Doğuş Pertez
Admin
Dede Korkut Hikayeleri
Günümüze kadar gelmemiş olan ve on iki epik hikayeden oluşan Dede Korkut Kitabının diğer adı Oğuz Destanı (Oğuzname)dır. Kuzeydoğu Asyadaki Göktürk Devletini oluşturan halklardan olan Oğuzlar, sonradan güneybatıya doğru göç ederek, X. yüzyılda Maveraünnehir ve civarındaki bozkırları yurt edinmişlerdir. Müslümanlığı kabul eden Oğuzlar, X. ve XI. yüzyıllarda, o zaman müslüman olmayan Kıpçaklarla sürekli olarak çarpışmışlardır. İşte Dede Korkut Kitabı, Oğuz boylarının Doğu Anadoluda kendi aralarındaki veya Trabzon Rumları ve Kafkas Gürcüleri ile olan savaşlarını anlatır. Bu savaşlar, tahminlere göre, eski Oğuz Destanına yansımıştır.
Ozanlar olayları defalarca yeniden saz eşliğinde söyle-mişlerse de en eski metinler kaybolmuştur. Elimizdeki metnin, Oğuzlar Ortadoğuya yerleştikten sonra, Osmanlılar dev-rinde Doğu Anadoluda Erzurum bölgesinde, XV. yüzyıl sonunda yazıya geçirildiği tahmin ediliyor. Ve Oğuzların hükümdarı Hanlar Hanı Bayındır Han, Banu Çiçek, Burla Hatun ve Selcen Hatun diğer kahramanlardır.
Aşağıda Dede Korkut Hikayeleri özetlendirilmiştir.
Dirse Han Oğlu Boğaç Han
Hanlar Hanı Bayındır Han, yılda bir kez şenlik düzenleyip, bütün Oğuz beylerini konuk ederdi. Yine bir şenlik zamanı idi. Şenlikte, Hanın emri gereğince, oğlu ve kızı olmayanlar kara çadırda kalacak, altına kara keçe döşenecek, kara koyun eti verilecekti.
Oğuz Hanlarından Dirse Hanın hiç çocuğu yoktu. Bu yüzden onu kara çadıra yerleştirdiler. Sebebini sordu. Çocuğun olmadığı için cevabını alınca, yanında getirdiği kırk yiğidi ile şölen yerini terk etti. O kızgınlıkla gelip hanımına acı sözler etti. Hanımı, Ona büyük bir şölen tertip etmesini, açları doyurmasını, çıplakları giydirmesini, hayır dualar almasını, bu dualar içerisinden birisinin kabul olabileceğini söyledi. Dirse Han, hanımının dediği gibi yaptı.
Dualar kabul oldu. Hanımı gebe kaldı. Zamanı gelince bir erkek çocuğu doğurdu. Çocuk büyüdü, gürbüz bir delikanlı oldu. On beş yaşına gelince, Bayındır Hanın yiğitleri arasına karıştı.
Bir gün arkadaşları ile otururken, Bayındır Hanın üç kişinin sağ yanından, üç kişinin de sol yanından, demir kazıklarla zor zaptettiği boğası, bunların elinden kurtulup sağa sola saldırmaya başlayınca, herkes kaçmış, Dirse Han oğlu ortada yapayalnız kalmıştı. Boğa üzerine hücum edince, yumruğu ile alnının ortasına bir tane yerleştirdi, boğa kıç üstü yere devrildi. Kalkıp hücum etti, akıbeti aynı oldu. Sonunda, oğlan boğayı yendi. Bıçağı ile kafasını kesti. Böyle bir yiğitlik görülmemişti.
Dedem Korkut geldi, oğlanla beraber babasının yanına gitti, boy boyladı, soy soyladı, oğlanın adı Boğaç olsun dedi.
Dirse Han, oğluna Beylik verdi, taht verdi. Ancak, Dirse Hanın kırk yiğidi bu durumu hazmedemediler. Baba ile oğlun arasını açmak için yalanlar, dedikodular, asılsız haberler ürettiler. Sonunda, Dirse Hanı oğluna düşman ettiler. Bir av sırasında, Dirse Han, oku ile oğlunu iki kürek kemiği arasından vurdu. İçi kan ağlaya ağlaya çadırına döndü. Hanımı, oğlum nerede diye sorunca, cevap veremedi. O kırk hain, Oğlun iyidir, sağdır, avdadır deyince, annesi yanına kırk ince belli kız alarak, oğlunu aramaya çıktı. Bu arada, Hızır gelmiş, oğlanın yarasını sıvazlamış, Korkma oğul, dağ çiçeği ile ananın sütü sana ilaç olacak, iyileşeceksin demişti.
Anası, oğlunun yanına varır, al kanlar içinde görünce, ağıta durur. Oğlan sese uyanır ve Hızırın söylediklerini anlatır. Kızlar dağ çiçeği topladılar, anası memesini üçüncü sıkmada sütü getirebildi. Süt ile çiçekleri, yarasına sürdüler. Gizlice beyin otağının yakınlarına getirdiler.
Aradan kırk gün geçti. Oğlan iyileşti, yine aynı yiğit oldu.
Kırk hain, oğlandan korktular. Dirse Hanı kaçırıp, gâvur ellerine götürdüler. Anası, bütün bu olanları oğluna anlattı. Oğlan, kırk yiğidini yanına alıp, namert kırk kişinin elinden savaşarak babasını kurtardı. Baba-oğul sarmaş dolaş oldular. Sonra yurtlarına döndüler.
Bayındır Han, olanları duydu. Oğlana Beylik verdi, taht verdi. Dedem Korkut da geldi, tahtının tacının ulu, ömrünün uzun, kılıcının keskin olması için dualar etti
Salur Kazanın Evinin Yağmalanması:
Ulaş oğlu, .Bay indir Hanın damadı, Salur Kazan ve adamları uzak yerlere ava gitmek için yurtlarından ayrılmışlardı. Casuslar, azılı eşkıya Şökli Melike haber verdiler. Şökli Melik Salur Kazan Hanın otağına baskın yapıp oğlu ve adamlarını esir aldılar.. Kızları koynuna aldılar. Ne varsa yediler, içtiler, yaktılar, yıktılar.
Salur Kazan Hanın tüm bu olanlardan haberi yoktu.
Şökli Melik ve adamları yaptıkları tüm kötülüklerle yetinmeyip, Kazan Hanın başında çobanlan olan sürüsünü de yok etmek için saldırdılar. Lâkin çoban yiğit ve akıllı idi. İki kardeşi ile bütün tertibi almış idi. Sapanı ile bütün saldırganların çoğunu telef etti. Bu arada kendi kardeşleri de şehit olmuştu . Salur Kazan Han, o gece rüyasında bir karabasan gördü. Kara kuduz kurtlar, kara kargalar hep hanesine saldırıyorlardı. İçi rahat etmedi. Adamlarını av yerinde bırakıp, atına atlayıp, üç gün yol sürüp, obasına vardı. Durumu görünce, kanlı gözyaşları döktü. Sonra da kâfirlerin peşine düştü.
Bu arada Şökli Melik, adamları ile yiyip içip, eğleniyordu. Salur Hanın hanımı gelsin, bize içki sunsun dediler. Kırk esir kıza sordular: Burla Hanım hanginiz? Hepsi birden benim diye karşılık verince, bulamadılar. Bu sefer oğlu Uruzu kesip, etini kadınlara yedirmeyi, kim yemezse onun anası olduğunu bulabileceklerini söyleyerek, işe giriştiler. Burla Hanım, bunu duydu, gelip oğluna danıştı. Oğlu, Ne sen söyledin, ne ben duydum, babamın namusu, benim canımdan daha önemlidir, dedi .Uruzu öldürmeye geldiler.
Tam bu sırada, Salur Kazan ve Karaca Çoban, Şökli Melikin otağına varmışlardı. Salur Kazan Han, Şökli Melike seslenerek,
Bütün aldıkların senin olsun, bana anamı ver deyince, Şökli Melik, ananı kara papaza vereceğim cevabını verdi. Bu esnada, Salur Kazan Hanın kardeşi Kara Göne, Deli Dündar, Kara Budak, Hemid, Şer Şemseddin, Boz Aygırlı Beyrek, Bay Yiğenek ve nice yiğitler yetiştiler. Yalın kılıç düşmana giriştiler. On iki bin kâfir kılıçtan geçirildi. Beş yüz Oğuz yiğidi şehit oldu.
Salur Kazan Han, bütün sevdiklerine kavuştu
Dedem Korkut geldi, görelim ne söyledi: Hayır dua edeyim Hanım. Karlı kara dağların yıkılmasın, gölgeli kaba ağaçların kesilmesin, güzel suyun kurumasın, her şeye gücü yeten Tanrı, seni mert olmayana muhtaç etmesin, ak boz atım sendeletmesin, işlettiğinde kara çelik öz kılıcın körelmesin, dürtüşürken ala mızrağın kırılmasın, ak sakallı babanın yeri cennet olsun, ak saçlı ananın yeri cennet olsun, sonunda tertemiz imandan ayırmasın, âmin diyenler Tanrının ak yüzünü görsün, ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun: Tanrının verdiği umudun kırılmasın, derleyip toplasın, günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa yüzü suyuna bağışlasın Hanım hey! Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Boyu:
Hanlar, oğulları ile birlikte Bayındır Hanın otağında toplanmışlardı. Bunu gören Kam Püre ağladı. Niye ağladığı sorulunca da, Bir oğlum yok ki soyumu devam ettirsin, Hanıma hizmet etsin, bunun için ağlıyorum.
Bütün Hanlar, Kam Püre için dua ettiler. Kam Pürenin bir oğlu oldu. Bu sırada Bay Piçenin de bir kızı oldu. Oğlanı ve kızı beşik kertmesi yaptılar. Kam Pürenin oğlu, büyüdü on beş yaşında güzel bir delikanlı oldu. Adını alma zamanı gelmişti.
Bezirganların kervanını çapulcular soymuş, bezirganbaşı canını zor kurtarmıştı. Bezirgan başı vara vara, Kam Püre oğlunun çadırının olduğu yere kadar geldi. Durumu anlattı. Oğlan, yanına Bezirganbaşını katıp, eşkiyalann peşine düştü. Bir yerde onları eğlenirken yakaladı. Daldı ortalarına. Hepsini çil yavrusu gibi dağıttı. Bütün mallan kurtardı. Bezirganbaşı ondan ne isterse almasını isteyince bir boz aygır, bir gürz ve bir yay seçti. Bezirganbaşı onları, Karn Püre Hanın oğluna getirdiklerini söyledi. Oğlan sesini çıkarmadı vardı babasının yanma.
Bezirganbaşı ve adamları geldiler. Oğlanı Kam Pürenin yanında görünce çok şaşırdılar, varıp önce onun elini öptüler. Kam Püre bu İşe çok kızdı. Lakin, olanları anlayınca çok sevindi. Oğluna ad koyma zamanı gelmişti. Bütün beyler toplandılar.
Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı, Adını Bamsı Beyrek koyalım dedi. Hep beraber dualar edildi. Bütün Beyler ve Bamsı Beyrek, bir gün ava çıkmışlardı. Bir Alageyiği kovalayan Bamsı Beyrek, bir kırmızı çadır gördü. Bu kimindir? diye merak etti. Banu Çiçek, Ne arıyorsun? diye sordu. Beşik kertmem Banu Çiçeki arıyorum deyince, Ben onun âadı-sıyım yarışta, ok atmada ve güreşte beni yenersen ancak onu görebilirsin dedi. Kabul etti. Bamsı Beyrek kızı yendi. Kız dedi ki Banu Çiçek benim. Oğlan parmağındaki yüzüğü çıkarıp, kızın parmağına takarak nişanı yaptı. Sonra vardı babasının otağına olanları anlattı.
Lakin, kızın abisi Deli Karçar, kardeşini isteyeni öldürmekle ün yapmıştı. Bu işe bir çare düşündüler. Dedem Korkutu bu işi çözmesi için görevlendirdiler. Dedem Korkut yollara düştü. Vara vara, Deli Karçarm yol üstündeki otağına geldi. Dileğini söyledi. Deli Karçar çok kızdı. Kılıcını çıkarıp Dedem Korkuta vurmak için kaldırdı. Dedem Korkut Elin kurusun diye beddua edince, eli kurudu. Bu sefer Dedem Korkuta yalvar yakar oldu. Dedem Korkut, dua etti eli eski haline döndü Bu sefer de Deli Karçar, kızı vermek için bin at, bin deve, bin koç, bin kulaksız köpek, bin pire istedi. Dedem Korkut geldi, Kan Püreye söyledi. Hepsini tamam ettiler. Dedem Korkut bunları alıp, Deli Karçarm yanma vardı. Deli Karçara oyun edip, pirelerin içine koydu. Deli Karçar, yalvar yakar olunca, onu saldı.
Uzatmayalım, düğün oldu. Ancak, gece yarısı, Bamsı Beyrek uykuda iken, Banu Çiçekte gözü olan Bayburt Hisarı Beyi saldırıp, Bamsı Beyrek ile otuz dokuz yoldaşını esir aldı.
Han Beyrek, Deli Dündar, bütün Oğuz Beyleri karalar bağladılar. Bunu işiten, bütün eş, dost, yaran hep karalar giydiler Bamsı Beyrekin izi bir türlü bulunamadı Aradan on altı yıl geçti.. Yalancı Yartaçuk, Bamsı Beyrekin kendisine hediye ettiği gömleği, kana bulayıp, babasına götürdü. Onları, oğullarının öldüğüne İnandırdı. Arkasından Banu Çiçek ile evlendi .
Bir gün, Bamsı Beyrekin babasından öğütlü olan bezirgan-;Iar, Bayburt Hisarına uğradılar. Baktılar ki, şölen var. Bamsı Beyreke de kopuz çaldırıyorlardı. Bamsı Beyrek, bezirganları tanıdı. Onlarla şair dilinde konuşarak, bütün sevdiklerinin sağ olduğunu, Banu Çiçekin ise Yalancı Yartaçuk ile sözlendiğini Öğrendi. Hem kendisi, hem de otuz dokuz yoldaşı ağlaya ağlaya bir hal oldular. Bayburt Hisannın, Bamsı Beyreke aşık olan kızı olanları öğrenince, Bamsı Beyrekin kaçmasına yardım etti. Yolda atını bulup bindi. Tam da, Banu Çiçek ile Yartaçukun düğün şöleni olurken, yurduna vardı. Fakir bir aşık kılığında idi. Kızlar, acıyıp karnını doyurdular. Kılığı düzelsin diye verdikleri Bamsı Beyrekin kaftanını, aşık giyince hemen tanır oldular. Bamsı Beyrek, kaftanı giymekten vazgeçti. Eski elbiselerle düğünün içine girdi. Ok atışıyorlardı. Aldı Yartaçukun yayını, bir çekmede parça parça etti. Bamsı Beyrekin yayı ile okunu getirdiler. Bir atışta yüzüğü parçaladı. Bütün Oğuz Beyleri buna sevinip, gülüştüler. Oğuz Hanı Dile benden ne dilersen diye buyurdu. Karnımı doyurmak isterim dedi. Han dedi ki: Bir günlük beyliğim, onun ol? sun. Öyle oldu. Bamsı Beyrek, yemek yedi, sonra sofraları, kazanları tekmeledi. Ardından kızların yanına gitti. Orda oyunlar oynandı en sonunda, Banu Çiçek Bamsı Beyreki tanıdı. Babasına koşup müjdeyi verdiler. Gözleri kör olmuştu. Parmağını kanatsın, gözüme sürsün, oğlum ise gözüm açılır dedi. Öyle yaptılar, gözleri açıldı. Yartaçuk bunu haber alınca kaçtı. Bamsı Beyrek peşine düştü, yakaladı. Aman dileyince bıraktı. Yiğitleri ile birlikte Bayburt Hisarına yollandılar. Cümle Oğuz Beyleri ardından devam ettiler. Yaman savaş oldu. Bayburt Hisarı zapt edildi
Beyrek, Bayburt Hisannın kızını aldı, gelin getirdi. Kırk gün kırk gece düğün yaptılar.
Dedem Korkut geldi. Bu Oğuz Destanı Bamsı Beyrekin olsun dedi.
Kazan Bey Oğlu Uruz Beyin Tutsak Olduğu Boyu Anlatır:
Kazan Bey, bir gün bir şölen tertip etti. Doksan üç bin Oğuz yiğidi, kızı, kadım toplandı. Kazan Bey, sağma baktı güldü, soluna baktı güldü, karşısına baktı ağladı. Çünkü karşısında, yaşı on altı olmasına rağmen, halen yiğitliğini ispatlamamış olan oğlu duruyordu. Oğlu bu duruma çok üzüldü. Babasına, Ne dedin de yapmadım? dedi. Kazan Bey Madem öyle deyip, yanına oğlunu ve üç yüz kızanını da alıp ava çıktı. Meğer av bölgesinde casuslar varmış. Kara Tatyan Kalesi Tekfuruna haber verdiler. On altı bin askeri ile, bizim üç yüz yiğide saldırdılar. Kazan Han, oğlunu savaştan ırak tutmuş idi. Lakin, Uruz oğlan ve kırk arkadaşı, kâfire bir ucundan saldırıp, yaman savaş verdiler. Ancak, Uruz esir düştü. Babasının bundan haberi yoktu. Evine döndü. Hanımı baktı oğlu Uruz yok, başladı ağıda Kazan Han da deliye döndü. Yiğitlerini alıp, hızla av yerine vardı. Baktı ki yaman savaş olmuş, oğlunun cesedi yok. Anladı ki tutsak düşmüş. İzleri takip etti.
Kâfirler Kanlı Kara Derventte konaklamış, eğleniyorlardı. Kazan Bey varınca fark ettiler. Oğlan dedi, Elimi kolumu çözün, babamla ben konuşayım. Çözdüler. Oğlan, geri dönmesi için babasına yalvardı. Babası kabul etmedi. Kâfire saldırdı. Babası gözünden yaralandı, uçurumdan uçtu
Hanımı Burla Hatun dayanamamış, yiğitler ile yola çıkmıştı. Oğuz Beyleri de dayanamamış yola çıkmışlardı. Hepsi tekmil gâvurun üstüne vardılar. Yaman savaş ettiler. Kâfirler helak oldu. Bütün malları Oğuz beylerinin eline geçti. Kazan Han, ölmemiş yoldaşlarına katılmıştı. Hep birlikte Uruzu kurtardılar.
Yurtlarına dönüp, güzel bir şölen ettiler. Dedem Korkut da oradaydı. Yine çaldı, yine söyledi. Ne söylediyse, güzel söyledi
Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Beyini Anlatır:
Oğuzda bir Deli Dumrul vardı. Bir kuru çayın üzerine köprü yaptırmış, geçenden otuz üç akçe, geçmeyenden döve döve kırk akçe alır idi. Var mı benden güçlüsü diyerek de meydan okur idi. Bir gün köprünün yakınında bir genç öldü. Sahipleri Azrailin gencin canını aldığını söylediler. Deli Dumrul Azraile meydan okudu. Bu Allahın gücüne gitti. Azraili, Deli Dumrula gönderdi. Deli Dumrul, kırk arkadaşıyla yemekte iken, Azrail gelip kıstırdı. Deli Dumrul şaşırdı. Azrail olduğunu anlayınca, kılıcını çekip saldırdı. Azrail bir güvercin oldu. O da atla peşine düştü. Bir iki güvercin öldürdü. Dönerken, Azrail atını ürkütünce, yere kapaklandı. Başı, gözü yarıldı. Azrail gelip tepesine çöktü. Deli Dumrul şimdi gürlemiyor, hırıldıyordu. Bre Azrail aman, Tan-rının birliğine yoktur güman, canımı alma Azrail diyerek af diledi. Azrail de Benden af dileyeceğine, Allahtan dile dedi. Deli Dumrul da başladı Allaha yalvarmaya:
Yücelerden yücesin Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Nice cahiller seni gökte arar, yerde ister
Sen kendin müminlerin gÖnlündesin Ölümsüz güçlü Tanrı,
Benim canımı alırsan sen al
Azrailin almasına izin verme
Bu yalvarmalar Allaha hoş geldi. Azraile dedi ki: Bu deli canı yerine can bulsun, hayatı bağışlansın. Azrail bunu Deli Dumrula iletti.
Deli Dumrul, önce yaşlı ana ve babasına gidip, kendi canı yerine, canlarını vermelerini istedi. Kabul etmediler. Vardı hanımının yanma, hanımı Canım sana feda olsun deyince, Deli Dumrul, Allaha yalvardı:
Yüce Tanrt Ulu yollar üzerine İmaretler yaptırayım senin için Çıplak görürsem giydireyim, senin için Alırsan ikimizin canım birlikte al,
Bırakırsan ikimizin canım birlikte bırak İyiliği çok, güçlü Tanrı.
Tanrı, Azraile Deli Dumrulun anasının ve babasının canını almasını, Deli Dumrul ile eşine de yüz kırk yıl ömür verdiğini söyledi.
Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı, ne de güzel söyledi.
Kanlı Koca Oğlu Kan Turah Boyunu Anlatır:
Oğuz zamanında, Kanlı Koca isminde bir gürbüz er; onun da, Kan Turah isimli yiğit bir oğlu vardı. Oğluna, Gel seni evlendireyim dedi. Oğlu, iyi de, Benden hızlı, benden nişancı, benden kuvvetli bir kız isterim deyince, babası, Oğlum sen kız istemiyor, yavuz bir yiğit istiyorsun diye cevap verdi. Kan Turah çıktı kız aramaya. Koca Oğuz illerini gezdi, bir tane dahi İstediği gibi bulamadı.
Trabzon Tekfurunun tam da böyle bir kızı vardı. Lakin, kızı almak için üç tane canavarı haklamak lâzımdı. Nice gençler, diğer canavarların yüzünü dahi görmeden, birincisi tarafından haklanmış, kelleleri kale duvarına asılmış idi. Kan Turah, Ben bu canavarları öldürür, bu kızı da alırım diyerek babasından izin istedi. Babası, oğlu vazgeçsin diye çok diller döktü. Amma ne mümkün? Çaresiz razı olup, şans diledi.
Kara Turah, kırk yiğit yoldaşı İle Trabzon iline vardı. Tek-furun adamları beylerine haber verdiler. Bey onları çağırtıp, ağırladı. Kan Turah, Ne için geldiniz sualine, Allanın emri ile kızınızı almaya gelmişim diye cevap verdi.
Tekfur, Kan Turalının soyunmasını söyledi. Vücudu ve yüzü çok güzeldi. Tekfurun kızı Selcan uzaktan gördü, vuruldu. Keşke babam razı olsa da şu oğlana varsam dedi.
Ortaya Kara Boğa canavarını getirdiler. Bunu gören Kan Turah yoldaşları ağlaştılar. Kan Turalı Ne ağlaşırsınız, verin gürzümü deyip, Boğa ile kavgaya tutuştu. Nice boğuşmadan sonra, Boğayı yere çaldı. Kafasını kesti, derisini yüzdü, getirip Tekfurun önüne koydu. >
Bu sefer, karşısına bir aslan çıkardılar. Onun da hakkından geldi Yetmedi, canavar deveyi üzerine saldılar. Kan Turah onu da yendi Tekfur, Bu yiğidi çok sevdim, kızımı da verdim dedi. Ateşler yakıldı, yemekler yapıldı, Kan Turah ile kız gerdeğe konuldu. Kan Turah, Anamın babamın elini öpmeden gerdeğe giremem deyip, atma atladı ve baba yurduna geldi.
Babama haber salın, yiğit oğlu geldi diye ünleyip, beklemeye başladı. Bu arada Tekfurun kızı, kılıç kuşanıp yiğidinin peşine düşmüştü. Tekfurun kendisi de kızını vermekten caymış, altı yüz askeri ile o da, oğlanın peşine düşmüştü. Gelip Kan Turalı yorgunluktan uykuda idi. Kız babasının adamlarından önce yanına vardı. Tekfurun adamları gelip, etraflarını sarınca, yiğidini uyandırdı. Birlikte savaştılar. Selcan Hanım, epeyce düşman hakladı. Döndü geldi, Kan Turalı yok. Bu sırada, Kanlı Koca ve hanımı, savaş yerine varmışlardı. Baktılar oğlan yok, bir yiğit kız var. Kız, onların kim olduğunu anladı. Hep beraber yürüdüler.
Kız baktı, ilerde bir kavga var. Anladı ki Kan Turalı oradadır. Kavganın üstüne vardı, düşmanı önüne kattı. Düşman neye uğradığını şaşırdı. Kan Turalı ile Selcan Kız böylece bir kere daha kavuştular Beraber, Kanlı Kocanın yanına vardılar
Toylar edildi, düğünler yapıldı. Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı, güzel sözler söyledi.
Kazılık Koca Oğlu Yiğenek Boyunu Anlatır:
Bayındır Hanın veziri Kazılık Koca, Bayındır Handan, sefere çıkması için izin istedi. Han izin verdi. Kazılık Koca ve adamları, günler geceler boyu yol gittiler. Karadeniz kıyısında Düzmürd Kalesine vardılar. Bu kalenin tekfuru çok yaman biri idi. Kalesinden çıkıp, Kazılık Kocayı gürzü İle tepeleyip, esir aldı. Aradan on altı yıl geçti.
Kazılık Kocamn sefere çıktığı vakit, bir yaşında bir oğlu vardı. Yaşı on altısına gelince, tesadüfen babasının tutsak olduğunu öğrendi. Bayındır Hanın huzuruna varıp, babasını kurtarmak için, izin ve asker istedi. Bayındır Han, beyleri topladı. Birkaçına görev verdi. Beyler ve oğul, amcası Emen de dahil, hep birlikte Düzmürd Kalesinin dibine kadar varıp konakladılar. Tekfur kalesinden çıktı, teke tek kavga istedi. Yirmi dört Oğuz Beyi sıra ile Tekfurun karşısında yenik düştüler. En son Yiğenek oğlan, Tekfur ile kapıştı. Allahın izni ile Tekfuru yendi. Babası serbest kaldı. Baba-oğul, sarılıp koklaştılar. Kaleyi ele geçirip, Bayındır Hanın mülküne kattılar.
Dedem Korkut geldi, destanı söyledi. Bu destan oğul Yiğenekin olsun dedi.
Basatm Tepegözü Öldürdüğü Boyu Anlatır:
Bir gün Oğuz üzerine düşmanlar gelip, bir karışıklık yaratıp kaçtılar. Bu esnada, Aruz Kocamn yere düşen oğlunu, bir aslan-cık kapıp kendi yuvasına götürdü. Aradan yıllar geçti. Aslana benzer bir adam, kürekli Oğuz atlarına saldırıyordu. Aruz Koca anladı ki bu oğludur. Oğlanı tutup getirdiler. Yedirdiler, içirdiler, lakin durmayıp kaçtı. Kaç defa getirdilerse, o kadar kaçtı. En son Dedem Korkut konuştu, adını da Başat koydu. Başat, kaçmaktan vazgeçti.
Bir gün Oğuz yaylaya göçtü. Yaylada, bir çoban bir peri kızı ile yattı. Bir yıl sonra, peri kızı getirip oraya bir paket bıraktı. Paket, vurdukça büyüdü. İçinden bir gözü tepesinde olan bir yaratık çıktı. Aruz Koca, Bayındır Hana dedi ki, Hanım, ver bunu benim Başatla beraber büyüteyim Han izin verince, alıp evine getirdi. Bir süt anne tuttular. Üç emmede, canını aldı. Kaç dadı getirdilerse eme eme öldürdü. Neticede sütle beslemeye karar verdiler. Ancak, günde bir kazan süt yetmiyordu. Büyüdükçe, ele avuca sığmaz bir yaramaz oldu. Bütün oba elinden yaka silkti.
Aruz Koca, onu evden kovdu. Anası, gelip Tepegözün parmağına bir yüzük taktı. Bundan sonra onu kılıç kesmeyecek, ok batmayacaktı.
Tepegöz eşkiyalığa başladı. Üstüne nice savaşçılar vardı, baş edemediler. Cümle Oğuz ilini haraca bağladı. Her kapıdan hizmetçi aldı. Sıra Basata geldi. Babasının, anasının elini öpüp, helal-leşti. Tepegözün yakınına gelince, birkaç ok attı, çarptı kırıldı. Tepegöz farkına varıp, Basatı tuttuğu gibi, çizmesinin içine koydu. Sonra da uyudu. Başat, baktı sadece gözünde et var. Kızgın şişi et olan yere soktu. Tepegözden bir ses çıktı ki yerler, gökler inledi. Başat kaçtı, Tepegöz peşine düştü. Bir ağıla girdi, koyun kılığına girip kaçtı. Tepegöz ne yaptıysa, Başat ile başa çıkamadı. En sonunda, Başat Tepegözün kendi kılıcıyla boynunu vurdu. Cümle Oğuz Basatı takdir etti. Dedem Korkut da gelip boy boyladı, soy soyladı, Başat için güzel sözler söyledi.
Begil Oğlu Emrenin Boyunu Anlatır:
Bayındır Han yine otağını kurdurmuş, gelen hediyeleri alır idi. Ancak, çok üzüntülüydü. Soranlara, Hediyeler az, ben şimdi bu beylere ne vereceğim dedi. Gürcistan haracı olan bir at, bir kılıç ve bir çomağı, Begil Beye verip, onu sınır kumandanlığına atadı. Begil bu görevi çok iyi yaptı. Bayındır Han onu onurlandırdı.
Bîr gün, Begil Bey ava çıktı. Vurduğu bir geyiğin peşinden giderken, ayağı kırıldı. O halde, güç bela obasına vardı. Çok geçmeden, kırılan ayağı bütün obanın dilindeydi Begilin elinden bizar olan düşmanlar, bunu fırsat bilip, Begilin obasına saldın hazırlığına giriştiler. Begilin bundan haberi olunca, derin üzüntüye kapıldı. Babasının bu halini gören oğlu, durumu öğrenince, Ben nasıl bir evlat olayım da, babamın yerine savaşmayayım diyerek, babasının atına bindi, kılıcını kuşandı, yayını taktı
Kâfirler Begil Beyin atını tanıyorlardı. Binicisinin de onun oğlu olduğunu öğrendiler. Üzerine vardılar. Oğlan kavgada yenildi. Allaha yalvardı. Allah Cebraile, Bu kuluma kırk yiğidin gücünü verdim dedi. Bu sefer, oğlan kâfiri yerden yere vurdu. Kâfir, Begilin dinini kabul etti.
Babası oğluna, karşı kara dağdan yayla, at sürüsünden oldu. Dedem Korkut geldi, bu Oğuznameyi söyledi. Adı Begü Oğlu Ermen olsun dedi.
Usun Koca Oğlu Segrek Boyunu Anlatır:
Oğuz devrinde iki oğlu olan, Usun Koca İsimli bir beg vardı. Bir oğlunun adı Egrek idi. Hiç cenk etmemişti. Bu yüzden kınıyorlardı. Bir gün cenk etmeye karar kıldı. Adamları ile birlikte kâfir üstüne yürüdü. Şirigüven illerinden GÖkçedenize kadar yağmaladı. Bolca ganimet dağıttı. Kâfirler boş durmadılar. Bir gece baskın edip, Egreki esir aldılar.
Egrekin Segrek isimli bir kardeşi vardı. Ağabeyinin tutsak olduğunu duyunca, bana durmak haram dedi. Anası yalvardı olmadı, babası öğütledi durmadı. En sonunda, ayağı bağlansın diye evlendirdiler. Gerdek gecesi hanımı ile arasına kılıcı koydu, elini sürmedi. Ağabeyimin yüzünü görmeyince, ölmüşse intikamım alma-yınca, gerdek bana haram, dedi. Bir yıl beni bekle, gelmezsem kime istersen ona var deyip, babasının anasının elini öpüp, yola düştü
Yolda kâfirin çobanlarını vurup, sürüsüne el koydu. Kâfirin başına haber verdiler. Atmış adamı ile oğlanın üstüne geldi. Oğ-lan uyuyordu ama atı onu uyandırdı. Oğlan kalkıp kâfirin üzerine yürüdü, onları yendi. Arkadan yüz kişi ile gelip saldırdılar, oğlan yine onları yendi. Baktılar çare yok, kardeşi Egreki zindandan çıkarıp, emrine üç yüz adam verip kardeşinin üzerine saldılar. Segrek yine uyuyordu. Egrek yanına kadar vardı. Baktı baş ucunda kopuzu var. Kopuzu aldı ve çalıp söylemeye başladı. Segrek uyanıp, elini kılıcına attı. Dedem Korkut ve abım Egrek hakkı için, kopuz çalmasayâın seni Öldürürdüm deyip, kopuzu elinden aldı. Karşılıklı söyleşmeye başlayınca, kardeş olduklarını anladılar. Sarılıp kucaklaştılar, öpüşüp koklaştılar.
İki kardeş bir olup, kâfire yaman saldırdılar. Önüne katıp kovaladılar. Sürüsünü ele geçirip, alıp Oğuz iline getirdiler. Baba ocağı, bayram yerine döndü. Egreke de bir kız alıp, çifte düğün, çifte gerdek ettiler.
Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı. Bu hikâyeyi aynen böyle söyledi.
Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruzu Çıkardığı Boyu Anlatır:
Kazan Han, Trabzon Tekfurunun kendisine gönderdiği şahin ile avlanmak için emir verdi, hazırlıklar yapıldı, ava çıkıldı. Şahini saldılar. Peşinden de atları İle gittiler. Şahin düşman sınırlarına girmişti, bizimkiler de girdiler. Nihayet bir yerde konaklayıp, uyudular. Baskın oldu. Kâfirler Kazanm yirmi beş erini şehit edip, Kazan Beyi de tutukladılar.
Bir kuyuya attılar.
Bir gün gelip, Bizi öv, seni serbest bırakalım dediler. Oğuz erenleri dururken, sizi övmem dedi. Öldürmeye cesaret edemeyip, yeniden bir domuz ahırına hapsettiler. Kimse izini bulamadı
Aradan yıllar geçti. Oğulcuğu Uruz büyüdü, delikanlı oldu. Lakin, Bayındır Hanı babası sanıyordu. Bir gün, adamın biri ona laf atarak Senin baban Kazan Handır, o da Tuman Kalesinde hapistir deyince gerçeği, sorup Öğrendi. Tabii ki, yerinde duramaz oldu. Oğuz beyleri de birlik oldular, hep beraber Tuman Kalesine doğru yola çıktılar. Yalnız, savaşçı değil, tüccar kılığındaydılar. Yol üzerinde bir kaleyi zapt ettiler. Düşman ayaklandı. Tekfurun başkanlığında toplandılar. Çare olarak Kazan Hanı zindandan çıkarıp, hasımlarının üzerine saldırtmada karar kıldılar. Varıp Kazan Hana, Üstümüze bir düşman geldi, bunların hakkından ancak sen gelirsin deyip, güzelce tam teçhizat silahlandırdılar.
Kazan Han meydana çıktı. Baktı Oğuz beyleri gelmiş, savaşmak için sıra sıra dizilmişler. Gelenler Kazan Hanı tanımadılar. Sıra ile, karşısına çıkan Oğuz beylerini usulünce, canlarını fazla yakmadan yendi. s -t- , V ; -
En sonunda oğlu Uruz, babasına hücum etti. Yaman vurup, omzundan yaraladı. Bir daha vuracaktı ki, babası Oğlum, ben senin babanım dedi. Uruz o an attan indi, babasının elini öptü. Cümle Oğuz beyleri sıra ile Kazan Hanın elini öptüler. Sonra hep birlikte kâfire saldırıp, kalesini zapt ettiler
Obalarına döndüklerinde, yedi gün yedi gece, düğün ettiler, toy ettiler. Dedem Korkut geldi, o da düğüne katıldı
Dış Oğuzun İç Oğuza Asi Olup, Beyrekin Öldüğü Boyu Anlatır:
Üç ok ile Boz ok toplandığı zamanlar, Kazan Han evini yağ-malahrdı. ..Yine bir yağmalattırma sonrası Dış Oğuz beylerinden Aruz Emen ve Kalan Beyler Biz niye katılmadık deyi Kazan Hana düşman oldular. Kendileri yetmezmiş gibi, Beyreki de çağırıp, aralarına katılmasını istediler. Beyrek Ben Kazan Hanın çok ekmeğini yemişim, ona düşman olamam deyince, saldırıp tepelediler
Beyrekin ana, babasına ölüm haberi gidince deli divane oldular. Kazan Han duyunca, yedi gün ağladı, odasından çıkmadı. Sonra, hep birlikte hazırlanıp Dış Oğuza harbe gittiler.
Dış Oğuzun başı Aruz Bey ile Kazan Han kapıştılar. Kazan Han, Aruz Beyi öldürdü. Bunun üzerine bütün Dış Oğuz Beyleri, Kazan Han önünde diz çöküp yeniden biat ettiler, af dilediler. Kazan Han cümlesini affetti
Kazanlar kuruldu, şölenler edildi. Dedem Korkut geldi, sazlar çaldı, türküler söyledi
Ozanlar olayları defalarca yeniden saz eşliğinde söyle-mişlerse de en eski metinler kaybolmuştur. Elimizdeki metnin, Oğuzlar Ortadoğuya yerleştikten sonra, Osmanlılar dev-rinde Doğu Anadoluda Erzurum bölgesinde, XV. yüzyıl sonunda yazıya geçirildiği tahmin ediliyor. Ve Oğuzların hükümdarı Hanlar Hanı Bayındır Han, Banu Çiçek, Burla Hatun ve Selcen Hatun diğer kahramanlardır.
Aşağıda Dede Korkut Hikayeleri özetlendirilmiştir.
Dirse Han Oğlu Boğaç Han
Hanlar Hanı Bayındır Han, yılda bir kez şenlik düzenleyip, bütün Oğuz beylerini konuk ederdi. Yine bir şenlik zamanı idi. Şenlikte, Hanın emri gereğince, oğlu ve kızı olmayanlar kara çadırda kalacak, altına kara keçe döşenecek, kara koyun eti verilecekti.
Oğuz Hanlarından Dirse Hanın hiç çocuğu yoktu. Bu yüzden onu kara çadıra yerleştirdiler. Sebebini sordu. Çocuğun olmadığı için cevabını alınca, yanında getirdiği kırk yiğidi ile şölen yerini terk etti. O kızgınlıkla gelip hanımına acı sözler etti. Hanımı, Ona büyük bir şölen tertip etmesini, açları doyurmasını, çıplakları giydirmesini, hayır dualar almasını, bu dualar içerisinden birisinin kabul olabileceğini söyledi. Dirse Han, hanımının dediği gibi yaptı.
Dualar kabul oldu. Hanımı gebe kaldı. Zamanı gelince bir erkek çocuğu doğurdu. Çocuk büyüdü, gürbüz bir delikanlı oldu. On beş yaşına gelince, Bayındır Hanın yiğitleri arasına karıştı.
Bir gün arkadaşları ile otururken, Bayındır Hanın üç kişinin sağ yanından, üç kişinin de sol yanından, demir kazıklarla zor zaptettiği boğası, bunların elinden kurtulup sağa sola saldırmaya başlayınca, herkes kaçmış, Dirse Han oğlu ortada yapayalnız kalmıştı. Boğa üzerine hücum edince, yumruğu ile alnının ortasına bir tane yerleştirdi, boğa kıç üstü yere devrildi. Kalkıp hücum etti, akıbeti aynı oldu. Sonunda, oğlan boğayı yendi. Bıçağı ile kafasını kesti. Böyle bir yiğitlik görülmemişti.
Dedem Korkut geldi, oğlanla beraber babasının yanına gitti, boy boyladı, soy soyladı, oğlanın adı Boğaç olsun dedi.
Dirse Han, oğluna Beylik verdi, taht verdi. Ancak, Dirse Hanın kırk yiğidi bu durumu hazmedemediler. Baba ile oğlun arasını açmak için yalanlar, dedikodular, asılsız haberler ürettiler. Sonunda, Dirse Hanı oğluna düşman ettiler. Bir av sırasında, Dirse Han, oku ile oğlunu iki kürek kemiği arasından vurdu. İçi kan ağlaya ağlaya çadırına döndü. Hanımı, oğlum nerede diye sorunca, cevap veremedi. O kırk hain, Oğlun iyidir, sağdır, avdadır deyince, annesi yanına kırk ince belli kız alarak, oğlunu aramaya çıktı. Bu arada, Hızır gelmiş, oğlanın yarasını sıvazlamış, Korkma oğul, dağ çiçeği ile ananın sütü sana ilaç olacak, iyileşeceksin demişti.
Anası, oğlunun yanına varır, al kanlar içinde görünce, ağıta durur. Oğlan sese uyanır ve Hızırın söylediklerini anlatır. Kızlar dağ çiçeği topladılar, anası memesini üçüncü sıkmada sütü getirebildi. Süt ile çiçekleri, yarasına sürdüler. Gizlice beyin otağının yakınlarına getirdiler.
Aradan kırk gün geçti. Oğlan iyileşti, yine aynı yiğit oldu.
Kırk hain, oğlandan korktular. Dirse Hanı kaçırıp, gâvur ellerine götürdüler. Anası, bütün bu olanları oğluna anlattı. Oğlan, kırk yiğidini yanına alıp, namert kırk kişinin elinden savaşarak babasını kurtardı. Baba-oğul sarmaş dolaş oldular. Sonra yurtlarına döndüler.
Bayındır Han, olanları duydu. Oğlana Beylik verdi, taht verdi. Dedem Korkut da geldi, tahtının tacının ulu, ömrünün uzun, kılıcının keskin olması için dualar etti
Salur Kazanın Evinin Yağmalanması:
Ulaş oğlu, .Bay indir Hanın damadı, Salur Kazan ve adamları uzak yerlere ava gitmek için yurtlarından ayrılmışlardı. Casuslar, azılı eşkıya Şökli Melike haber verdiler. Şökli Melik Salur Kazan Hanın otağına baskın yapıp oğlu ve adamlarını esir aldılar.. Kızları koynuna aldılar. Ne varsa yediler, içtiler, yaktılar, yıktılar.
Salur Kazan Hanın tüm bu olanlardan haberi yoktu.
Şökli Melik ve adamları yaptıkları tüm kötülüklerle yetinmeyip, Kazan Hanın başında çobanlan olan sürüsünü de yok etmek için saldırdılar. Lâkin çoban yiğit ve akıllı idi. İki kardeşi ile bütün tertibi almış idi. Sapanı ile bütün saldırganların çoğunu telef etti. Bu arada kendi kardeşleri de şehit olmuştu . Salur Kazan Han, o gece rüyasında bir karabasan gördü. Kara kuduz kurtlar, kara kargalar hep hanesine saldırıyorlardı. İçi rahat etmedi. Adamlarını av yerinde bırakıp, atına atlayıp, üç gün yol sürüp, obasına vardı. Durumu görünce, kanlı gözyaşları döktü. Sonra da kâfirlerin peşine düştü.
Bu arada Şökli Melik, adamları ile yiyip içip, eğleniyordu. Salur Hanın hanımı gelsin, bize içki sunsun dediler. Kırk esir kıza sordular: Burla Hanım hanginiz? Hepsi birden benim diye karşılık verince, bulamadılar. Bu sefer oğlu Uruzu kesip, etini kadınlara yedirmeyi, kim yemezse onun anası olduğunu bulabileceklerini söyleyerek, işe giriştiler. Burla Hanım, bunu duydu, gelip oğluna danıştı. Oğlu, Ne sen söyledin, ne ben duydum, babamın namusu, benim canımdan daha önemlidir, dedi .Uruzu öldürmeye geldiler.
Tam bu sırada, Salur Kazan ve Karaca Çoban, Şökli Melikin otağına varmışlardı. Salur Kazan Han, Şökli Melike seslenerek,
Bütün aldıkların senin olsun, bana anamı ver deyince, Şökli Melik, ananı kara papaza vereceğim cevabını verdi. Bu esnada, Salur Kazan Hanın kardeşi Kara Göne, Deli Dündar, Kara Budak, Hemid, Şer Şemseddin, Boz Aygırlı Beyrek, Bay Yiğenek ve nice yiğitler yetiştiler. Yalın kılıç düşmana giriştiler. On iki bin kâfir kılıçtan geçirildi. Beş yüz Oğuz yiğidi şehit oldu.
Salur Kazan Han, bütün sevdiklerine kavuştu
Dedem Korkut geldi, görelim ne söyledi: Hayır dua edeyim Hanım. Karlı kara dağların yıkılmasın, gölgeli kaba ağaçların kesilmesin, güzel suyun kurumasın, her şeye gücü yeten Tanrı, seni mert olmayana muhtaç etmesin, ak boz atım sendeletmesin, işlettiğinde kara çelik öz kılıcın körelmesin, dürtüşürken ala mızrağın kırılmasın, ak sakallı babanın yeri cennet olsun, ak saçlı ananın yeri cennet olsun, sonunda tertemiz imandan ayırmasın, âmin diyenler Tanrının ak yüzünü görsün, ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun: Tanrının verdiği umudun kırılmasın, derleyip toplasın, günahınızı adı güzel Muhammed Mustafa yüzü suyuna bağışlasın Hanım hey! Kam Pürenin Oğlu Bamsı Beyrek Boyu:
Hanlar, oğulları ile birlikte Bayındır Hanın otağında toplanmışlardı. Bunu gören Kam Püre ağladı. Niye ağladığı sorulunca da, Bir oğlum yok ki soyumu devam ettirsin, Hanıma hizmet etsin, bunun için ağlıyorum.
Bütün Hanlar, Kam Püre için dua ettiler. Kam Pürenin bir oğlu oldu. Bu sırada Bay Piçenin de bir kızı oldu. Oğlanı ve kızı beşik kertmesi yaptılar. Kam Pürenin oğlu, büyüdü on beş yaşında güzel bir delikanlı oldu. Adını alma zamanı gelmişti.
Bezirganların kervanını çapulcular soymuş, bezirganbaşı canını zor kurtarmıştı. Bezirgan başı vara vara, Kam Püre oğlunun çadırının olduğu yere kadar geldi. Durumu anlattı. Oğlan, yanına Bezirganbaşını katıp, eşkiyalann peşine düştü. Bir yerde onları eğlenirken yakaladı. Daldı ortalarına. Hepsini çil yavrusu gibi dağıttı. Bütün mallan kurtardı. Bezirganbaşı ondan ne isterse almasını isteyince bir boz aygır, bir gürz ve bir yay seçti. Bezirganbaşı onları, Karn Püre Hanın oğluna getirdiklerini söyledi. Oğlan sesini çıkarmadı vardı babasının yanma.
Bezirganbaşı ve adamları geldiler. Oğlanı Kam Pürenin yanında görünce çok şaşırdılar, varıp önce onun elini öptüler. Kam Püre bu İşe çok kızdı. Lakin, olanları anlayınca çok sevindi. Oğluna ad koyma zamanı gelmişti. Bütün beyler toplandılar.
Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı, Adını Bamsı Beyrek koyalım dedi. Hep beraber dualar edildi. Bütün Beyler ve Bamsı Beyrek, bir gün ava çıkmışlardı. Bir Alageyiği kovalayan Bamsı Beyrek, bir kırmızı çadır gördü. Bu kimindir? diye merak etti. Banu Çiçek, Ne arıyorsun? diye sordu. Beşik kertmem Banu Çiçeki arıyorum deyince, Ben onun âadı-sıyım yarışta, ok atmada ve güreşte beni yenersen ancak onu görebilirsin dedi. Kabul etti. Bamsı Beyrek kızı yendi. Kız dedi ki Banu Çiçek benim. Oğlan parmağındaki yüzüğü çıkarıp, kızın parmağına takarak nişanı yaptı. Sonra vardı babasının otağına olanları anlattı.
Lakin, kızın abisi Deli Karçar, kardeşini isteyeni öldürmekle ün yapmıştı. Bu işe bir çare düşündüler. Dedem Korkutu bu işi çözmesi için görevlendirdiler. Dedem Korkut yollara düştü. Vara vara, Deli Karçarm yol üstündeki otağına geldi. Dileğini söyledi. Deli Karçar çok kızdı. Kılıcını çıkarıp Dedem Korkuta vurmak için kaldırdı. Dedem Korkut Elin kurusun diye beddua edince, eli kurudu. Bu sefer Dedem Korkuta yalvar yakar oldu. Dedem Korkut, dua etti eli eski haline döndü Bu sefer de Deli Karçar, kızı vermek için bin at, bin deve, bin koç, bin kulaksız köpek, bin pire istedi. Dedem Korkut geldi, Kan Püreye söyledi. Hepsini tamam ettiler. Dedem Korkut bunları alıp, Deli Karçarm yanma vardı. Deli Karçara oyun edip, pirelerin içine koydu. Deli Karçar, yalvar yakar olunca, onu saldı.
Uzatmayalım, düğün oldu. Ancak, gece yarısı, Bamsı Beyrek uykuda iken, Banu Çiçekte gözü olan Bayburt Hisarı Beyi saldırıp, Bamsı Beyrek ile otuz dokuz yoldaşını esir aldı.
Han Beyrek, Deli Dündar, bütün Oğuz Beyleri karalar bağladılar. Bunu işiten, bütün eş, dost, yaran hep karalar giydiler Bamsı Beyrekin izi bir türlü bulunamadı Aradan on altı yıl geçti.. Yalancı Yartaçuk, Bamsı Beyrekin kendisine hediye ettiği gömleği, kana bulayıp, babasına götürdü. Onları, oğullarının öldüğüne İnandırdı. Arkasından Banu Çiçek ile evlendi .
Bir gün, Bamsı Beyrekin babasından öğütlü olan bezirgan-;Iar, Bayburt Hisarına uğradılar. Baktılar ki, şölen var. Bamsı Beyreke de kopuz çaldırıyorlardı. Bamsı Beyrek, bezirganları tanıdı. Onlarla şair dilinde konuşarak, bütün sevdiklerinin sağ olduğunu, Banu Çiçekin ise Yalancı Yartaçuk ile sözlendiğini Öğrendi. Hem kendisi, hem de otuz dokuz yoldaşı ağlaya ağlaya bir hal oldular. Bayburt Hisannın, Bamsı Beyreke aşık olan kızı olanları öğrenince, Bamsı Beyrekin kaçmasına yardım etti. Yolda atını bulup bindi. Tam da, Banu Çiçek ile Yartaçukun düğün şöleni olurken, yurduna vardı. Fakir bir aşık kılığında idi. Kızlar, acıyıp karnını doyurdular. Kılığı düzelsin diye verdikleri Bamsı Beyrekin kaftanını, aşık giyince hemen tanır oldular. Bamsı Beyrek, kaftanı giymekten vazgeçti. Eski elbiselerle düğünün içine girdi. Ok atışıyorlardı. Aldı Yartaçukun yayını, bir çekmede parça parça etti. Bamsı Beyrekin yayı ile okunu getirdiler. Bir atışta yüzüğü parçaladı. Bütün Oğuz Beyleri buna sevinip, gülüştüler. Oğuz Hanı Dile benden ne dilersen diye buyurdu. Karnımı doyurmak isterim dedi. Han dedi ki: Bir günlük beyliğim, onun ol? sun. Öyle oldu. Bamsı Beyrek, yemek yedi, sonra sofraları, kazanları tekmeledi. Ardından kızların yanına gitti. Orda oyunlar oynandı en sonunda, Banu Çiçek Bamsı Beyreki tanıdı. Babasına koşup müjdeyi verdiler. Gözleri kör olmuştu. Parmağını kanatsın, gözüme sürsün, oğlum ise gözüm açılır dedi. Öyle yaptılar, gözleri açıldı. Yartaçuk bunu haber alınca kaçtı. Bamsı Beyrek peşine düştü, yakaladı. Aman dileyince bıraktı. Yiğitleri ile birlikte Bayburt Hisarına yollandılar. Cümle Oğuz Beyleri ardından devam ettiler. Yaman savaş oldu. Bayburt Hisarı zapt edildi
Beyrek, Bayburt Hisannın kızını aldı, gelin getirdi. Kırk gün kırk gece düğün yaptılar.
Dedem Korkut geldi. Bu Oğuz Destanı Bamsı Beyrekin olsun dedi.
Kazan Bey Oğlu Uruz Beyin Tutsak Olduğu Boyu Anlatır:
Kazan Bey, bir gün bir şölen tertip etti. Doksan üç bin Oğuz yiğidi, kızı, kadım toplandı. Kazan Bey, sağma baktı güldü, soluna baktı güldü, karşısına baktı ağladı. Çünkü karşısında, yaşı on altı olmasına rağmen, halen yiğitliğini ispatlamamış olan oğlu duruyordu. Oğlu bu duruma çok üzüldü. Babasına, Ne dedin de yapmadım? dedi. Kazan Bey Madem öyle deyip, yanına oğlunu ve üç yüz kızanını da alıp ava çıktı. Meğer av bölgesinde casuslar varmış. Kara Tatyan Kalesi Tekfuruna haber verdiler. On altı bin askeri ile, bizim üç yüz yiğide saldırdılar. Kazan Han, oğlunu savaştan ırak tutmuş idi. Lakin, Uruz oğlan ve kırk arkadaşı, kâfire bir ucundan saldırıp, yaman savaş verdiler. Ancak, Uruz esir düştü. Babasının bundan haberi yoktu. Evine döndü. Hanımı baktı oğlu Uruz yok, başladı ağıda Kazan Han da deliye döndü. Yiğitlerini alıp, hızla av yerine vardı. Baktı ki yaman savaş olmuş, oğlunun cesedi yok. Anladı ki tutsak düşmüş. İzleri takip etti.
Kâfirler Kanlı Kara Derventte konaklamış, eğleniyorlardı. Kazan Bey varınca fark ettiler. Oğlan dedi, Elimi kolumu çözün, babamla ben konuşayım. Çözdüler. Oğlan, geri dönmesi için babasına yalvardı. Babası kabul etmedi. Kâfire saldırdı. Babası gözünden yaralandı, uçurumdan uçtu
Hanımı Burla Hatun dayanamamış, yiğitler ile yola çıkmıştı. Oğuz Beyleri de dayanamamış yola çıkmışlardı. Hepsi tekmil gâvurun üstüne vardılar. Yaman savaş ettiler. Kâfirler helak oldu. Bütün malları Oğuz beylerinin eline geçti. Kazan Han, ölmemiş yoldaşlarına katılmıştı. Hep birlikte Uruzu kurtardılar.
Yurtlarına dönüp, güzel bir şölen ettiler. Dedem Korkut da oradaydı. Yine çaldı, yine söyledi. Ne söylediyse, güzel söyledi
Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Beyini Anlatır:
Oğuzda bir Deli Dumrul vardı. Bir kuru çayın üzerine köprü yaptırmış, geçenden otuz üç akçe, geçmeyenden döve döve kırk akçe alır idi. Var mı benden güçlüsü diyerek de meydan okur idi. Bir gün köprünün yakınında bir genç öldü. Sahipleri Azrailin gencin canını aldığını söylediler. Deli Dumrul Azraile meydan okudu. Bu Allahın gücüne gitti. Azraili, Deli Dumrula gönderdi. Deli Dumrul, kırk arkadaşıyla yemekte iken, Azrail gelip kıstırdı. Deli Dumrul şaşırdı. Azrail olduğunu anlayınca, kılıcını çekip saldırdı. Azrail bir güvercin oldu. O da atla peşine düştü. Bir iki güvercin öldürdü. Dönerken, Azrail atını ürkütünce, yere kapaklandı. Başı, gözü yarıldı. Azrail gelip tepesine çöktü. Deli Dumrul şimdi gürlemiyor, hırıldıyordu. Bre Azrail aman, Tan-rının birliğine yoktur güman, canımı alma Azrail diyerek af diledi. Azrail de Benden af dileyeceğine, Allahtan dile dedi. Deli Dumrul da başladı Allaha yalvarmaya:
Yücelerden yücesin Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Nice cahiller seni gökte arar, yerde ister
Sen kendin müminlerin gÖnlündesin Ölümsüz güçlü Tanrı,
Benim canımı alırsan sen al
Azrailin almasına izin verme
Bu yalvarmalar Allaha hoş geldi. Azraile dedi ki: Bu deli canı yerine can bulsun, hayatı bağışlansın. Azrail bunu Deli Dumrula iletti.
Deli Dumrul, önce yaşlı ana ve babasına gidip, kendi canı yerine, canlarını vermelerini istedi. Kabul etmediler. Vardı hanımının yanma, hanımı Canım sana feda olsun deyince, Deli Dumrul, Allaha yalvardı:
Yüce Tanrt Ulu yollar üzerine İmaretler yaptırayım senin için Çıplak görürsem giydireyim, senin için Alırsan ikimizin canım birlikte al,
Bırakırsan ikimizin canım birlikte bırak İyiliği çok, güçlü Tanrı.
Tanrı, Azraile Deli Dumrulun anasının ve babasının canını almasını, Deli Dumrul ile eşine de yüz kırk yıl ömür verdiğini söyledi.
Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı, ne de güzel söyledi.
Kanlı Koca Oğlu Kan Turah Boyunu Anlatır:
Oğuz zamanında, Kanlı Koca isminde bir gürbüz er; onun da, Kan Turah isimli yiğit bir oğlu vardı. Oğluna, Gel seni evlendireyim dedi. Oğlu, iyi de, Benden hızlı, benden nişancı, benden kuvvetli bir kız isterim deyince, babası, Oğlum sen kız istemiyor, yavuz bir yiğit istiyorsun diye cevap verdi. Kan Turah çıktı kız aramaya. Koca Oğuz illerini gezdi, bir tane dahi İstediği gibi bulamadı.
Trabzon Tekfurunun tam da böyle bir kızı vardı. Lakin, kızı almak için üç tane canavarı haklamak lâzımdı. Nice gençler, diğer canavarların yüzünü dahi görmeden, birincisi tarafından haklanmış, kelleleri kale duvarına asılmış idi. Kan Turah, Ben bu canavarları öldürür, bu kızı da alırım diyerek babasından izin istedi. Babası, oğlu vazgeçsin diye çok diller döktü. Amma ne mümkün? Çaresiz razı olup, şans diledi.
Kara Turah, kırk yiğit yoldaşı İle Trabzon iline vardı. Tek-furun adamları beylerine haber verdiler. Bey onları çağırtıp, ağırladı. Kan Turah, Ne için geldiniz sualine, Allanın emri ile kızınızı almaya gelmişim diye cevap verdi.
Tekfur, Kan Turalının soyunmasını söyledi. Vücudu ve yüzü çok güzeldi. Tekfurun kızı Selcan uzaktan gördü, vuruldu. Keşke babam razı olsa da şu oğlana varsam dedi.
Ortaya Kara Boğa canavarını getirdiler. Bunu gören Kan Turah yoldaşları ağlaştılar. Kan Turalı Ne ağlaşırsınız, verin gürzümü deyip, Boğa ile kavgaya tutuştu. Nice boğuşmadan sonra, Boğayı yere çaldı. Kafasını kesti, derisini yüzdü, getirip Tekfurun önüne koydu. >
Bu sefer, karşısına bir aslan çıkardılar. Onun da hakkından geldi Yetmedi, canavar deveyi üzerine saldılar. Kan Turah onu da yendi Tekfur, Bu yiğidi çok sevdim, kızımı da verdim dedi. Ateşler yakıldı, yemekler yapıldı, Kan Turah ile kız gerdeğe konuldu. Kan Turah, Anamın babamın elini öpmeden gerdeğe giremem deyip, atma atladı ve baba yurduna geldi.
Babama haber salın, yiğit oğlu geldi diye ünleyip, beklemeye başladı. Bu arada Tekfurun kızı, kılıç kuşanıp yiğidinin peşine düşmüştü. Tekfurun kendisi de kızını vermekten caymış, altı yüz askeri ile o da, oğlanın peşine düşmüştü. Gelip Kan Turalı yorgunluktan uykuda idi. Kız babasının adamlarından önce yanına vardı. Tekfurun adamları gelip, etraflarını sarınca, yiğidini uyandırdı. Birlikte savaştılar. Selcan Hanım, epeyce düşman hakladı. Döndü geldi, Kan Turalı yok. Bu sırada, Kanlı Koca ve hanımı, savaş yerine varmışlardı. Baktılar oğlan yok, bir yiğit kız var. Kız, onların kim olduğunu anladı. Hep beraber yürüdüler.
Kız baktı, ilerde bir kavga var. Anladı ki Kan Turalı oradadır. Kavganın üstüne vardı, düşmanı önüne kattı. Düşman neye uğradığını şaşırdı. Kan Turalı ile Selcan Kız böylece bir kere daha kavuştular Beraber, Kanlı Kocanın yanına vardılar
Toylar edildi, düğünler yapıldı. Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı, güzel sözler söyledi.
Kazılık Koca Oğlu Yiğenek Boyunu Anlatır:
Bayındır Hanın veziri Kazılık Koca, Bayındır Handan, sefere çıkması için izin istedi. Han izin verdi. Kazılık Koca ve adamları, günler geceler boyu yol gittiler. Karadeniz kıyısında Düzmürd Kalesine vardılar. Bu kalenin tekfuru çok yaman biri idi. Kalesinden çıkıp, Kazılık Kocayı gürzü İle tepeleyip, esir aldı. Aradan on altı yıl geçti.
Kazılık Kocamn sefere çıktığı vakit, bir yaşında bir oğlu vardı. Yaşı on altısına gelince, tesadüfen babasının tutsak olduğunu öğrendi. Bayındır Hanın huzuruna varıp, babasını kurtarmak için, izin ve asker istedi. Bayındır Han, beyleri topladı. Birkaçına görev verdi. Beyler ve oğul, amcası Emen de dahil, hep birlikte Düzmürd Kalesinin dibine kadar varıp konakladılar. Tekfur kalesinden çıktı, teke tek kavga istedi. Yirmi dört Oğuz Beyi sıra ile Tekfurun karşısında yenik düştüler. En son Yiğenek oğlan, Tekfur ile kapıştı. Allahın izni ile Tekfuru yendi. Babası serbest kaldı. Baba-oğul, sarılıp koklaştılar. Kaleyi ele geçirip, Bayındır Hanın mülküne kattılar.
Dedem Korkut geldi, destanı söyledi. Bu destan oğul Yiğenekin olsun dedi.
Basatm Tepegözü Öldürdüğü Boyu Anlatır:
Bir gün Oğuz üzerine düşmanlar gelip, bir karışıklık yaratıp kaçtılar. Bu esnada, Aruz Kocamn yere düşen oğlunu, bir aslan-cık kapıp kendi yuvasına götürdü. Aradan yıllar geçti. Aslana benzer bir adam, kürekli Oğuz atlarına saldırıyordu. Aruz Koca anladı ki bu oğludur. Oğlanı tutup getirdiler. Yedirdiler, içirdiler, lakin durmayıp kaçtı. Kaç defa getirdilerse, o kadar kaçtı. En son Dedem Korkut konuştu, adını da Başat koydu. Başat, kaçmaktan vazgeçti.
Bir gün Oğuz yaylaya göçtü. Yaylada, bir çoban bir peri kızı ile yattı. Bir yıl sonra, peri kızı getirip oraya bir paket bıraktı. Paket, vurdukça büyüdü. İçinden bir gözü tepesinde olan bir yaratık çıktı. Aruz Koca, Bayındır Hana dedi ki, Hanım, ver bunu benim Başatla beraber büyüteyim Han izin verince, alıp evine getirdi. Bir süt anne tuttular. Üç emmede, canını aldı. Kaç dadı getirdilerse eme eme öldürdü. Neticede sütle beslemeye karar verdiler. Ancak, günde bir kazan süt yetmiyordu. Büyüdükçe, ele avuca sığmaz bir yaramaz oldu. Bütün oba elinden yaka silkti.
Aruz Koca, onu evden kovdu. Anası, gelip Tepegözün parmağına bir yüzük taktı. Bundan sonra onu kılıç kesmeyecek, ok batmayacaktı.
Tepegöz eşkiyalığa başladı. Üstüne nice savaşçılar vardı, baş edemediler. Cümle Oğuz ilini haraca bağladı. Her kapıdan hizmetçi aldı. Sıra Basata geldi. Babasının, anasının elini öpüp, helal-leşti. Tepegözün yakınına gelince, birkaç ok attı, çarptı kırıldı. Tepegöz farkına varıp, Basatı tuttuğu gibi, çizmesinin içine koydu. Sonra da uyudu. Başat, baktı sadece gözünde et var. Kızgın şişi et olan yere soktu. Tepegözden bir ses çıktı ki yerler, gökler inledi. Başat kaçtı, Tepegöz peşine düştü. Bir ağıla girdi, koyun kılığına girip kaçtı. Tepegöz ne yaptıysa, Başat ile başa çıkamadı. En sonunda, Başat Tepegözün kendi kılıcıyla boynunu vurdu. Cümle Oğuz Basatı takdir etti. Dedem Korkut da gelip boy boyladı, soy soyladı, Başat için güzel sözler söyledi.
Begil Oğlu Emrenin Boyunu Anlatır:
Bayındır Han yine otağını kurdurmuş, gelen hediyeleri alır idi. Ancak, çok üzüntülüydü. Soranlara, Hediyeler az, ben şimdi bu beylere ne vereceğim dedi. Gürcistan haracı olan bir at, bir kılıç ve bir çomağı, Begil Beye verip, onu sınır kumandanlığına atadı. Begil bu görevi çok iyi yaptı. Bayındır Han onu onurlandırdı.
Bîr gün, Begil Bey ava çıktı. Vurduğu bir geyiğin peşinden giderken, ayağı kırıldı. O halde, güç bela obasına vardı. Çok geçmeden, kırılan ayağı bütün obanın dilindeydi Begilin elinden bizar olan düşmanlar, bunu fırsat bilip, Begilin obasına saldın hazırlığına giriştiler. Begilin bundan haberi olunca, derin üzüntüye kapıldı. Babasının bu halini gören oğlu, durumu öğrenince, Ben nasıl bir evlat olayım da, babamın yerine savaşmayayım diyerek, babasının atına bindi, kılıcını kuşandı, yayını taktı
Kâfirler Begil Beyin atını tanıyorlardı. Binicisinin de onun oğlu olduğunu öğrendiler. Üzerine vardılar. Oğlan kavgada yenildi. Allaha yalvardı. Allah Cebraile, Bu kuluma kırk yiğidin gücünü verdim dedi. Bu sefer, oğlan kâfiri yerden yere vurdu. Kâfir, Begilin dinini kabul etti.
Babası oğluna, karşı kara dağdan yayla, at sürüsünden oldu. Dedem Korkut geldi, bu Oğuznameyi söyledi. Adı Begü Oğlu Ermen olsun dedi.
Usun Koca Oğlu Segrek Boyunu Anlatır:
Oğuz devrinde iki oğlu olan, Usun Koca İsimli bir beg vardı. Bir oğlunun adı Egrek idi. Hiç cenk etmemişti. Bu yüzden kınıyorlardı. Bir gün cenk etmeye karar kıldı. Adamları ile birlikte kâfir üstüne yürüdü. Şirigüven illerinden GÖkçedenize kadar yağmaladı. Bolca ganimet dağıttı. Kâfirler boş durmadılar. Bir gece baskın edip, Egreki esir aldılar.
Egrekin Segrek isimli bir kardeşi vardı. Ağabeyinin tutsak olduğunu duyunca, bana durmak haram dedi. Anası yalvardı olmadı, babası öğütledi durmadı. En sonunda, ayağı bağlansın diye evlendirdiler. Gerdek gecesi hanımı ile arasına kılıcı koydu, elini sürmedi. Ağabeyimin yüzünü görmeyince, ölmüşse intikamım alma-yınca, gerdek bana haram, dedi. Bir yıl beni bekle, gelmezsem kime istersen ona var deyip, babasının anasının elini öpüp, yola düştü
Yolda kâfirin çobanlarını vurup, sürüsüne el koydu. Kâfirin başına haber verdiler. Atmış adamı ile oğlanın üstüne geldi. Oğ-lan uyuyordu ama atı onu uyandırdı. Oğlan kalkıp kâfirin üzerine yürüdü, onları yendi. Arkadan yüz kişi ile gelip saldırdılar, oğlan yine onları yendi. Baktılar çare yok, kardeşi Egreki zindandan çıkarıp, emrine üç yüz adam verip kardeşinin üzerine saldılar. Segrek yine uyuyordu. Egrek yanına kadar vardı. Baktı baş ucunda kopuzu var. Kopuzu aldı ve çalıp söylemeye başladı. Segrek uyanıp, elini kılıcına attı. Dedem Korkut ve abım Egrek hakkı için, kopuz çalmasayâın seni Öldürürdüm deyip, kopuzu elinden aldı. Karşılıklı söyleşmeye başlayınca, kardeş olduklarını anladılar. Sarılıp kucaklaştılar, öpüşüp koklaştılar.
İki kardeş bir olup, kâfire yaman saldırdılar. Önüne katıp kovaladılar. Sürüsünü ele geçirip, alıp Oğuz iline getirdiler. Baba ocağı, bayram yerine döndü. Egreke de bir kız alıp, çifte düğün, çifte gerdek ettiler.
Dedem Korkut geldi, boy boyladı, soy soyladı. Bu hikâyeyi aynen böyle söyledi.
Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruzu Çıkardığı Boyu Anlatır:
Kazan Han, Trabzon Tekfurunun kendisine gönderdiği şahin ile avlanmak için emir verdi, hazırlıklar yapıldı, ava çıkıldı. Şahini saldılar. Peşinden de atları İle gittiler. Şahin düşman sınırlarına girmişti, bizimkiler de girdiler. Nihayet bir yerde konaklayıp, uyudular. Baskın oldu. Kâfirler Kazanm yirmi beş erini şehit edip, Kazan Beyi de tutukladılar.
Bir kuyuya attılar.
Bir gün gelip, Bizi öv, seni serbest bırakalım dediler. Oğuz erenleri dururken, sizi övmem dedi. Öldürmeye cesaret edemeyip, yeniden bir domuz ahırına hapsettiler. Kimse izini bulamadı
Aradan yıllar geçti. Oğulcuğu Uruz büyüdü, delikanlı oldu. Lakin, Bayındır Hanı babası sanıyordu. Bir gün, adamın biri ona laf atarak Senin baban Kazan Handır, o da Tuman Kalesinde hapistir deyince gerçeği, sorup Öğrendi. Tabii ki, yerinde duramaz oldu. Oğuz beyleri de birlik oldular, hep beraber Tuman Kalesine doğru yola çıktılar. Yalnız, savaşçı değil, tüccar kılığındaydılar. Yol üzerinde bir kaleyi zapt ettiler. Düşman ayaklandı. Tekfurun başkanlığında toplandılar. Çare olarak Kazan Hanı zindandan çıkarıp, hasımlarının üzerine saldırtmada karar kıldılar. Varıp Kazan Hana, Üstümüze bir düşman geldi, bunların hakkından ancak sen gelirsin deyip, güzelce tam teçhizat silahlandırdılar.
Kazan Han meydana çıktı. Baktı Oğuz beyleri gelmiş, savaşmak için sıra sıra dizilmişler. Gelenler Kazan Hanı tanımadılar. Sıra ile, karşısına çıkan Oğuz beylerini usulünce, canlarını fazla yakmadan yendi. s -t- , V ; -
En sonunda oğlu Uruz, babasına hücum etti. Yaman vurup, omzundan yaraladı. Bir daha vuracaktı ki, babası Oğlum, ben senin babanım dedi. Uruz o an attan indi, babasının elini öptü. Cümle Oğuz beyleri sıra ile Kazan Hanın elini öptüler. Sonra hep birlikte kâfire saldırıp, kalesini zapt ettiler
Obalarına döndüklerinde, yedi gün yedi gece, düğün ettiler, toy ettiler. Dedem Korkut geldi, o da düğüne katıldı
Dış Oğuzun İç Oğuza Asi Olup, Beyrekin Öldüğü Boyu Anlatır:
Üç ok ile Boz ok toplandığı zamanlar, Kazan Han evini yağ-malahrdı. ..Yine bir yağmalattırma sonrası Dış Oğuz beylerinden Aruz Emen ve Kalan Beyler Biz niye katılmadık deyi Kazan Hana düşman oldular. Kendileri yetmezmiş gibi, Beyreki de çağırıp, aralarına katılmasını istediler. Beyrek Ben Kazan Hanın çok ekmeğini yemişim, ona düşman olamam deyince, saldırıp tepelediler
Beyrekin ana, babasına ölüm haberi gidince deli divane oldular. Kazan Han duyunca, yedi gün ağladı, odasından çıkmadı. Sonra, hep birlikte hazırlanıp Dış Oğuza harbe gittiler.
Dış Oğuzun başı Aruz Bey ile Kazan Han kapıştılar. Kazan Han, Aruz Beyi öldürdü. Bunun üzerine bütün Dış Oğuz Beyleri, Kazan Han önünde diz çöküp yeniden biat ettiler, af dilediler. Kazan Han cümlesini affetti
Kazanlar kuruldu, şölenler edildi. Dedem Korkut geldi, sazlar çaldı, türküler söyledi
