arslansem
Üye
Ekvator---Yıldız Tilbe
Ekvator
Selamlar;
Güneşte, insanın yere düşen gölgesi karanlık. Dünyaya kendi gölgesi düştüğünde diğer yarısı karanlık oluyor. Aslında güneş batmıyor hep var. İnsanın gölgeside hisleri galiba. İnsanı karartabiliyor. Dünya döndükçe bir yanı gündüz oluyor. Diğer yanı gölgelendikçe kararıyor. İnsanlarında düşünceleri hisleri döndükçe, kararıyor veya aydınlanıyor. Ekvatorda altı ay gece altı ay gündüzmüş. Bir taraf hiç kararmıyor, bir taraf hiç aydınlanmıyor. Böyle insanlarda var. Bazıları hep aydınlık düşünceli, bazıları hep karanlık fikirli. Ekvatorun tam orta çizgisinden baktığınız zaman bir taraf aydınlık bir taraf karanlık. Böyle insanlarda var. Hem aydınlık hem karanlık. Düşünsenize öğle saatinde zindan gibi, ya da gecenin yarısını gösterirken saatler, güneş pırıl tepede. Güneş tepede fakat aslında gece yarısı ya da aslında gündüz, öğle vakti zamanı fakat güneş yok ve karanlık. Buda hayal kırıklıklarını veya ummadığımız güzellikleri anlatır bir durum sanki. Güvenmediğiniz insanların atmadığı kazıkları güvendiğinizden yemek gibi. Hayatta böyle, insanın bir saati bir saatini tutmuyor. En azından benim öyle. Bazen hep karanlık, bazen hep aydınlık. Bazen aynı anda karanlık ve aydınlık. Gölgemden hiç hoşlanmıyorum bu yüzden. Güneşli geceler karanlık gündüzler var hayatta. Güneşsiz kara gündüzler, yıldızsız beyaz geceler. Dünya döndükçe, kararıyor veya aydınlanıyor. Hisler gibi düşüncelerde öyle. Şuna benziyor; ateşte aydınlatır fakat yakar. Güneş aydınlatır fakat ısıtır. Karanlık, adı üstünde karanlık. Gören göz görmez olur karanlıkta. Düşünceler karardığında hiçbirşeyi göremez insan farkındasızdır. Aydınlandığındaysa hiçbirşey kaçamaz aydınlıktan, görünür. Düşünmek, herkesin aklına sığmaz. Düşünüp anladığını, kabul etmek, her yüreğin genişliğine göre değildir. Düşünceli aydınlık akıllar, kabul edecek genişlikte yürekler lazım. Ekvator olmasaydı, kim inanırdı karanlık gündüzlere, aydınlık gecelere? Geleceğe bakıyorum aydınlıkla karanlığın arasından. Kendi ekvatorumda...
Sevgiler.
Yıldız Tilbe
Selamlar;
Güneşte, insanın yere düşen gölgesi karanlık. Dünyaya kendi gölgesi düştüğünde diğer yarısı karanlık oluyor. Aslında güneş batmıyor hep var. İnsanın gölgeside hisleri galiba. İnsanı karartabiliyor. Dünya döndükçe bir yanı gündüz oluyor. Diğer yanı gölgelendikçe kararıyor. İnsanlarında düşünceleri hisleri döndükçe, kararıyor veya aydınlanıyor. Ekvatorda altı ay gece altı ay gündüzmüş. Bir taraf hiç kararmıyor, bir taraf hiç aydınlanmıyor. Böyle insanlarda var. Bazıları hep aydınlık düşünceli, bazıları hep karanlık fikirli. Ekvatorun tam orta çizgisinden baktığınız zaman bir taraf aydınlık bir taraf karanlık. Böyle insanlarda var. Hem aydınlık hem karanlık. Düşünsenize öğle saatinde zindan gibi, ya da gecenin yarısını gösterirken saatler, güneş pırıl tepede. Güneş tepede fakat aslında gece yarısı ya da aslında gündüz, öğle vakti zamanı fakat güneş yok ve karanlık. Buda hayal kırıklıklarını veya ummadığımız güzellikleri anlatır bir durum sanki. Güvenmediğiniz insanların atmadığı kazıkları güvendiğinizden yemek gibi. Hayatta böyle, insanın bir saati bir saatini tutmuyor. En azından benim öyle. Bazen hep karanlık, bazen hep aydınlık. Bazen aynı anda karanlık ve aydınlık. Gölgemden hiç hoşlanmıyorum bu yüzden. Güneşli geceler karanlık gündüzler var hayatta. Güneşsiz kara gündüzler, yıldızsız beyaz geceler. Dünya döndükçe, kararıyor veya aydınlanıyor. Hisler gibi düşüncelerde öyle. Şuna benziyor; ateşte aydınlatır fakat yakar. Güneş aydınlatır fakat ısıtır. Karanlık, adı üstünde karanlık. Gören göz görmez olur karanlıkta. Düşünceler karardığında hiçbirşeyi göremez insan farkındasızdır. Aydınlandığındaysa hiçbirşey kaçamaz aydınlıktan, görünür. Düşünmek, herkesin aklına sığmaz. Düşünüp anladığını, kabul etmek, her yüreğin genişliğine göre değildir. Düşünceli aydınlık akıllar, kabul edecek genişlikte yürekler lazım. Ekvator olmasaydı, kim inanırdı karanlık gündüzlere, aydınlık gecelere? Geleceğe bakıyorum aydınlıkla karanlığın arasından. Kendi ekvatorumda...
Sevgiler.
Yıldız Tilbe
