LAZOFLU
Emekli Yönetici
-
Konu Sahibi
-
Eş adayını tanıma yolları
İnsan sosyal
bir varlık
olduğu için,
yaşadığı
olumlu ve
olumsuz
tecrübeler, kendi hayatında etkili
olduğu gibi içinde yaşadığı toplum
üzerinde de etkili olabilmektedir.
Bu bağlamda ülkemizde de her
geçen gün daha da artan
boşanmalar, sadece tarafları ruhen
yaralamakla kalmıyor, toplumun
evlilik algısını da yaralıyor.
Beklenmedik bir anda nişanların
bozulması, hatta davetiyesi
basılmış düğünlerin iptal edilmesi,
adayların evlilik cesaretlerini
kırarken, evliliğe niyetlenen
gençlerin de tedirginliğini artırıyor.
Aklıselim, yerini duygusallığa
bırakıyor. Bazı sorunların sürekli
tekrarlanması, daha fazla insana
zarar vermesi, yaşanan her sorunun
klişe yaklaşımlara mahkûm
olmasıdır. Evliliği boşanmayla sona
eren, nişanı bozan ve düğünü iptal
edenlere sorduğumuzda, cevaplar
genelde, "yanlış tanımışım",
"yeterince tanıyamamışım" gibi
cümlelerle başlar. Yani temel sorun,
karşı tarafı yeterince tanı
(ya)mamadır. İsabetli bir evlilik
kararı vermek için yeterince
tanımak gerekir. Adayın kendi
anlatımlarının yanında, dolaylı
yollardan ailesi, arkadaşları,
yaşadığı ortamlar, yakinen
tanıyanların görüşlerini öğrenmek,
aday hakkında daha net bir fotoğraf
ortaya koyacaktır.
Tanıma, daha adayı görmeden
başlar!
Düşünmeyi, sağlıklı karar vermeyi
engelleyen klişelerden kurtulmak
lazım. Bazıları evliliği, mantık ve
duygu evliliği diye ikiye ayırır. Ne
mantıksız ne de duygusuz evlilik
huzur verir. Evlilik, mantık ve
duyguyla kendini bulur. Adayların
birbiri hakkında yeterli bilgi sahibi
olması "mantıkî çerçeve"yi
netleştirir. Bu "mantıki çerçeveye"
göre görüşmeye veya
görüşmemeye karar verir.
Görüşürse, "mantıkî çerçeve"de
duygu arar.
Yeterince tanımadan, "mantıkî
çerçeve" netleşmeden yapılan
görüşmelerde, adaylar, kendi
aralarındaki bilgi alışverişini yeterli
görüp, kendilerini duyguların
akışına bırakır ve duygu üstüne
mantık giydirmeye çalışırlar. Öyle
ya da böyle bir mantıkî çerçeve
oluşur ama bu, hayalî gerçeklerden
meydana gelir. İlk görüşmenin kısa
tutulmasının sebebi de, görüşme
süresince mantıkî çerçeveye dikkat
edilmesi, sık sık güncellenmesi
içindir.
Evlenilecek adayı belirleme ve
görüşme sürecinde, kişinin
arkadaşları ve ailesiyle hareket
etmesi tanıma için çok önemlidir. Eş
adayını kendisi tanıyan adaylar,
görüşme süreçleri zaten gizli
olduğu için, ne arkadaşlarından ne
de ailelerinden tanıma konusunda
yardım alamazlar. Flörtle
evlenenlerin daha sorunlu
olmasının sebebi işte bu; birbirini
yeterince tanımamalarıdır!
Yeterince tanımanın önündeki
engelleri kaldırmak için şunlara
dikkat edin:
Hayal (kurgu) âleminde yaşamak:
Popüler kültürün model kız/erkek
için tasarladığı kurgular, gençlerin
kendilerine özgü hayallerini elinden
alıp, bu kurgulara mahkûm etti.
Yapılması gereken, zihindeki
kurgulardan kurtulup, özel bir insan
olan eş adayını tanımaya
çalışmaktır.
Mükemmeliyetçilik: Eş adayında en
ufak bir kusuru dahi
kabullenemeyecek olan kişi, bir
kusurla karşılaşma korkusundan,
tanımaktan kaçar. Oysa insan için
mükemmellik yoktur, eksik ve
kusurlarını fark edip giderme
yolunda olmak (mükemmele giden
yol) vardır. Mükemmele giden yolda
olmak için, mükemmeliyetçilik
takıntısından kurtulup, hayata
bütün olarak bakıp, insanı kusur ve
sevaplarıyla ele almak gerekir.
Fazla tanımaya gerek duymamak:
Modern insan bireysel düşündüğü
için, eş adayının ailesini bile
tanımaya gerek duymayabiliyor,
"ailesiyle mi yaşayacağım" diyor.
Oysa insan, evet bir eşle evlenir,
ama o evlilik, onu bir başka ailenin
içine, akraba çevresine dahil eder.
Boşanmalarda eşlerin ailelerinin
tahrik, baskı veya
yönlendirmelerinin ne kadar tesirli
olduğu bilinen bir gerçektir.
Acelecilik/Sabırsızlık: Hayırlı işleri
vesvese ve fitneye kurban etmemek
için bekletmemek lazım. Fakat bir
işe hak ettiği değer verilmez,
yapılması gerekenler zamanında
yapılmazsa, sonuç olumsuz veya
kusurlu olur. Bu süreçte sabretmek,
hareketsiz beklemek değil, eş
adayına ait yeterli bilgiye ulaşma
gayretidir.
Topu aracılara atmak: Bir aracı
vasıtasıyla tanışan kişi, çok değer
verdiği bir arkadaşı/büyüğüne olan
güveninden, "o tavsiye ettiyse
tamam" diyerek tanımayı es
geçebiliyor. Oysa aracıların
sorumluluğu sadece aracılık, ama
evlenecek kişinin sorumluluğu ise
bir ömrü kapsadığı için, evlenecek
kadar tanımak da onun görevidir.
Birilerine dayanma ihtiyacı:
Birtakım sorunlar yaşayan ve hayatı
tek başına götüremediği için
evlenmek isteyen kişi, bulduğunu
kaçırmamak için, yeterince
tanımayı atlayıp hemen karar
verebiliyor. Evlenip sakinleştiğinde
farkına varıyor, yanlış karar
verdiğinin. Böyle kişilerin ilk
yapmaları gereken, bir an evvel
sorunları çözüp, kendi ayakları
üzerinde durur seviyeye
gelmeleridir.
Çevre baskısı: Fikirlerini, kararlarını
henüz cesurca savunamayan kişiler,
başkalarının etkisinde kalır, farklı bir
şey söylemeye, istemeye çekinirler.
Fakat usulüne uygun olarak, adayı
tanımak kişinin hakkıdır ve
vazifesidir.
İstişaresizlik: İstişarede, sorunları
çözme, kapalı kapıları açma ve
bereket vardır. Kendi başına hareket
etmede ise çözümsüzlük, tıkanıp
kalmak vardır. Eş adayı hakkında
yeterli bilgi almak için neler
yapmak gerekir? Bilgileri nasıl
değerlendirmeli? gibi konularda
fikir alışverişinde bulunulan biri
olmalıdır.
Medyanın evliliğe hak ettiği değeri
vermemesi: Anlık karar verip
evlenmelerin, anlık karar verip
ayrılmaların ön planda olduğu,
fakat evliliğin huzur bahşettiği
ailelerin, evliliğin öneminin geri
planda tutulduğu günümüzde eş
adayları olumsuz etki altında
kalıyor. Evlilik süreçlerini doğal
yaşayamıyorlar.
bir varlık
olduğu için,
yaşadığı
olumlu ve
olumsuz
tecrübeler, kendi hayatında etkili
olduğu gibi içinde yaşadığı toplum
üzerinde de etkili olabilmektedir.
Bu bağlamda ülkemizde de her
geçen gün daha da artan
boşanmalar, sadece tarafları ruhen
yaralamakla kalmıyor, toplumun
evlilik algısını da yaralıyor.
Beklenmedik bir anda nişanların
bozulması, hatta davetiyesi
basılmış düğünlerin iptal edilmesi,
adayların evlilik cesaretlerini
kırarken, evliliğe niyetlenen
gençlerin de tedirginliğini artırıyor.
Aklıselim, yerini duygusallığa
bırakıyor. Bazı sorunların sürekli
tekrarlanması, daha fazla insana
zarar vermesi, yaşanan her sorunun
klişe yaklaşımlara mahkûm
olmasıdır. Evliliği boşanmayla sona
eren, nişanı bozan ve düğünü iptal
edenlere sorduğumuzda, cevaplar
genelde, "yanlış tanımışım",
"yeterince tanıyamamışım" gibi
cümlelerle başlar. Yani temel sorun,
karşı tarafı yeterince tanı
(ya)mamadır. İsabetli bir evlilik
kararı vermek için yeterince
tanımak gerekir. Adayın kendi
anlatımlarının yanında, dolaylı
yollardan ailesi, arkadaşları,
yaşadığı ortamlar, yakinen
tanıyanların görüşlerini öğrenmek,
aday hakkında daha net bir fotoğraf
ortaya koyacaktır.
Tanıma, daha adayı görmeden
başlar!
Düşünmeyi, sağlıklı karar vermeyi
engelleyen klişelerden kurtulmak
lazım. Bazıları evliliği, mantık ve
duygu evliliği diye ikiye ayırır. Ne
mantıksız ne de duygusuz evlilik
huzur verir. Evlilik, mantık ve
duyguyla kendini bulur. Adayların
birbiri hakkında yeterli bilgi sahibi
olması "mantıkî çerçeve"yi
netleştirir. Bu "mantıki çerçeveye"
göre görüşmeye veya
görüşmemeye karar verir.
Görüşürse, "mantıkî çerçeve"de
duygu arar.
Yeterince tanımadan, "mantıkî
çerçeve" netleşmeden yapılan
görüşmelerde, adaylar, kendi
aralarındaki bilgi alışverişini yeterli
görüp, kendilerini duyguların
akışına bırakır ve duygu üstüne
mantık giydirmeye çalışırlar. Öyle
ya da böyle bir mantıkî çerçeve
oluşur ama bu, hayalî gerçeklerden
meydana gelir. İlk görüşmenin kısa
tutulmasının sebebi de, görüşme
süresince mantıkî çerçeveye dikkat
edilmesi, sık sık güncellenmesi
içindir.
Evlenilecek adayı belirleme ve
görüşme sürecinde, kişinin
arkadaşları ve ailesiyle hareket
etmesi tanıma için çok önemlidir. Eş
adayını kendisi tanıyan adaylar,
görüşme süreçleri zaten gizli
olduğu için, ne arkadaşlarından ne
de ailelerinden tanıma konusunda
yardım alamazlar. Flörtle
evlenenlerin daha sorunlu
olmasının sebebi işte bu; birbirini
yeterince tanımamalarıdır!
Yeterince tanımanın önündeki
engelleri kaldırmak için şunlara
dikkat edin:
Hayal (kurgu) âleminde yaşamak:
Popüler kültürün model kız/erkek
için tasarladığı kurgular, gençlerin
kendilerine özgü hayallerini elinden
alıp, bu kurgulara mahkûm etti.
Yapılması gereken, zihindeki
kurgulardan kurtulup, özel bir insan
olan eş adayını tanımaya
çalışmaktır.
Mükemmeliyetçilik: Eş adayında en
ufak bir kusuru dahi
kabullenemeyecek olan kişi, bir
kusurla karşılaşma korkusundan,
tanımaktan kaçar. Oysa insan için
mükemmellik yoktur, eksik ve
kusurlarını fark edip giderme
yolunda olmak (mükemmele giden
yol) vardır. Mükemmele giden yolda
olmak için, mükemmeliyetçilik
takıntısından kurtulup, hayata
bütün olarak bakıp, insanı kusur ve
sevaplarıyla ele almak gerekir.
Fazla tanımaya gerek duymamak:
Modern insan bireysel düşündüğü
için, eş adayının ailesini bile
tanımaya gerek duymayabiliyor,
"ailesiyle mi yaşayacağım" diyor.
Oysa insan, evet bir eşle evlenir,
ama o evlilik, onu bir başka ailenin
içine, akraba çevresine dahil eder.
Boşanmalarda eşlerin ailelerinin
tahrik, baskı veya
yönlendirmelerinin ne kadar tesirli
olduğu bilinen bir gerçektir.
Acelecilik/Sabırsızlık: Hayırlı işleri
vesvese ve fitneye kurban etmemek
için bekletmemek lazım. Fakat bir
işe hak ettiği değer verilmez,
yapılması gerekenler zamanında
yapılmazsa, sonuç olumsuz veya
kusurlu olur. Bu süreçte sabretmek,
hareketsiz beklemek değil, eş
adayına ait yeterli bilgiye ulaşma
gayretidir.
Topu aracılara atmak: Bir aracı
vasıtasıyla tanışan kişi, çok değer
verdiği bir arkadaşı/büyüğüne olan
güveninden, "o tavsiye ettiyse
tamam" diyerek tanımayı es
geçebiliyor. Oysa aracıların
sorumluluğu sadece aracılık, ama
evlenecek kişinin sorumluluğu ise
bir ömrü kapsadığı için, evlenecek
kadar tanımak da onun görevidir.
Birilerine dayanma ihtiyacı:
Birtakım sorunlar yaşayan ve hayatı
tek başına götüremediği için
evlenmek isteyen kişi, bulduğunu
kaçırmamak için, yeterince
tanımayı atlayıp hemen karar
verebiliyor. Evlenip sakinleştiğinde
farkına varıyor, yanlış karar
verdiğinin. Böyle kişilerin ilk
yapmaları gereken, bir an evvel
sorunları çözüp, kendi ayakları
üzerinde durur seviyeye
gelmeleridir.
Çevre baskısı: Fikirlerini, kararlarını
henüz cesurca savunamayan kişiler,
başkalarının etkisinde kalır, farklı bir
şey söylemeye, istemeye çekinirler.
Fakat usulüne uygun olarak, adayı
tanımak kişinin hakkıdır ve
vazifesidir.
İstişaresizlik: İstişarede, sorunları
çözme, kapalı kapıları açma ve
bereket vardır. Kendi başına hareket
etmede ise çözümsüzlük, tıkanıp
kalmak vardır. Eş adayı hakkında
yeterli bilgi almak için neler
yapmak gerekir? Bilgileri nasıl
değerlendirmeli? gibi konularda
fikir alışverişinde bulunulan biri
olmalıdır.
Medyanın evliliğe hak ettiği değeri
vermemesi: Anlık karar verip
evlenmelerin, anlık karar verip
ayrılmaların ön planda olduğu,
fakat evliliğin huzur bahşettiği
ailelerin, evliliğin öneminin geri
planda tutulduğu günümüzde eş
adayları olumsuz etki altında
kalıyor. Evlilik süreçlerini doğal
yaşayamıyorlar.