x-scarface
Üye
Harzemşahlar
Kuruluş Yeri ve Tarihi
Begdili Türk zümresinden Anuş-Tigin tarafından, Hazar Dcnizi’nin doğusu ile Aral Gölü’nün batısı arasında kalan, kuzey ve güney bölümlerini de içine alan sahada kurulmuş bir Türk devletidir. Merkezi Kat şehriydi.
Selçuklu emirlerinden Bilge Tigin’in yanında yetişen Anuş-Tigin, Horasan Selçuklularından Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın hizmetine girdi.
Sultan Melikşah, sadakatinden ve kabiliyetlerinden emin olduğu Anuş Tigin’i Harzem/Hiyve genel valiliğine atadı (1077). Onun ölümünden sonra oğlu Kutbed-din Muhammet (1097-1127) aynı görevi yürüttü. Otoritesi ve iyi yönetimiyle devletin kuvvetlenmesine zemin hazırladı, ölünce yerine geçen oğlu Atsız, (1127-1156) istiklâl ilân ederek Büyük Selçuklularla mücadeleye girişti ise de, basan sağlayamadı ve Sultan Sencer’e bağlı kaldı. Atsız’dan sonra yerine geçen İl Arslan bağımsız hareket etti. ti Arslan’ın ölümü üzerine iktidarı ele geçiren büyük oğlu Tekiş, başarılarıyla sülalenin en büyük kişilerinden biri oldu (1172-1200).
Tekiş’ten sonra yerine geçen oğlu Alâü’d-din Muhammet (1200-1220), Gur-lular ve Karahitaylan yenerek ortadan kaldırdı ve Buhara yı aldı.
Devletin Zayıflaması ve Yıkılması
Alâü’d-din Muhammet, kişiliğinin yetersizliği ve devlet mekanizmasına hâkim olamaması yüzünden, Harzemşahlar Devleti’nin zayıf düşmesine sebep olmuştur. Harzemşah’ın Otrar valisi, Çin’den gelen bir kervanı gasbederek sahiplerini öldürmüştü. Kervanın zarar ve ziyanını istemek için gelen birinci elçilik heyetinin öldürülmesi ile ikincisinin kovulması Cengiz Han ile Alâü’ddin Muhammet’in arasını açtı.
Alâü’d-din Muhammet’in Moğollar karşısında cesaretini kaybederek korkakça hareket etmesi, önemli merkezlerin Moğolların eline geçmesine ve onun dramatik ölümüne sebep olmuştur (1220). Çok ağır şartlar altındaki devletin başına geçen oğlu Cclâ-leddin(1220-1231), müstesna kişiliğiyle devleti kurtarmaya çalıştı ise de, ancak devletin çöküşünü bir süre geciktirebildi.
Cengiz’in, cesaret ve mücadelesine hayran olduğu ve oğullarına örnek gösterdiği Celâlettin Harzemşah’ın ölümüyle (1231) Harzemşahlar Devleti de sona erdi.
Kültür ve Medeniyet
Türklere has bir devamlılık şuurunda olan Harzemşah devlet adamları da, kendilerini Büyük Selçukluların varisi olarak görmüş ve devlet idaresinde onları örnek almışlardır.
Veraset hukuku ile geçen hükümdarlık müessesesinin yanında, Atabektik de bulunuyordu. İdari makenizma ve devlet memuriyeti Selçuklularda olduğu gibi yürüyordu.
Selçuklularda olduğu gibi edebiyat dili ve resmî dil Fasça, ilim dili Arapça, saray, ordu ve halk arasında konuşulan dil Türkçe idi. Klasik Fars şiir örneklerine karşı Türkçe şiirler yazıldı. Arapça ve Farsçadan tercümeler yapıldı. Türk dili bütün olumsuzluklara rağmen gelişme göstermiş ve Muhammet bin Kays’ın Celâlettin’e sunduğu Tibyan Lügat-ül Türkî alâ Lisan el-Kanglı adlı eserde, Türkçenin zenginliği belirtilmiştir. Horasan’ın merkezi Merv, ilmin merkezi haline gelmiştir. Abu Fazl Kirmani, Abu Mansur Abbadi, Hüseyin Arabandi gibi kadılar, Necmettin Kübra, Bahaettin Veled gibi tasavvufçular, Seyyit İsmail Curca-ni gibi tabib ve bilgin, Nesevi, Fahrettin Razi gibi ilim adamı ve şairler Harzemşahlar beldesinde yaşadılar.
Selçuklular döneminde başlatılan imar faaliyetleri Harzemşahlar döneminde de devam ettirildi.
Ordu
Ordunun büyük bölümünü atlı Türk askerleri oluşturuyordu. Hükümdar ve şehzadelerin, ikta sahibi süvari askerleri vardı. Aşiretlerin başındaki beylerin idaresinde toplanan kuvvetler; hükümdar, şehzade ve valilerin ordularının büyük bir çoğunluğunu oluşturuyordu. Türkmen oymaklarının başlıcalan Oğuz, Konglı, Kıpçaklardı. Valilik görevine duruma göre, ya hanedana mensup Türkler veya Türk aşiret beyleri atanırdı. Ekonomik hayatta önemli bir yeri olan ticaretin, güvenlik içinde yapılması için, önemli ticaret merkezleri ile onların yakınındaki kalelere muhafız kıtalar yerleştirilmişti. Ticaret sayesinde ülke çok zenginleşmiş ve şehirler bir sanat, ticaret ve kültür merkezi haline gelmişti. Herat, Gürgenç, Horasan, Nişabur bunların başındaydı.
Begdili Türk zümresinden Anuş-Tigin tarafından, Hazar Dcnizi’nin doğusu ile Aral Gölü’nün batısı arasında kalan, kuzey ve güney bölümlerini de içine alan sahada kurulmuş bir Türk devletidir. Merkezi Kat şehriydi.
Selçuklu emirlerinden Bilge Tigin’in yanında yetişen Anuş-Tigin, Horasan Selçuklularından Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’ın hizmetine girdi.
Sultan Melikşah, sadakatinden ve kabiliyetlerinden emin olduğu Anuş Tigin’i Harzem/Hiyve genel valiliğine atadı (1077). Onun ölümünden sonra oğlu Kutbed-din Muhammet (1097-1127) aynı görevi yürüttü. Otoritesi ve iyi yönetimiyle devletin kuvvetlenmesine zemin hazırladı, ölünce yerine geçen oğlu Atsız, (1127-1156) istiklâl ilân ederek Büyük Selçuklularla mücadeleye girişti ise de, basan sağlayamadı ve Sultan Sencer’e bağlı kaldı. Atsız’dan sonra yerine geçen İl Arslan bağımsız hareket etti. ti Arslan’ın ölümü üzerine iktidarı ele geçiren büyük oğlu Tekiş, başarılarıyla sülalenin en büyük kişilerinden biri oldu (1172-1200).
Tekiş’ten sonra yerine geçen oğlu Alâü’d-din Muhammet (1200-1220), Gur-lular ve Karahitaylan yenerek ortadan kaldırdı ve Buhara yı aldı.
Devletin Zayıflaması ve Yıkılması
Alâü’d-din Muhammet, kişiliğinin yetersizliği ve devlet mekanizmasına hâkim olamaması yüzünden, Harzemşahlar Devleti’nin zayıf düşmesine sebep olmuştur. Harzemşah’ın Otrar valisi, Çin’den gelen bir kervanı gasbederek sahiplerini öldürmüştü. Kervanın zarar ve ziyanını istemek için gelen birinci elçilik heyetinin öldürülmesi ile ikincisinin kovulması Cengiz Han ile Alâü’ddin Muhammet’in arasını açtı.
Alâü’d-din Muhammet’in Moğollar karşısında cesaretini kaybederek korkakça hareket etmesi, önemli merkezlerin Moğolların eline geçmesine ve onun dramatik ölümüne sebep olmuştur (1220). Çok ağır şartlar altındaki devletin başına geçen oğlu Cclâ-leddin(1220-1231), müstesna kişiliğiyle devleti kurtarmaya çalıştı ise de, ancak devletin çöküşünü bir süre geciktirebildi.
Cengiz’in, cesaret ve mücadelesine hayran olduğu ve oğullarına örnek gösterdiği Celâlettin Harzemşah’ın ölümüyle (1231) Harzemşahlar Devleti de sona erdi.
Kültür ve Medeniyet
Türklere has bir devamlılık şuurunda olan Harzemşah devlet adamları da, kendilerini Büyük Selçukluların varisi olarak görmüş ve devlet idaresinde onları örnek almışlardır.
Veraset hukuku ile geçen hükümdarlık müessesesinin yanında, Atabektik de bulunuyordu. İdari makenizma ve devlet memuriyeti Selçuklularda olduğu gibi yürüyordu.
Selçuklularda olduğu gibi edebiyat dili ve resmî dil Fasça, ilim dili Arapça, saray, ordu ve halk arasında konuşulan dil Türkçe idi. Klasik Fars şiir örneklerine karşı Türkçe şiirler yazıldı. Arapça ve Farsçadan tercümeler yapıldı. Türk dili bütün olumsuzluklara rağmen gelişme göstermiş ve Muhammet bin Kays’ın Celâlettin’e sunduğu Tibyan Lügat-ül Türkî alâ Lisan el-Kanglı adlı eserde, Türkçenin zenginliği belirtilmiştir. Horasan’ın merkezi Merv, ilmin merkezi haline gelmiştir. Abu Fazl Kirmani, Abu Mansur Abbadi, Hüseyin Arabandi gibi kadılar, Necmettin Kübra, Bahaettin Veled gibi tasavvufçular, Seyyit İsmail Curca-ni gibi tabib ve bilgin, Nesevi, Fahrettin Razi gibi ilim adamı ve şairler Harzemşahlar beldesinde yaşadılar.
Selçuklular döneminde başlatılan imar faaliyetleri Harzemşahlar döneminde de devam ettirildi.
Ordu
Ordunun büyük bölümünü atlı Türk askerleri oluşturuyordu. Hükümdar ve şehzadelerin, ikta sahibi süvari askerleri vardı. Aşiretlerin başındaki beylerin idaresinde toplanan kuvvetler; hükümdar, şehzade ve valilerin ordularının büyük bir çoğunluğunu oluşturuyordu. Türkmen oymaklarının başlıcalan Oğuz, Konglı, Kıpçaklardı. Valilik görevine duruma göre, ya hanedana mensup Türkler veya Türk aşiret beyleri atanırdı. Ekonomik hayatta önemli bir yeri olan ticaretin, güvenlik içinde yapılması için, önemli ticaret merkezleri ile onların yakınındaki kalelere muhafız kıtalar yerleştirilmişti. Ticaret sayesinde ülke çok zenginleşmiş ve şehirler bir sanat, ticaret ve kültür merkezi haline gelmişti. Herat, Gürgenç, Horasan, Nişabur bunların başındaydı.
