Albert Einstein
Üye
Hazreti Hafsa
Hazret-i Hafsa radiyu anhâ Hz. Ömer (r.a)’in kizi... Bilgili ve kültürlü, irâdesi kuvvetli, sadakat sahibi bir Islâm hanimefendisi... O devirde okuma-yazma bilen pek ender, kültürlü kadinlardan... Üçüncü hicri yilda Rasûlullah sallu aleyhi ve sellem efendimizin aileleri arasina katilarak mü’minlerin annesi olma serefini elde eden bahtiyarlardan...????:
O, Mekke’de Peygamberlik gelmezden (Bi’set’ten) bes sene önce dogdu. Babasi, Islâm tarihinde adâletiyle ün salan, ikinci halife Hz. Ömer (r.a)dir. Annesi Zeynep, Osman ibni Maz’ûn (r.a)’in kiz kardesidir. Babasi ile birlikte Mekke’de müslüman oldu. Ashab’tan Huneys ibni Huzâfe (r.a) ile evlendi. ilk müslümanlarin safinda yer alan bu bahtiyar kari-koca birlikte önce Habesistan’a, daha sonra Medine’ye hicret etti.
Huneys (r.a), Abdullah ibni Huzâfe (r.a)’in kardesidir. Bedir ve Uhud gazvelerine istirak etmistir. Her iki gazvede de kahramanca çarpisti. Uhud savasinda ciddi sekilde yaralandi. Medine’ye dönüldügünde sehadet serbetini içti. Hazreti Hafsa (r.anhâ) genç yasta dul kaldi.Hz. Ömer (r.a) kizinin dul olarak kalmasina gönlü râzi degildi. Biran önce onu evlendirmeliydi. O devirde iddetini tamamlayan kadinlarin fazla beklemeden evlenmesi daha uygun görülüyordu. Bir baba olarak Hz. Ömer (r.a) da kizinin iyi bir kimse ile evlenmesini arzu ediyordu. Bunun için düsündü, tasindi ve onu Hz. Osman (r.a)’a nikâhlamaya karar verdi. Hz. Osman da o sirada dul kalmisti. Hanimi Peygamberimiz’in kizi Rukiyye (r.anhâ) vefat etmisti. Rahatlikla teklif yapilabilirdi. Vakit kaybetmeden Osman’a gitti. Kizi Hafsa’yi nikâhliyabilecegini söyledi. Bu konudaki görüsmeleri Abdullah ibni Ömer radiyu anhümâ bizzat babasindan söyle nakletmektedir:
Osman ibni Affan’a gittim. Onu hüzünlü gördüm. Üzüntüsünü gidermek ve teselli etmek için ona Hafsa’dan bahsettim. istersen Hafsa’yi sana nikâhliyayim dedim. Osman birden cevap veremedi. Hemen evet diyemedi. Biraz düsünmek için zaman istedi ve Hele bir düsüneyim dedi. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra karsilastigimizda, simdilik evlenemiyecegim diye özür diledi.
Hz. Ömer ayni teklifi Hz. Ebûbekir (r.a)’a yapmayi düsündü. Onunla karsilastiginda:
istersen sana kizim Hafsa’yi nikahliyayim dedi. Hz. Ebûbekir de sustu. Agzini açip da bir söz söylemedi. Hiçbir cevap vermedi. Bu sebeple ona, Osman’a gücendiginden daha fazla kizdi.
Hz. Ömer (r.a) iki samimi arkadasindan müsbet bir cevap alamayinca canı sıkıldı. içerledi. Üzüntülü bir sekilde Rasûlullah (s.a)’in huzuruna girdi ve söyle dedi: Yâ Rasûl! Ben Osman’a sasiyorum. Hafsa’yi ona nikâhlamak istedim de yanasmadi. ????:
Ebûbekir de öyle...
iki Cihan Günesi Efendimiz Ömer’e tebessüm ederek: Yâ Ömer! Hafsa, Osman’dan, Osman da Hafsa’dan daha hayirli birisiyle evlenecektir. buyurdu.
Hz. Ömer büsbütün merak içerisinde kalmisti. Osman’dan daha hayirli damât kim olabilirdi? Merak içerisinde aradan yine birkaç gün geçti. Nebiyy-i Ekrem (s.a) Efendimiz Hafsa’ya tâlib oldu. Hz. Ömer (r.a)’a: Sen kizin Hafsa’yi bana nikâhlarsin. Ben de kizim Ümmü Gülsüm’ü Osman’a nikâhlarim. buyurdu.
Hz. Ömer bu müjdeye çok sevindi. iki Cihan Günesi Efendimiz bu haberle Hafsa’yi kendisine Allah’in nikâhladigini anlatmak istiyordu. Bunun üzerine kisa zamanda dügün hazirliklari tamamlandi. Hicretin üçüncü yilinda saban ayi içerisinde Hz. Hafsa, Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimizle nikâhlanarak mü’minlerin annesi olma serefine erdi.
Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz bu nâzikâne tesebbüsü ile üç büyük sahâbîsi arasindaki dostlugu, kardesligi, din bagini hisimlikla, akrabalikla daha da kuvvetlendirmis oldu. Âise’yi nikahlayarak Hz. Ebûbekir (r.a)’i Hafsa’yi nikahlayarak da Hz. Ömer (r.a)’i taltif etti. Onlari kendine kayinpeder, kizlarini da mü’minlerin anneleri olma bahtiyarligina kavusturdu.
Hz. Ebûbekir (r.a) kendine teklifte bulunan Hz. Ömer’e müsbet-menfi bir cevap veremedigi için üzülüyordu. Fakat baska çaresi de yoktu. Çünki bir sirri muhafaza etmesi gerekiyordu. Hz. Hafsa ile Fahr-i Kâinat (s.a)’in evlenecegini biliyordu. Bunu söylemek emanete hiyanet olacakti. Bu sebepten sükût etti. Nikâh kiyildiktan sonra Hz. Ömer (r.a)’a gelerek özür diledi ve durumu söyle izah etti:
Hafsa’yla evlenmemi istedigin, benim de sana cevap vermedigim zaman herhalde bana gücenmissindir. dedi. Hz. Ömer de: Evet diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebûbekir (r.a) sunlari söyledi:
Bana bu konuyu açtiginda sana bir cevap vermeyisimin sebebi, Rasûlullah (s.a)’in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Elbette onun sirrini ifsâ edemezdim. sayet Nebiyy-i Muhterem, Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim diyerek onu teselli etti.
Ne nezâket!.. Ne edeb!.. Ne sir saklayicilik!.. iste Islâm edebi!... Emanet bir sir... Sükût bir hazinedir... Emanete riâyet ve sükûtu ihtiyar etmek ise insanin emniyeti ve süsüdür...
Ömer ibni Hattab’in Kizi - Mü’minlerin Annesi
Hazreti Hafsa
radiyu anhâ
Hazreti Hafsa
radiyu anhâ
Hazret-i Hafsa radiyu anhâ Hz. Ömer (r.a)’in kizi... Bilgili ve kültürlü, irâdesi kuvvetli, sadakat sahibi bir Islâm hanimefendisi... O devirde okuma-yazma bilen pek ender, kültürlü kadinlardan... Üçüncü hicri yilda Rasûlullah sallu aleyhi ve sellem efendimizin aileleri arasina katilarak mü’minlerin annesi olma serefini elde eden bahtiyarlardan...????:
O, Mekke’de Peygamberlik gelmezden (Bi’set’ten) bes sene önce dogdu. Babasi, Islâm tarihinde adâletiyle ün salan, ikinci halife Hz. Ömer (r.a)dir. Annesi Zeynep, Osman ibni Maz’ûn (r.a)’in kiz kardesidir. Babasi ile birlikte Mekke’de müslüman oldu. Ashab’tan Huneys ibni Huzâfe (r.a) ile evlendi. ilk müslümanlarin safinda yer alan bu bahtiyar kari-koca birlikte önce Habesistan’a, daha sonra Medine’ye hicret etti.
Huneys (r.a), Abdullah ibni Huzâfe (r.a)’in kardesidir. Bedir ve Uhud gazvelerine istirak etmistir. Her iki gazvede de kahramanca çarpisti. Uhud savasinda ciddi sekilde yaralandi. Medine’ye dönüldügünde sehadet serbetini içti. Hazreti Hafsa (r.anhâ) genç yasta dul kaldi.Hz. Ömer (r.a) kizinin dul olarak kalmasina gönlü râzi degildi. Biran önce onu evlendirmeliydi. O devirde iddetini tamamlayan kadinlarin fazla beklemeden evlenmesi daha uygun görülüyordu. Bir baba olarak Hz. Ömer (r.a) da kizinin iyi bir kimse ile evlenmesini arzu ediyordu. Bunun için düsündü, tasindi ve onu Hz. Osman (r.a)’a nikâhlamaya karar verdi. Hz. Osman da o sirada dul kalmisti. Hanimi Peygamberimiz’in kizi Rukiyye (r.anhâ) vefat etmisti. Rahatlikla teklif yapilabilirdi. Vakit kaybetmeden Osman’a gitti. Kizi Hafsa’yi nikâhliyabilecegini söyledi. Bu konudaki görüsmeleri Abdullah ibni Ömer radiyu anhümâ bizzat babasindan söyle nakletmektedir:
Osman ibni Affan’a gittim. Onu hüzünlü gördüm. Üzüntüsünü gidermek ve teselli etmek için ona Hafsa’dan bahsettim. istersen Hafsa’yi sana nikâhliyayim dedim. Osman birden cevap veremedi. Hemen evet diyemedi. Biraz düsünmek için zaman istedi ve Hele bir düsüneyim dedi. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra karsilastigimizda, simdilik evlenemiyecegim diye özür diledi.
Hz. Ömer ayni teklifi Hz. Ebûbekir (r.a)’a yapmayi düsündü. Onunla karsilastiginda:
istersen sana kizim Hafsa’yi nikahliyayim dedi. Hz. Ebûbekir de sustu. Agzini açip da bir söz söylemedi. Hiçbir cevap vermedi. Bu sebeple ona, Osman’a gücendiginden daha fazla kizdi.
Hz. Ömer (r.a) iki samimi arkadasindan müsbet bir cevap alamayinca canı sıkıldı. içerledi. Üzüntülü bir sekilde Rasûlullah (s.a)’in huzuruna girdi ve söyle dedi: Yâ Rasûl! Ben Osman’a sasiyorum. Hafsa’yi ona nikâhlamak istedim de yanasmadi. ????:
Ebûbekir de öyle...
iki Cihan Günesi Efendimiz Ömer’e tebessüm ederek: Yâ Ömer! Hafsa, Osman’dan, Osman da Hafsa’dan daha hayirli birisiyle evlenecektir. buyurdu.
Hz. Ömer büsbütün merak içerisinde kalmisti. Osman’dan daha hayirli damât kim olabilirdi? Merak içerisinde aradan yine birkaç gün geçti. Nebiyy-i Ekrem (s.a) Efendimiz Hafsa’ya tâlib oldu. Hz. Ömer (r.a)’a: Sen kizin Hafsa’yi bana nikâhlarsin. Ben de kizim Ümmü Gülsüm’ü Osman’a nikâhlarim. buyurdu.
Hz. Ömer bu müjdeye çok sevindi. iki Cihan Günesi Efendimiz bu haberle Hafsa’yi kendisine Allah’in nikâhladigini anlatmak istiyordu. Bunun üzerine kisa zamanda dügün hazirliklari tamamlandi. Hicretin üçüncü yilinda saban ayi içerisinde Hz. Hafsa, Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimizle nikâhlanarak mü’minlerin annesi olma serefine erdi.
Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz bu nâzikâne tesebbüsü ile üç büyük sahâbîsi arasindaki dostlugu, kardesligi, din bagini hisimlikla, akrabalikla daha da kuvvetlendirmis oldu. Âise’yi nikahlayarak Hz. Ebûbekir (r.a)’i Hafsa’yi nikahlayarak da Hz. Ömer (r.a)’i taltif etti. Onlari kendine kayinpeder, kizlarini da mü’minlerin anneleri olma bahtiyarligina kavusturdu.
Hz. Ebûbekir (r.a) kendine teklifte bulunan Hz. Ömer’e müsbet-menfi bir cevap veremedigi için üzülüyordu. Fakat baska çaresi de yoktu. Çünki bir sirri muhafaza etmesi gerekiyordu. Hz. Hafsa ile Fahr-i Kâinat (s.a)’in evlenecegini biliyordu. Bunu söylemek emanete hiyanet olacakti. Bu sebepten sükût etti. Nikâh kiyildiktan sonra Hz. Ömer (r.a)’a gelerek özür diledi ve durumu söyle izah etti:
Hafsa’yla evlenmemi istedigin, benim de sana cevap vermedigim zaman herhalde bana gücenmissindir. dedi. Hz. Ömer de: Evet diye cevap verdi. Bunun üzerine Ebûbekir (r.a) sunlari söyledi:
Bana bu konuyu açtiginda sana bir cevap vermeyisimin sebebi, Rasûlullah (s.a)’in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Elbette onun sirrini ifsâ edemezdim. sayet Nebiyy-i Muhterem, Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim diyerek onu teselli etti.
Ne nezâket!.. Ne edeb!.. Ne sir saklayicilik!.. iste Islâm edebi!... Emanet bir sir... Sükût bir hazinedir... Emanete riâyet ve sükûtu ihtiyar etmek ise insanin emniyeti ve süsüdür...
