Albert Einstein
Üye
fuzzy thinking
1.KİTABIN KONUSU: Kitapta genç bir kızın kendinden 30 yaş büyük bir insana olan aşkı ve yaşamındaki değişiklikler anlatılmaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ: Genç ve güzel bir kız olan Sitare İstanbulda yaşamaktadır. Olaylar İstanbulun bir semti olan Tarabyada geçmektedir. Sıcak bir yaz gününde Sitare Ferruh Beyin evine gider. Ferruh Bey bir profesördür. Profesör radyodaki konuşmalarından ve gazetelerdeki yazılarından tanınan bir insandır. ProfesLouis Ives, Princeton da bir lisede İngilizce öğretmeniydi. Bir gün okulda bulduğu sütyen hayatını değiştirdi. Sütyeni üzerinde denerken umulmadık bir şekilde okul müdürünün karısı tarafından görüldü ve sene sonunda okuldan kovuldu. Kovulduktan sonra Princeton da bir süre işsiz gezen Ives, bu durumdan sıkıldı ve burada kendisine yer olmadığını düşündü. Yeni bir iş bulması gerekmekteydi. Bu düşüncelerle New York a taşınmayı ve bir centilmen gibi yaşamayı tasarladı. New York ta ucuz bir otel odası kiralayacak ve iyi bir iş bulacaktı. Bu amaçlarla New York a geldi ve gazete ilanlarına baİki bin yıldan fazla bir zamandan beri Batı bilimi mutlaklar üzerine kuruludur. Her şey siyah yada beyaz, canlı veya ölü, hep yada hiçtir. Bir insan olarak bizler dünyanın aslında böyle olmadığını biliriz, dereceli değerlerin uç değerler arasında varolduğunun farkındayızdır. Fakat şu ana kadar bilim bu belirgin olmama durumlarını bir yerlere koyma hususunda çaresiz kalmıştır. Fuzzy Logjc-Bulanık Mantık onlarca yıldır olması için beklenen bir bilimsel devrim olmuş ve onun merkezi prensipleri insanlık ile dünya arasındaki ilişkileri büyük oranlarda değiştirecektir. Soru ise bunun hangi seviyede gerçekleşeceğidir.
İkili değerler üzerine dönen eski dünya gelecekte fuzzy olacaktır. Bir düşünürün dediği gibi hayat fuzzydir. Fuzzy Thinking tecrübelerimizi ve düşüncelerimizi yapılandırmanın değişik ve radikal bir yolu olması hakkındadır, ve gerçeği algılamamızı değiştirecektir.
Yazar Bir gün bilimin doğru olmadığını öğrendim diye söze başlamakta Gününü hatırlamıyorum ama o anı hatırlamaktayım. 20. Asrın tanrısı artık tanrı değildi. demektedir. Bir hata vardı ve herkes bu hatayı yapıyor şeklinde görünmekteydi. Her şeyin ya yanlış yada doğu olduğunu söylemekteydiler, ama hangilerinin doğru hangilerinin yanlış olduğu konusunda her zaman kendilerinden emin değillerdi. Ama kesinlikle `her şeyin` ya yanlış yada doğru olduğundan emindiler. Çimenin yeşil olduğunu, atomun titreştiğini, veya Türkiyedeki göl sayısının düzgün veya düzensiz bir sayı olduğunu söyleyebilirlerdi. Onların hepsi ya tamamen doğru yada tamamen yanlış, siyah veya beyaz, 1 veya 0dı.
Gerçekte ise bunlar mertebe-derece ile ilgili bir olgudur. Bütün gerçekler birer derece meselesi olmaktadır. Gerçeklerin hepsi her zaman derecesine göre fuzzy veya belirsiz veyahut da yanlış olmaktaydı. Sadece matematik siyah ve beyazdır ve o ise bir kısım sembol ve kurallardan oluşan yapay bir sistemdir. Şimdiye kadar hiç kimse %100 yanlış veya doğru olan tek bir hakikat ortaya koyabilmiş değildir, sadece bunun böyle olduğunu söylerler.
İnsan yaşamının seyrinin düzenlenmesi için her düzenli şemaya veya tarza belirli bir dozda anarşizm enjekte etmek gereklidir, demektedir Bertrant Russel. Fuzzy Logic işte bu yeni dünya biliminin iyi dozda ayarlanmış anarşizmi durumundadır.
Fuzzy teorisi yanlış, yanlış ve zararlıdır. İhtiyacımız olan şey daha fazla mantıklı düşünmektir, daha az değil. Fuzzy Logicin tehlikesi, şimdiye kadar bizi hayli sıkıntıya sokan yanlış düşünme çeşidini cesaretlendirecek olmasıdır. Fuzzy logic bilimin kokainidir. demektedir Professor William Kahan. Sanki günümüz biliminin gittiği yolun ve bilimin özünde gerçekleri ifade ettiği kanısındaymış gibi. Oysa günümüze kadar ki gerçeğe` yönelik matematiğin kanunlarının hiçbiri mutlak değildir, madem mutlak değiller, o zaman gerçeğe de yönelik değildirler demektedir Albert Einstein. Bu ise bilinen bilimin hiçte öyle doğruları ifade etmediğini söylemektedir.
Fuzzylik-bulanıklık bir çeşit olasılıktır. Fuzzy lojik ile yapabilecek herşeyi olasılık yöntemi kullanarak bir kontrolör dizayn edebilirim. demektedir Professor Myron Tribus. Peki bir kağıt üzerine çizilmiş çember şekli hangi olasılıkla çemberi ifade ediyor? sorusu nasıl açıklanacaktır.
Elinize bir elma alınız, bu bir elma mıdır? Elinizde tuttuğunuz obje uzay-zaman evrenine aittir ve buna elmaların nerede olduklarından bağımsız olarak elmalar kümesi deriz. Bir ısırık alın, çiğneyin, ve yutun. Elinizdeki bu obje hala bir elma mıdır? Evet yada hayır? Başka bir ısırık alın. Bu yeni obje hala bir elma mıdır? Başka bir ısırık daha, ta ki bitene kadar devam edin. Bu elma varlıktan varolmamaya, oradan da hiçliğe doğru değişmektedir. Peki bu elma-elma olmama çizgisini nerede geçer. Elinizde yarım elma tuttuğunuz zaman elma orada olduğu kadar orada değildir de. İşte yarım elma fuzzy elmadır, siyah ile beyaz arasındaki griliktir. Bulanıklık griliktir (fuzzy » bulanık).
Aynaya baktığımızda aynı sorularla her gün yüzleşiriz. Yüz, saç, diş ve deri değişmiştir. Baktığımızda moleküler seviyede çok düzgün ve yavaş olarak değişirler. Yaşlandıkça yavaşça, bir anda bir hücre, bir molekül olarak benlikten yokluğa doğru değişiriz. Herhangi bir anda bir hücre veya bir molekül bağlanır veya çözülür, ve yine quarklar, bizim bilinen en küçük madde birimimiz, bizim bilmediğimiz bir yolla bir anlık zaman birimi içinde böyle bağlanır veya çözülürler. Siyah-ve-beyaz etiketleri bu şeylerin üzerine yapıştırabiliriz ama bu etiketleme doğruluktan doğru olmamaya doğru maddenin bu değişimi sırasında bir dönüşüm geçirir.
Dünya gridir ama bilim siyah-vebeyazdır. Sıfırlardan ve birlerden bahsederiz ama doğruyu bunların arasına koyarız. Fuzzy bir dünya ama fuzzy olmayan tanımlar ve açıklamalar. Bilinen anlamdaki mantık ve bilgisayar programlama cümleleri hepsi doğru veya hepsi yanlıştır, 1 veya 0. Fakat dünya hakkındaki cümleler değişiklik arz eder. Gerçek hakkındaki cümleler tamamen doğru veya tamamen yanlış değildir. Doğrulukları toplam doğruluk ile toplam yanlışlık arasında, yani 0 ile 1 arasında, yatmaktadır. Onlar tek-değerli değil çok-değerli olmaktadır, yani gri, yani fuzzy.
Mesela bir dinleyici topluluğuna kimlerin bayan olduğu sorulsa, bayanların elleri havaya kalkacaktır. Bu işte fuzzy olmayan bir kümeyi belirtecektir, mesela 25 erkek 26 kadın. Daha zor bir soruya gelecek olursak, kimler işinden memnun? Belki başta %60ının eli kalkacak, ve bunların%20si tekrar indirecektir. Kimler işinden memnun değil? Yine belki başta %50ın eli kalkacak, ve bunların%15i tekrar indirecektir. İşinden %100 memnun olanlar, %100 memnun olmayanlar ve arada olanlar. İşte bu da fuzzy kümesini oluşturmaktadır. Yani A ve Anın-değili kümesi.
Fuzzy Logic insanların günlük konuşma ve algılama tarzından yola çıkarak, az yoğun trafik, biraz kalabalık, az pişmiş, çok yoğun gibi ara değerler içeren mantık cümlelerini değerlendirebilen IQsu yüksek makineler üretme proseslerinin sistematize edilmesidir.
Fuzzy Thinking ise hem bunu bilimsel anlatımı hemde günlük yaşantımızdaki kıyaslamaları ile uygulama örneklerini irdeleyen bu konu üzerinde bir başyapıt niteliğindedir.
kmaya başladı. İlanlardan birisi dikkatini çekti ve verilen numarayı aradı. İlan Henry Harrison adında biri tarafından verilmişti. Ives verilen adrese gitti, Mr.Harrison la gerekli şartları konuştu ve anlaştı. Kiralamaya karar verdi ve birkaç gün sonra da odasına taşındı. Mr. Harrison biraz yaşlı birisiydi ancak dinçti. Yaşlı bayan arkadaşları vardı ve genellikle her akşam yemeklere ve davetlere giderdi. Ayrıca öğretmenlik yapmaktaydı. Ives e göre o gerçek bir centilmendi ve onun gibi centilmen olmayı istiyordu.
Louis Ives taşındıktan bir süre sonra Terra adlı bir çevre dergisinde işe girdi. İşi ve aldığı maaş fena değildi. Bu arada Ives, Henry den centilmenliğin püf noktalarını öğreniyordu. İki ev arkadaşı birbirlerini daha iyi tanımaya çalışıyorlardı. Henry, Ives ın bir Yahudi olduğunu öğrenir ama bunu sorun yapmaz.
Ives çocukluğundan beri kadınlara ilgi duyuyordu. Onlar gibi olmak, onların nasıl davrandıklarını bilmek istiyordu. Bunun için bazen annesinin çamaşırlarını giyiyordu. Kadın olmak nasıl bir şeydi? Bunu merak ediyordu. Okuldan kovulmasına neden olan olayda bu merakı yüzündendi. New York a taşınınca da bu merakından vazgeçmedi. Gazete ilanlarından faydalanarak transseksüellerle travestilere hizmet veren "Sallys" adında bir kulübe gitmeye başladı. Bu arada bütün bunları Henry den sakladı. Kulüpte Wendy ve Miss Pepper aldı transseksüellerle tanıştı. Bir süre sonra kendi kişiliğine kızarak bu kulübe gitmemeye kara verdi ve gitmedi de.
Ives ın New York ta bir teyzesi vardı. Şükran günü teyzesini aradı ve onu ziyarete gitti. Teyzesi bu ziyaretten son derece memnun oldu. Birlikte çok güzel vakit geçirdiler. Ives tekrar geleceğine dair söz vererek teyzesinden ayrıldı. Bu arada Henry her yıl olduğu gibi yine okullar kapanınca Florida ya gitmeyi planlamaktadır. Ancak bir gün arabasıyla kaza yapar. Henry, arabasının kendisini Florida ya götüremeyeceğine karar verir. Bunun için yeni ve ucuz bir araba satın almak ister ancak bir türlü bulamaz.
Henry, Florida da Lois adında bir kadının evinde kalıyordu. Ancak şimdilerde araları bozuktu. Henry hem aralarındaki soğukluğu gidermek hem de Lois in evine kendini davet ettirmek için onunda olduğu bir davete giderler. Ancak Lois den gerekil yakınlığı bulamazlar. Henry nin bütün bu olaylara canı sıkılır ve araba park etme yüzünden Ives a bağırır. Ives buna alınır ve bir süre Ives ve Henry birbirlerine soğuk davrandılar. Ives biraz da Henry ile karşılaşmamak için geceleri yine Sallyse gitmeye başlar. Aslında Ives Henry yi çok sevmekteydi ve onun centilmenliğine hayrandı.
Bu arada okullar kapanmak üzereydi ve Henry nin Florida ya gitmesi gerekiyordu. Bu amaçla Henry, Ives ile arasındaki sessizliği bozar ve ondan arabasını ister. Ives, Henry nin bu isteğini reddeder. Bu reddetme aralarının tekrar bozulmasına neden olmadı. Henry yılmadan Noel e kadar araba aradı ama yoktu.
Noeli Ives teyzesinin evinde, Henry ise Philadelphia da geçirdi. Henry, Ives ile birlikte Noel dönüşünde de araba aradı ama bulamadı. Noel akşamı Henry siyatiği yüzünden rahatsızlandı. Ancak komşusu Gershon sayesinde iyileşti. Birkaç gün sonra Henry Florida daki bayan arkadaşını onun evinde kalmaya ikna etti ve Florida ya gitti. Bu ani gidiş Ivesi üzmüştü.
Ives bir gün aynı yerde çalıştığı Mary nin yeni aldığı sütyeni çalmıştı. Onu üzerinde denemek istiyordu. Bunun için erkekleri kadın kılığına sokan bir kadına gitti. Ives kadın kılığına girmiş, istediği olmuştu. Ama o bunu istemesine rağmen pek de hoşuna gitmemişti. O kadın olmak yerine kadınlar tarafından sevilmek istiyordu.
Henry okulların açılma zamanına doğru yeni bir arabayla eve döndü. Ives onun dönmesine sevinmişti. Her ikisi de tekrar davetlere gitmeye başladılar. Ives artık Sallys e gitmiyordu. Bu davetlerin en önemlisi Henry nin yakın arkadaşı Mrs. Cudlip in davetleriydi. Hatta bir keresinde Ives tek başına Mrs. Cudlip e refakatçılık yapmıştı ve bundan hoşlanmıştı.
İlk baharı ın ilk günlerinde Henry nin eski kiracısı Bellman onu düğününe davet etti. Henry bu davete uydu. Evde yalnız kalan Ives biraz da Henry nin gitmesine üzüldüğü için Sallys e gitti ve orada tanıştığı bir transseksüel kızı eve getirdi. Düğünden erken dönen Henry, Ives ı transseksüel kızla çıplak olarak evde gördü. Henry bu duruma kızdı ve Ives i evden kovdu. Ertesi sabah eve taşınmak üzere geldiğinde Henry nin kızgınlığı geçmişti. Durumu normal karşıladı. Bu Ives ın moralini yerine getirdi. Dostlukları daha da pekişti ve birlikte bir yaz Rusya ya gitmeye karar verdiler.örün radyodan yaptığı konuşmalar Sitareyi ona karşı yaklaştırmıştır. Sitare profesöre hayran bir insandır. Profesör evde öğrencilerine ders vermektedir. Sitare profesörü görünce daha önce yazdığı mektupdan konuşulur. Sitare bu insanın görüşlerine saygı duymaktadır. Sitare 17 yaşındadır. Profesör ise 45 yaşında, kumral, orta boylu, temiz yüzlü bir adamdır. Sitare Ferruh Beye bağlanmıştır. Ferruh Beyin üç çocuğu vardır. Profesörün büyük oğlu Salim üç seneden beri Fransada okKURTULUŞ SAVAŞÇILARI
KİTABIN YAZARI:SEZEN ÖZOL
YAYIN EVİ VE ADRESİ:KASTAŞ YAYIN EVİ
BASIM YILI:1999
KİTABIN KONUSU:Kurtuluş savaşında cephedeki olaylar.
KİTABIN ÖZETİ:İbragim ağa 1914deki genel seferberlikte askere alınmıştır. Sırasıyla Çanakkale Filistin muharebelerinde bulunmuş akıllı ve sevilen bir posta çavuşudur. İnönü savaşları ile askerin morali ve kurtuluşa olan inancı artar. Daha sonra Yunanlılar, takviye güçlerle, Kütahya-Eskişehir hattını ele geçirirler. Kütahya ve Eskişehirin düşmesinden sonra, cephede genel bir huzursuzluk ve bozgun havası vardır ancak Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının güzel yönetimiyle durum düzeltilir ve Sakaya savaşı ile düşmanın taarruz gücü kırılır, bu arada çok kayıp verilmiş ve bunalımlı günler yaşanmaktadır. Büyük taarruz ile düşmana son ve ölümcül darbe indirilerek, izmirde denize dökülmüştür. Yunanlılar çekilirkende, insanlığa yakışmayan katliamlar yaparlar. İbrağim ağa köydeki nişanlısına sürekli mektup yazarak hasretini gidermeğe çalışmaktadır. Bu mektuplarlda cephedeki durumdanda bahseder ve ondan, anlattığı olayları çevresindekilerede anlatmasını isteyerek halkın kurtuluş savaşını anlamasını ve padişahın yalanlarına inanmamalarını sağlamaya çalışmaktadır.
KİTABIN ANA FİKRİ: Kurtuluşa olan inanç hiç bir zaman bitmez, insan bu sayede her türlü zorluğa göğüs gerebilir.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN,ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:İbragim ağa akıllı ve vatan sever biridir. Seyfi yüzbaşı tabur komutanıdır, askerliği seven ve iyi bir insandır. Kiraz ibrahim ağanın nişanlısıdır, 8 yıldır beklemektedir vatansever,nişanlısını bekleyen örnek bir türk kızıdır.
KİTAP HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER
Kitap, akıcı ve belgesel niteliğindedir. Olaylar içiçe bütünlük sağlanmıştır.
umaktadır. Selim ise daha lisededir. Küçük kızı Belma da henüz ortaokula devam etmektedir. Ferruh Beyin eşi Fetanet Hanımda kocasını ve çocuklarını çok seven birisidir. Sitarenin ise hava üsteğmen bir ağabeyi, hukuk fakültesine devam eden bir ablası vardır. Sitare profesörle ailesini tanıştırmak istemektedir. Fakat ablası ve abisi profesörün evlerine geleceğine inanmamaktadır. Sitare profesörü bir kez daha görmeye gittiğinde, profesör çok yoğun olduğu için gelemediğini söyler. En kısa zamanda gelip ailesiyle tanışacağını belirtir. Daha sonra profesör kızı ve eşiyle Sitarenin evine gelir. Aileler tanışırlar. Ferruh Beyin karısı Fetanet Hanım yaşlı olmamakla beraber yıpranmış bir kadındır. Sitarenin annesi Behim Hanım ve babası Rauf Bey iki ailenin birbirinde hoşlanıp anlaşmasına sevinmişlerdir. Genç kızın dünyasını yavaş yavaş profesörün manevi kudreti sarmaya başlamıştır. Sitare profesörü ailesinden bile çok sevmektedir. Fakat Ferruh Bey onu sadece bir baba gibi sevmektedir. Salim Fransadaki okulu bitirip Tarabyaya dönmüştür. Salimin şerefine garden parti düzenlenecektir. Bu partiye Sitare ve aileside davetlidir. Sitare yapılan partide çok eğlenmiştir.Sitare Ferruh Beyin evine sık sık gitmeye başlamıştır. Sitare bir gün gemide Salimle karşılaşır. Konuşurken Salim artık bir aileden olmak istediğini belirtir. Sitare buna şaşırır. Çünkü kendisine evlenme teklif ettiğini sanmıştır. Ancak Salimin niyeti ablasıyla evlenmektir. Bunu duyan Sitare çok sevinir. Çünkü Ferruh Beye bağlanmaya başlamışken onun oğluyla evlenmek kendisini korkutmuştur. Daha sonra profesörle akraba olmak kendisini profesöre daha yaklaştıracaktır. Cevvale ile Salim evlenirler. Bebekteki yeni evlerine giderler. Sitare hemen hemen her gün Mavi Köşke gitmektedir. Artık Mavi Köşkün kızı olmuştur. Profesör Ferruh Bey onun hayatının hakimi olmuştur. Ondan uzakken üzgün, bezgin ve neşesiz olmakta, hiçbir şeye tam bir enerji ve istekle sarılamamaktadır. Sitare bir banaka şefi olan bir gencin evlenme teklifini kabul etmez. Sitareye göre profesörün verdiği mutluluğun yanında herşey silik kalmaktadır. Sitarenin abisi Cavit bir uçak kazasında ağır yaralanır. Askeri bir hastanede 15 gün kadar süren ilk tedavisinden sonra kendisini Tarabyadaki eve getirirler. Cavitin arkadaşı pilot Turgut izinde olduğu için abisiyle çok ilgilenir. Zamanla Turgut Sitareye aşık olur. Sitareye durumu anlatan Turguta Sitare cevap veremez. Sitare adeta bir ruh hastasına dönmüştür. Çünkü Sitare profesörü sevmektedir. Ferruh Bey hastalanmıştır. Sitare Ferruh Beyin ziyaretine gider. Sitare başından geçen bu olayları profesöre anlattığı zaman Ferruh Bey Sitareyi ikna eder. Genç kız üzgün bir şekilde teklifi kabul eder. Turgut bu haberi öğrenince çok seviniyor ve bu sevinci arkadaşı Cavitle de paylaşıyor. Nişan yüzüklerini Ferruh Bey takar. Nişan akşamı sandalla bogazda gezerler. Fakat Sitare mutlu değildir. Hala düşüncelidir.Turgut iyi niyetli, samimi, mert bir insandır. Günler Sitareye hiç bir yenilik getirmeden geçip gitmektedir. Düğün hazırlıkları devam etmektedir. Turgut İzmirdeki görevinin başına dönmüştür. Turgutun ablası onu çok sevdiği için İzmir Karşıyakadaki evini ona vermiştir. Düğün zamanı gelir ve iki genç evlenirler. Parlak bir düğünü takip eden bir haftayı Büyükadada geçirdikten sonra İzmire hareket ederler. Turgut karısını üzmemek ve onu mutlu etmek için elinden gelen herşeyi yapmaktadır. Turgut karısının İstanbula gitmesini ve ailesini görmesini ister. İstanbula gitmesinin karısına iyi geleceğini düşünmektedir. Sitare İstanbulda evlerine gitmeden önce profesörü ziyaret etmek için Mavi Köşke gider. Fakat Sitare profesörü evde bulamaz. Çünkü profesör Mısıra gitmiştir. Sitare üzgün bir şekilde İstanbuldaki evlerine gider ve burada birkaç ay hasta olarak kalır. Sağlığına kavuşunca İzmire geri döner. Uzun bir süre geçtikten sonra profesörün eşi ölür. Sitare tekrar İstanbula gitmek için kocasından izin alarak İstanbula gider. Ferruh Bey Mavi Köşkte yalnız kalmaktadır. Daha sonra birbirleriyle sohbet ederler. Sohbet esnasında profesör Sitareyi çok sevdiğini söyler. Fakat Sitarenin çok genç olduğunu, çocuklarının olup onlarla mutlu olacağını belirtir. Bunları bir ihtiyarın solmuş hayatı uğruna feda edemeyeceğini, kendisinin bütün kalbini, bütün varlığını verebileceğini söyler. Ancak devamlı bir aşk ve çocuklar veremeyecek kadar yaşlı olduğunu anlatır. Sitare bunları duyduktan sonra bir karar verir. Profesörle arkadaş olarak kalmak istediğini profesöre söyler. Ardından İzmire kocasının yanına döner.
3.KİTABIN ANA FİKRİ: Aşkın büyüsü ve ızdırapları.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Kitapta karakterler üzerinde fazla durulmamış. Ferruh Bey çok bilgili bir profesördür. Profesörün genç bir kızı kendisine bu kadar bağlaması bence olumsuz bir davranıştır. Sitare güzel ve genç bir kızdır. Turgut iyi niyetli, samimi, mert bir insandır. Turgutun hal ve hareketlerini takdir ediyorum.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSî GÖRÜŞLER: Hikâyenin geçtiği zaman güzel bir şekilde yansıtılmış. Hikâye anlaşılır ve sade bir şekilde yazılmış. Yazar anlatmak istediklerini sade bir şekilde okuyucuya aktarmayı başarmış. Herkes tarafından anlaşılabilecek akıcı bir roman. Bu romanda anlatılan konuya türk filimlerinde de raslamıştım.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Kerime NADİR , tam adı Kerime NADİR AZRAK(d. 5 şubat 1917, İstanbul ö. 20 Mart 1984, İstanbul) Türk romancı. Bebek Saint Joseph Sörler Okulunu bitirdi.(1935 ) ; ayrıca özel eğitim gördü. İlk şiir ve öyküleri 1937de Servetifünun-Uyanış ve Yarımay dergilerinde yayımlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla çok okunan bir yazar oldu. Bir çok baskısı yapılan bu romanlarının bazısı sinemaya aktarıldı. Anılarını Romancının Dünyası(1981) adlı kitapta topladı. Başlıca romanları arasında Yeşil Işıklar (1937), Hıçkırık (1938), Seven Ne Yapmaz (1940), Gelinlik Kız (1943); Uykusuz Geceler (1945), Kahkaha (1946), Posta Güvercini (1950), Pervane (1955), Esir Kuş (1957) ve Sonbahar (1958) sayılabilir.
2.KİTABIN ÖZETİ: Genç ve güzel bir kız olan Sitare İstanbulda yaşamaktadır. Olaylar İstanbulun bir semti olan Tarabyada geçmektedir. Sıcak bir yaz gününde Sitare Ferruh Beyin evine gider. Ferruh Bey bir profesördür. Profesör radyodaki konuşmalarından ve gazetelerdeki yazılarından tanınan bir insandır. ProfesLouis Ives, Princeton da bir lisede İngilizce öğretmeniydi. Bir gün okulda bulduğu sütyen hayatını değiştirdi. Sütyeni üzerinde denerken umulmadık bir şekilde okul müdürünün karısı tarafından görüldü ve sene sonunda okuldan kovuldu. Kovulduktan sonra Princeton da bir süre işsiz gezen Ives, bu durumdan sıkıldı ve burada kendisine yer olmadığını düşündü. Yeni bir iş bulması gerekmekteydi. Bu düşüncelerle New York a taşınmayı ve bir centilmen gibi yaşamayı tasarladı. New York ta ucuz bir otel odası kiralayacak ve iyi bir iş bulacaktı. Bu amaçlarla New York a geldi ve gazete ilanlarına baİki bin yıldan fazla bir zamandan beri Batı bilimi mutlaklar üzerine kuruludur. Her şey siyah yada beyaz, canlı veya ölü, hep yada hiçtir. Bir insan olarak bizler dünyanın aslında böyle olmadığını biliriz, dereceli değerlerin uç değerler arasında varolduğunun farkındayızdır. Fakat şu ana kadar bilim bu belirgin olmama durumlarını bir yerlere koyma hususunda çaresiz kalmıştır. Fuzzy Logjc-Bulanık Mantık onlarca yıldır olması için beklenen bir bilimsel devrim olmuş ve onun merkezi prensipleri insanlık ile dünya arasındaki ilişkileri büyük oranlarda değiştirecektir. Soru ise bunun hangi seviyede gerçekleşeceğidir.
İkili değerler üzerine dönen eski dünya gelecekte fuzzy olacaktır. Bir düşünürün dediği gibi hayat fuzzydir. Fuzzy Thinking tecrübelerimizi ve düşüncelerimizi yapılandırmanın değişik ve radikal bir yolu olması hakkındadır, ve gerçeği algılamamızı değiştirecektir.
Yazar Bir gün bilimin doğru olmadığını öğrendim diye söze başlamakta Gününü hatırlamıyorum ama o anı hatırlamaktayım. 20. Asrın tanrısı artık tanrı değildi. demektedir. Bir hata vardı ve herkes bu hatayı yapıyor şeklinde görünmekteydi. Her şeyin ya yanlış yada doğu olduğunu söylemekteydiler, ama hangilerinin doğru hangilerinin yanlış olduğu konusunda her zaman kendilerinden emin değillerdi. Ama kesinlikle `her şeyin` ya yanlış yada doğru olduğundan emindiler. Çimenin yeşil olduğunu, atomun titreştiğini, veya Türkiyedeki göl sayısının düzgün veya düzensiz bir sayı olduğunu söyleyebilirlerdi. Onların hepsi ya tamamen doğru yada tamamen yanlış, siyah veya beyaz, 1 veya 0dı.
Gerçekte ise bunlar mertebe-derece ile ilgili bir olgudur. Bütün gerçekler birer derece meselesi olmaktadır. Gerçeklerin hepsi her zaman derecesine göre fuzzy veya belirsiz veyahut da yanlış olmaktaydı. Sadece matematik siyah ve beyazdır ve o ise bir kısım sembol ve kurallardan oluşan yapay bir sistemdir. Şimdiye kadar hiç kimse %100 yanlış veya doğru olan tek bir hakikat ortaya koyabilmiş değildir, sadece bunun böyle olduğunu söylerler.
İnsan yaşamının seyrinin düzenlenmesi için her düzenli şemaya veya tarza belirli bir dozda anarşizm enjekte etmek gereklidir, demektedir Bertrant Russel. Fuzzy Logic işte bu yeni dünya biliminin iyi dozda ayarlanmış anarşizmi durumundadır.
Fuzzy teorisi yanlış, yanlış ve zararlıdır. İhtiyacımız olan şey daha fazla mantıklı düşünmektir, daha az değil. Fuzzy Logicin tehlikesi, şimdiye kadar bizi hayli sıkıntıya sokan yanlış düşünme çeşidini cesaretlendirecek olmasıdır. Fuzzy logic bilimin kokainidir. demektedir Professor William Kahan. Sanki günümüz biliminin gittiği yolun ve bilimin özünde gerçekleri ifade ettiği kanısındaymış gibi. Oysa günümüze kadar ki gerçeğe` yönelik matematiğin kanunlarının hiçbiri mutlak değildir, madem mutlak değiller, o zaman gerçeğe de yönelik değildirler demektedir Albert Einstein. Bu ise bilinen bilimin hiçte öyle doğruları ifade etmediğini söylemektedir.
Fuzzylik-bulanıklık bir çeşit olasılıktır. Fuzzy lojik ile yapabilecek herşeyi olasılık yöntemi kullanarak bir kontrolör dizayn edebilirim. demektedir Professor Myron Tribus. Peki bir kağıt üzerine çizilmiş çember şekli hangi olasılıkla çemberi ifade ediyor? sorusu nasıl açıklanacaktır.
Elinize bir elma alınız, bu bir elma mıdır? Elinizde tuttuğunuz obje uzay-zaman evrenine aittir ve buna elmaların nerede olduklarından bağımsız olarak elmalar kümesi deriz. Bir ısırık alın, çiğneyin, ve yutun. Elinizdeki bu obje hala bir elma mıdır? Evet yada hayır? Başka bir ısırık alın. Bu yeni obje hala bir elma mıdır? Başka bir ısırık daha, ta ki bitene kadar devam edin. Bu elma varlıktan varolmamaya, oradan da hiçliğe doğru değişmektedir. Peki bu elma-elma olmama çizgisini nerede geçer. Elinizde yarım elma tuttuğunuz zaman elma orada olduğu kadar orada değildir de. İşte yarım elma fuzzy elmadır, siyah ile beyaz arasındaki griliktir. Bulanıklık griliktir (fuzzy » bulanık).
Aynaya baktığımızda aynı sorularla her gün yüzleşiriz. Yüz, saç, diş ve deri değişmiştir. Baktığımızda moleküler seviyede çok düzgün ve yavaş olarak değişirler. Yaşlandıkça yavaşça, bir anda bir hücre, bir molekül olarak benlikten yokluğa doğru değişiriz. Herhangi bir anda bir hücre veya bir molekül bağlanır veya çözülür, ve yine quarklar, bizim bilinen en küçük madde birimimiz, bizim bilmediğimiz bir yolla bir anlık zaman birimi içinde böyle bağlanır veya çözülürler. Siyah-ve-beyaz etiketleri bu şeylerin üzerine yapıştırabiliriz ama bu etiketleme doğruluktan doğru olmamaya doğru maddenin bu değişimi sırasında bir dönüşüm geçirir.
Dünya gridir ama bilim siyah-vebeyazdır. Sıfırlardan ve birlerden bahsederiz ama doğruyu bunların arasına koyarız. Fuzzy bir dünya ama fuzzy olmayan tanımlar ve açıklamalar. Bilinen anlamdaki mantık ve bilgisayar programlama cümleleri hepsi doğru veya hepsi yanlıştır, 1 veya 0. Fakat dünya hakkındaki cümleler değişiklik arz eder. Gerçek hakkındaki cümleler tamamen doğru veya tamamen yanlış değildir. Doğrulukları toplam doğruluk ile toplam yanlışlık arasında, yani 0 ile 1 arasında, yatmaktadır. Onlar tek-değerli değil çok-değerli olmaktadır, yani gri, yani fuzzy.
Mesela bir dinleyici topluluğuna kimlerin bayan olduğu sorulsa, bayanların elleri havaya kalkacaktır. Bu işte fuzzy olmayan bir kümeyi belirtecektir, mesela 25 erkek 26 kadın. Daha zor bir soruya gelecek olursak, kimler işinden memnun? Belki başta %60ının eli kalkacak, ve bunların%20si tekrar indirecektir. Kimler işinden memnun değil? Yine belki başta %50ın eli kalkacak, ve bunların%15i tekrar indirecektir. İşinden %100 memnun olanlar, %100 memnun olmayanlar ve arada olanlar. İşte bu da fuzzy kümesini oluşturmaktadır. Yani A ve Anın-değili kümesi.
Fuzzy Logic insanların günlük konuşma ve algılama tarzından yola çıkarak, az yoğun trafik, biraz kalabalık, az pişmiş, çok yoğun gibi ara değerler içeren mantık cümlelerini değerlendirebilen IQsu yüksek makineler üretme proseslerinin sistematize edilmesidir.
Fuzzy Thinking ise hem bunu bilimsel anlatımı hemde günlük yaşantımızdaki kıyaslamaları ile uygulama örneklerini irdeleyen bu konu üzerinde bir başyapıt niteliğindedir.
kmaya başladı. İlanlardan birisi dikkatini çekti ve verilen numarayı aradı. İlan Henry Harrison adında biri tarafından verilmişti. Ives verilen adrese gitti, Mr.Harrison la gerekli şartları konuştu ve anlaştı. Kiralamaya karar verdi ve birkaç gün sonra da odasına taşındı. Mr. Harrison biraz yaşlı birisiydi ancak dinçti. Yaşlı bayan arkadaşları vardı ve genellikle her akşam yemeklere ve davetlere giderdi. Ayrıca öğretmenlik yapmaktaydı. Ives e göre o gerçek bir centilmendi ve onun gibi centilmen olmayı istiyordu.
Louis Ives taşındıktan bir süre sonra Terra adlı bir çevre dergisinde işe girdi. İşi ve aldığı maaş fena değildi. Bu arada Ives, Henry den centilmenliğin püf noktalarını öğreniyordu. İki ev arkadaşı birbirlerini daha iyi tanımaya çalışıyorlardı. Henry, Ives ın bir Yahudi olduğunu öğrenir ama bunu sorun yapmaz.
Ives çocukluğundan beri kadınlara ilgi duyuyordu. Onlar gibi olmak, onların nasıl davrandıklarını bilmek istiyordu. Bunun için bazen annesinin çamaşırlarını giyiyordu. Kadın olmak nasıl bir şeydi? Bunu merak ediyordu. Okuldan kovulmasına neden olan olayda bu merakı yüzündendi. New York a taşınınca da bu merakından vazgeçmedi. Gazete ilanlarından faydalanarak transseksüellerle travestilere hizmet veren "Sallys" adında bir kulübe gitmeye başladı. Bu arada bütün bunları Henry den sakladı. Kulüpte Wendy ve Miss Pepper aldı transseksüellerle tanıştı. Bir süre sonra kendi kişiliğine kızarak bu kulübe gitmemeye kara verdi ve gitmedi de.
Ives ın New York ta bir teyzesi vardı. Şükran günü teyzesini aradı ve onu ziyarete gitti. Teyzesi bu ziyaretten son derece memnun oldu. Birlikte çok güzel vakit geçirdiler. Ives tekrar geleceğine dair söz vererek teyzesinden ayrıldı. Bu arada Henry her yıl olduğu gibi yine okullar kapanınca Florida ya gitmeyi planlamaktadır. Ancak bir gün arabasıyla kaza yapar. Henry, arabasının kendisini Florida ya götüremeyeceğine karar verir. Bunun için yeni ve ucuz bir araba satın almak ister ancak bir türlü bulamaz.
Henry, Florida da Lois adında bir kadının evinde kalıyordu. Ancak şimdilerde araları bozuktu. Henry hem aralarındaki soğukluğu gidermek hem de Lois in evine kendini davet ettirmek için onunda olduğu bir davete giderler. Ancak Lois den gerekil yakınlığı bulamazlar. Henry nin bütün bu olaylara canı sıkılır ve araba park etme yüzünden Ives a bağırır. Ives buna alınır ve bir süre Ives ve Henry birbirlerine soğuk davrandılar. Ives biraz da Henry ile karşılaşmamak için geceleri yine Sallyse gitmeye başlar. Aslında Ives Henry yi çok sevmekteydi ve onun centilmenliğine hayrandı.
Bu arada okullar kapanmak üzereydi ve Henry nin Florida ya gitmesi gerekiyordu. Bu amaçla Henry, Ives ile arasındaki sessizliği bozar ve ondan arabasını ister. Ives, Henry nin bu isteğini reddeder. Bu reddetme aralarının tekrar bozulmasına neden olmadı. Henry yılmadan Noel e kadar araba aradı ama yoktu.
Noeli Ives teyzesinin evinde, Henry ise Philadelphia da geçirdi. Henry, Ives ile birlikte Noel dönüşünde de araba aradı ama bulamadı. Noel akşamı Henry siyatiği yüzünden rahatsızlandı. Ancak komşusu Gershon sayesinde iyileşti. Birkaç gün sonra Henry Florida daki bayan arkadaşını onun evinde kalmaya ikna etti ve Florida ya gitti. Bu ani gidiş Ivesi üzmüştü.
Ives bir gün aynı yerde çalıştığı Mary nin yeni aldığı sütyeni çalmıştı. Onu üzerinde denemek istiyordu. Bunun için erkekleri kadın kılığına sokan bir kadına gitti. Ives kadın kılığına girmiş, istediği olmuştu. Ama o bunu istemesine rağmen pek de hoşuna gitmemişti. O kadın olmak yerine kadınlar tarafından sevilmek istiyordu.
Henry okulların açılma zamanına doğru yeni bir arabayla eve döndü. Ives onun dönmesine sevinmişti. Her ikisi de tekrar davetlere gitmeye başladılar. Ives artık Sallys e gitmiyordu. Bu davetlerin en önemlisi Henry nin yakın arkadaşı Mrs. Cudlip in davetleriydi. Hatta bir keresinde Ives tek başına Mrs. Cudlip e refakatçılık yapmıştı ve bundan hoşlanmıştı.
İlk baharı ın ilk günlerinde Henry nin eski kiracısı Bellman onu düğününe davet etti. Henry bu davete uydu. Evde yalnız kalan Ives biraz da Henry nin gitmesine üzüldüğü için Sallys e gitti ve orada tanıştığı bir transseksüel kızı eve getirdi. Düğünden erken dönen Henry, Ives ı transseksüel kızla çıplak olarak evde gördü. Henry bu duruma kızdı ve Ives i evden kovdu. Ertesi sabah eve taşınmak üzere geldiğinde Henry nin kızgınlığı geçmişti. Durumu normal karşıladı. Bu Ives ın moralini yerine getirdi. Dostlukları daha da pekişti ve birlikte bir yaz Rusya ya gitmeye karar verdiler.örün radyodan yaptığı konuşmalar Sitareyi ona karşı yaklaştırmıştır. Sitare profesöre hayran bir insandır. Profesör evde öğrencilerine ders vermektedir. Sitare profesörü görünce daha önce yazdığı mektupdan konuşulur. Sitare bu insanın görüşlerine saygı duymaktadır. Sitare 17 yaşındadır. Profesör ise 45 yaşında, kumral, orta boylu, temiz yüzlü bir adamdır. Sitare Ferruh Beye bağlanmıştır. Ferruh Beyin üç çocuğu vardır. Profesörün büyük oğlu Salim üç seneden beri Fransada okKURTULUŞ SAVAŞÇILARI
KİTABIN YAZARI:SEZEN ÖZOL
YAYIN EVİ VE ADRESİ:KASTAŞ YAYIN EVİ
BASIM YILI:1999
KİTABIN KONUSU:Kurtuluş savaşında cephedeki olaylar.
KİTABIN ÖZETİ:İbragim ağa 1914deki genel seferberlikte askere alınmıştır. Sırasıyla Çanakkale Filistin muharebelerinde bulunmuş akıllı ve sevilen bir posta çavuşudur. İnönü savaşları ile askerin morali ve kurtuluşa olan inancı artar. Daha sonra Yunanlılar, takviye güçlerle, Kütahya-Eskişehir hattını ele geçirirler. Kütahya ve Eskişehirin düşmesinden sonra, cephede genel bir huzursuzluk ve bozgun havası vardır ancak Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının güzel yönetimiyle durum düzeltilir ve Sakaya savaşı ile düşmanın taarruz gücü kırılır, bu arada çok kayıp verilmiş ve bunalımlı günler yaşanmaktadır. Büyük taarruz ile düşmana son ve ölümcül darbe indirilerek, izmirde denize dökülmüştür. Yunanlılar çekilirkende, insanlığa yakışmayan katliamlar yaparlar. İbrağim ağa köydeki nişanlısına sürekli mektup yazarak hasretini gidermeğe çalışmaktadır. Bu mektuplarlda cephedeki durumdanda bahseder ve ondan, anlattığı olayları çevresindekilerede anlatmasını isteyerek halkın kurtuluş savaşını anlamasını ve padişahın yalanlarına inanmamalarını sağlamaya çalışmaktadır.
KİTABIN ANA FİKRİ: Kurtuluşa olan inanç hiç bir zaman bitmez, insan bu sayede her türlü zorluğa göğüs gerebilir.
KİTAPTAKİ OLAYLARIN,ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:İbragim ağa akıllı ve vatan sever biridir. Seyfi yüzbaşı tabur komutanıdır, askerliği seven ve iyi bir insandır. Kiraz ibrahim ağanın nişanlısıdır, 8 yıldır beklemektedir vatansever,nişanlısını bekleyen örnek bir türk kızıdır.
KİTAP HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER
Kitap, akıcı ve belgesel niteliğindedir. Olaylar içiçe bütünlük sağlanmıştır.
umaktadır. Selim ise daha lisededir. Küçük kızı Belma da henüz ortaokula devam etmektedir. Ferruh Beyin eşi Fetanet Hanımda kocasını ve çocuklarını çok seven birisidir. Sitarenin ise hava üsteğmen bir ağabeyi, hukuk fakültesine devam eden bir ablası vardır. Sitare profesörle ailesini tanıştırmak istemektedir. Fakat ablası ve abisi profesörün evlerine geleceğine inanmamaktadır. Sitare profesörü bir kez daha görmeye gittiğinde, profesör çok yoğun olduğu için gelemediğini söyler. En kısa zamanda gelip ailesiyle tanışacağını belirtir. Daha sonra profesör kızı ve eşiyle Sitarenin evine gelir. Aileler tanışırlar. Ferruh Beyin karısı Fetanet Hanım yaşlı olmamakla beraber yıpranmış bir kadındır. Sitarenin annesi Behim Hanım ve babası Rauf Bey iki ailenin birbirinde hoşlanıp anlaşmasına sevinmişlerdir. Genç kızın dünyasını yavaş yavaş profesörün manevi kudreti sarmaya başlamıştır. Sitare profesörü ailesinden bile çok sevmektedir. Fakat Ferruh Bey onu sadece bir baba gibi sevmektedir. Salim Fransadaki okulu bitirip Tarabyaya dönmüştür. Salimin şerefine garden parti düzenlenecektir. Bu partiye Sitare ve aileside davetlidir. Sitare yapılan partide çok eğlenmiştir.Sitare Ferruh Beyin evine sık sık gitmeye başlamıştır. Sitare bir gün gemide Salimle karşılaşır. Konuşurken Salim artık bir aileden olmak istediğini belirtir. Sitare buna şaşırır. Çünkü kendisine evlenme teklif ettiğini sanmıştır. Ancak Salimin niyeti ablasıyla evlenmektir. Bunu duyan Sitare çok sevinir. Çünkü Ferruh Beye bağlanmaya başlamışken onun oğluyla evlenmek kendisini korkutmuştur. Daha sonra profesörle akraba olmak kendisini profesöre daha yaklaştıracaktır. Cevvale ile Salim evlenirler. Bebekteki yeni evlerine giderler. Sitare hemen hemen her gün Mavi Köşke gitmektedir. Artık Mavi Köşkün kızı olmuştur. Profesör Ferruh Bey onun hayatının hakimi olmuştur. Ondan uzakken üzgün, bezgin ve neşesiz olmakta, hiçbir şeye tam bir enerji ve istekle sarılamamaktadır. Sitare bir banaka şefi olan bir gencin evlenme teklifini kabul etmez. Sitareye göre profesörün verdiği mutluluğun yanında herşey silik kalmaktadır. Sitarenin abisi Cavit bir uçak kazasında ağır yaralanır. Askeri bir hastanede 15 gün kadar süren ilk tedavisinden sonra kendisini Tarabyadaki eve getirirler. Cavitin arkadaşı pilot Turgut izinde olduğu için abisiyle çok ilgilenir. Zamanla Turgut Sitareye aşık olur. Sitareye durumu anlatan Turguta Sitare cevap veremez. Sitare adeta bir ruh hastasına dönmüştür. Çünkü Sitare profesörü sevmektedir. Ferruh Bey hastalanmıştır. Sitare Ferruh Beyin ziyaretine gider. Sitare başından geçen bu olayları profesöre anlattığı zaman Ferruh Bey Sitareyi ikna eder. Genç kız üzgün bir şekilde teklifi kabul eder. Turgut bu haberi öğrenince çok seviniyor ve bu sevinci arkadaşı Cavitle de paylaşıyor. Nişan yüzüklerini Ferruh Bey takar. Nişan akşamı sandalla bogazda gezerler. Fakat Sitare mutlu değildir. Hala düşüncelidir.Turgut iyi niyetli, samimi, mert bir insandır. Günler Sitareye hiç bir yenilik getirmeden geçip gitmektedir. Düğün hazırlıkları devam etmektedir. Turgut İzmirdeki görevinin başına dönmüştür. Turgutun ablası onu çok sevdiği için İzmir Karşıyakadaki evini ona vermiştir. Düğün zamanı gelir ve iki genç evlenirler. Parlak bir düğünü takip eden bir haftayı Büyükadada geçirdikten sonra İzmire hareket ederler. Turgut karısını üzmemek ve onu mutlu etmek için elinden gelen herşeyi yapmaktadır. Turgut karısının İstanbula gitmesini ve ailesini görmesini ister. İstanbula gitmesinin karısına iyi geleceğini düşünmektedir. Sitare İstanbulda evlerine gitmeden önce profesörü ziyaret etmek için Mavi Köşke gider. Fakat Sitare profesörü evde bulamaz. Çünkü profesör Mısıra gitmiştir. Sitare üzgün bir şekilde İstanbuldaki evlerine gider ve burada birkaç ay hasta olarak kalır. Sağlığına kavuşunca İzmire geri döner. Uzun bir süre geçtikten sonra profesörün eşi ölür. Sitare tekrar İstanbula gitmek için kocasından izin alarak İstanbula gider. Ferruh Bey Mavi Köşkte yalnız kalmaktadır. Daha sonra birbirleriyle sohbet ederler. Sohbet esnasında profesör Sitareyi çok sevdiğini söyler. Fakat Sitarenin çok genç olduğunu, çocuklarının olup onlarla mutlu olacağını belirtir. Bunları bir ihtiyarın solmuş hayatı uğruna feda edemeyeceğini, kendisinin bütün kalbini, bütün varlığını verebileceğini söyler. Ancak devamlı bir aşk ve çocuklar veremeyecek kadar yaşlı olduğunu anlatır. Sitare bunları duyduktan sonra bir karar verir. Profesörle arkadaş olarak kalmak istediğini profesöre söyler. Ardından İzmire kocasının yanına döner.
3.KİTABIN ANA FİKRİ: Aşkın büyüsü ve ızdırapları.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Kitapta karakterler üzerinde fazla durulmamış. Ferruh Bey çok bilgili bir profesördür. Profesörün genç bir kızı kendisine bu kadar bağlaması bence olumsuz bir davranıştır. Sitare güzel ve genç bir kızdır. Turgut iyi niyetli, samimi, mert bir insandır. Turgutun hal ve hareketlerini takdir ediyorum.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSî GÖRÜŞLER: Hikâyenin geçtiği zaman güzel bir şekilde yansıtılmış. Hikâye anlaşılır ve sade bir şekilde yazılmış. Yazar anlatmak istediklerini sade bir şekilde okuyucuya aktarmayı başarmış. Herkes tarafından anlaşılabilecek akıcı bir roman. Bu romanda anlatılan konuya türk filimlerinde de raslamıştım.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Kerime NADİR , tam adı Kerime NADİR AZRAK(d. 5 şubat 1917, İstanbul ö. 20 Mart 1984, İstanbul) Türk romancı. Bebek Saint Joseph Sörler Okulunu bitirdi.(1935 ) ; ayrıca özel eğitim gördü. İlk şiir ve öyküleri 1937de Servetifünun-Uyanış ve Yarımay dergilerinde yayımlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla çok okunan bir yazar oldu. Bir çok baskısı yapılan bu romanlarının bazısı sinemaya aktarıldı. Anılarını Romancının Dünyası(1981) adlı kitapta topladı. Başlıca romanları arasında Yeşil Işıklar (1937), Hıçkırık (1938), Seven Ne Yapmaz (1940), Gelinlik Kız (1943); Uykusuz Geceler (1945), Kahkaha (1946), Posta Güvercini (1950), Pervane (1955), Esir Kuş (1957) ve Sonbahar (1958) sayılabilir.
