Gaflette yaşamak

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

makmüh

Üye
    Konu Sahibi
Gaflette yaşamak
Bu öyle bir hâldir ki kişi bakar görmez, işitir duymaz, okur anlamaz olur. Sanki üzerinde ölü toprağı vardır. Üzerini örten elbiseleri, yorganı değil de gaflet örtüsüdür. Sanki gaflet, akıntılı bir nehir, kendisi de küçük bir teknedir. Nehir nereye götürse oraya gider. Ne yol sorulur, ne vasıta, ne de varılacak istasyon.

Cenâb-ı Hakk’ın “Gâfillerden olma!” emriyle hiç gaflette kalmayan bir peygamberin ümmeti olarak gaflet asrında dünyaya geldik. Balıklar misali “Ol mâiler ki derya içredirler, deryayı bilmezler” sırrınca nice yıllar gaflette yaşadık ve gaflette olduğumuzu anlamadık. Ancak gafletten ikaz edildiğimizde gafletin tâ hücrelerimize, en derin hissiyatlarımıza işleyebilen ince ve sinsi bir hastalık olduğunu anlayabildik. Bu sefer de müteyakkız olarak gaflet deryalarındaki seyrimiz başladı. O zaman da anladık ki insan her yaşta, her seviyede gaflete düşebilir ve aldanabilir.




Mübarek, pak vücudu, muazzez, mücellâ, musaffâ rûh-u âlisine âşık olan Resûl-ü Ekrem Efendimiz’in (asm) bütün hücreleri ve zerreleri her zaman gafletten uzak ve hüşyardı. Ne Rabbini ne de ümmetini hiçbir zaman unutmaz ve hayatı boyunca gafletten uzak yaşamaya azamî dikkat ederdi. Hatta Kendisi uyku hâli olan maddi gaflet anını “Ben uyurum ama kalbim uyumaz” diye ifade ediyor. Vücudu ile ruhunu öyle hemhâl etmiş ki, bütün zerreler yüzlerini her an Cenâb-ı Hakk’ a çevirmiş. Bu hâl onun mübarek vücudunu öyle nurlandırmış ki, kesifliğini kaybetmiş ve Ashâb-ı Kiram “Gölgesiz vahyin gölgesiz vücuduna mazhar” bir peygamberle gezmişler, yaşamışlar.


İslâmiyet gafleti aslen “Cenâb-ı Hakk’ı unutmak, emirlerinden habersiz olarak yaşamak” olarak ifade ettiği gibi “dikkatsizlik, ciddiyetsizlik, lâkaytlık” olarak da tanımlamaktadır. Bunun yanında bîhaber olmak, üstüne alınmamak, hiç ölmeyecek gibi yaşamak gibi mânâlar sözlüklerin ifade ettiği ıstılahi mânâlardır. Bu öyle bir hâldir ki kişi bakar görmez, işitir duymaz, okur anlamaz olur. Sanki üzerinde ölü toprağı vardır. Üzerini örten elbiseleri, yorganı değil de gaflet örtüsüdür. Sanki gaflet, akıntılı bir nehir, kendisi de küçük bir teknedir. Nehir nereye götürse oraya gider. Ne yol sorulur, ne vasıta, ne de varılacak istasyon.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Benzer Konular

Takipçi Satın Al


Üst Alt