ALpeRenBuGRa
Üye
Disiplin; Ceza ve Sertlik Değil ki !..
Disiplin; Ceza ve Sertlik Değil ki !..
Disiplinli anne deyince aklımıza, katı kurallar koyan, çocuğu da bu kurallara uyması için zorlayan anne gelir; fakat disiplinsiz olmak sanıldığı gibi özgür olmak değildir. Disiplin, günlük hayatta katı ve sıkıcı kurallar, cezalandırma, baskı altına alma anlamlarında kullanılır. Oysa disiplin, kelime anlamıyla ‘öğretmek’ demektir; eğitim, öğretim, bir işi kurallarına uygun yapmayı öğrenmek ve başarmak… Sonuçta biz ebeveynlerin yapması gereken de, çocuğun yapacağı şeyi öğrenmesine, uygulamasına, becermesine ve başarmasına destek olmak... Dolayısıyla disiplinli bir anne, çocuğa yemek yedirmek için peşinde koşan değil, çocuğa yemeğini yemesini öğreten annedir. Bunun da katı kurallarla, zor kullanmayla bir ilgisi yoktur.
Gerçekten de çocuklar yaşadıkları dünyanın kurallarını anlamak isterler ve buna ihtiyaçları vardır. Onlardan ne beklendiğini, diğer insanlarla birlikteyken durdukları yeri, ne kadar ileri gidebileceklerini ve ileri gittikleri zaman neler olacağını bilmek isterler. Sınırlar, bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemli bir role sahiptir, ama anne babaların öğretmeye çalıştıkları ve koyulan sınırlar çok net olmadığı zaman kolayca yıkılabilirler.
Çocuğun ruhsal gelişiminde en önemli yeri aile tutar. Ebeveynin inanç ve yapılarına göre demokratik tutum veya otoriter tutum olmak üzere iki genel tutum sergilenir. Demokratik tutum, çocuğun yaşına göre bazı kararları almasında söz sahibi olması ve aileyle birlikte kararların nedenleri ve sonuçları hakkında bilgi alışverişi sağlar. Otoriter tutumda ise, anneyle baba, istek ve dayatmalarının kesinlikle yerine getirilmesini ister. Demokratik tutumda çocuk kendine güvenini kazanırken kendini daha rahat ifade edebilme olanağı bulur. Bazen aileler, sınır koymamayı demokratik yapıyla karıştırır ve cezalandırmayı sevgiye karşıt olarak düşünürler. Fakat sınır koyulmadan çocuğun kendini denetleme kapasitesi gelişmez.
Ayrıca, anne babalar çocuğun yaşamında en önemli kişiler olduklarını ve çocuğa uygulanacak disiplinin ilişkilerini bozmayacak düzeyde kurmayı unutmamalıdır. İyi ve olumlu davranışlarda fazla sevgi gösterme veya kötü ve olumsuz davranışlarda sevgi esirgemesi de yanlış tutumdur. Sevgi, ayrı tutulup koşulsuz kılınmalıdır. Çocuk ne yaparsa yapsın, ana-baba sevgisinden asla şüphesi olmamalıdır. Bu yüzden aile sevginin kesintiye uğramadığı bir disiplin yöntemi bulunmalıdır.
“HAYIR” DERKEN DİKKAT
Doğru örnek olun. “Hayır” dediğiniz şeye yaşamınızda ne kadar yer verdiğinize göz atın. Gazlı içeceklerin zararlı olduğunu söyleyip, her gün kola içiyorsanız ne kadar inandırıcı olabilirsiniz?
“Hayır”ları da sevgiyle; ancak net ve kararlı bir tonda söyleyin. Çocukla konuşun, neyi, neden öyle yaptığınızı anlatın. Kabul etmediği zaman bile anlayacaktır.
Çocuğun kendini değersiz hissedeceği davranışlardan kaçının. Önemsememe, aşağılama, onun disiplinsiz olmasına yol açar.
Çocuğun her istediğini yapmak yerine uygun olanı yaparak disiplini öğrenmesini sağlayabilirsiniz.
Çocuklar ailelerinin duygusal enerjisini -olumlu ya da olumsuz yönde- kendi üzerlerinde toplamaya çalışırlar, bu nedenle enerjinizi eğlenmeye ayırın.
“Hayır” dediğiniz şeye karşı çocuğunuzun ilgisi artabilir, sizi denemek amacıyla defalarca isteğini tekrarlayabilir. “Hayır”ınızda istikrarlı olabilirseniz, çocuğunuz da sizin net tavrınız karşısında durmayı ve davranışlarını ayarlamayı öğrenecektir.
Çocuğunuzun bir şeyi yapmasına izin vermiyorsanız sadece “hayır” demekle kalmayıp, farklı bir öneri getirebilirsiniz. “Birlikte yemek yapalım mı?”, “Boyama yapmaya ne dersin?” gibi.
ANNE OLUNCA ANLADIM
Özgürleşmeye giden yol…
Yazıma, ‘Çocuk Yetiştirmenin Taosu’ adlı kitabı hem tavsiye ederek hem de alıntı yaparak başlamak istiyorum: “Çocukları yapmak istemedikleri şeye yapmaya zorlamak genellikle geri teper ama ‘Bir dene bakalım, belki de hoşlanırsın’ şeklinde yaklaşılırsa, merak duygusu uyandırılabilir. Onlara yön gösterin. Çocukluk keşfetme çağıdır.”
Evet, çocukluk keşfetme ve öğrenme çağı, fakat biz yetişkinler hayata genellikle “keşfedecek ve öğrenecek bir şey kalmadı” gözüyle bakıyoruz. Çocuklarla aramızdaki bu önemli farka, bir de disiplin konusundaki kafa karışıklıklarımız eklenince
ANNEYİ KAYIRAN KÖŞE
Osho’dan annelere öneriler
“ÇocuĞa senin malınmış gibi davranma. O senin aracılığınla gelir ama senin değildir. Tanrı seni sadece bir araç olarak kullanmıştır. Sev ama çocuğa asla sahip olma. İkincisi; çocuğa sadece sevgi değil saygı da göster. Onu bir kutlama olarak düşün. O zaman çocuk Tanrı’dan bir armağandır. Böylece ona kendi fikirlerini dayatmaya çalışmazsın… Basitçe ona özgürlük tanırsın, dünyayı tanıma özgürlüğü… Dünyayı keşfetmek için onun giderek güçlü hale gelmesine yardım edersin ama asla talimatlar vermezsin. Ona enerji verirsin, ona korunma sağlarsın, ona güvence verirsin, ihtiyacı olan her şeyi ve onun dünyayı tanıması için senden çok uzaklara gitmesine yardım edersin.”
SonHaber
Disiplinli anne deyince aklımıza, katı kurallar koyan, çocuğu da bu kurallara uyması için zorlayan anne gelir; fakat disiplinsiz olmak sanıldığı gibi özgür olmak değildir. Disiplin, günlük hayatta katı ve sıkıcı kurallar, cezalandırma, baskı altına alma anlamlarında kullanılır. Oysa disiplin, kelime anlamıyla ‘öğretmek’ demektir; eğitim, öğretim, bir işi kurallarına uygun yapmayı öğrenmek ve başarmak… Sonuçta biz ebeveynlerin yapması gereken de, çocuğun yapacağı şeyi öğrenmesine, uygulamasına, becermesine ve başarmasına destek olmak... Dolayısıyla disiplinli bir anne, çocuğa yemek yedirmek için peşinde koşan değil, çocuğa yemeğini yemesini öğreten annedir. Bunun da katı kurallarla, zor kullanmayla bir ilgisi yoktur.
Gerçekten de çocuklar yaşadıkları dünyanın kurallarını anlamak isterler ve buna ihtiyaçları vardır. Onlardan ne beklendiğini, diğer insanlarla birlikteyken durdukları yeri, ne kadar ileri gidebileceklerini ve ileri gittikleri zaman neler olacağını bilmek isterler. Sınırlar, bu öğrenme ve keşfetme sürecinde çok önemli bir role sahiptir, ama anne babaların öğretmeye çalıştıkları ve koyulan sınırlar çok net olmadığı zaman kolayca yıkılabilirler.
Çocuğun ruhsal gelişiminde en önemli yeri aile tutar. Ebeveynin inanç ve yapılarına göre demokratik tutum veya otoriter tutum olmak üzere iki genel tutum sergilenir. Demokratik tutum, çocuğun yaşına göre bazı kararları almasında söz sahibi olması ve aileyle birlikte kararların nedenleri ve sonuçları hakkında bilgi alışverişi sağlar. Otoriter tutumda ise, anneyle baba, istek ve dayatmalarının kesinlikle yerine getirilmesini ister. Demokratik tutumda çocuk kendine güvenini kazanırken kendini daha rahat ifade edebilme olanağı bulur. Bazen aileler, sınır koymamayı demokratik yapıyla karıştırır ve cezalandırmayı sevgiye karşıt olarak düşünürler. Fakat sınır koyulmadan çocuğun kendini denetleme kapasitesi gelişmez.
Ayrıca, anne babalar çocuğun yaşamında en önemli kişiler olduklarını ve çocuğa uygulanacak disiplinin ilişkilerini bozmayacak düzeyde kurmayı unutmamalıdır. İyi ve olumlu davranışlarda fazla sevgi gösterme veya kötü ve olumsuz davranışlarda sevgi esirgemesi de yanlış tutumdur. Sevgi, ayrı tutulup koşulsuz kılınmalıdır. Çocuk ne yaparsa yapsın, ana-baba sevgisinden asla şüphesi olmamalıdır. Bu yüzden aile sevginin kesintiye uğramadığı bir disiplin yöntemi bulunmalıdır.
“HAYIR” DERKEN DİKKAT
Doğru örnek olun. “Hayır” dediğiniz şeye yaşamınızda ne kadar yer verdiğinize göz atın. Gazlı içeceklerin zararlı olduğunu söyleyip, her gün kola içiyorsanız ne kadar inandırıcı olabilirsiniz?
“Hayır”ları da sevgiyle; ancak net ve kararlı bir tonda söyleyin. Çocukla konuşun, neyi, neden öyle yaptığınızı anlatın. Kabul etmediği zaman bile anlayacaktır.
Çocuğun kendini değersiz hissedeceği davranışlardan kaçının. Önemsememe, aşağılama, onun disiplinsiz olmasına yol açar.
Çocuğun her istediğini yapmak yerine uygun olanı yaparak disiplini öğrenmesini sağlayabilirsiniz.
Çocuklar ailelerinin duygusal enerjisini -olumlu ya da olumsuz yönde- kendi üzerlerinde toplamaya çalışırlar, bu nedenle enerjinizi eğlenmeye ayırın.
“Hayır” dediğiniz şeye karşı çocuğunuzun ilgisi artabilir, sizi denemek amacıyla defalarca isteğini tekrarlayabilir. “Hayır”ınızda istikrarlı olabilirseniz, çocuğunuz da sizin net tavrınız karşısında durmayı ve davranışlarını ayarlamayı öğrenecektir.
Çocuğunuzun bir şeyi yapmasına izin vermiyorsanız sadece “hayır” demekle kalmayıp, farklı bir öneri getirebilirsiniz. “Birlikte yemek yapalım mı?”, “Boyama yapmaya ne dersin?” gibi.
ANNE OLUNCA ANLADIM
Özgürleşmeye giden yol…
Yazıma, ‘Çocuk Yetiştirmenin Taosu’ adlı kitabı hem tavsiye ederek hem de alıntı yaparak başlamak istiyorum: “Çocukları yapmak istemedikleri şeye yapmaya zorlamak genellikle geri teper ama ‘Bir dene bakalım, belki de hoşlanırsın’ şeklinde yaklaşılırsa, merak duygusu uyandırılabilir. Onlara yön gösterin. Çocukluk keşfetme çağıdır.”
Evet, çocukluk keşfetme ve öğrenme çağı, fakat biz yetişkinler hayata genellikle “keşfedecek ve öğrenecek bir şey kalmadı” gözüyle bakıyoruz. Çocuklarla aramızdaki bu önemli farka, bir de disiplin konusundaki kafa karışıklıklarımız eklenince
Linkleri görüntülemek için kayıt olmalısınız
savaş meydanına dönebiliyor. Disiplin; öğretmek ve çocuğun becerilerini geliştirmesine fırsat vermek; ama hangimizin buna zamanı ve enerjisi var? Oysa ebeveynleriyle tatminkar bir ilişki yaşayamayan çocukların disiplin ve sınırlar konularında da zorluk yaşadığı ve yaşattığı aşikar... Hayatımızdaki kişisel tatminler bizi nasıl mutlu ediyor ve yumuşatıyorsa bu, çocuklar için de geçerli! Çocuğa kendi kontrolünü elinde tutmayı, özgür olmayı, ayakları üzerinde durmayı öğretmek üzere; sınırlar ve kurallar koyarken, “hayır” derken; kendini ifade etmesine, geliştirmesine imkan tanıyabilmek ve motivasyon sağlayabilmek de önemli… Düşünsenize, bütün gün evde-okulda sadece “hayır”larla boğuşan bir çocuk, hangi “hayır”ı ne sebeple uygulasın? Ya da sınırlar-kurallar koymadığınız, “Benimki özgür takılır” dediğiniz çocuk, kendine ve içi boş bir özgürlüğe nasıl güvenerek yol alsın?ANNEYİ KAYIRAN KÖŞE
Osho’dan annelere öneriler
“ÇocuĞa senin malınmış gibi davranma. O senin aracılığınla gelir ama senin değildir. Tanrı seni sadece bir araç olarak kullanmıştır. Sev ama çocuğa asla sahip olma. İkincisi; çocuğa sadece sevgi değil saygı da göster. Onu bir kutlama olarak düşün. O zaman çocuk Tanrı’dan bir armağandır. Böylece ona kendi fikirlerini dayatmaya çalışmazsın… Basitçe ona özgürlük tanırsın, dünyayı tanıma özgürlüğü… Dünyayı keşfetmek için onun giderek güçlü hale gelmesine yardım edersin ama asla talimatlar vermezsin. Ona enerji verirsin, ona korunma sağlarsın, ona güvence verirsin, ihtiyacı olan her şeyi ve onun dünyayı tanıması için senden çok uzaklara gitmesine yardım edersin.”
SonHaber
