (a?yrba?lylyk, halim ve heybetli olu?), konu?tu?u zaman da heybetli idi. Uzaktan bakyldy?ynda insanlaryn en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakyndan bakyldy?ynda da tatly ve ho? bir görünü?ü vardy. Çok tatly konu?uyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kysa ne de uzun oldu?unu hissederdi. Üç ki?inin arasynda en güzel görüneni ve nur yüzlü olanyydy. Arkada?lary, ortalaryna almy? durumda hep onu dinlerler; buyurdu?u zaman da hemen buyru?unu yerine getirirlerdi. Konu?masy tok ve kararly idi."

Kendisini görenlerin anlattyklarynda da görüldü?ü gibi, Peygamber Efendimiz ola?anüstü yaky?ykly, görenlerin nefesini kesecek kadar güzel yüzlü ve güzel endamly idi. Ayryca atletik ve son derece etkili bir yapysy vardy ve çok kuvvetli idi. Peygamberimizin ?emaili


Osmanly döneminin önemli alimlerinden olan Ahmet Cevdet Pa?a Peygamber Efendimizin anlatylan özelliklerini bir özet haline getiren bir çaly?ma yapmy?tyr. Bu çaly?masy Kysas-y Enbiya adly eserinin IV. cüzünde, "Bazy Evsaf-y Seniyye-i Muhammediyye" ba?ly?y altynda gerçekle?mi?tir:


"… Mübarek cismi güzel, hep azasy mütenasip (uygun, aralarynda muntazam bir nisbet bulunan), endamy gayet matbu, alny ve gö?sü ve iki omuzlarynyn arasy ve avuçlary geni?, boynu uzun ve mevzun (yaky?ykly, her bir vasfy ölçülü) ve gümü? gibi saf, omuzlary ve pazulary ve baldyrlary iri ve kalyn, bilekleri uzun, parmaklary uzunca, elleri ve parmaklary kalynca idi. Mubarek cildi ise ipekten yumu?ak idi.


Kemal-i itidal üzere büyük ba?ly, hilal ka?ly, çekme burunlu, oval yüzlü idi.

Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve iki ka?ynyn arasy açyk, fakat ka?lary birbirine yakyn idi,

O Nebiyy-i Mücteba (seçilmi?, kyymetli peygamber), ezherüllevn (rengi nurlu, parlak) idi; yani ne ak, ne de kara esmer, belki ikisi ortasy ve gül gibi kyrmyzyya mail (benzer) beyaz ve, nurani ve berrak olup, mübarek yüzünde nur lemean (parlardy) ederdi. Di?leri, inci gibi abdar (parlak, sa?lam vücutlu) ve tabdar (y?ykly, parlak, büklümlü, kyvrymly) olup, söylerken ön di?lerinden nur saçylyr; gülerken, fem-i saadeti (saadetli a?zy), bir latif (mülayim, yumu?ak, nazik, güzel) ?im?ek gibi ziyalar (y?yklar) saçarak açylyr idi…

Alem-i bekaya (geride kalanlaryn dünyasyny) rihlet (göçmek, ölmek) buyurduklarynda saçy, sakaly henüz a?armaya ba?lamy? ba?ynda biraz ve sakalynda yirmi kadar beyaz var idi.

Havassy (duyular) fevkalade kavi (sa?lam, kuvvetli) idi. Pek uzaktan i?itir ve kimsenin göremeyece?i mesafeden görür idi. Elhasyl (sözün özü), en mükemmel ve müstesna surette yaratylmy? bir vücud-y mes'ud (mutlu vücudu) ve mübarek idi… Onu ansyzyn gören kimseyi sevgi alyrdy ve Onunla ülfet ve musahabet (sohbetler, konu?up görü?meler) eyleyen kimse, Ona can ü gönülden a?yk ve mühib olurdu. Ehl-i fazl'a (kerem, ilim sahibi), derecelerine göre ihtiram (hürmet, saygy) eylerdi. Akrabasyna dahi pek ziyade (çok bol, fazladan) ikram eylerdi. Lakin (ancak) onlary, kendilerinden efdal (daha faziletli, daha layyk, daha iyi) olanlaryn üzerine takdim etmezdi.

Hizmetkarlaryny pek ho? tutardy. Kendisi ne yer ve ne giyerse, onlara dahi onu yedirir ve onu giydirir idi.

Sahi (cömert, eliaçyk, herkese iyilik etmek isteyen) ve kerim (her?eyin iyisi, faydalysy), ?efik (?efkatli, esirgeyen, merhametli) ve rahim (rahmet edici, ba?y?layan), ?eci (kahraman, yi?it) ve halim (yumu?ak huylu, ho? muamele yapan) idi. Ahd ü va'dinde (söz vermede) sabit, kavlinde (sözünde) sadyk idi. Elhasyl (neticesi)- hüsn-i ahlakça (ahlak güzelli?i) ve akl-ü zekavetçe (keskin anlayy?y olan akyl) cümle(bütün, tam) nasa (insanlara) faik (üstün, üstünde) ve her türlü medh ü senaya (övgüye) layyk idi.

Yemede, giymede kadar-y zaruret (yoksulluk derecesinde) ile iktifa (yetinir) ve ziyadesinden (fazlasyndan) iba eylerdi (çekinirdi)."
 


Üst Alt