tersinim
Üye
Evrim mi? Tersinim mi?
EVRİM Mİ? TERSİNİM Mİ?
…..Non-lineer dinamik yapılar….Stokastik süreçler…. Kendi kendine organize eden yapılar…. Sonuç evrim(miş)…
Dostlar sevinin. Her gün bir parça daha gelişip güzelleşiyor(muş)uz.
Ohhh! Ne güzel… Evrim amca her gün bir kaç kuruş atıyormuş kumbaramıza…
İleride kullanılmak üzere..
Her gün bir parça daha da zenginleşiyor(muş)uz.
Bunu genlerimize işleyip diğer nesillere aktararak…
Babadan evlatlara kalan miraslar gibi.
Bu daha da güzel…..
Diline sağlık evrimci…. ………………….
………………….
Fakat gerçek amca öyle demiyor….
Yüzü asık; sert ve inatçı… Asla taviz vermiyor. İsteğe göre değişmiyor.
Gerçek amca şunu der ki ey yeğenim!
Zaman insafsız bir harami gibi! Her birimizden bir şeyler koparıp alıyor. Taş bile durduğu yerde çürüyüp gidiyor. Yıpranıp bir şeylerimizi kaybediyoruz.
Kazandığımız bir şeyse yok.
Evrim amca yalan söylemiş, kandırmış sizleri…..
Şunu iyi bil ki:
Her güzel çirkinleşecek, her yeni eskiyecektir. Bu bir doğa kanunudur. İşte tersinim budur. Taşın bile çürüyüp gitmesi gibi.
Ömrümüz varsa ihtiyarlamak kaçınılmaz akıbetimiz.
Ölümden ise kurtulan var mı? …………………………….
……………………..
Tersinim mi? Evrim mi? Artık bir karar verin.
Önümüzde güneş misali duran mı? Yoksa Kaf dağı ardında olan mı?
Gökte yıldız ararken önündeki çukuru görmeyen alim misali…
Bu mesel kulağımıza küpe olsun.
--------------- Ekleme ---------------
EVRİM Mİ? TERSİNİM Mİ SORUSUNA
FOSİLLER NE DİYOR?
Fosiller geçmiş yaşamların günümüze kalan izleridir. Bu gün gelişen bilim ve teknolojinin yardımıyla geçmiş yaşamın tarihsel döngüsünü rahatlıkla fosillerde izleyebilmekteyiz.
Evrim teorisinin kurucusu ve duayeni Charles Darwin’e göre hiç bir canlı bu günkü yapısını geleceğe aynen taşıyamayacaktır. Değişim evrim yönündedir.
Tersinim teorisi de diğer pek çok konuda olduğu gibi evrim teorisiyle canlıların zaman içinde değiştikleri konusunda yorum farkıyla mutabıktır.
Tersinim teorisi canlıların zaman içindeki değişimlerini evrimin tersine negatif olduğu görüşündedir. Bu görüşüne kanıt olarak entropi kanununu, bozmanın kolay yapmanın zor olduğu; düzen sahibi sistemlerin irade, (amaç) bilgi, güç, madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonucu olduğu ilkelerini gösterir. Tersinim teorisine göre canlılar zaman içinde mükemmel yapılarından bir şeylerini kaybetmekte, gerilemektedir.
Fosillerin tarafsız ve bilimsel gözlerle incelenip yorumlanması yaşam gerçeğini öğrenebilmemizin tek yoludur.
Evrim teorisi devamlı gelişimi (evrimi) öngördüğünden yaşam grafiği gitgide yükselen düz bir çizgi olmalı ve evrimleşme süreci ara format canlılarına ait fosillerle açıkça izlenebilmelidir. Evrim sürecinin uzun, canlı ömürlerinin kısa olduğu dikkate alınırsa dünyamız ara format fosilleriyle tıka basa dolu olmalıdır ama bir tane bile bulunamamıştır.
Evrim teorisi savunucuları canlılığın başlangıcı kabul edilen rastlantılarla oluşmuş tek hücreli ilkel canlılardan bu gün hayranlıkla izlediğimiz mükemmel yapılılara geçiş sürecini hayat ağacı dedikleri bir şema ile göstermeye çalışırlar.
Bu şemada türler arasındaki boşlukları genelde hayal ürünü ara format canlıları doldurmuştur.
Canlılar devamlı evrim sürecinde olduklarından evrim teorisine göre bulunan her fosil bir ara format canlısına ait olmak zorundadır. Tüm fosillerin ara format fosili olarak yorumlanma çabaları bu mantığın sonucudur. Bir bakıma sonuç başlangıçta tespit edilmiş, ayrıntılarda buna uydurulmuş, boşluklar gerçek dışı varsayımsal canlılarla doldurulmuştur. Bunun bilimsel yöntemlerle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir ön kabul olduğu açıktır.
Fosil bulgularının verdiği sonuçları gruplandırıp genelleme yapmak evrim mi, tersinim mi sorusunun doğru cevabını bulmamıza yardımcı olabilir. Fosil bilimi bulguları konusunda şu genel hatları kesin bir şekilde ortaya koymuştur.
a)-Dünyamızda ilk canlılık üç milyar beş yüz milyon yıl önce bakteri türü mikroorganizmalar şeklinde görülür. Bu canlılar yapı olarak birbirlerinden tamamen farklı, kesin çizgilerle ayrılmış iki türdedir. Evrimsel bağ oluşturabilecek ara format canlıları da yoktur.
b)-Dünyada yaklaşık üç milyar yıl sadece mikroorganizmalar görülür.
c)-İlk canlılığın görüldüğü tarihten üç milyar yıl sonra (günümüzden yaklaşık 550 milyon yıl önce) kambriyen döneminde canlılar aniden, çeşitli ve mükemmel yapılarıyla ortaya çıkarlar. Ara format fosilleri yoktur.
d)-Bu canlıların yapılarında öylesine büyük ve keskin farklıklar vardır ki prekambriyen denilen kısa dönemde sıçramalı evrimle oluşması mümkün değildir.
e)-Yaşam tarihi canlıların sadece çeşitlendiğini göstermez. Tersinimi de gösterir. Pek çok canlı türünün nesilleri kesilmiş, geçmişin karanlıklarına gömülmüştür.
f)-Fosillerin grafiği gitgide yükselen düz bir çizgi yerine tam bir karmaşa; inişler çıkışlar, zikzaklar gösterir. Hayat ağacı şemasının öngördüklerine uymaz. İlkel zannedilenlerle gelişkin zannedilenler aynı dönemlerde yan yanadır, iç içedir.
Evrim teorisinin kabul ve ölçülerine göre ilkellerden çok daha yaşlı gelişkin, gelişkinlerden çok daha genç ilkel canlı fosilleri vardır.
g)-Bu gün milyonlarca fosil canlıların zaman içinde değişmediklerini açık şekilde gösterir. Yüz milyonlarca yıl önceki yapılarını koruyan kimi canlılar günümüz de yaşamaktadır.
h)-Geçmiş yaşamın nicelikleri konusunda kanıtlar olan fosiller açık bir şekilde evrimi değil tersinimi gösterir. Bu konuda en küçük bir kuşku yoktur.
Evrim teorisi savunucuları fosiller konusunda geçmiş tarihte pek çok sahtekarlıklara, aldatmacalara yeltenmişler, bunlardan bir kısmında başarılı olmuşlar, onlarca yıl insanları aldatmaya başarmışlardır.
Fakat yalanlarla, aldatmacalarla bilimsel olması gereken bir teorinin savunulup yaşatılması mümkün değildir. Bu sahtekarlıklar ve aldatmacalar taraftarlarının teorilerini savunma konusunda ne kadar aciz, çaresiz kaldıklarını göstermesi bakımından hayli ilginçtir. Eğer gerçekten teorilerini doğruluğunu gösteren bilimsel bulgulara sahip olsalardı bu tür sahtekarlıklara, aldatmacalara girişmelerine gerek olmayacağı açıktır.
…..Non-lineer dinamik yapılar….Stokastik süreçler…. Kendi kendine organize eden yapılar…. Sonuç evrim(miş)…
Dostlar sevinin. Her gün bir parça daha gelişip güzelleşiyor(muş)uz.
Ohhh! Ne güzel… Evrim amca her gün bir kaç kuruş atıyormuş kumbaramıza…
İleride kullanılmak üzere..
Her gün bir parça daha da zenginleşiyor(muş)uz.
Bunu genlerimize işleyip diğer nesillere aktararak…
Babadan evlatlara kalan miraslar gibi.
Bu daha da güzel…..
Diline sağlık evrimci…. ………………….
………………….
Fakat gerçek amca öyle demiyor….
Yüzü asık; sert ve inatçı… Asla taviz vermiyor. İsteğe göre değişmiyor.
Gerçek amca şunu der ki ey yeğenim!
Zaman insafsız bir harami gibi! Her birimizden bir şeyler koparıp alıyor. Taş bile durduğu yerde çürüyüp gidiyor. Yıpranıp bir şeylerimizi kaybediyoruz.
Kazandığımız bir şeyse yok.
Evrim amca yalan söylemiş, kandırmış sizleri…..
Şunu iyi bil ki:
Her güzel çirkinleşecek, her yeni eskiyecektir. Bu bir doğa kanunudur. İşte tersinim budur. Taşın bile çürüyüp gitmesi gibi.
Ömrümüz varsa ihtiyarlamak kaçınılmaz akıbetimiz.
Ölümden ise kurtulan var mı? …………………………….
……………………..
Tersinim mi? Evrim mi? Artık bir karar verin.
Önümüzde güneş misali duran mı? Yoksa Kaf dağı ardında olan mı?
Gökte yıldız ararken önündeki çukuru görmeyen alim misali…
Bu mesel kulağımıza küpe olsun.
--------------- Ekleme ---------------
EVRİM Mİ? TERSİNİM Mİ SORUSUNA
FOSİLLER NE DİYOR?
Fosiller geçmiş yaşamların günümüze kalan izleridir. Bu gün gelişen bilim ve teknolojinin yardımıyla geçmiş yaşamın tarihsel döngüsünü rahatlıkla fosillerde izleyebilmekteyiz.
Evrim teorisinin kurucusu ve duayeni Charles Darwin’e göre hiç bir canlı bu günkü yapısını geleceğe aynen taşıyamayacaktır. Değişim evrim yönündedir.
Tersinim teorisi de diğer pek çok konuda olduğu gibi evrim teorisiyle canlıların zaman içinde değiştikleri konusunda yorum farkıyla mutabıktır.
Tersinim teorisi canlıların zaman içindeki değişimlerini evrimin tersine negatif olduğu görüşündedir. Bu görüşüne kanıt olarak entropi kanununu, bozmanın kolay yapmanın zor olduğu; düzen sahibi sistemlerin irade, (amaç) bilgi, güç, madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonucu olduğu ilkelerini gösterir. Tersinim teorisine göre canlılar zaman içinde mükemmel yapılarından bir şeylerini kaybetmekte, gerilemektedir.
Fosillerin tarafsız ve bilimsel gözlerle incelenip yorumlanması yaşam gerçeğini öğrenebilmemizin tek yoludur.
Evrim teorisi devamlı gelişimi (evrimi) öngördüğünden yaşam grafiği gitgide yükselen düz bir çizgi olmalı ve evrimleşme süreci ara format canlılarına ait fosillerle açıkça izlenebilmelidir. Evrim sürecinin uzun, canlı ömürlerinin kısa olduğu dikkate alınırsa dünyamız ara format fosilleriyle tıka basa dolu olmalıdır ama bir tane bile bulunamamıştır.
Evrim teorisi savunucuları canlılığın başlangıcı kabul edilen rastlantılarla oluşmuş tek hücreli ilkel canlılardan bu gün hayranlıkla izlediğimiz mükemmel yapılılara geçiş sürecini hayat ağacı dedikleri bir şema ile göstermeye çalışırlar.
Bu şemada türler arasındaki boşlukları genelde hayal ürünü ara format canlıları doldurmuştur.
Canlılar devamlı evrim sürecinde olduklarından evrim teorisine göre bulunan her fosil bir ara format canlısına ait olmak zorundadır. Tüm fosillerin ara format fosili olarak yorumlanma çabaları bu mantığın sonucudur. Bir bakıma sonuç başlangıçta tespit edilmiş, ayrıntılarda buna uydurulmuş, boşluklar gerçek dışı varsayımsal canlılarla doldurulmuştur. Bunun bilimsel yöntemlerle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir ön kabul olduğu açıktır.
Fosil bulgularının verdiği sonuçları gruplandırıp genelleme yapmak evrim mi, tersinim mi sorusunun doğru cevabını bulmamıza yardımcı olabilir. Fosil bilimi bulguları konusunda şu genel hatları kesin bir şekilde ortaya koymuştur.
a)-Dünyamızda ilk canlılık üç milyar beş yüz milyon yıl önce bakteri türü mikroorganizmalar şeklinde görülür. Bu canlılar yapı olarak birbirlerinden tamamen farklı, kesin çizgilerle ayrılmış iki türdedir. Evrimsel bağ oluşturabilecek ara format canlıları da yoktur.
b)-Dünyada yaklaşık üç milyar yıl sadece mikroorganizmalar görülür.
c)-İlk canlılığın görüldüğü tarihten üç milyar yıl sonra (günümüzden yaklaşık 550 milyon yıl önce) kambriyen döneminde canlılar aniden, çeşitli ve mükemmel yapılarıyla ortaya çıkarlar. Ara format fosilleri yoktur.
d)-Bu canlıların yapılarında öylesine büyük ve keskin farklıklar vardır ki prekambriyen denilen kısa dönemde sıçramalı evrimle oluşması mümkün değildir.
e)-Yaşam tarihi canlıların sadece çeşitlendiğini göstermez. Tersinimi de gösterir. Pek çok canlı türünün nesilleri kesilmiş, geçmişin karanlıklarına gömülmüştür.
f)-Fosillerin grafiği gitgide yükselen düz bir çizgi yerine tam bir karmaşa; inişler çıkışlar, zikzaklar gösterir. Hayat ağacı şemasının öngördüklerine uymaz. İlkel zannedilenlerle gelişkin zannedilenler aynı dönemlerde yan yanadır, iç içedir.
Evrim teorisinin kabul ve ölçülerine göre ilkellerden çok daha yaşlı gelişkin, gelişkinlerden çok daha genç ilkel canlı fosilleri vardır.
g)-Bu gün milyonlarca fosil canlıların zaman içinde değişmediklerini açık şekilde gösterir. Yüz milyonlarca yıl önceki yapılarını koruyan kimi canlılar günümüz de yaşamaktadır.
h)-Geçmiş yaşamın nicelikleri konusunda kanıtlar olan fosiller açık bir şekilde evrimi değil tersinimi gösterir. Bu konuda en küçük bir kuşku yoktur.
Evrim teorisi savunucuları fosiller konusunda geçmiş tarihte pek çok sahtekarlıklara, aldatmacalara yeltenmişler, bunlardan bir kısmında başarılı olmuşlar, onlarca yıl insanları aldatmaya başarmışlardır.
Fakat yalanlarla, aldatmacalarla bilimsel olması gereken bir teorinin savunulup yaşatılması mümkün değildir. Bu sahtekarlıklar ve aldatmacalar taraftarlarının teorilerini savunma konusunda ne kadar aciz, çaresiz kaldıklarını göstermesi bakımından hayli ilginçtir. Eğer gerçekten teorilerini doğruluğunu gösteren bilimsel bulgulara sahip olsalardı bu tür sahtekarlıklara, aldatmacalara girişmelerine gerek olmayacağı açıktır.
