İyi anlaşılması için tefsiriyle birlikte veriyorum.Euzubillahimineşşeytanirraciym.Bismillahirrahmanirrahiym.
Kuran'da bahçe sahipleri olarak bahsi geçen kişiler de Karun ile benzer bir yanılgı içerisine düşmüş ve akılsızca bir tavır sergilemişlerdir. Onlar da sahip oldukları bahçenin kendilerine Allah'ın verdiği bir nimet olduğunu unutmuşlardır. Onların içinde bulundukları durum Kuran'da şöyle haber verilmiştir:
Gerçek şu ki, Biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi. (Bu konuda) Hiçbir istisna yapmıyorlardı. (Kalem Suresi, 17-18)
İşte bahçe sahiplerinin akılsızlıkları da bu noktadadır. Çünkü insan ileride gerçekleşecek olan hiçbir şeyden kesin olarak emin olamaz. Allah, insanı dilediği anda ummadığı bir olayla karşılaştırabilir veya çok farklı bir ortama sokabilir. Bu nedenle böyle bir durumda gösterilmesi gereken en akılcı ve en güzel tavır, ancak Allah izin verirse bunu yapabileceğinin şuurunda olmak ve Allah'tan istemektir. Kuran'da bu konuda nasıl bir tavır gösterilmesi gerektiği şöyle ifade edilmiştir:
Hiçbir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. Ancak: "Allah dilerse" ( inşaAllah yapacağım de). Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir." (Kehf Suresi, 23-24)
Bahçe sahiplerinin burada yaptıkları hata da, herşeyin sahibinin ve hükümranının Allah olduğunu unutmuş olmalarıdır. Nitekim sabah erkenden oraya gittiklerinde nasıl büyük bir yanılgıya düştüklerini ve ne kadar ciddi bir akılsızlık içinde olduklarını açıkça görmüşlerdir. Çünkü Allah, gücün de, mülkün de gerçek sahibinin sadece Kendisi olduğunu anlamaları için bu kişilerin bahçelerine bir bela musallat etmiş ve ekinlerini kökünden kurutmuştur:
Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp-gelen bir bela' onun üstünü sarıp-kuşatıverdi. Sonunda (bahçe) kökünden kuruyup-kapkara kesildi. (Kalem Suresi, 19-20)
Sabah olduğunda bu durumdan habersiz olarak bahçelerine gitmek üzere aralarında konuşan bahçe sahipleri, kapıldıkları dünya hırsını da sözleriyle şöyle dile getirmişlerdir:
Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
"Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp-çıkın."
Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp-gittiler:
"Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın."
(Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler. (Kalem Suresi, 21-25)
İşte bir başka akılsızlığı da bu noktada yapmışlardır. Çünkü onlar içlerindeki dünya hırsını dile getirirlerken buna Allah'ın şahit olduğunu unutmuşlardır. Bahçelerine erken gitmelerinin, yoksullarla karşılaşmalarını engelleyebileceğini zannetmişlerdir. Oysa Allah diledikten sonra onlar her ne yaparlarsa yapsınlar, olacak olanı engellemeye güç yetiremezler. Nitekim kazanacakları ürünler konusunda böylesine hırsa kapıldıkları bir anda bahçelerinin başına gelenleri gördüklerinde ise bu duruma şaşırarak başka bir yere geldiklerini sanmışlardır. Ancak daha sonra bunun Allah'a karşı nankörce bir tavır göstermelerinden ve gereği gibi şükretmemelerinden kaynaklandığını anlamış ve yaptıkları akılsızlık nedeniyle kendilerini kınamaya başlamışlardır:
Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.
"Hayır, biz (herşeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."
(İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"
Dediler ki: "Rabbimiz seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."
Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
"Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.
"Belki Rabbimiz, onun yerine daha hayırlısını verir; şüphesiz biz, yalnızca Rabbimize rağbet eden kimseleriz." (Kalem Suresi, 26-32)
Sadakallahul aziym.Amin.