Temperature
Üye
Hep İyiler mi Gidecek ?
Biz Utanmaz Adam ve maceralarıyla uğraşırken, dostlarımız, iyi adamlar, birer birer gidiyorlar. Bazıları ise sağlıklarını kaybediyor, yürekleri hoplatıyor, eşini dostunu üzüyor, heyecanlandırıyor. Başta Özhan Canaydın olmak üzere Alp Can, Ali Savran, birkaç ay önce Altan Dinçer, Uğur Erel, Reştan Südor aramızdan ayrılıp gitti. Bunlar da bizim şehitlerimiz, aralarında istemeden kırdıklarımız, istemeden üzdüklerimiz dahi olabilir. Ortak bir nokta ise, basketbol ve basketbol camiası tarafından özellikle yönetenler tarafından hatırlanmadıkları ve üzüldükleri gerçektir.
Alp Can gibi basketbola gerçekten gönül veren, basketbolu bilerek yazan, araştıran, soruşturan birçok basketbol anısını birlikte yaşadığımız, bir süre de TBF'de çalışan kardeşimizle ilgili ufacık bir haberin dahi yaklaşık 6 ay çalıştığı TBF sitesinde yer almaması vefatı kadar sevenlerini üzdü. Basketbola hizmet edenlerin taltif edildiği, ayrıcalıklı sayıldığı günümizde bu tip davranışlar bizleri kahrediyor.
Şu anda aramızda olmayan üç dostumun, ağabeyimin vasiyetlerinin sonuncusunu da geçen hafta yerine getirerek, vazifemi büyük üzüntü Içinde tamamladım. Bir anımı sizlerle de paylaşarak, o üç büyük, fizikleri de büyük, yürekleri de büyük dev adamları bir kere daha hasretle ve rahmetle anacağım.
1960'lı yılların birinde, bir Galatasaray kongresi sonrası, Özer Salnur (Baba Özer), Nedret Uyguç ve Özhan Canaydın beni de yanlarına alıp, Çiçek Pasajı'na götürdüler. 'Baba Özer'in asker arkadaşı Celal Ağabeyin birahanesinde bira içeceğiz' dediler. Masaya oturduktan sonra özel bira bardakları gelip gidiyordu. Bu arada bana farkettirmeden, Celal tarafından bardaklara votka takviyesi, özellikle benim bardağıma fazlasıyla yapılıyordu. Bu arada konu nereden geldiyse, ölüme, cenaze törenlerine geldi. Üçü birden "Bana bak şişman'' dediler. ''Sen bizden fazla yaşarsın. Hepimizin cenazesine gelip, olmayanı veya olmayanları temsil edeceksin" şeklinde kibarca ricada bulundular. Benim için çok çok acı olan bu görevin sonuncusunu geçen hafta Bursa'da Özhan Ağabeyin cenazesinde tamamladım.
Bir teselli ararken, Özhan Ağabeyin yakın dostlarından, Genç Takımda beraber oynadığı arkadaşlarından Mahmut Kulein, bana yolda bir güzel haber verdi. Kulein yıllar önce Anayasa Mahkemesi'nde açtığı özerk federasyonların seçiminde kullanılan çerçeve yönetmeliğin iptaliyle ilgi kararın kesinleştiğini, Resmi Gazete'de yayınlandığını, çok önemli kişilerden oluşan bir çalıştayda yer aldığını söyledi. Buna çok memnun oldum. Mahmut Kulein dürüst, çalışkan, tam bir disiplin adamıdır. Türk Sporunun kendisinden istifade edeceği çok şey vardır. Basketbol, Voleybol, Hentbol, Güreş, Masa Tenisi, vs demeden tüm kuruluşların, kulüplerin bu çalışmada kendisinden istifade etmesini öneririm.
Bundan böyle devletin içinde olmayacağı bir özerk federasyonlar seçim sisteminin oluşturulacağına yürekten inanıyorum. Bu konuya hizmet edenlere de saygılarımı sunuyorum.
Bu arada bir mutlu haber de Basketbol 1.Lig kulüplerinden geldi. Kulüpler Birliği'ni kurmak, istedikleri gibi ortalığı boş bulup, at oynatanlara artık 'bir dur' diyeceklermiş. He bizim gözümüz aydın, onlarınki ise Manisa.
Alp Can gibi basketbola gerçekten gönül veren, basketbolu bilerek yazan, araştıran, soruşturan birçok basketbol anısını birlikte yaşadığımız, bir süre de TBF'de çalışan kardeşimizle ilgili ufacık bir haberin dahi yaklaşık 6 ay çalıştığı TBF sitesinde yer almaması vefatı kadar sevenlerini üzdü. Basketbola hizmet edenlerin taltif edildiği, ayrıcalıklı sayıldığı günümizde bu tip davranışlar bizleri kahrediyor.
Şu anda aramızda olmayan üç dostumun, ağabeyimin vasiyetlerinin sonuncusunu da geçen hafta yerine getirerek, vazifemi büyük üzüntü Içinde tamamladım. Bir anımı sizlerle de paylaşarak, o üç büyük, fizikleri de büyük, yürekleri de büyük dev adamları bir kere daha hasretle ve rahmetle anacağım.
1960'lı yılların birinde, bir Galatasaray kongresi sonrası, Özer Salnur (Baba Özer), Nedret Uyguç ve Özhan Canaydın beni de yanlarına alıp, Çiçek Pasajı'na götürdüler. 'Baba Özer'in asker arkadaşı Celal Ağabeyin birahanesinde bira içeceğiz' dediler. Masaya oturduktan sonra özel bira bardakları gelip gidiyordu. Bu arada bana farkettirmeden, Celal tarafından bardaklara votka takviyesi, özellikle benim bardağıma fazlasıyla yapılıyordu. Bu arada konu nereden geldiyse, ölüme, cenaze törenlerine geldi. Üçü birden "Bana bak şişman'' dediler. ''Sen bizden fazla yaşarsın. Hepimizin cenazesine gelip, olmayanı veya olmayanları temsil edeceksin" şeklinde kibarca ricada bulundular. Benim için çok çok acı olan bu görevin sonuncusunu geçen hafta Bursa'da Özhan Ağabeyin cenazesinde tamamladım.
Bir teselli ararken, Özhan Ağabeyin yakın dostlarından, Genç Takımda beraber oynadığı arkadaşlarından Mahmut Kulein, bana yolda bir güzel haber verdi. Kulein yıllar önce Anayasa Mahkemesi'nde açtığı özerk federasyonların seçiminde kullanılan çerçeve yönetmeliğin iptaliyle ilgi kararın kesinleştiğini, Resmi Gazete'de yayınlandığını, çok önemli kişilerden oluşan bir çalıştayda yer aldığını söyledi. Buna çok memnun oldum. Mahmut Kulein dürüst, çalışkan, tam bir disiplin adamıdır. Türk Sporunun kendisinden istifade edeceği çok şey vardır. Basketbol, Voleybol, Hentbol, Güreş, Masa Tenisi, vs demeden tüm kuruluşların, kulüplerin bu çalışmada kendisinden istifade etmesini öneririm.
Bundan böyle devletin içinde olmayacağı bir özerk federasyonlar seçim sisteminin oluşturulacağına yürekten inanıyorum. Bu konuya hizmet edenlere de saygılarımı sunuyorum.
Bu arada bir mutlu haber de Basketbol 1.Lig kulüplerinden geldi. Kulüpler Birliği'ni kurmak, istedikleri gibi ortalığı boş bulup, at oynatanlara artık 'bir dur' diyeceklermiş. He bizim gözümüz aydın, onlarınki ise Manisa.
