Evet, Galatasaray'lı olduğumdan eminim. Chelsea'den Sami Yen'de 5 yemişken bile çıkıp "Biz UEFA'ya gidip kupayı alırız bu futbolla" diye iddiaya giriyorduk, millet bize bi taraflarıyla gülerken. Real Madrid'den ilk yarı 2 yemişken "Ikinci yarı atarız 3 tane bunlara" diye düşünüyorduk.
Ama bu popülist ve rezalet yönetim anlayışıyla ne iyimser olurum ne de umutlu.
Bütün hücum varyasyonu "Ver Arda'ya, yapsın birşeyler" olan, hiçbir kuralı biplemeden ülkesine giden adamı cezalandırmaktan aciz, takım sakatlar kampına dönmüşken hala "şanssızlık, federasyon, hakem" diye ağlayan bir takım, "Saraçoğlu'nda final oynayacağız" derse ona da ancak gülerim.
Parasızlık muhabbetine de inanmıyorum. Desinler ki "Biz de kasa tam takır, bu borcu kapatana kadar biz altyapıya eğileceğiz, maçları da PAF'la oynayacağız." Amenna. Gider kombine alırım, her maçını da izlerim. Ayranı yok içmeye, tahteravanla gider... Ne kadar kronik sakat yabancı varsa biz de. Lincoln'ün ne olduğu Schalke'den belli. Param yok deyip bu adama milyon dolarlar akıtmak hangi mantığın eseri?
Topu topu 6 yabancı hakkın var, biri şımarık, biri 45 dakikayı ancak çıkartıyor, birini sahada gören yok, birini de alternatifi yokken satmışsın. Böyle mi yönetilir Türkiye'nin en büyük kulübü? Sonra da bi marifetmiş gibi çıkıp "Biz Türklerle şampiyon olduk" diyorlar, bizim medya da bu zokaya sazan gibi atlıyor. Bi aklı başında adam çıkıp da "Arkadaş, senin yabancıların ne iş yapar?" demiyor.
Üzgünüm ama ben bu muhabbetleri senelerdir dinlemekten usandım. Galatasaray'lıyım evet, ama kör de değilim.