Helvacı'dan gündem yaratacak sözler

  • 28 Nisan 2011
  • 338 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Mehmet Helvacı, seçimden kaçış olmadığını belirtti, bir diğer başkan adayı Ünal Aysal'a ise adeta meydan okudu...





    Galatasaray başkan adayı Mehmet Helvacı, TRT'3 te yayınlanan "Basın Tribünü" programında gündem yaratacak açıklamalar yaptı. Helvacı, 14 Mayıs'ta yapılması planlanan seçimden kaçış olmadığını belirterek, "Galatasaray için seçim artık bir zorunluluktur" dedi. Başkan Adnan Polat'ın hiçbir baskı altında kalmadan seçim takvimini açıkladığını ifade eden Helvacı, Polat'ın da seçime girmesinde hiçbir engel olmadığını söyledi.
    Ünal Aysal'ın kendisinden özür dilemesi konusundaki ısrarını sürdüren Mehmet Helvacı, Aysal ile ilgili kendisinde bulunan belgeleri açıklayacağını aynı şekilde de Aysal'ın kendisinde olduğunu iddia ettiği belgeleri gün yüzüne çıkartması gerektiğini söyleyerek "Hodri meydan" dedi.
    SEÇİMDEN KAÇIŞ YOK
    "15 Ocak'ta beri aynı şeyi söylüyorum seçim olması lazım. Galatasaray'da seçimin olmaması alternatifi yok. Galatasaray'ı şu anda var edecek, içinde bulunduğu durumdan çıkaracak tek yol seçim. Galatasaray çalkalanan denizin içindeki bir gemi. Bir liman var, o liman da Galatasaray genel kurulu. Genel kurula gideceğiz, seçimi yapacağız, hangi sonuç çıkarsa ra Galatasaray'ın menfaati için hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapacağız. Seçimin olmaması ihtimali yok. Çünkü Galatasaray yönetilemiyor, yönetilemeyen Galatasaray'ın varlığını hiçbirimizin kabul etmesi mümkün değil. Bir seçim çağrısı yapıldı, bir gazete ilanı verildi. Tarih 7 ya da 14 Mayıs olarak belirlendi. Burada yapılması gereken takvime uygun devam etmek."
    HERKES KAÇMAYA ÇALIŞIYOR






    "Adnan beyin seçim kararını açıkladığı basın toplantısında ne dediğini hatırlıyorum. Aynen, "Biz mahkemenin verebileceği kararı biliyoruz, ama biz genel kuruldan ortaya çıkan irade doğrultusunda değil, yönetimin hür iradesiyle seçim kararı aldık. Seçim yapılacaktır" dedi. Bütün Galatasaraylılar gördü duydu. Sanki bütün bunlar olmamış, konuşulmamış gibi başka bir şeyin peşinden gidiyoruz hep beraber.
    Başkan adaylığın koyanlar da benzer şekilde konuşmaya naşladılar. Seçimden kaçmamız için bir sebep yok. Başkan adayı demek ne demek hazırlıklı olmak demek. Aday olmak onu gerektirir. Proje, program, yapılacak işler, planlar var demek. Bunları harekete geçirmek için başı girişimleri başlatmış olmanız demek. Bütün bunlar varken nasıl seçim yapılmazsa ihtimalini konuşabiliriz. Mümkün değil.
    Gemi limana yanaşacak öyle bir alternatif yok! Bu seçim kaçınılmaz mutlaka olacak. Ortada bir genel kurul iradesi ve sizin beyanınız var. Seçim 3 ay ertelense kimseye faydası olmaz. Başkana, başkan adaylarına en önemlisi Galatasaray'a faydası olmaz. Yönetemeyen bir yönetimden bahsediyoruz. "
    ADNAN POLAT SEÇİME GİRSİN
    "Seçime girmesine engel hiç bir şey yok ki! Tüzüğü herkes istediği gibi yorumluyor. Hukuki bir metindir. Kaldırılan ve sınırlandırılan haklarla ilgili olarak 31 – 12 -2011 tarihine kadar eski tüzük hükümleri geçerlidir. Eğer başkanlığa devam etmek istiyorsa seçime girmesini öneriyorum. Pazartesi günü yönetim kurulu listesini oluşturup renk seçmeye gelip, başkanlık başvurusu yapması konusunda bir engel yok."
    YOKSA SEÇİME İMZAYLA GİDİLİR
    "Bu seçimin neye istinaden yapıldığı elli. Sayın başkan bunu açıkladı. Unutkan bir ulus olduğumuz söylenir ama bu kadar da değil. Mahkeme engellemez. Seçim yapılma nedeni mahkemede görüşülen konu değildir. Siz bunu koz olarak kullanıp, "Ben yaptım oldu olur" ki o zaman da genel kurul üyeleri gereğini yapar. İmza toplayıp seçime götürürler. Zaten toplanmış imzalar var. Onlar devreye girer. Ben bunların olabilme ihtimalini gördüm, olmasın diye söyledim, dinlemediler, Galatasaray'a zarar verdiler."
    GALATASARAY BAYRAĞI YERE DÜŞÜRÜLDÜ, BEN KALDIRDIM








    "Ünal Aysal'ın "Mevcut yapıyı destekleriz" sözleriyle ilgili olarak. Galatasaray'da sevgi hakim olmalı ve gereken yapılmalı. Düzeltilecek bir şey yoksa aday olmasalardı. Şu ya da bu nedenle seçimden vazgeçmek doğru değil. Net bir şekilde görülüyor ki 15 Ocakta olan olaylardan insanlar memnunlar. 15 ocakta olan olaylar Galatasaray bayrağının yere düşürüldüğü gündür. En o bayrağı aldım kaldırdım. 15 mayısta açılış günü yaşadığımız talihsiz şeyler. Olayların ardından başkanın protest eden taraftar ve genel kurul üyelerini provokatör olarak ilan edip savcılığa vereceğini söylemesi. 36 yıldır genel kurul üyesi olduğum için camianın nabzını tutabiliyorum ve tepkiler bana da geldi. O tepkiyi verenler benim arkadaşlarım. Krizin yönetilmemesinde Benim payım yok. Krizin yönetilmesi için benim ve diğer üyelerin yaptığı uyarılar da dikkate alınmadı. Sayın başkan şu an sebebini bilemediğim gerekçeyle aşka ir açıklama yaptı."
    MAALESEF BAYRAKTAR DİSİPLİNE GİDEMEDİ
    Biz yönetim olarak başbakana teşekkür edip üzüntülerimiz ifade edilecektik sadece. Başkan, genel kurul üyelerini ve taraftarı savcıya şikayet edeceğini görüntüleri vereceğini söyledi. Talihsiz bir durumdu. Eğer Galatasaray başkanıysanız o talihsiz durumun ardından istifa etmeliydiniz. Olabilir herkes hata yapabilir. Ama yaptığınız hataya kayıtsız kalamazsınız. Sonra yönetimde Erdoğan Bayraktar'ın disipline sevki konuşuldu ama karar alınmadı. Bir tepki gösterilmesi konusunda birkaç kişi dışında herkes hemfikirdi. Maalesef Erdoğan bayraktar hakkında hiç bir şey yapılmadı.
    Bir seçimden bahsediyorsanız kazanmak da kaybetmek de aynı şekilde olasıdır. Sanırım tek başıma seçime gireceğim. Öbür türlüsü genel kurul iradesine ipotek koymak demektir. Rakip olmadığı için benim kazanmamdan başka alternatif kalmıyor. Ben Galatasaray'a başkan olmak istemiyorum, Galatasaray'da başarılı başkan olmak istiyorum. Planlarım arasında yer alan görüşleri yönetimde de söyledim, tasvip edilmedi uygulanmadı.
    RIJKAARD DEĞİL SEZGİN GİTMELİYDİ
    "Görevim gördüğüm eksiği masaya getirmektir. Önerileri masaya getirdikçe çatışmalar ortaya çıkmıştır. Adnan Sezgin'le ilgili profesyonellerin atanması söz konusuydu. Başkan atanma meselesini masaya getirdi "Sezgin'le devam mı edelim, son mu verelim" dedi. "Biz bilemeyiz dedik, iyi çalışıyorsa devam edelim" dedim. Başkan, "iyi çalışıyor" dedi.
    Ben de başkanın beyanı üzerine Sezgin'e destek verdim. 3 hafta sonra Sezgin Ankaragücü maçından sonra "Bu hoca ipleri elinden kaçırmış" dedi. "Bu akşam bunu Türkiye gördü. Senin bunu söylememen lazım. Ya bu ipleri kaçırtmayacaksın, ya bütün aldığın önlemlere rağmen kaçma ihtimali varsa 3-5 hafta önce bizi uyaracaksın. Diyeceksin ki şöyle şöyle şeyler oluyor, bu adam ipleri kaçıracak. Biz ona göre önlem alırız ya da almayız. Sorumluluk bizde olur. Senin işin ipleri kaçırmış tespiti yapmak değil, kaçırtmamak. Sonra tepki koydum yönetimde. Gönderilmesi gereken Riijkaard değil, Sezgin'dir dedim."
    ÜNAL AYSAL'IN YANINDA ÇALIŞMADIM






    "Hiç politika yapmadım, hiç yalan söylemedim. Bu yüzden çok büyük bir tehlikeyim. Galatasaray için tehlike değilim, ne için, yalan söyleyenler için tehlikeyim. Galatasaray'ın benim gibi insanların çoğalmasına ihtiyacı var. Politika yapan, yalan söyleyenler elbette rahatsız olacaklar. Bu normal bir şey. Onun için de beni yıpratmaya çalışmaları, bel altı davranışlarında bulunmalarına şaşırmıyorum. Namuslu insanların namussuzlar kadar cesur olması lazım. Kolay olanı yapar kenara çekilirsiniz ama çekilirseniz bunlar düzelmez."
    AYSAL BELGELERİYLE GELSİN
    "Galatasaray başkanı erdemli faziletli bir insan olmalıdır. Erdemli bir insanın ise özür dileme konusunda hiçbir çekincesi olamaz. Hata yapmamak esastır ama hata yapmışsak da özür dileriz. Aysal'ın beyanı talihsiz bir beyandır. Benden özür dilerse ilkelerini çiğnemiş olmayacak. O çalışanlarından özür dilemeyeceğini söylüyor. Çünkü ben onun yanında hiç çalışmadım. Kendisi benim çalışanı olduğumu söylüyor. Mutlaka kayıtları vardır. Avukatlık mesleği noterden verilen bir vekaletname ile icra edilir. Kendisindeki örnek kayıpsa, o örnek noterde vardır. Onu çıkarır gösterir. Kaybolmaz, muhakkak gösterir.
    Ünal Aysal bana para vermedi. Çok paralardan bahsediliyor. Elden gizli verilmesi sözkonusu olamaz. Bana kalırsa sayın Aysal da parayı kime verdiğini bilmiyor, araştırırsa bulacaktır. Bilse böyle konuşmaz. İncelerse parayı gerçekten kime verdiğini bulabilir. Sayın Aysal, "Benimle ilgili belgeleri açıklarsa sevinirim" diyor, ben açıklayacağım. O da benimle ilgili bu belgeleri açıklarsa ben de sevinirim. Galatasaray'dan para kazanmak onun tercihidir, benim ise tercihim değil... Kazandığı halde kazanmadım demek Galatasaray başkan adayına yakışmaz."
    HODRİ MEYDAN! YÜZYÜZE GELELİM
    "Bakın ben konuşuyorum onlar konuşuyor. Herkes farklı farklı mekanlarda birbirleriyle ilgili olarak konuşuyor. Ben bunun sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Bunun sağlıklısı bütün aktörler herkes buraya gelir, karşılıklı oturur konuşuruz, herkes birbirinin gözünün içine bakarak konuşur. Böyle bir ortam olsun iki elim kanda da olsa gelirim. Bakalım herkes aynı şeyleri bir daha söyleyebiliyor mu? Artı çantalarımızla gelelim. Ben para verdim diyen çıksın buyurun belgesi desin. Öbürüsü bu da sizin aldığınız para ve makbuzu desin. Ne güzel olur dimi. Bunlar çok basit şeyler."
    KENDİMİ SİPER ETTİM






    "Benim divanda birleşmeyi ben yaptım demem çok çeşitli kesimler tarafından eleştirildi. Ben yaptım dediğim için. Bakın artık bunun nedenini şimdi açıklayabilirim. O konuşmam yanılmıyorsam ağustos ayındaydı. Yani birleşme arifesinde yapılan konuşmadır. Bu sırada sayın Aysal'ın hisse senetlerini yurt dışına satması suretiyle karşılmıza QVT diye bir grup çıktı. Bu grup Galatasaray'ın birleşme süresince direniş gösteren en kuvvetli gruptu. QVT'de dava açarak bu birleşmeyi durdurmak arzusundaydı. QVT'nin daha öncede açtığı davalar olmuştu bunlarla mücadele ettik. Ama en önemlisi birleşmeye karşı açacağı dava idi. Adliye nezdinde QVT'nin girişimleri oldu.
    QVT'de belden aşağı tabir edebileceğimiz bir şekilde g.sarayda bir takım manipilasyonların yapıldığını ve bu manipilasyonların içerisinde de bazı g.saray yönetimindeki önemli isimlerin bulunduğunu bu birleşmede de bu insanlar var, manipilasyonda da bu insanlar var isimlerini vererek – bu isimleri ben söylemeyeyim - bir görüntü yapmaya ve buradan da sonuç elde etmeye çalışıyordu. G.sarayda bu işler manipilasyonla yapılıyor. Bu manipilasyonla bu hisseleri elimizden almaya çalışıyorlar bu vesile ile bu birleşmeyi durdurun noktasına varan adli konuda girişimleri vardı.
    Burada kişilerin isimleri verilmişti ve o kişilerin daha öncede bazı manipülasyonlar yaptığı filan ifade ediliyordu. Dolayısıyla aynı şeyleri bu kişiler tekrar yapmaya çalışıyorlar bu birleşmeyi durdurun diyorlardı. Ben adliye camiasının içerisindeyim tabii haliyle bu girişim bana yansıdı geldi. Bunu bir şekilde önlemek gerekiyordu. Bunu da en güzel önlemenin yolu da benim divandaki o konuşmaydı. Yani bu birleşmeyi ben yaptım diyerek kendimi bu olaya girişime karşı siper ettim. O konuşmanın bütününü insanlar dinlerse bunu oradan çıkartabilirler. Bunun arkasında ben varım diyerek kalkan oldum. Hukukçu kimliğimle. Bu benim yaptığım iş bu sizin bahsettiğiniz kişilerin bu işle alakası yok ben yaptım. Ben diyerek Galatasaray'a karşı yapılacak o dava girişimini birleşme engelleme olayının önüne geçmiş oldum."
    6 YILLIK HEDEF GELENEKLERLE KONDU
    "Galatasaray'da yerleşmiş gelenekler vardır bunlardan bir tanesi de seçilmiş yönetime bir ikinci dönem imkanı daha tanınır. O yüzden de başkan adayları söylemlerini ve vizyonlarını oluştururlarken hedeflerini belirlerken onun için ben bu şekilde 6 yıl planı ile bir hedef koydum. Mesela yeri gelmişken söyleyeyim ben başkanlık dönemi konusunda bir sınırlama getirilmesini istemiştim. Tüzüğe koyalım dedim. Arkadaşlar karşı çıktı. Çünkü insanların yapacakları projelerin bir noktadan sonra kendini tekrarlayacağını düşündüğüm için, iki dönem yani altı yıl yeter."
    BAŞARISIZ OLURSAM KALKAR GİDERİM






    "Galatasaray kulübü bir spor kulübüdür. Bu sporun altını 4 defa 24 defa çizmeliyiz. Biz spor kulübüyüz, ticarethane değiliz, biz borsa şirketi değiliz, biz şirket değiliz, emlak ofisi değiliz. Bu kulüp toprağa, emlağa değil insana spora yatırım yapar. Bunun için başkan adayının hedefi de projesi de bunun üzerine olmalıdır.diğer projeler projeymiş gibi görünen ama kimseye bir taahhüt belirtmeyen hesabı sorulabilir projeler değildir. Efendim mali yapıyı düzelteceğim derseniz, düzelmezse bunu her şekilde savunabilirsiniz ülke krizi oldu şu bu...
    Kurumsallaşma derseniz kimseye hesap verme zorunda kalmazsınız marka değeri diye hedef koyarsanız kimseye hesap vermek zorunda kalmazsınız. Sportif başarı ne oldu dendiğinde bunlarla uğraşıyoruz sonra gelecek dersiniz. Galatasaray başkan adayı tam tersine başarıyı nerde gördüğünü bir taahhüt olarak genel kuruluna söylemek zorunda. Bunun için 6 da 4 şampiyonluk taahhüdündü bulundum. Sebebi çok açıktır bunu yapamadıysam yapamıyorsam kimsenin bana bir şey söylemesine gerek yok ben o koltuktan kalkar giderim. Eğer kalkmıyorsam insanlar kaldırır. "
    DİREKTÖRÜMÜZ KASIMPAŞA MAÇINI TRİÜNDEN İZLEYECEK
    "Her soru, kimden gelirse gelsin yönetim tarafından en geç 15 gün içinde cevaplandırılacaktır. Hiç bir şey gizli olmayacaktır. Her branşta yönetimi temsil eden bir akıl bulunacak. Herşey bir plan dahilinde yapılacak. Futboldaki aklımızı da bulduk sanıyorum. Yabancı olan direktörümüz Kasımpaşa maçında takımı tribünden izleyecek."
    "Anahtarı hocamıza verip hadi ne istersen yap demeyeceğiz, onu kontrol edeceğiz. Bir teknik direktörümüz olacak. Ondan maç beklemesini beklemiyorum. Taraftar her maçı kazanmak ister. Başkanı ise sağlıklı uzun vadeli kalıcı aşarıyı arzular. Teknik direktörden ne yapacağını sorup o gün maçta planını öğreneceğim. Planını uygulayıp uygulamadığını ve sahaya yansıyıp yansımadığıdır. Planına sadık kalıyorsa, oyuncusunu ona göre hazırlıyorsa başarılı olacak hoca odur. Yoksa isimli bir hoca, 3-4 sükseli transferle çözülecek işler değil. Yoksa istatistiki olarak her 3 yılda bir şampiyon olunuyor zaten. 3 yılda bir şampiyonluk da başarı değildir."
     


    Yazan: tragedie
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
21/11/2018 - 22:47