HeiLmasTer®
Üye
Eski çağlardan günümüze şanlıurfa tarihi (Altıncı Bölüm)
VI) BÜYÜK SELÇUKLULAR VE SURİYE-FİLİSTİN SELÇUKLULARİ DÖNEMİ (1087-1095)
Çeşitli Olaylar
Urfa bölgesinin Türk hâkimiyetine geçmesi üzerine bütün civar asayiş ve huzura kavuşur. Emir Bozan, kentin yönetimini Sâlâr Hulukh adlı bir komutana verir.
Sultan Melikşah 19 Kasım 1092’de öldüğünde, Emir Bozan bu sırada iznik’i kuşatan orduda savaşıyordu. Sultanın ölümünü duyunca kuşatmayı bırakarak Urfa’ya çekilir.
Bundan sonra Büyük Selçuklu Devleti’nde taht mücâdelesi başlar. Bu mücâdele esnasında önce Melik Tutuş'u destekleyen Emir Bozan ve Halep Emiri Aksungur, daha sonra Melikşah’ın oğlu Berkyaruk tarafına geçer. Suriye-Filistin Selçuklu Sultanı olan Melik Tutuş bu ihâneti unutmaz, yapılan savaşta onları yener, önce Aksungur’u, sonra da Emir Bozan’ı ele geçirerek öldürttür (1094).
Suriye-Filistin Selçukluları Urfa Bölgesinde
Melik Tutuş daha sonra Bozan’ın esir aldığı iki askerini idaresindeki Harran ve Urfa’ya göndererek bu kentlerin teslimini ister. Emir Bozan’ın vekilleri ve kentteki askeri birlik, efendilerinin ölmüş olduğuna inanmayarak kenti teslim etmek istemezler. Ancak Melik Tutuş, bir mızrak ucuna taktırdığı Bozan’ın kesik başını kente gönderir. Bozan’ın kesik başını gören vekilleri Urfa ve Harran’ı Tutuş’a teslim ederler.
Melik Tutuş, idarede kolaylık sağlamak amacıyla Urfa’yı Ermeni asıllı Thoros adında birisine verir. Kalede sürekli olarak bir Türk garnizonu bulundurulur.
Thoros, 1095 yılında Melik Tutuş’un ölümünü fırsat bilerek kentin tümüne hakim olur.
VII) ERMENi THOROS DÖNEMi (1095-1098)
Türklerin Urfa Kuşatması
Ermeni Thoros’un 1095 yılında kente hakim olması üzerine, bu arada içkalede bulunan Sipehsalar ünvanlı Türk komutanı civardaki Türk emirlerine mektuplar yazarak Thoros’un Urfa’ya tamamiyle hakim olduğunu bildirir. Türk komutanının çağrısı üzerine kısa sürede emirler harekete geçerler. Önce Artukoğlu Sökmen ve Samsat Emiri Balduk askerleriyle beraber Urfa’ya yürüyerek kenti kuşatırlar. Kuşatma 65 gün sürer, ancak bir sonuç elde edilemez.
Haçlılar Urfa'da
Avrupa’dan toplanan ve Haçlı reisleri komutasındaki birleşik Haçlı ordusu 1097 yılı Nisan sonunda Anadolu’ya girer. 17 Ekim 1097’de Antakya üzerine hareket ederken, ordu komutanlarından Godefroi de Bouillon’un küçük kardeşi olan Baudouin de Boulogne, Maraş’da 700 kişilik bir kuvvetle ordudan ayrılır ve Fırat bölgesine yönelir. Baudouin, Fırat’ın batısında birkaç kaleyi ele geçirir ve bunları Ermeni asıllı reislere verir. Haçlılar, Antakya ve Trablus’da birer kontluk kurarlar. Asıl ordu Kudüs’e ulaşır ve burada krallık kurularak, Baudouin’in ağabeyisi Godefroi de Bouillon kral ilan edilir.
Baudouin, ele geçirmiş olduğu Tell-Beşir’de bulunduğu bir sırada, Thoros tarafından gönderilen Urfa papazı ile kentin eşrafından 12 kişilik bir elçi heyeti Baudouin’e gelerek Türkler’e karşı yardım için kentlerine davet ederler (Ocak 1098). Baudouin 6 şubat 1098’de200 kişilik bir kuvvetle Urfa’ya gelir ve halk tarafından büyük bir sevinçle karşılanır. Bu arada Baudouin’in Thoros ile anlaşarak Samsat üzerine başarısız bir sefer yaptığı görülür. Baudouin, bu savaşta 6 şövalyesini kaybeder.
Urfa Hakimi Thoros'un Öldürülmesi
Samsat hezimetinden sonra halktan bazı kimseler Thoros’u öldürmek üzere anlaşırlar. Bu adamlar daha sonra geceleyin Baudouin’in yanına giderek planlarını açıklarlar ve daha sonra kenti kendisine vermeyi vadederler.
İsyancılar, 8 Mart 1098 Pazartesi günü Tho-ros’un içinde bulunduğu kent surunu kuşatırlar. Kuşatmacılar Thoros’a birşey yapmayacaklarına dair büyük yeminler edince, Thoros kalenin kapısını açar, isyâncılar hemen kaleye girerler.
9 Mart Salı günü halk kılıç ve sopalarla Thoros’un üzerine saldırırlar ve onu surların üzerinden galeyana gelmiş olan halkın içine atarlar. Thoros bunlar tarafından parçalanarak can verir. Yeminlerine ihânet eden bu adamlar, Thoros’un ölüsünün ayaklarına bir ip bağlayarak onu kentin sokaklarında sürüklerler. Başını da bir mızrağın ucuna geçirip küfrederler ve daha sonra Halaskâr Kilisesi’nin önüne atarlar.
Bu olaylardan hemen sonra Urfa, Frank asıllı Baudouin’e verilir. O da 10 Mart 1098’de isyâncıların da desteğiyle Urfa’da kontluk kurar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
I) HAÇLI KONTLUĞU DÖNEMİ (1098-1144)
Çeşitli Olaylar
4 Mayıs 1098’de Musul Valisi Kürboğa’nın üç haftalık Urfa kuşatması görülür. Bir sonuç elde edemeyen Kürboğa, Antakya üzerine yürür.
Kudüs’ten gelen bir heyet, Baudouin’e ağabeyisinin öldüğünü ve onun yerine geçmek üzere davet edildiğini bildirir. Baudouin, 2 Ekim 1100’da Kudüs’e gitmek üzere Urfa’dan ayrılır. Eski kont Urfa’dan ayrılırken halktan zorla büyük miktarda altın ve gümüş alır.
Eski kontun kuzeni olan Baudouin du Bourg, 1100 yılı Ekim sonlarında II.Urfa kontu olarak tahta geçer.
27 şubat 1103 Perşembe günü, tufanı andıran sekizinci su baskını meydana gelir. şiddetli yağmurlarla başlayan sel, surları parçalayarak kente girer. Birçok ev yıkılır ve hayvanlar telef olur, ancak insan kaybı olmaz.
Harran Savaşı
Artuklu Hükümdârı Sökmen (saltanatı 1091-1104), Samsat Emiri Balduk ve Musul Hakimi Çökürmüş’ten oluşan birleşik ordu, Mayıs 1104’de Harran’ı almaya teşebbüs eden Frank ordusuna karşı çıkar ve yapılan savaşta Franklar’ı perişan eder. Urfa kontu ve diğer kontlar Sökmen tarafından esir alınır. Daha sonra Urfa kontunu ele geçiren Çökürmüş, Harran’a giderek kenti hâkimiyeti altına alır ve vakit geçirmeden Urfa üzerine yürür; ancak 15 gün süren kuşatmasından bir sonuç alamayarak kontla birlikte Musul’a döner.
Kont Baudouin du Bourg’un Türkler’e esir düşmesi üzerine Urfa, Antakya kontu Bohemund’un eline geçer. Bohemund, kenti yeğeni Tankred’e teslim eder. Bu Antakya etkisi 18 Eylül 1108’e kadar devam eder.
Çeşitli Olaylar
Anadolu Selçuklu Sultanı i.Kılıç Arslan da (saltanatı 1092-1107) Eylül 1106’da Urfa önünde şansını dener; ancak amacına ulaşamayınca buradan çekilerek Harran’a gider ve orayı ele geçirir.
1104 yılındaki Harran Savaşı’nda Türkler’e esir düşen Boudouin ve teyzesi oğlu ünlü şövalye Joscelin de Courtenay, 20.000 dinarlık kurtuluş fidyesi ödeyerek serbest bırakılır. ikisi birlikte, 18 Eylül 1108’de Urfa’ya dönerler.
Musul Valisi Emir Mevdud, Mayıs 1110, 1111 ve 1112 yıllarında Urfa’yı üç kez kuşatır, ancak alamaz Urfa’nın II.kontu Baudouin du Bourg, Kudüs’e kral olmak için giderken, kenti teyzesi oğlu Birecik hâkimi Galeran du Puiset’eye bırakır.
Galeran, Mart 1119’da Mardin Artuklu Hükümdârı i. ilgazi'nin (saltanatı 1108-1122) bölgesine bir yağma akını yapar.
İlgazi, Haziran 1119’da büyük bir ordu ile Urfa önüne gelir. Artuklu ordusu Urfa önünde karargâh kurar; savaşmaktan korkan Galeran, aldığı esirleri vermek şartıyla onlarla barış yapar.
Joscelin de Courtenay, eski Urfa kontu, yeni Kudüs Kralı II.Baudouin tarafından Eylül 1119’da Urfa kontluğuna getirilir. III. Urfa kontu olan Joscelin, hem II.Baudouin’in ve hem de Galeran’ın teyzesi oğlu idi.
Mardin Artuklu hükümdârı i. ilgazi, Nisan 1120’de bir kez daha Urfa önüne gelir. ilgazi kent önünde tahribat yaptıktan sonra Suruç’a gider ve civarını yağmalar.
Joscelin de Courtenay, Kont i.Joscelin de Courtenay’ın 1131 yılında ölmesi üzerine, iV. Urfa kontu olarak tahta geçer. En uzun kontluk süresi bu konta aittir. Bütün Urfa kontları gibi bu da Urfa bölgesinde ve civarında birçok talan, yağma, vahşet, katliam ve zulümler yapar.
Kontluğun Sonu
İslâm dünyasının kalbine bir hançer gibi saplı duran bu sömürü, yağma ve talan kontluğunun nihayet sonu gelir. Musul Atabeyi imâdeddin Zengî, kesin bir darbe vurmak amacıyla 28 Kasım 1144’de Urfa önüne gelir ve teslim olmak istemeyen kenti kuşatır. 24 Aralık 1144 tarihinde Urfa son kez olarak Müslüman Türkler’in eline geçer. 48 yıllık sömürü, talan ve tahribat sona ermiş, halk rahat bir nefes almıştır.
II) MUSUL ATABEYLİĞİ (ZENGÎLER) DÖNEMİ (1144-1182)
Çeşitli Olaylar
İmâdeddin Zengî, Ocak 1145’de Suruç’u da savaşmadan ele geçirir.
Haziran 1145’de Urfa’yı ziyarete gelen Zengî, kentte kaldığı süre içinde Müslüman ve Hıristiyan din adamlarıyla dostluk kurarak tarihi ve kutsal mekânları gezer.
Zengî’nin 1146 yılında Caber Kalesi’nde öldürülmesi üzerine ülkesi, iki büyük oğlu Seyfeddin Gazi ve Nureddin Mahmud arasında eşit biçimde paylaşılır. Seyfeddin, Musul’u alır, Nureddin de Halep’e yerleşir.
Urfa’nın eski kontu II. Joscelin, Ermeniler’le anlaşarak Ekim 1146’da kenti tekrar ele geçirir. Hemen harekete geçen Nureddin Mahmud, Urfa önüne gelir; savaşamayacağını anlayan II.Joscelin ani bir çıkış hareketiyle kentten kaçmayı başarır ve arkasından gelen Hıristiyan ahali, Türkler tarafından imha edilmekten kurtulamaz. Yapılan çarpışmada onbinlerce kişi ölür ve 16.000 kişi de esir edilir. II.Joscelin ise zorlukla Samsat’a kaçabilir. Beş yıl sonra 1151’de yapılacak bir savaşta son şansını deneyecek olan eski kont, bu kez yakalanıp Halep’e götürülecek ve ölünceye kadar orada hapis kalacaktır.
Urfa’nın Türkler’in eline geçmesi, her tarafta korku yaratır ve Avrupa’da ikinci Haçlı Seferi’nin hazırlanmasına sebep olur.
Nureddin Mahmûd Zengî'nin 15 Mayıs 1174’de ölmesi üzerine; Musul hükümdârı olan yeğeni II.Seyfeddin Gazi, sırayla Harran, Urfa, Rakka ve Suruç’u ele geçirir.
Elcezire bölgesi ve Musul hükümdârı II.Seyfeddin Gazi’nin 29 Haziran 1180’de ölmesi üzerine, yerine kardeşi izzeddin Mes`ud geçer. Bu arada Atabey Nureddin Mahmûd Zengî’nin komutanlarından biri olan Salâhaddin Eyyûbi’nin kademeli olarak Elcezire bölgesini ele geçirmeye çalıştığı görülür. Salâhaddin, 1174’de Nureddin’in ölmesi üzerine Mısır’da Eyyûbiler Devleti’ni kurar ve daha sonra 6 Mayıs 1175’de de bağımsızlığını ilan eder.
Salâhaddin Eyyûbi Urfa Bölgesinde
Zengîler’e bağlı Harran Valisi Muzaffereddin Gökbörü, Beyrut’u kuşatmakta olan Salâhaddin’e haber göndererek kendisiyle beraber olduğu ve eğer Fırat’ı geçerse kendisine yardım edeceğini bildirir. Salâhaddin de Beyrut’tan vazgeçerek Fırat’a doğru yönelir. Muzaffereddin, yolda ona katılarak birlikte Birecik kalesine yürürler. Kale hâkimi onlara itaatini sunar.
Salâhaddin daha sonra Urfa üzerine yürür. Eylül 1182’de kenti kuşatarak savaşa tutuşur.
Bu sırada kentin valisi Fahreddin Mes‘ud ez-Zaferâni, çarpışmaların şiddetini görünce teslim olmağa karar verir ve kenti teslim ederek Salâhaddin’in hizmetine girer. Salâhaddin burayı ele geçirince Harran ile birlikte Muzafferüddin’e teslim eder. Böylece Urfa bölgesi Eyyûbiler’in eline geçmiş olur.
III) MISIR VE SURİYE EYYÛBİLERİ DÖNEMİ (1182-1260)
Çeşitli Olaylar
Salâhaddin Eyyûbi’nin, Urfa bölgesini Melik el-Mansur’a verdiği görülür. Melik el-Adil 1218’de ölünce oğlu Melik el-Eşref şerefüddin Musa, Urfa, Harran ve Hilat hâkimi olur.
Bu sıralarda Anadolu Selçukluları ile Eyyûbiler arasında hâkimiyet savaşlarının başladığını görülür. 1232’de Mısır Eyyûbi Sultanı i. el-Kâmil Nasireddin (saltanatı 1218-1238), Urfa, Harran ve Siverek yörelerini ele geçirir ve buralara oğlu Melik Adil’i vali olarak atar. Anadolu Selçuklu Sultanı i.Alaeddin Keykubad ordusuyla Malatya’ya kadar gelir, kendisi burada kalarak Kemaleddin Kamyar’ı Urfa yöresine gönderir. Selçuklu ordusunun bir bölümü Urfa’yı kuşatırken diğer bölümü de Siverek, Harran ve Rakka’yı ele geçirir. Urfa halkı, Eyyûbiler’in önderliğinde büyük bir direniş göstermesine rağmen, kale düşer. Halkın bir bölümü öldürülür; kalanlar ise esir edilir (1235).
Bu olay üzerine harekete geçen i. el-Kâmil Nasireddin, 4 ay içinde Anadolu Selçukluları’nca alınan yerlerin tümünü yeniden ele geçirerek, Selçuklu beylerini işkencelerle öldürttür. Eyyûbiler bu arada Urfa kalesini de yıkarlar.
İki yıl sonra, Selçuklular’a bağlı Harezmliler’in, Selçuklular’dan ayrılarak Urfa yörelerine çekildikleri ve bütün bu bölgeleri yağma ettikleri görülür. Nihayet 1240 yılında Selçuklu birliklerinin Harran’da Harezmliler’i bozguna uğratmaları üzerine ele geçirilen Harran, Eyyûbiler’e bırakılır.
Moğollar, 1251’de Suruç, Harran ve Urfa civarını yağmalarlar.
Hülâgu, 1260 yılı başında Suriye Seferi’ne giderken Harran ve Urfa’yı ele geçirir; direnen Suruç halkını da kılıçtan geçirir. Birecik’i de işgal ettikten sonra Fırat’ı aşar.
Çeşitli Olaylar
Urfa bölgesinin Türk hâkimiyetine geçmesi üzerine bütün civar asayiş ve huzura kavuşur. Emir Bozan, kentin yönetimini Sâlâr Hulukh adlı bir komutana verir.
Sultan Melikşah 19 Kasım 1092’de öldüğünde, Emir Bozan bu sırada iznik’i kuşatan orduda savaşıyordu. Sultanın ölümünü duyunca kuşatmayı bırakarak Urfa’ya çekilir.
Bundan sonra Büyük Selçuklu Devleti’nde taht mücâdelesi başlar. Bu mücâdele esnasında önce Melik Tutuş'u destekleyen Emir Bozan ve Halep Emiri Aksungur, daha sonra Melikşah’ın oğlu Berkyaruk tarafına geçer. Suriye-Filistin Selçuklu Sultanı olan Melik Tutuş bu ihâneti unutmaz, yapılan savaşta onları yener, önce Aksungur’u, sonra da Emir Bozan’ı ele geçirerek öldürttür (1094).
Suriye-Filistin Selçukluları Urfa Bölgesinde
Melik Tutuş daha sonra Bozan’ın esir aldığı iki askerini idaresindeki Harran ve Urfa’ya göndererek bu kentlerin teslimini ister. Emir Bozan’ın vekilleri ve kentteki askeri birlik, efendilerinin ölmüş olduğuna inanmayarak kenti teslim etmek istemezler. Ancak Melik Tutuş, bir mızrak ucuna taktırdığı Bozan’ın kesik başını kente gönderir. Bozan’ın kesik başını gören vekilleri Urfa ve Harran’ı Tutuş’a teslim ederler.
Melik Tutuş, idarede kolaylık sağlamak amacıyla Urfa’yı Ermeni asıllı Thoros adında birisine verir. Kalede sürekli olarak bir Türk garnizonu bulundurulur.
Thoros, 1095 yılında Melik Tutuş’un ölümünü fırsat bilerek kentin tümüne hakim olur.
VII) ERMENi THOROS DÖNEMi (1095-1098)
Türklerin Urfa Kuşatması
Ermeni Thoros’un 1095 yılında kente hakim olması üzerine, bu arada içkalede bulunan Sipehsalar ünvanlı Türk komutanı civardaki Türk emirlerine mektuplar yazarak Thoros’un Urfa’ya tamamiyle hakim olduğunu bildirir. Türk komutanının çağrısı üzerine kısa sürede emirler harekete geçerler. Önce Artukoğlu Sökmen ve Samsat Emiri Balduk askerleriyle beraber Urfa’ya yürüyerek kenti kuşatırlar. Kuşatma 65 gün sürer, ancak bir sonuç elde edilemez.
Haçlılar Urfa'da
Avrupa’dan toplanan ve Haçlı reisleri komutasındaki birleşik Haçlı ordusu 1097 yılı Nisan sonunda Anadolu’ya girer. 17 Ekim 1097’de Antakya üzerine hareket ederken, ordu komutanlarından Godefroi de Bouillon’un küçük kardeşi olan Baudouin de Boulogne, Maraş’da 700 kişilik bir kuvvetle ordudan ayrılır ve Fırat bölgesine yönelir. Baudouin, Fırat’ın batısında birkaç kaleyi ele geçirir ve bunları Ermeni asıllı reislere verir. Haçlılar, Antakya ve Trablus’da birer kontluk kurarlar. Asıl ordu Kudüs’e ulaşır ve burada krallık kurularak, Baudouin’in ağabeyisi Godefroi de Bouillon kral ilan edilir.
Baudouin, ele geçirmiş olduğu Tell-Beşir’de bulunduğu bir sırada, Thoros tarafından gönderilen Urfa papazı ile kentin eşrafından 12 kişilik bir elçi heyeti Baudouin’e gelerek Türkler’e karşı yardım için kentlerine davet ederler (Ocak 1098). Baudouin 6 şubat 1098’de200 kişilik bir kuvvetle Urfa’ya gelir ve halk tarafından büyük bir sevinçle karşılanır. Bu arada Baudouin’in Thoros ile anlaşarak Samsat üzerine başarısız bir sefer yaptığı görülür. Baudouin, bu savaşta 6 şövalyesini kaybeder.
Urfa Hakimi Thoros'un Öldürülmesi
Samsat hezimetinden sonra halktan bazı kimseler Thoros’u öldürmek üzere anlaşırlar. Bu adamlar daha sonra geceleyin Baudouin’in yanına giderek planlarını açıklarlar ve daha sonra kenti kendisine vermeyi vadederler.
İsyancılar, 8 Mart 1098 Pazartesi günü Tho-ros’un içinde bulunduğu kent surunu kuşatırlar. Kuşatmacılar Thoros’a birşey yapmayacaklarına dair büyük yeminler edince, Thoros kalenin kapısını açar, isyâncılar hemen kaleye girerler.
9 Mart Salı günü halk kılıç ve sopalarla Thoros’un üzerine saldırırlar ve onu surların üzerinden galeyana gelmiş olan halkın içine atarlar. Thoros bunlar tarafından parçalanarak can verir. Yeminlerine ihânet eden bu adamlar, Thoros’un ölüsünün ayaklarına bir ip bağlayarak onu kentin sokaklarında sürüklerler. Başını da bir mızrağın ucuna geçirip küfrederler ve daha sonra Halaskâr Kilisesi’nin önüne atarlar.
Bu olaylardan hemen sonra Urfa, Frank asıllı Baudouin’e verilir. O da 10 Mart 1098’de isyâncıların da desteğiyle Urfa’da kontluk kurar.
BEŞİNCİ BÖLÜM
I) HAÇLI KONTLUĞU DÖNEMİ (1098-1144)
Çeşitli Olaylar
4 Mayıs 1098’de Musul Valisi Kürboğa’nın üç haftalık Urfa kuşatması görülür. Bir sonuç elde edemeyen Kürboğa, Antakya üzerine yürür.
Kudüs’ten gelen bir heyet, Baudouin’e ağabeyisinin öldüğünü ve onun yerine geçmek üzere davet edildiğini bildirir. Baudouin, 2 Ekim 1100’da Kudüs’e gitmek üzere Urfa’dan ayrılır. Eski kont Urfa’dan ayrılırken halktan zorla büyük miktarda altın ve gümüş alır.
Eski kontun kuzeni olan Baudouin du Bourg, 1100 yılı Ekim sonlarında II.Urfa kontu olarak tahta geçer.
27 şubat 1103 Perşembe günü, tufanı andıran sekizinci su baskını meydana gelir. şiddetli yağmurlarla başlayan sel, surları parçalayarak kente girer. Birçok ev yıkılır ve hayvanlar telef olur, ancak insan kaybı olmaz.
Harran Savaşı
Artuklu Hükümdârı Sökmen (saltanatı 1091-1104), Samsat Emiri Balduk ve Musul Hakimi Çökürmüş’ten oluşan birleşik ordu, Mayıs 1104’de Harran’ı almaya teşebbüs eden Frank ordusuna karşı çıkar ve yapılan savaşta Franklar’ı perişan eder. Urfa kontu ve diğer kontlar Sökmen tarafından esir alınır. Daha sonra Urfa kontunu ele geçiren Çökürmüş, Harran’a giderek kenti hâkimiyeti altına alır ve vakit geçirmeden Urfa üzerine yürür; ancak 15 gün süren kuşatmasından bir sonuç alamayarak kontla birlikte Musul’a döner.
Kont Baudouin du Bourg’un Türkler’e esir düşmesi üzerine Urfa, Antakya kontu Bohemund’un eline geçer. Bohemund, kenti yeğeni Tankred’e teslim eder. Bu Antakya etkisi 18 Eylül 1108’e kadar devam eder.
Çeşitli Olaylar
Anadolu Selçuklu Sultanı i.Kılıç Arslan da (saltanatı 1092-1107) Eylül 1106’da Urfa önünde şansını dener; ancak amacına ulaşamayınca buradan çekilerek Harran’a gider ve orayı ele geçirir.
1104 yılındaki Harran Savaşı’nda Türkler’e esir düşen Boudouin ve teyzesi oğlu ünlü şövalye Joscelin de Courtenay, 20.000 dinarlık kurtuluş fidyesi ödeyerek serbest bırakılır. ikisi birlikte, 18 Eylül 1108’de Urfa’ya dönerler.
Musul Valisi Emir Mevdud, Mayıs 1110, 1111 ve 1112 yıllarında Urfa’yı üç kez kuşatır, ancak alamaz Urfa’nın II.kontu Baudouin du Bourg, Kudüs’e kral olmak için giderken, kenti teyzesi oğlu Birecik hâkimi Galeran du Puiset’eye bırakır.
Galeran, Mart 1119’da Mardin Artuklu Hükümdârı i. ilgazi'nin (saltanatı 1108-1122) bölgesine bir yağma akını yapar.
İlgazi, Haziran 1119’da büyük bir ordu ile Urfa önüne gelir. Artuklu ordusu Urfa önünde karargâh kurar; savaşmaktan korkan Galeran, aldığı esirleri vermek şartıyla onlarla barış yapar.
Joscelin de Courtenay, eski Urfa kontu, yeni Kudüs Kralı II.Baudouin tarafından Eylül 1119’da Urfa kontluğuna getirilir. III. Urfa kontu olan Joscelin, hem II.Baudouin’in ve hem de Galeran’ın teyzesi oğlu idi.
Mardin Artuklu hükümdârı i. ilgazi, Nisan 1120’de bir kez daha Urfa önüne gelir. ilgazi kent önünde tahribat yaptıktan sonra Suruç’a gider ve civarını yağmalar.
Joscelin de Courtenay, Kont i.Joscelin de Courtenay’ın 1131 yılında ölmesi üzerine, iV. Urfa kontu olarak tahta geçer. En uzun kontluk süresi bu konta aittir. Bütün Urfa kontları gibi bu da Urfa bölgesinde ve civarında birçok talan, yağma, vahşet, katliam ve zulümler yapar.
Kontluğun Sonu
İslâm dünyasının kalbine bir hançer gibi saplı duran bu sömürü, yağma ve talan kontluğunun nihayet sonu gelir. Musul Atabeyi imâdeddin Zengî, kesin bir darbe vurmak amacıyla 28 Kasım 1144’de Urfa önüne gelir ve teslim olmak istemeyen kenti kuşatır. 24 Aralık 1144 tarihinde Urfa son kez olarak Müslüman Türkler’in eline geçer. 48 yıllık sömürü, talan ve tahribat sona ermiş, halk rahat bir nefes almıştır.
II) MUSUL ATABEYLİĞİ (ZENGÎLER) DÖNEMİ (1144-1182)
Çeşitli Olaylar
İmâdeddin Zengî, Ocak 1145’de Suruç’u da savaşmadan ele geçirir.
Haziran 1145’de Urfa’yı ziyarete gelen Zengî, kentte kaldığı süre içinde Müslüman ve Hıristiyan din adamlarıyla dostluk kurarak tarihi ve kutsal mekânları gezer.
Zengî’nin 1146 yılında Caber Kalesi’nde öldürülmesi üzerine ülkesi, iki büyük oğlu Seyfeddin Gazi ve Nureddin Mahmud arasında eşit biçimde paylaşılır. Seyfeddin, Musul’u alır, Nureddin de Halep’e yerleşir.
Urfa’nın eski kontu II. Joscelin, Ermeniler’le anlaşarak Ekim 1146’da kenti tekrar ele geçirir. Hemen harekete geçen Nureddin Mahmud, Urfa önüne gelir; savaşamayacağını anlayan II.Joscelin ani bir çıkış hareketiyle kentten kaçmayı başarır ve arkasından gelen Hıristiyan ahali, Türkler tarafından imha edilmekten kurtulamaz. Yapılan çarpışmada onbinlerce kişi ölür ve 16.000 kişi de esir edilir. II.Joscelin ise zorlukla Samsat’a kaçabilir. Beş yıl sonra 1151’de yapılacak bir savaşta son şansını deneyecek olan eski kont, bu kez yakalanıp Halep’e götürülecek ve ölünceye kadar orada hapis kalacaktır.
Urfa’nın Türkler’in eline geçmesi, her tarafta korku yaratır ve Avrupa’da ikinci Haçlı Seferi’nin hazırlanmasına sebep olur.
Nureddin Mahmûd Zengî'nin 15 Mayıs 1174’de ölmesi üzerine; Musul hükümdârı olan yeğeni II.Seyfeddin Gazi, sırayla Harran, Urfa, Rakka ve Suruç’u ele geçirir.
Elcezire bölgesi ve Musul hükümdârı II.Seyfeddin Gazi’nin 29 Haziran 1180’de ölmesi üzerine, yerine kardeşi izzeddin Mes`ud geçer. Bu arada Atabey Nureddin Mahmûd Zengî’nin komutanlarından biri olan Salâhaddin Eyyûbi’nin kademeli olarak Elcezire bölgesini ele geçirmeye çalıştığı görülür. Salâhaddin, 1174’de Nureddin’in ölmesi üzerine Mısır’da Eyyûbiler Devleti’ni kurar ve daha sonra 6 Mayıs 1175’de de bağımsızlığını ilan eder.
Salâhaddin Eyyûbi Urfa Bölgesinde
Zengîler’e bağlı Harran Valisi Muzaffereddin Gökbörü, Beyrut’u kuşatmakta olan Salâhaddin’e haber göndererek kendisiyle beraber olduğu ve eğer Fırat’ı geçerse kendisine yardım edeceğini bildirir. Salâhaddin de Beyrut’tan vazgeçerek Fırat’a doğru yönelir. Muzaffereddin, yolda ona katılarak birlikte Birecik kalesine yürürler. Kale hâkimi onlara itaatini sunar.
Salâhaddin daha sonra Urfa üzerine yürür. Eylül 1182’de kenti kuşatarak savaşa tutuşur.
Bu sırada kentin valisi Fahreddin Mes‘ud ez-Zaferâni, çarpışmaların şiddetini görünce teslim olmağa karar verir ve kenti teslim ederek Salâhaddin’in hizmetine girer. Salâhaddin burayı ele geçirince Harran ile birlikte Muzafferüddin’e teslim eder. Böylece Urfa bölgesi Eyyûbiler’in eline geçmiş olur.
III) MISIR VE SURİYE EYYÛBİLERİ DÖNEMİ (1182-1260)
Çeşitli Olaylar
Salâhaddin Eyyûbi’nin, Urfa bölgesini Melik el-Mansur’a verdiği görülür. Melik el-Adil 1218’de ölünce oğlu Melik el-Eşref şerefüddin Musa, Urfa, Harran ve Hilat hâkimi olur.
Bu sıralarda Anadolu Selçukluları ile Eyyûbiler arasında hâkimiyet savaşlarının başladığını görülür. 1232’de Mısır Eyyûbi Sultanı i. el-Kâmil Nasireddin (saltanatı 1218-1238), Urfa, Harran ve Siverek yörelerini ele geçirir ve buralara oğlu Melik Adil’i vali olarak atar. Anadolu Selçuklu Sultanı i.Alaeddin Keykubad ordusuyla Malatya’ya kadar gelir, kendisi burada kalarak Kemaleddin Kamyar’ı Urfa yöresine gönderir. Selçuklu ordusunun bir bölümü Urfa’yı kuşatırken diğer bölümü de Siverek, Harran ve Rakka’yı ele geçirir. Urfa halkı, Eyyûbiler’in önderliğinde büyük bir direniş göstermesine rağmen, kale düşer. Halkın bir bölümü öldürülür; kalanlar ise esir edilir (1235).
Bu olay üzerine harekete geçen i. el-Kâmil Nasireddin, 4 ay içinde Anadolu Selçukluları’nca alınan yerlerin tümünü yeniden ele geçirerek, Selçuklu beylerini işkencelerle öldürttür. Eyyûbiler bu arada Urfa kalesini de yıkarlar.
İki yıl sonra, Selçuklular’a bağlı Harezmliler’in, Selçuklular’dan ayrılarak Urfa yörelerine çekildikleri ve bütün bu bölgeleri yağma ettikleri görülür. Nihayet 1240 yılında Selçuklu birliklerinin Harran’da Harezmliler’i bozguna uğratmaları üzerine ele geçirilen Harran, Eyyûbiler’e bırakılır.
Moğollar, 1251’de Suruç, Harran ve Urfa civarını yağmalarlar.
Hülâgu, 1260 yılı başında Suriye Seferi’ne giderken Harran ve Urfa’yı ele geçirir; direnen Suruç halkını da kılıçtan geçirir. Birecik’i de işgal ettikten sonra Fırat’ı aşar.
