fotonn
Üye
Hıristiyanlıkta Tek Allah İnancı Zaman İçinde Yanlış Yorumlanmıştır
Hıristiyanlıkta Tek Allah İnancı Zaman İçinde Yanlış Yorumlanmıştır
Hıristiyanlıkta Allah inancı, İNCİL’İN GERÇEK YORUMUNA GÖRE, İslam’da ve Musevilikteki tek Allah inancı ile aynıdır. Fakat zaman içinde İncil’deki bazı ifadeler gerçek anlamından farklı yorumlanmış, çeşitli tanımlamalar, Rabbimiz’in yüce kudretini gereği gibi takdir edememekten kaynaklanan bazı izahlar Hıristiyanlık inancına dahil edilmiştir. Bu yanlış inanç, üçleme yanılgısıdır.
Üçleme yanılgısı, sonsuz güç ve kudret sahibi olan Rabbimiz'e batıl bir anlayışla bakan, Allah'ın insanlara peygamber olarak gönderdiği Hz. İsa (a.s.)'a ilahlık atfeden (Allah'ı tenzih ederiz) son derece yanlış, sapkın bir inanıştır. Ancak, kendi içinde birçok çelişkiler barındırmasına ve tevhid inancının tamamen karşısında yer almasına rağmen, zaman içinde Hıristiyan inanışlarında önemli bir yere getirilmiştir. Öyle ki üçleme yanılgısına, dolayısıyla Hz. İsa (a.s.)'ın Allah'ın oğlu olduğuna (Allah'ı tenzih ederiz) inanmayan bir kişi, üçlemeyi savunanlar tarafından gerçek bir Hıristiyan olarak kabul edilmez.
Üçleme, tamamen Hz. İsa (a.s)'ın tebliğ ettiği, Allah Katı'nda hak olan tevhid inancına ters bir batıl inanç olmasına, İNCİL’İN İÇİNDE YER ALAN HÜKÜMLERE BİLE MUHALİF olmasına rağmen, zaman içinde Hıristiyanların asla reddetmemeleri gereken bir saplantı haline getirilmiştir. Tarih boyunca üçleme inancına karşı çıkıp, Hz. İsa (a.s.)'ın sadece Allah'ın peygamberi olan bir beşer olduğunu savunan çeşitli kişi ve topluluklar, şiddetli baskılara maruz kalmışlardır. Bu kişilerin İncil'den ve Hz. İsa (a.s.)'ın hayatından getirdikleri deliller her zaman göz ardı edilmiş, insanlar bu konularda konuşmaktan menedilmişlerdir. Sırf bu nedenle tevhid inancını savunanlar, söz konusu Hıristiyanlar tarafından "kafir", "sapkın" (heretik) ve hatta "din düşmanı" gibi tanıtılmış, onlara destek verenler de aynı tepkilerle karşılaşmışlardır. Tarihte sırf bu sebeple kimileri yurtlarından sürülmüş, kimileri de engizisyon mahkemelerince yakılarak öldürülmüş veya asılmışlardır. İNCİL’E GÖRE DEĞİL,yalnızca ÇARPIK YORUMLARA DAYANARAK geliştirilen bu baskı yöntemi ile üçleme gibi suni bir inanç, zorlama ve dayatma ile hakim hale gelmiş ve Hıristiyanlığın bir parçası şeklini almıştır. Şu an, bu dayatma politikasından haberdar olmayan pek çok samimi Hıristiyan, İncil’e uyduklarını düşünerek, üçleme inancına körü körüne sahip çıkmaktadırlar. Yanılgılarının farkında değildirler. Bu inancın tümüyle Kuran’da, Tevrat’ta ve İncil’de bildirilen Allah inancına ters düştüğünü bilmemektedirler. İşte bu, çok ciddi bir yanılgıdır.
Şunu önemle belirtmek gerekir ki, ÜÇLEME İNANCINA KİTAB-I MUKADDES'İN HİÇBİR BÖLÜMÜNDE RASTLANAMAMAKTADIR. Ne Yahudilerin Kutsal Kitapları olan Eski Ahit'te, ne de Hıristiyanların kutsal metni olan İncil'de bu inanç yer almamaktadır. Üçleme inancı İncil'de yer alan bazı ifadelerin yanlış yorumlarına dayanmaktadır ve bu kelime ilk kez 2. yüzyılın sonlarında Antakyalı Theophilus tarafından kullanılmıştır. Söz konusu inancın kabul görmesi ise çok daha sonraları gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, İNCİL'DE YER ALMAYAN VE İLK HIRİSTİYANLAR TARAFINDAN DA BİLİNMEYEN BİR İNANÇ, ELBETTE Kİ HIRİSTİYANLIĞIN TEMELİ OLAMAZ. Bu inanç, Hz. İsa (a.s.)'ın ardından ve dönemin yerleşik Yunan kültürünün etkisiyle oluşturulan büyük ve ciddi bir yanılgıdır.
Hz. İsa (a.s.), Hıristiyanlıkta suni olarak geliştirilmiş olan bu yanlış inançtan tamamen münezzehtir. Tüm peygamberler gibi Hz. İsa (a.s.) da, Allah'ın yarattığı bir kuldur. Allah’a kalpten ibadet eden, Allah’ın rızasını kazanmaya çalışan samimi ve değerli bir peygamberdir. O'nun seçkin, onurlu ve saygın kıldığı (Al-i İmran Suresi, 45) değerli bir elçisidir. Allah Hz. İsa (a.s.) için şöyle buyurmaktadır:
Allah Kendisi'nden başka hiçbir İlah olmadığını Kuran ayetlerindeki hikmetli örneklerle bizlere şu şekilde haber vermektedir:
Hıristiyanlıkta Tek Allah İnancı Zaman İçinde Yanlış Yorumlanmıştır
Hıristiyanlıkta Allah inancı, İNCİL’İN GERÇEK YORUMUNA GÖRE, İslam’da ve Musevilikteki tek Allah inancı ile aynıdır. Fakat zaman içinde İncil’deki bazı ifadeler gerçek anlamından farklı yorumlanmış, çeşitli tanımlamalar, Rabbimiz’in yüce kudretini gereği gibi takdir edememekten kaynaklanan bazı izahlar Hıristiyanlık inancına dahil edilmiştir. Bu yanlış inanç, üçleme yanılgısıdır.
Üçleme yanılgısı, sonsuz güç ve kudret sahibi olan Rabbimiz'e batıl bir anlayışla bakan, Allah'ın insanlara peygamber olarak gönderdiği Hz. İsa (a.s.)'a ilahlık atfeden (Allah'ı tenzih ederiz) son derece yanlış, sapkın bir inanıştır. Ancak, kendi içinde birçok çelişkiler barındırmasına ve tevhid inancının tamamen karşısında yer almasına rağmen, zaman içinde Hıristiyan inanışlarında önemli bir yere getirilmiştir. Öyle ki üçleme yanılgısına, dolayısıyla Hz. İsa (a.s.)'ın Allah'ın oğlu olduğuna (Allah'ı tenzih ederiz) inanmayan bir kişi, üçlemeyi savunanlar tarafından gerçek bir Hıristiyan olarak kabul edilmez.
Üçleme, tamamen Hz. İsa (a.s)'ın tebliğ ettiği, Allah Katı'nda hak olan tevhid inancına ters bir batıl inanç olmasına, İNCİL’İN İÇİNDE YER ALAN HÜKÜMLERE BİLE MUHALİF olmasına rağmen, zaman içinde Hıristiyanların asla reddetmemeleri gereken bir saplantı haline getirilmiştir. Tarih boyunca üçleme inancına karşı çıkıp, Hz. İsa (a.s.)'ın sadece Allah'ın peygamberi olan bir beşer olduğunu savunan çeşitli kişi ve topluluklar, şiddetli baskılara maruz kalmışlardır. Bu kişilerin İncil'den ve Hz. İsa (a.s.)'ın hayatından getirdikleri deliller her zaman göz ardı edilmiş, insanlar bu konularda konuşmaktan menedilmişlerdir. Sırf bu nedenle tevhid inancını savunanlar, söz konusu Hıristiyanlar tarafından "kafir", "sapkın" (heretik) ve hatta "din düşmanı" gibi tanıtılmış, onlara destek verenler de aynı tepkilerle karşılaşmışlardır. Tarihte sırf bu sebeple kimileri yurtlarından sürülmüş, kimileri de engizisyon mahkemelerince yakılarak öldürülmüş veya asılmışlardır. İNCİL’E GÖRE DEĞİL,yalnızca ÇARPIK YORUMLARA DAYANARAK geliştirilen bu baskı yöntemi ile üçleme gibi suni bir inanç, zorlama ve dayatma ile hakim hale gelmiş ve Hıristiyanlığın bir parçası şeklini almıştır. Şu an, bu dayatma politikasından haberdar olmayan pek çok samimi Hıristiyan, İncil’e uyduklarını düşünerek, üçleme inancına körü körüne sahip çıkmaktadırlar. Yanılgılarının farkında değildirler. Bu inancın tümüyle Kuran’da, Tevrat’ta ve İncil’de bildirilen Allah inancına ters düştüğünü bilmemektedirler. İşte bu, çok ciddi bir yanılgıdır.
Şunu önemle belirtmek gerekir ki, ÜÇLEME İNANCINA KİTAB-I MUKADDES'İN HİÇBİR BÖLÜMÜNDE RASTLANAMAMAKTADIR. Ne Yahudilerin Kutsal Kitapları olan Eski Ahit'te, ne de Hıristiyanların kutsal metni olan İncil'de bu inanç yer almamaktadır. Üçleme inancı İncil'de yer alan bazı ifadelerin yanlış yorumlarına dayanmaktadır ve bu kelime ilk kez 2. yüzyılın sonlarında Antakyalı Theophilus tarafından kullanılmıştır. Söz konusu inancın kabul görmesi ise çok daha sonraları gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, İNCİL'DE YER ALMAYAN VE İLK HIRİSTİYANLAR TARAFINDAN DA BİLİNMEYEN BİR İNANÇ, ELBETTE Kİ HIRİSTİYANLIĞIN TEMELİ OLAMAZ. Bu inanç, Hz. İsa (a.s.)'ın ardından ve dönemin yerleşik Yunan kültürünün etkisiyle oluşturulan büyük ve ciddi bir yanılgıdır.
Hz. İsa (a.s.), Hıristiyanlıkta suni olarak geliştirilmiş olan bu yanlış inançtan tamamen münezzehtir. Tüm peygamberler gibi Hz. İsa (a.s.) da, Allah'ın yarattığı bir kuldur. Allah’a kalpten ibadet eden, Allah’ın rızasını kazanmaya çalışan samimi ve değerli bir peygamberdir. O'nun seçkin, onurlu ve saygın kıldığı (Al-i İmran Suresi, 45) değerli bir elçisidir. Allah Hz. İsa (a.s.) için şöyle buyurmaktadır:
Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeye 'karşı çekimser' davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır. (Nisa Suresi, 172)
Ayette de bildirildiği gibi Hz. İsa (a.s.), Allah'a kulluk görevini yerine getirmekten derin haz duyan, Rabbimiz'e teslim olmuş çok samimi bir insandır. Onun sözde ilahlık iddiasında bulunduğu yönündeki tüm açıklamalar sonradan üretilmiş birer hezeyandır. Yüce Rabbimiz tüm varlıklar üzerinde mutlak hakimiyete sahiptir. O'NUN DIŞINDAKİ HERŞEY, VAR OLMAK VE VARLIĞINI DEVAM ETTİREBİLMEK İÇİN RABBİMİZ'E MUHTAÇTIR. Hz. İsa (a.s.), elbette ki bu gerçeği gereği gibi takdir etmiş ve hayatı boyunca Cenab-ı Allah’a kalpten tabi bir kul olmak için güzel çaba içinde olmuştur.
Allah Kendisi'nden başka hiçbir İlah olmadığını Kuran ayetlerindeki hikmetli örneklerle bizlere şu şekilde haber vermektedir:
Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. O'nun yanında olanlar, O'na ibadet etmekte büyüklüğe kapılmazlar ve yorgunluk duymazlar. Gece ve gündüz, hiç durmaksızın tesbih ederler. Yoksa onlar, yerden birtakım ilahlar edindiler de, onlar mı (ölüleri) diriltecekler? Eğer her ikisinde (gökte ve yerde) Allah'ın dışında ilahlar olsaydı, elbette, ikisi de bozulup gitmişti. Arşın Rabbi olan Allah onların nitelendiregeldikleri şeylerden yücedir. O, yaptıklarından sorulmaz, oysa onlar sorguya çekilirler. Yoksa O'ndan başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Kesin-kanıt (burhan)ınızı getirin. İşte benimle birlikte olanların zikri (Kitab'ı) ve benden öncekilerin de zikri." Hayır, onların çoğu hakkı bilmiyorlar, bundan dolayı yüz çeviriyorlar. (Enbiya Suresi, 19-24)
