fatımiler (910-1171)

Sponsorlu Bağlantılar

x-scarface

x-scarface

Üye
    Konu Sahibi
fatımiler (910-1171)
Kuruluş Yeri ve Tarihi
Şiî halifeliğini temsil eden Fatımî Devleti, Afrika’da (Mısır’da) kurulmuştur (910). III. asırdan itibaren Suriye’nin Humus ile Hama şehirleri arasındaki Selamiye şehrinde başlanan Fatımî (tsmailiye) hareketinin mensupları, kendilerini kabul ettirmek ve taraftar bulmak için gizlice çalışmaya başlamışlardı. Bunun için Iran, Irak ve Yemen’e “dai”ler (propagandist) göndermişlerdi. Ismailiye mezhebinin Afrika’ya gönderilen büyük “dai”si Ebu Abdullah, Mehdi Ubeydullah’ı yanına çağırdı (904). Ubeydullah, yıkılmak üzere olan Aglebiler Devleti’nin hakimiyetine son vererek Fatımî Devletini kurdu. Gösterdiği büyük gayret sayesinde, kısa sürede Trablusgarp ve Tunus dahil bütün Kuzey Afrika’yı ele geçirdi (911). Tunus’ta Mehdiye adıyla bir şehir inşa ederek kendine hükümet merkezi yaptı.


İranlı bir göz hekiminin oğlu olan Ubeydullah’ın taraftarları, onun Peygamberimizin (S.A.V.) kızı Hz.Fatma’nın (R.A) neslinden geldiğini iddia ettiler.
Fatımî Devletini on dört Şiî halifesi idare etmiştir. Kendilerini baştan beri Şiilerin halifesi ilân eden, Fatımîlerin en meşhur halifesi IV. Halife olan Ebu Temim Maad’dır. Fatımîlerin en parlak devri onun dönemidir (953-975). Ebu Temin Maad, Mısır’da meydana gelen kargaşadan faydalanarak Akşitler (Ihşitler) Devlcti’ne son verip Mısır’ı istilâ etti (Temmuz 969). Kahire şehrini inşa ettirerek merkez yaptı. Abbasîlerin nüfuz ve iktidarını gösteren hiçbir iz bırakmadı.
Daha sonra Hicaz, Yemen, Suriye ve Filistin’i aldı. Mısır’da Camiu’l-Ezher’i inşa ettirdi.
Fatımî halifelerinin hepsi Sünnîliğe karşı, Şiîliği büyük bir taassup ve baskı ile yaymaya çalışmışlardır. Bu halifelerin sonuncusu Ebu Muhammet Abdullah zamanında Mısır, Hristiyan ordularının saldırısına uğradı. Fatımîler iki asır boyunca mücadele ettikleri Sünnîlerden, Halep atabeği Nurettin Zengi’den yardım istediler ve bu sayede Mısır kurtuldu. Ebu Muhammet Abdullah kendisine yardıma gelen ordu kumandanı Esedü’d-din’i (Şirgûh) kendisine vezir yaptı. Esedü’d-din’in ölümü üzerine yardım ordusunun fırka kumandanı Selâhü’d-din bin Yusuf El-Eyyubî vezir oldu. Nesli tükenen son Şiî halifesi ölünce (1171) Salâhattin Eyyubî, Fatımî Devleti’ne son vererek Eyyubî Devleti’ni kurdu. Böylece Fatımîler Devleti tarihe karışmış oldu (1171). Fatımî ordusu Berberi, Türk ve Zencilerden oluşmuştu. Her devlette görüldüğü gibi, zamanla Fatımî ordusunda da önemli komutanlıklar Türklerin eline geçti.
Fatımîler İslâm dünyasında çıkan kargaşa ve ayrılıklarda büyük rol oynamış, kaynağım tsmailiye fırkasından alan Batınîlik ve Dürzilik günümüze kadar gelmiştir.


Fatımîlerde Kültür ve Medeniyet
Fatımîler ilk zamanlarda birçok bilgileri Yunan filozoflarından aldılar, İsmailiye mezhebinin 20 fırkasından biri sayılan Haşşaşin fırkasının kurucusu olan. Hasan Sabah’ın Farsça yazdığı eserler vardır. Ancak bu eserlerin bütünü Alamut Kalesinin Moğollar tarafından alınması sırasında yok edilmiştir.

İsmaililere cevap olarak, İmam-ı Gazali “Fedaih-ül Bâtınîyye” adlı eserinde, onların İslâm dini bilgileri ile alay ederek Eflatun’un felsefesini kabul ettiklerini bildirmektedir, İslâmî yönde bu menfi hareketlerine ve İslâm dünyasındaki ikilik ve fitnelerine rağmen birtakım kültür hizmetleri de olmuştur.
Fatımî Devleti’nin kurucusu Ubeydullah, Mehdiye şehrini kurdu. IV. halife Ebu Tamim Maad, Camiü’l-Ezher’i inşa ettirdi. Kendi namına para bastırdı. V. halife El-Aziz Billah, Mısır’da imar faaliyetlerine önem vererek antik bir eser olan El-Hakim camiini inşa etti. VI. halife Hakim Bi’emrıllah Kahire’de Darü’l-İlm Darü’l Hikme, Redaşiye Camii ve Mekke Camii gibi pek çok imar faaliyetlerinde bulundu.
Ezber Medresesinde ileri seviyede öğrenim yapıldı, tsmâilî Fıkhını esas alarak Darü’l Hikme’de (Yüksek İslâm okulu) batının inancını ve hukukunu takviye eden dersler verildi.


Fikir Hayatı
Yirmi fırkaya ayrılan Şiilerin bir fırkasına İsmailiye denir. Bu fırka, İslâm dininin yayılmasına karşı koyamayan Mecusilerin (ateşe tapanlar) Kuran-ı Kerim ve hadîsi şeriflere, kendi inançlarına göre mana vermesiyle ortaya çıkmıştır. Bu fırkanın itikadının bozuk olduğunu anlayıp çekilenlerin başında Karmitler, Nizariler ve Dürziler gelir.

Ismaililer tarih boyunca gizliliğe riayet ettikleri için haklarında az bilgi bulunmaktadır. Onlar, Kuran’ın asıl mesajının gizli olduğunu ve zahiri görüntüden çok Batıniliğin (iç sırların) önemi olduğunu iddia ederler. Onlara göre iman, itikat ve ibadette; dış görünüş değil kalp temizliği esastır.
 
Takipçi Satın Al


Üst Alt