Silinen Üye 2392690
Kapalı Hesap
Fatih Sultan Mehmed'in Adalet Anlayışı
Fatih Sultan Mehmet bir cami yaptırıyordu. Caminin mimarı, "İpsilanti Efendi" isimli bir Rum'du.
Fatih'in emrine karşı geldi. Camide kullanılacak mermer sütunlardan birazını kesti.
Bunu duyan fatih, çok öfkelendi. Müftüye danışmadan, mimar efendinin elini kestirdi. Bunun üzerine Rum mimar, kadıya gitti.
Zamanın İstanbul kadısı Sarı Hızır Çelebi durumu incel...edi. Padişahı çağırdı.
Padişah mahkemeye geldi. Oturmak üzereyken, kadı şöyle gürledi:
"Hasmınla mürafaa-i şeri olunacaksın (yüzleşeceksin), ayağa kalk!"
İstanbul'la birlikte nice ülkeler, krallıklar feth eden padişah, ayağa kalktı. İpsilanti Efendi'yle yüzleştirildi.
Mimar İpsilanti Efendi şikayetçiydi. Fatih ise mimarın elini kestiğini kabul ediyordu.
Şahitler dinlendikten sonra Kadı Hızır Çelebi, kararını bildirdi:
"Mimarın elini kesenin eli kesilecektir. Kısasa kısas yapılacaktır."
Fatih sessizdi. Mimar İspilanti Efendi ise ağlıyordu. Yere diz çöktü:
"Davamdan vazgeçtim!" dedi, "Bu adalet karşısında Müslüman oldum. Padişahın eli kesilmesin. Bu cihangir'e kıyılmasın..."
Kadı, bunun üzerine, kararını değiştirdi. Padişah, Mimar İspilanti Efendi ve ailesini geçindirecekti.
İyi bir ev verecek, masraflarını kendi kesesinden karşılayacaktı. İş böylece tatlıya bağlanmış oluyordu.
Herkes mahkeme salonunu terk etti. Kadı ile padişah yalnız kaldılar. O zaman Sultan Mehmed, kılıcını göstererek şöyle dedi:
"Eğer benim padişahlığımdan korkup iltimas geçseydin, haksız bir karar verseydin, billahi şu kılıçla başını uçururdum!"
Kadı Hızır Çelebi oturduğu minderi kaldırdı. Altında demir bir topuz vardı. Padişah'a gösterdi:
"Hünkarım, sen de padişahlığından gururlanıp şeriat mahkemesine saygısızlık etseydin, kararı dinlemeseydin,
billahi şu topuzla başını ezecektim!"
Fatih'in adalet anlayışı ve o zamanın hakimlerinin adaleti işte böyleydi. Bir Rum mimar ile padişahı ayırt etmiyordu...
Ve Osmanlı Devleti, kılıçla kalemin gölgesinde yükseldikçe yükseliyor, büyüdükçe büyüyordu...
Fatih'in emrine karşı geldi. Camide kullanılacak mermer sütunlardan birazını kesti.
Bunu duyan fatih, çok öfkelendi. Müftüye danışmadan, mimar efendinin elini kestirdi. Bunun üzerine Rum mimar, kadıya gitti.
Zamanın İstanbul kadısı Sarı Hızır Çelebi durumu incel...edi. Padişahı çağırdı.
Padişah mahkemeye geldi. Oturmak üzereyken, kadı şöyle gürledi:
"Hasmınla mürafaa-i şeri olunacaksın (yüzleşeceksin), ayağa kalk!"
İstanbul'la birlikte nice ülkeler, krallıklar feth eden padişah, ayağa kalktı. İpsilanti Efendi'yle yüzleştirildi.
Mimar İpsilanti Efendi şikayetçiydi. Fatih ise mimarın elini kestiğini kabul ediyordu.
Şahitler dinlendikten sonra Kadı Hızır Çelebi, kararını bildirdi:
"Mimarın elini kesenin eli kesilecektir. Kısasa kısas yapılacaktır."
Fatih sessizdi. Mimar İspilanti Efendi ise ağlıyordu. Yere diz çöktü:
"Davamdan vazgeçtim!" dedi, "Bu adalet karşısında Müslüman oldum. Padişahın eli kesilmesin. Bu cihangir'e kıyılmasın..."
Kadı, bunun üzerine, kararını değiştirdi. Padişah, Mimar İspilanti Efendi ve ailesini geçindirecekti.
İyi bir ev verecek, masraflarını kendi kesesinden karşılayacaktı. İş böylece tatlıya bağlanmış oluyordu.
Herkes mahkeme salonunu terk etti. Kadı ile padişah yalnız kaldılar. O zaman Sultan Mehmed, kılıcını göstererek şöyle dedi:
"Eğer benim padişahlığımdan korkup iltimas geçseydin, haksız bir karar verseydin, billahi şu kılıçla başını uçururdum!"
Kadı Hızır Çelebi oturduğu minderi kaldırdı. Altında demir bir topuz vardı. Padişah'a gösterdi:
"Hünkarım, sen de padişahlığından gururlanıp şeriat mahkemesine saygısızlık etseydin, kararı dinlemeseydin,
billahi şu topuzla başını ezecektim!"
Fatih'in adalet anlayışı ve o zamanın hakimlerinin adaleti işte böyleydi. Bir Rum mimar ile padişahı ayırt etmiyordu...
Ve Osmanlı Devleti, kılıçla kalemin gölgesinde yükseldikçe yükseliyor, büyüdükçe büyüyordu...
