fazladan bi adam

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Albert Einstein

Albert Einstein

Üye
    Konu Sahibi
fazladan bi adam
1.KİTABIN KONUSU: Kitapta genç bir kızın kendinden 30 yaş büyük bir insana olan aşkı ve yaşamındaki değişiklikler anlatılmaktadır.

2.KİTABIN ÖZETİ: Genç ve güzel bir kız olan Sitare İstanbul’da yaşamaktadır. Olaylar İstanbul’un bir semti olan Tarabya’da geçmektedir. Sıcak bir yaz gününde Sitare Ferruh Bey’in evine gider. Ferruh Bey bir profesördür. Profesör radyodaki konuşmalarından ve gazetelerdeki yazılarından tanınan bir insandır. ProfesLouis Ives, Princeton’ da bir lisede İngilizce öğretmeniydi. Bir gün okulda bulduğu sütyen hayatını değiştirdi. Sütyeni üzerinde denerken umulmadık bir şekilde okul müdürünün karısı tarafından görüldü ve sene sonunda okuldan kovuldu. Kovulduktan sonra Princeton’ da bir süre işsiz gezen Ives, bu durumdan sıkıldı ve burada kendisine yer olmadığını düşündü. Yeni bir iş bulması gerekmekteydi. Bu düşüncelerle New York’ a taşınmayı ve bir centilmen gibi yaşamayı tasarladı. New York’ ta ucuz bir otel odası kiralayacak ve iyi bir iş bulacaktı. Bu amaçlarla New York’ a geldi ve gazete ilanlarına bakmaya başladı. İlanlardan birisi dikkatini çekti ve verilen numarayı aradı. İlan Henry Harrison adında biri tarafından verilmişti. Ives verilen adrese gitti, Mr.Harrison’ la gerekli şartları konuştu ve anlaştı. Kiralamaya karar verdi ve birkaç gün sonra da odasına taşındı. Mr. Harrison biraz yaşlı birisiydi ancak dinçti. Yaşlı bayan arkadaşları vardı ve genellikle her akşam yemeklere ve davetlere giderdi. Ayrıca öğretmenlik yapmaktaydı. Ives’ e göre o gerçek bir centilmendi ve onun gibi centilmen olmayı istiyordu.

Louis Ives taşındıktan bir süre sonra Terra adlı bir çevre dergisinde işe girdi. İşi ve aldığı maaş fena değildi. Bu arada Ives, Henry’ den centilmenliğin püf noktalarını öğreniyordu. İki ev arkadaşı birbirlerini daha iyi tanımaya çalışıyorlardı. Henry, Ives’ ın bir Yahudi olduğunu öğrenir ama bunu sorun yapmaz.

Ives çocukluğundan beri kadınlara ilgi duyuyordu. Onlar gibi olmak, onların nasıl davrandıklarını bilmek istiyordu. Bunun için bazen annesinin çamaşırlarını giyiyordu. Kadın olmak nasıl bir şeydi? Bunu merak ediyordu. Okuldan kovulmasına neden olan olayda bu merakı yüzündendi. New York’ a taşınınca da bu merakından vazgeçmedi. Gazete ilanlarından faydalanarak transseksüellerle travestilere hizmet veren "Sally’s" adında bir kulübe gitmeye başladı. Bu arada bütün bunları Henry’ den sakladı. Kulüpte Wendy ve Miss Pepper aldı transseksüellerle tanıştı. Bir süre sonra kendi kişiliğine kızarak bu kulübe gitmemeye kara verdi ve gitmedi de.

Ives’ ın New York’ ta bir teyzesi vardı. Şükran günü teyzesini aradı ve onu ziyarete gitti. Teyzesi bu ziyaretten son derece memnun oldu. Birlikte çok güzel vakit geçirdiler. Ives tekrar geleceğine dair söz vererek teyzesinden ayrıldı. Bu arada Henry her yıl olduğu gibi yine okullar kapanınca Florida’ ya gitmeyi planlamaktadır. Ancak bir gün arabasıyla kaza yapar. Henry, arabasının kendisini Florida’ ya götüremeyeceğine karar verir. Bunun için yeni ve ucuz bir araba satın almak ister ancak bir türlü bulamaz.

Henry, Florida’ da Lois adında bir kadının evinde kalıyordu. Ancak şimdilerde araları bozuktu. Henry hem aralarındaki soğukluğu gidermek hem de Lois’ in evine kendini davet ettirmek için onunda olduğu bir davete giderler. Ancak Lois’ den gerekil yakınlığı bulamazlar. Henry’ nin bütün bu olaylara canı sıkılır ve araba park etme yüzünden Ives’ a bağırır. Ives buna alınır ve bir süre Ives ve Henry birbirlerine soğuk davrandılar. Ives biraz da Henry ile karşılaşmamak için geceleri yine Sally’s’e gitmeye başlar. Aslında Ives Henry’ yi çok sevmekteydi ve onun centilmenliğine hayrandı.

Bu arada okullar kapanmak üzereydi ve Henry’ nin Florida’ ya gitmesi gerekiyordu. Bu amaçla Henry, Ives ile arasındaki sessizliği bozar ve ondan arabasını ister. Ives, Henry’ nin bu isteğini reddeder. Bu reddetme aralarının tekrar bozulmasına neden olmadı. Henry yılmadan Noel’ e kadar araba aradı ama yoktu.

Noeli Ives teyzesinin evinde, Henry ise Philadelphia’ da geçirdi. Henry, Ives ile birlikte Noel dönüşünde de araba aradı ama bulamadı. Noel akşamı Henry siyatiği yüzünden rahatsızlandı. Ancak komşusu Gershon sayesinde iyileşti. Birkaç gün sonra Henry Florida’ daki bayan arkadaşını onun evinde kalmaya ikna etti ve Florida’ ya gitti. Bu ani gidiş Ives’i üzmüştü.

Ives bir gün aynı yerde çalıştığı Mary’ nin yeni aldığı sütyeni çalmıştı. Onu üzerinde denemek istiyordu. Bunun için erkekleri kadın kılığına sokan bir kadına gitti. Ives kadın kılığına girmiş, istediği olmuştu. Ama o bunu istemesine rağmen pek de hoşuna gitmemişti. O kadın olmak yerine kadınlar tarafından sevilmek istiyordu.

Henry okulların açılma zamanına doğru yeni bir arabayla eve döndü. Ives onun dönmesine sevinmişti. Her ikisi de tekrar davetlere gitmeye başladılar. Ives artık Sally’s’ e gitmiyordu. Bu davetlerin en önemlisi Henry’ nin yakın arkadaşı Mrs. Cudlip’ in davetleriydi. Hatta bir keresinde Ives tek başına Mrs. Cudlip’ e refakatçılık yapmıştı ve bundan hoşlanmıştı.

İlk baharı’ ın ilk günlerinde Henry’ nin eski kiracısı Bellman onu düğününe davet etti. Henry bu davete uydu. Evde yalnız kalan Ives biraz da Henry’ nin gitmesine üzüldüğü için Sally’s’ e gitti ve orada tanıştığı bir transseksüel kızı eve getirdi. Düğünden erken dönen Henry, Ives’ ı transseksüel kızla çıplak olarak evde gördü. Henry bu duruma kızdı ve Ives’ i evden kovdu. Ertesi sabah eve taşınmak üzere geldiğinde Henry’ nin kızgınlığı geçmişti. Durumu normal karşıladı. Bu Ives’ ın moralini yerine getirdi. Dostlukları daha da pekişti ve birlikte bir yaz Rusya’ ya gitmeye karar verdiler.örün radyodan yaptığı konuşmalar Sitare’yi ona karşı yaklaştırmıştır. Sitare profesöre hayran bir insandır. Profesör evde öğrencilerine ders vermektedir. Sitare profesörü görünce daha önce yazdığı mektupdan konuşulur. Sitare bu insanın görüşlerine saygı duymaktadır. Sitare 17 yaşındadır. Profesör ise 45 yaşında, kumral, orta boylu, temiz yüzlü bir adamdır. Sitare Ferruh Bey’e bağlanmıştır. Ferruh Bey’in üç çocuğu vardır. Profesörün büyük oğlu Salim üç seneden beri Fransa’da okKURTULUŞ SAVAŞÇILARI
KİTABIN YAZARI:SEZEN ÖZOL
YAYIN EVİ VE ADRESİ:KASTAŞ YAYIN EVİ
BASIM YILI:1999

KİTABIN KONUSU:Kurtuluş savaşında cephedeki olaylar.

KİTABIN ÖZETİ:İbragim ağa 1914’deki genel seferberlikte askere alınmıştır. Sırasıyla Çanakkale Filistin muharebelerinde bulunmuş akıllı ve sevilen bir posta çavuşudur. İnönü savaşları ile askerin morali ve kurtuluşa olan inancı artar. Daha sonra Yunanlılar, takviye güçlerle, Kütahya-Eskişehir hattını ele geçirirler. Kütahya ve Eskişehirin düşmesinden sonra, cephede genel bir huzursuzluk ve bozgun havası vardır ancak Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının güzel yönetimiyle durum düzeltilir ve Sakaya savaşı ile düşmanın taarruz gücü kırılır, bu arada çok kayıp verilmiş ve bunalımlı günler yaşanmaktadır. Büyük taarruz ile düşmana son ve ölümcül darbe indirilerek, izmirde denize dökülmüştür. Yunanlılar çekilirkende, insanlığa yakışmayan katliamlar yaparlar. İbrağim ağa köydeki nişanlısına sürekli mektup yazarak hasretini gidermeğe çalışmaktadır. Bu mektuplarlda cephedeki durumdanda bahseder ve ondan, anlattığı olayları çevresindekilerede anlatmasını isteyerek halkın kurtuluş savaşını anlamasını ve padişahın yalanlarına inanmamalarını sağlamaya çalışmaktadır.

KİTABIN ANA FİKRİ: Kurtuluşa olan inanç hiç bir zaman bitmez, insan bu sayede her türlü zorluğa göğüs gerebilir.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN,ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:İbragim ağa akıllı ve vatan sever biridir. Seyfi yüzbaşı tabur komutanıdır, askerliği seven ve iyi bir insandır. Kiraz ibrahim ağanın nişanlısıdır, 8 yıldır beklemektedir vatansever,nişanlısını bekleyen örnek bir türk kızıdır.

KİTAP HAKKINDAKİ GÖRÜŞLER
Kitap, akıcı ve belgesel niteliğindedir. Olaylar içiçe bütünlük sağlanmıştır.
umaktadır. Selim ise daha lisededir. Küçük kızı Belma da henüz ortaokula devam etmektedir. Ferruh Bey’in eşi Fetanet Hanım’da kocasını ve çocuklarını çok seven birisidir. Sitare’nin ise hava üsteğmen bir ağabeyi, hukuk fakültesine devam eden bir ablası vardır. Sitare profesörle ailesini tanıştırmak istemektedir. Fakat ablası ve abisi profesörün evlerine geleceğine inanmamaktadır. Sitare profesörü bir kez daha görmeye gittiğinde, profesör çok yoğun olduğu için gelemediğini söyler. En kısa zamanda gelip ailesiyle tanışacağını belirtir. Daha sonra profesör kızı ve eşiyle Sitare’nin evine gelir. Aileler tanışırlar. Ferruh Bey’in karısı Fetanet Hanım yaşlı olmamakla beraber yıpranmış bir kadındır. Sitare’nin annesi Behim Hanım ve babası Rauf Bey iki ailenin birbirinde hoşlanıp anlaşmasına sevinmişlerdir. Genç kızın dünyasını yavaş yavaş profesörün manevi kudreti sarmaya başlamıştır. Sitare profesörü ailesinden bile çok sevmektedir. Fakat Ferruh Bey onu sadece bir baba gibi sevmektedir. Salim Fransa’daki okulu bitirip Tarabya’ya dönmüştür. Salim’in şerefine garden parti düzenlenecektir. Bu partiye Sitare ve aileside davetlidir. Sitare yapılan partide çok eğlenmiştir.Sitare Ferruh Bey’in evine sık sık gitmeye başlamıştır. Sitare bir gün gemide Salim’le karşılaşır. Konuşurken Salim artık bir aileden olmak istediğini belirtir. Sitare buna şaşırır. Çünkü kendisine evlenme teklif ettiğini sanmıştır. Ancak Salim’in niyeti ablasıyla evlenmektir. Bunu duyan Sitare çok sevinir. Çünkü Ferruh Bey’e bağlanmaya başlamışken onun oğluyla evlenmek kendisini korkutmuştur. Daha sonra profesörle akraba olmak kendisini profesöre daha yaklaştıracaktır. Cevvale ile Salim evlenirler. Bebek’teki yeni evlerine giderler. Sitare hemen hemen her gün Mavi Köşk’e gitmektedir. Artık Mavi Köşk’ün kızı olmuştur. Profesör Ferruh Bey onun hayatının hakimi olmuştur. Ondan uzakken üzgün, bezgin ve neşesiz olmakta, hiçbir şeye tam bir enerji ve istekle sarılamamaktadır. Sitare bir banaka şefi olan bir gencin evlenme teklifini kabul etmez. Sitare’ye göre profesörün verdiği mutluluğun yanında herşey silik kalmaktadır. Sitare’nin abisi Cavit bir uçak kazasında ağır yaralanır. Askeri bir hastanede 15 gün kadar süren ilk tedavisinden sonra kendisini Tarabya’daki eve getirirler. Cavit’in arkadaşı pilot Turgut izinde olduğu için abisiyle çok ilgilenir. Zamanla Turgut Sitare’ye aşık olur. Sitare’ye durumu anlatan Turgut’a Sitare cevap veremez. Sitare adeta bir ruh hastasına dönmüştür. Çünkü Sitare profesörü sevmektedir. Ferruh Bey hastalanmıştır. Sitare Ferruh Bey’in ziyaretine gider. Sitare başından geçen bu olayları profesöre anlattığı zaman Ferruh Bey Sitare’yi ikna eder. Genç kız üzgün bir şekilde teklifi kabul eder. Turgut bu haberi öğrenince çok seviniyor ve bu sevinci arkadaşı Cavitle de paylaşıyor. Nişan yüzüklerini Ferruh Bey takar. Nişan akşamı sandalla bogazda gezerler. Fakat Sitare mutlu değildir. Hala düşüncelidir.Turgut iyi niyetli, samimi, mert bir insandır. Günler Sitare’ye hiç bir yenilik getirmeden geçip gitmektedir. Düğün hazırlıkları devam etmektedir. Turgut İzmir’deki görevinin başına dönmüştür. Turgut’un ablası onu çok sevdiği için İzmir Karşıyaka’daki evini ona vermiştir. Düğün zamanı gelir ve iki genç evlenirler. Parlak bir düğünü takip eden bir haftayı Büyükada’da geçirdikten sonra İzmir’e hareket ederler. Turgut karısını üzmemek ve onu mutlu etmek için elinden gelen herşeyi yapmaktadır. Turgut karısının İstanbul’a gitmesini ve ailesini görmesini ister. İstanbul’a gitmesinin karısına iyi geleceğini düşünmektedir. Sitare İstanbul’da evlerine gitmeden önce profesörü ziyaret etmek için Mavi Köşk’e gider. Fakat Sitare profesörü evde bulamaz. Çünkü profesör Mısır’a gitmiştir. Sitare üzgün bir şekilde İstanbul’daki evlerine gider ve burada birkaç ay hasta olarak kalır. Sağlığına kavuşunca İzmir’e geri döner. Uzun bir süre geçtikten sonra profesörün eşi ölür. Sitare tekrar İstanbul’a gitmek için kocasından izin alarak İstanbul’a gider. Ferruh Bey Mavi Köşk’te yalnız kalmaktadır. Daha sonra birbirleriyle sohbet ederler. Sohbet esnasında profesör Sitare’yi çok sevdiğini söyler. Fakat Sitare’nin çok genç olduğunu, çocuklarının olup onlarla mutlu olacağını belirtir. Bunları bir ihtiyarın solmuş hayatı uğruna feda edemeyeceğini, kendisinin bütün kalbini, bütün varlığını verebileceğini söyler. Ancak devamlı bir aşk ve çocuklar veremeyecek kadar yaşlı olduğunu anlatır. Sitare bunları duyduktan sonra bir karar verir. Profesörle arkadaş olarak kalmak istediğini profesöre söyler. Ardından İzmir’e kocasının yanına döner.

3.KİTABIN ANA FİKRİ: Aşkın büyüsü ve ızdırapları.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Kitapta karakterler üzerinde fazla durulmamış. Ferruh Bey çok bilgili bir profesördür. Profesörün genç bir kızı kendisine bu kadar bağlaması bence olumsuz bir davranıştır. Sitare güzel ve genç bir kızdır. Turgut iyi niyetli, samimi, mert bir insandır. Turgut’un hal ve hareketlerini takdir ediyorum.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSî GÖRÜŞLER: Hikâyenin geçtiği zaman güzel bir şekilde yansıtılmış. Hikâye anlaşılır ve sade bir şekilde yazılmış. Yazar anlatmak istediklerini sade bir şekilde okuyucuya aktarmayı başarmış. Herkes tarafından anlaşılabilecek akıcı bir roman. Bu romanda anlatılan konuya türk filimlerinde de raslamıştım.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Kerime NADİR , tam adı Kerime NADİR AZRAK(d. 5 şubat 1917, İstanbul – ö. 20 Mart 1984, İstanbul) Türk romancı. Bebek Saint Joseph Sörler Okulu’nu bitirdi.(1935 ) ; ayrıca özel eğitim gördü. İlk şiir ve öyküleri 1937’de Servetifünun-Uyanış ve Yarımay dergilerinde yayımlandı. Çoğunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla çok okunan bir yazar oldu. Bir çok baskısı yapılan bu romanlarının bazısı sinemaya aktarıldı. Anılarını Romancının Dünyası(1981) adlı kitapta topladı. Başlıca romanları arasında Yeşil Işıklar (1937), Hıçkırık (1938), Seven Ne Yapmaz (1940), Gelinlik Kız (1943); Uykusuz Geceler (1945), Kahkaha (1946), Posta Güvercini (1950), Pervane (1955), Esir Kuş (1957) ve Sonbahar (1958) sayılabilir.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Takipçi Satın Al


Üst Alt