Hiç Duymadığınız Tarihi Yaşanmış olaylar

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
TuRkiShCowboy

TuRkiShCowboy

Emekli Yönetici
    Konu Sahibi
Hiç Duymadığınız Tarihi Yaşanmış olaylar
1500'lü yıllarda, İngiltere'de işler şöyle yapılıyordu:
İnsanların çoğu, haziranda evleniyordu Çünkü, senelik banyolarını Mayıs


ayında yapıyorlar; Haziranda henüz çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de


kokmaya başladıkları için, gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak


amacıyla, ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.





*Banyolar, içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana
geliyordu.
Evin erkeği, temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra,
oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son


olarak da bebekler, aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada, su o kadar kirli


hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü.


İngilizcedeki "Banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın"(Don't throw
the baby out with the bath water) deyimi, buradan gelmektedir.






*********
Evlerin çatıları, üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor; kamışların
altında tahta bulunmuyordu.
Burası, hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için, bütün
kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda


yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman, çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar


kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizcedeki "Kedi köpek yağıyor"(It's


raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.





Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.
Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi, büyük bir


sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan


İngiliz usulü yataklar, buradan gelmektedir.



***********
Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini, topraktan başka bir şeyden
yapılmıştı.


"Toprak kadar fakir"(dirt poor)tabiri, buradan çıkmıştır. Zenginlerin


ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar, kışın ıslandığı zaman


kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için, yere saman (thresh) seriyorlardı. Kış
boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapı
açılınca, saman dışarıya taşıyordu. Buna mani olmak üzere,kapının altına
bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı "threshold"(saman tutan; Türkçesi
"eşik") idi.






**********
Yemek pişirme işlemi, her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük


bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler


ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor; et pek bulunmuyordu.


Akşam yahni yenirse, artıklar kazanda bırakılıyor; geceboyunca soğuyan


yemek, ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen, bu
yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu.






************
"Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası
dokuz günlük" (Peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the


pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur. Bazen, domuz eti


buluyorlar; o zaman çok seviniyorlardı. Eve ziyaretçi gelirse, domuz


etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. Birinin eve domuz eti
getirmesi, zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek
misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna "yağ çiğnemek" (chew the fat)
adı veriliyordu.





**********

Parası olanlar, kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar
alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler, kurşunu çözerek yemeğe


karışmasına sebep oluyor; böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol


açıyordu. Domatesler, buna sık sık sebep olduğu için, bundan sonraki


yaklaşık 400 yıl boyunca, domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.





Çoğu insanın, kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun
yerine, tahta tabaklar kullanıyorlardı. Çoğu zaman bu tabaklar bayat


ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman


kullanılabiliyordu. Bunlar, hiçbir zaman yıkanmadığı için, içinde kurtlar ve


küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların
ağızlarında, "tabak ağzı" (trench mouth)denen hastalık ortaya çıkıyordu.





*************

Ekmek, itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler, yanık olan alt kabuğu;
aile, orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırlardı.

Bira ve viski içmek için, kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim,
insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan


geçen insanlar, bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık


yapıyorlardı. Bunlar, birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne


yatırılıyor; aile, etrafına toplanıp yiyip içerek uyanıp uyanmayacağına
bakıyordu. Buna, "uyanma" nöbeti deniyordu.





************
İngiltere, eski ve küçük bir yerdi; insanlar, ölülerini gömecek yer
bulamamaya başlamıştı. Bunun için, mezarları kazıp tabutları çıkarıyor;


kemikleri bir "kemik evi"ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı.


Tabutlar açıldığında, her 25 tabutun birinde, iç tarafta kazıntı


izleri olduğu görüldü. Böylece, insanların diri diri gömüldükleri ortaya
çıktı. Buna çözüm olarak, cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi
tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana dolamaya başladılar. Bir kişi, bütün
gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna, mezarlık nöbeti (graveyard
shift)denirdi. Bazıları, zil sayesinde kurtulmuş (saved by the bell);
bazıları da "ölü zilci" (dead ringer) olurdu.








alıntı
 
  • Beğen
Tepkiler: ● aLuvi ●, ya4kere, Revengeful ve 4 diğerleri


Adilx05

Adilx05

Üye
Çok Çok değişik saol...
 
aLone

aLone

Üye
vay be neymişler şimdi nasıllar
 
Onur Saka

Onur Saka

Üye
teşekkürler...
 

Assassin_CLAW

Üye
biz onlardan daha ilerdeymişiz be şimdi şu halilmize bi bak
 
exorcist

exorcist

Üye
ilginç
 

Revengeful

Emekli Yönetici
Bilgi için sağol
 

yamtar81

Üye
kafalarındaki peruklar(hani şu eski filmlerdeki ya da şimdi hakimlerinin kullandığı), topuklu ayakkabılar,parfümler..v.s. bu pis insanların pisliklerini saklamak için icat ettikleri şeylerdir, nitekim adamların pislikleri bile şimdi (sanırım)yararlı..
 

Hkn's

Üye
güzel bilgiler
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt