GÖnÜl Tİcaretİ

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Albert Einstein

Albert Einstein

Üye
    Konu Sahibi
GÖnÜl Tİcaretİ
GÖNÜL TİCARETİ

Yazar Nihat’a köprü üstünde rastlamışdır. Nihat ise sokaktan geçen bayana bakmaktaydı. Yazar Nihat’a dalgınlığının sebebini sorar. O ise bayana baktığını söyler. İkisi birlikte yürümeye başlarlar. Nihat yazara karısının güzelliğine aldandığını anlatmaya başlar. Nihat genç yaşta evlenmiştir. İki çocukları olmuştur. Bunlar Sermet ile Suat dır. Bu iki oğlan Nihat’a benzemektedir. Karısı üçüncü çocuğunu doğurmuştur. Ama bu çocuk Nihat’a benzemez ve Nihat o çocuğun kendisinden olduğundan şüphelenir. Ve küçük çocuk ise sarışın,güzel bir oğlan çocuğudur. Nihat aile dostlarına bizde sarışın var mıydı diye sorar. Nihat sonra çocuğun kendisinden olmadığını anlar ve karısına kızar. Karısı ise paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyerek Nihat’a karşılık verir.

SON


UÇURUM KENARINDA

Sinir doktoru Bay Sadi hastalarını nöbetle kabul ettiği sırada muayene adasına ince,alımlı,kibar edalı bir bayan girer. Kadın halsiz görünür durumdaydı. Yüzünde hiç makyaj yoktur. Elleri manikürsüzdür. Sade görünüşlü bir bayandı. Kadın hastalığının muayene edilerek çözüme ulaşılmayacağını söyler. Bayan doktora eğilerek kocasını sevmediğini söyler. Doktor bayana kaç yaşında olduğunu sorar. Bayan ise 28 yaşında olduğunu söyler. Bayan küçük bir kızken okula gittiğinde kocasını ona göz koymuştur. Kocası kızın babasına para dökmekten çekinmemiştir. Doktor bayana kocasından neden bu kadar nefret ettiğini sorar. O da başka birini sevdiğini söyler. Kadını arabasına bindirirler ve gider.

SON


HAGİSİ DAHA ZEVKLİ?

Öldürme işi günlerce heyecan içinde çalkalanıyordu. Aldatılan koca karısını öldürmüştü. Öldüren koca yargıçların önünü çıkmıştı. Haşim Peyman’ın kalbine kurşun sıkmıştı. Peyman Haşim’e çok yalvarmıştı. Haşim karısını öldürmekte kendini haklı buluyordu. Ama zaman geçtikçe duyguları değişiyordu. Peyman’a karşı özlem hissediyordu. Haşim tuhaf bir mektup almıştı. Mektubu aldatılan bir koca olduğunu söyleyen bir adam yazmıştı. Haşim’e aynı kederi paylaştıklarını söyler. Karısına bir şey yapmayacağını söyler. Adam karısını sevdiğini söyler ama karısı başkasına gönüllüdür. Adam bu duruma üzüldüğünü söyler. Haşim’in kafası karışır ve bu meseleyi çözemez.

SON

BENİM BABAM KİMDİR?

Mesut kundağın içinde cami avlusuna bırakılmış bir bebekti .Cami avlusundan Mesut’u Nasuhi Efendi adında hayır sahibi bir adam kurtarmıştır. Mesut’u kendi çocuklarından ayırt etmeyerek büyütmüştür. Mesut otuz yaşında resmi bir kuruluşta ikinci şef olarak çalışmaktadır. İki tane nur topu gibi çocukları vardır. Mesut kurtarıcı babalığının hangi düşünce ile Mesut 41 adını vermiştir. Bir gün Mesut’un odacısı Mustafa girmiştir ve Mesut ile kılıksız,ihtiyar bir kadının konuşmak istediğini söylemiştir. Mesut o kadının annesi olduğunu anlar ve içeri çağırtır. İçeriye ufak tefek,üstü yırtık pırtık bir kadın girer. Mesut kadına ne istediğini sorar. Aralarında ufak bir kaynaşma olur. Kadın ağlamaya başlar. Mesut kadına yani annesine buraya bir daha gelmemesini gerektiğini söyler ve ona her ay para göndereceğini söyler.

SON



ÇOCUĞUMUN BABASI

Nedim Uğur çevresinin güzelliğini dalgın bir şekilde süzüyordu. Hizmetçi kız kahvaltı tepsisini küçük masaya koymuştur. Ama Nedim Uğurun karısı gelmemektedir. Nedim Uğur karısının odasına çıkarak karısının bu davranışlarından hoşlanmadığını söyler. Karısı ise insanlardan kaçtığını söyler. Nedim Uğur asıl meselenin kendisi olduğunu anlamıştır. Karısına bakım yapmasını söyler ve misafir geleceğini söyler. Yarın olur ve misafir yani Arif Şehla gelir. Arif Şehla ile konuşma başlar. Nedim Uğur Arif Şehlanın karısından çocuğu olacağını itiraf etmesi için uzunca konuşmalar yapmıştır ve bu duruma kızmayacağını söylemiştir. Bu durum karşısında Arif Şehla itiraf etmiştir. Ortada asıl bir sorun vardır. Bu durum çocuğun sicilinin kime yazılacağıdır. Çocuğun sicili muhtemelen Nedim Uğurun üzerine yazılacaktı.????:




SON

BALTAYLA DOĞURAN BÖYLE DOĞURUR

Tahta bir ev vardır. Bu evde en yeni eşyalar bile kırk yıllıktır. Hasibe Hanım her zaman Allah kişiyi gördüğünden yad etmesin der. Her gece döşekler yere serilir,sabah olunca toplanır. Küflenen yemekler bile yeniden ısıtılıp tekrar yenirdi. Hasibe Hanım birkaç gelir sahibi kadındı. Oğlu Saffet,gelini Şaziye ve akrabalarından birkaç kişiyle oturmaktadır. Kaynana bir torun istemektedir. Ama gelini Şaziye’nin kısır olduğu iddaa edilmektedir. Evin bahçesinde haftada birkaç kez divan kurulur. Burada kadınlar dedikodu ve dertlerini söylerler. Kaynana gelinin nasıl doğuracağını sorar. İçlerinde biri baltayla korkutulabileceğini söyler. Kaynana habersiz gelini baltayla korkutur. Gelin bayılır ve leğenlerce kan boşalır. Ayrıca iki bebek düşmüş olur.

SON


TIMARHANE ŞAİRLERİN,FİLOZOFLARIN İBADET YERİDİR

Anketçi Vedat Ünlü,şair Kutbi’nin evine gelir. Kapıyı hizmetçi açar ve niçin geldiğini sorar. Vedat Ünlü anket yapması gerektiğini söyler. Hizmetçi içeri girer ve hanıma söyler. Hanım kapıya gelerek Vedat Ünlü ile konuşur. Vedat ünlü içeri girer. Kutbi yanlarına gelerek delirmiş bir vaziyette saçma sapan şiirler okur ve Vedat Ünlüye anlatmaya başlar. Vedat Ünlüye delilerin akıllılardan farklı olduğu ben senden daha deliyim konusunda tartışma olmadığı,delilerin serbest olduğunu uzun uzun anlatmıştır. Bu anketten sonra anlaşılmıştı ki Kutbi’den daha deliler vardır.

SON

HER KİŞİ NİYETİNE

Şevket ile Rafia evlidir. İlk önce Şevketin annesinin yanında oturmuşlardır. Ama karısı geçinememiştir. Daha sonra karısının annesinin yanına taşınmışlardır. Bu seferde Şevket geçinememiştir. Yeni bir müstakil eve taşınmışlardır. Karısı hizmetçilerle geçinemeyen bir kişidir. Karısı eve on yedi yaşlarında kapalı bir kız almıştır. Karısı bu kız ile geçinebiliyordu. Bu yaşam aylarca devam etmiştir. Karısı hamile olur ve doğum zamanı yaklaşmıştır. Karısının doğum haberi geldiği sırada içkili olan Şevket karşısında duran kıza saldırır. Kız erkek sesiyle amca bana yaslanma ve er kişiyim demiştir. Bu duyan Şevket er kişi niyetine diyerek sokağa atmıştır.

SON





KIRÇO

Yazar ve arkadaşı birahaneden çıktıktan sonra Sarıyer’e kadar bir araba buldular ve bindiler. Yazarı ve arkadaşını taşıyan arabanın atı çok haksiz yorgun bir attır. Yazar atın sahibine atın adını sorar. Sahip ise Kırço der. At durur sahip onu kırbaçlar. Yazar atın haline çok üzülmektedir. Atla başka yerlerde de karşılaşmıştır. Atı bir günde otlanırken görür ama hayvan otları yiyememektedir. Sonunda onu denizde ölü olarak görür ve bu duruma çok üzülür.

SON


PAPAZIN EŞEĞİ

Papaz Fornilas’a gider. Elinde kitap diğer elinle de eşeği tutar. Bu sırada Papazı iki çingene görür. Hiç paraları kalmamıştı. Adilce bir plan düşünürler ve biri eşeği çalar,diğeri eşeğin yerine geçer. Papaz bu durumu anlamaz. Adamı görünce eşekten insana döndüğünü anlar ve bırakır. Eşek almak için pazara gider. O eşeği görünce sen yine insan olursun diye almaz.????:




SON












GUGULAR


Latife Hanım azrail harcında gezen seksen beşlik kadındır. Akrabalarından olan Yusuf Ağa karısı ile Latife Hanımın mirasına göz koymuştur. Yusuf Ağanın çocukları okulda gugular diye tanınır. Bu aile temizliğe önem vermeyen,saçlarında bitler dolaşan ailedir. Latife Hanım yeğeni Yusuf Ağa ailesini yalnız bayramlarda evine kabul eder. Latife Hanım Hicaz’a doğru yola çıkmıştır. Bu duruma çok sevinen Yusuf Ağa ailesi mirasın onların olduğuna inanarak Latife Hanımın evine giderler. Ama tespih gibi eşyalar onlara bırakılmıştır.

SON



ÇİNGENE DÜĞÜNÜ


Sarıyer ile Yenimahalle arasında sapsarı,kupkuru bir dağ vardır. Bu dağın tepesinde bir çingene evi vardır. Adam birgün gezerken iki genç çingene görmüştür. Bu gençlerden biri damat olacaktır. Damat olacak kişiye baştan sağma bir tıraş yapılmıştır. Adam bu durumu hayretler içinde izlemiştir. Çingene kadın her eve gidip düğün olduğunu söyler. Adam düğüne gider. Damatın annesi adamdan giyecek birşeyler vermesini ister. Adam evine gidip damada kendi takım elbisesinden birini hediye eder. Düğünün ertesi günü adam onlara gidip damadı sorar. Damat olmayınca geline bakar. Gelin ise bulaşıkları toprakla yıkamaktadır.

SON




ECİR VE SABIR


Çocuğunun ölümüne üzülen Behiye Hanım ağlamaktan kendine gelemiyordu. Başsağlığına gelen dostlar Cemel hakkında konuştuklarından Behiye Hanım sürekli ağlar. Bu durum bir ay kadar sürmüştür. Sonunda Şekure Hanım kızını yani Behiye Hanımı doktora götürmüştür. Doktor Behiye Hanımın bu olayı unutmasını söylemiştir. Ama bunu dinlemeyen ziyaretçiler Behiye Hanımı üzüntüden öldürmüşlerdir. Kızının ölümüne ve ziyaretçilerin bu anlayışsız tavırları sonucunda Şekure Hanım tımarhanelik olmuştur.

SON


KEDİM NASIL ÖLDÜ?


Nazlı İstanbul’da doğmuş Ankara melezidir. O her kediden farklı bir güzelliğe sahiptir. Bütün kediler ona aşık olmaktadır. Geceleri ona aşık olan kedilerin sesinden insanlar uyuyamamaktadır. Ama gün geçtikçe Nazlı yaşlanıyor ve o sevecenliğini kaybediyordur. İyice yaşlanan Nazlı dünyaya toplam otuz altı tane yavru getirmiştir. Nazlı on ikinci yılında yani hayatının son yılında yavru doğuramamaya başlamıştır. Nazlı artık sütünü içemeyen,yürümekte zorlanan bir kedi olmuştur. Yaşadığı her gün ona acı çektirmektedir. Sonunda Allah canını alarak onu kurtarmıştır. Sahibi ise bu duruma çok üzülmüştür. Mezarı ise bahçenin öbür ucundaki ağacın dibinde gömülüdür.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt