D Vitamini Kanser Riskini Azaltıyor

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Haberci

Haberci

Üye
    Konu Sahibi
D Vitamini Kanser Riskini Azaltıyor
Amerikalı bilimadamları, D vitamininin bazı tür kanserlerin gelişimini yüzde 50 oranında engelleyebildiğini belirlediler.
ABD'nin San Diego kentindeki California Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, tüm dünyada 40 yıldır bu alanda yapılan 63 araştırma yeniden değerlendirilerek, yüksek dozda D vitamininin göğüs, yumurtalık ve bağırsak kanseri gibi yaygın kanser riskini azaltabileceği tespit edildi.
<div align="center"></div>
Kandaki D vitamini seviyesiyle kanser riski arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmacılar, günde 1000 uluslararası birim (IU) veya 25 miligram D vitamini almanın, kolon kanseri riskini yüzde 50, meme ve yumurtalık kanseri riskini de yüzde 30 düşürebileceğini kaydettiler.

Ancak aşırı dozda D vitamini almanın, vücutta bazı hasarlara yol açabileceğini belirten bilimadamları, günde 50 miligramdan fazla D vitamini almanın, vücudun çok fazla kalsiyum soğurması ile karaciğer ve böbreklerde hasara yol açabileceği uyarısında bulundular.

Vücuda gerekli D vitamininin en kolay gıda ve tablet şeklinde alınabileceğini belirten bilimadamları, vitaminin D3 adı verilen doğal şeklinin, cildin güneş ışığına maruz kalmasından sonra oluştuğunu, ancak yağlı balık, margarin ve et gibi gıdalardan da alınabileceğini kaydettiler.

Amerikalı araştırmacılar, D vitamini faktörünün kanseri önlemede gözardı edilmemesinin gerekliliğine karşın, bu alanda daha fazla araştırma yapılması gerektiğine işaret ettiler.



AA
 


cefriohm

Üye
Beslenme tarzı, kanserin oluşumunda ne kadar etkiliyse kansere yakalandıktan sonra da o derece önemli. Beslenme, kanseri etkilediği kadar hastalık da beslenme şeklini önemli ölçüde etkileyip değiştiriyor. Kanser, hastalarda tat duyularından, iştaha, midede doluluk hissine kadar pek çok değişikliğe yol açıyor. Kimi hasta et ve et ürünlerini acı bulurken, kimisi şekeri bırakıp tuza yöneliyor. Kimi hastada ise yemeğin ısısı dahi problem olabiliyor. Kısacası hastalık, tat alma duyularını etkileyerek hastanın beslenme alışkanlıklarının dışında hareket etmesine yol açabiliyor.
Aysun - Murat Gökçen çifti de beslenme ve kanser ilişkisini irdeledikleri son kitaplarında, takip ettikleri pek çok kanser hastasının bu sorununa dikkat çekiyor.
Aysun - Murat Gökçen&#39;in vurguladığı en önemli nokta, kanser tedavisinde beslenmenin önemini kavramanın gerekliliği. Gökçenler, bu konuda şunları söylüyor:
"Kanser teşhisi ölüm demek değildir. Tedavi sırasında maalesef bazı hasta yakınları veya hastanın kendisi anlamsız duygu ve düşüncelere kapılarak beslenmesini tamamen göz ardı eder. Kanser hastaları, kilo kaybı başlamadan ve beslenme yetersizliği görülmeden beslenmesini kontrol altına almalıdır. Hasta yeterli ve dengeli beslenerek kilosunu standartlar içinde tutarsa kanserle mücadelesinde başarma şansını artırır. Beslenmeye gösterilecek özen, mücadeleyi psikolojik ve fizyolojik olarak güçlendirir.
Kanserli bireyin diyetinin düzenlenmesi, hastalığın seyrine, aldığı tedaviye, hastanın kişisel özelliklerine, besin alım ve atımıyla besin tüketim tayinine dayanan yöntemlerle yapılmalıdır. Bu şekilde beslenme sonucunda hücresel immünite (bağışıklık sistemi) artar, tedavi daha kolay tolere edilir hale gelir."

Hastaların tat duygusu etkili
&#8226; Bazı hastalar yalnız soğuk yiyecekleri severken, bazıları sıcak ya da oda ısısındaki yiyecekleri severler. Birey yemeğini en iyi hangi ısıda tolere edebiliyorsa, yiyecekler o ısıda verilmelidir. İlla sıcak yemelisin veya soğuk yemelisin diye ısrar edilmemeli.
&#8226; Hasta hangi tattan hoşlanıyorsa beslenmesi de mümkün olduğu kadar bu isteğe göre düzenlenmeli.
&#8226; Hastaların çoğunda fiziksel veya psikolojik olarak midede doluluk hissi oluşur. Ayrıca kusma, bulantı görülebilir. Böyle durumlarda hemen telaşa kapılmamalı.
&#8226; Bazı hastalarda radyoterapi veya kemoterapi sırasında ağız kuruluğu ya da ağız, boğaz yaraları oluşabilir. Bunlar geçicidir. Telaş yapılmamalıdır.
&#8226; Hastalarda maalesef, tükürük yetersizliği oluşabilmekte, bu durum da besin alımını büyük ölçüde engeller. Ancak, sağ elinizle sağ yanağınızı, sol elinizle sol yanağınızı kulak memelerine yakın olarak ovuşturabilirseniz, tükürük salgınızı bir nebze artırabilirsiniz.


Kemikler için olmazsa olmaz: D vitamini
vitamini ihtiyacını bir nebze karşılar. Ancak asıl D vitamini kaynağı güneştir. Düzenli güneşle temas edildiği takdirde derideki ön maddeden D vitamini oluşur ve gereksinme karşılanır. Özellikle kalsiyum takviyesiyle birlikte yapılan bu uygulama, kemik kanseri ve menopoz sonrası kadınlarda meme kanseri riskini azaltır. Kalsiyumun en iyi kaynağı süt ve ürünleridir. Ancak süt, yoğurt ve peynirin yağsız olanları tercih edilmelidir. Yüksek oranda kalsiyum içeren diyetleri tüketenlerde tümör vakaları yüzde 50 - 70 oranında daha azdır.
Ancak yüksek dozda alınacak D vitamini toksik olabilir. Bu nedenle günlük alım miktarının iki katını aşmamak gerekir. Güneşlenmek de bunun içinde. Yani güneşlenmeyi de abartmamak lazım.

Sebzelerin prensesi: BROKOLİ
Brokoli şu sıralar anti kanser sebzelerin prensesi durumunda. Aslında bir lahana türü olan brokoli ülkemizde yeni yeni tanınsa da bolca tüketilmesinde fayda var. Bilim adamları laboratuvar hayvanları üzerinde denedikleri &#39;sulforofan&#39; adlı kimyasal maddenin kanser kovucu nitelikte olduğu üzerinde birleşmekte. Bu kimyasal madde brokolide fazlaca bulunduğundan bolca yenmesini öneriyoruz. Brokoliyi çiğ olarak ince kıyım doğrayıp salatanıza katabilirsiniz. Ya da sebze yemeği gibi kıymalı veya zeytinyağlı pişirebilirsiniz.

Kuruburger (6 kişilik)
Malzemeler
&#8226; 2 su bardağı pişmiş kuru fasulye
&#8226; Yarım su bardağı tam buğday unu
&#8226; 2 diş kıyılmış sarmısak
&#8226; 1 çorba kaşığı tahin
&#8226; Yarım demet kıyılmış maydanoz
&#8226; 1 tatlı kaşığı kimyon
&#8226; 1 tatlı kaşığı fesleğen
&#8226; 1 çay kaşığı kırmızı pul biber
&#8226; 1 çorba kaşığı zeytinyağı
Sosun malzemesi
&#8226; 2 orta boy kıyılmış domates
&#8226; 2 adet kıyılmış taze soğan
&#8226; 2 diş kıyılmış sarmısak
&#8226; Yarım demet kıyılmış maydanoz
&#8226; Yarım su bardağı yağsız yoğurt
&#8226; 1 çorba kaşığı fındık yağı
&#8226; 1 çay kaşığı köri
&#8226; 1 çay kaşığı kimyon
Hazırlanışı
&#8226; Haşlanmış fasulyeyi ezin. İçine un, sarmısak, tahin, yağ ve baharatları ekleyip köfte yapılacak kıvama getirin.
&#8226; Karışımı altıya bölerek geniş yuvarlak köfteler haline getirin.
&#8226; Yağlanmış tavada köfteleri pişirin.
&#8226; Orta boy bir kâsede sos için hazırladığınız malzemeleri iyice karıştırın.

Kireçlenmeyi, kalp krizini ve kanser oluşumunu önlediği bilinen sarmısak, vücuda giren bakterilere saldıran ve yok eden bir madde olan &#39;allisin&#39;i içeriyor. Bunun yanı sıra sarmısaktaki birçok organik kükürt bileşiği, potansiyel kanser yapıcıları nötralize edip habis tümörlerin oluşumunu başlangıç safhasında engelliyor. Ancak, sarmısağın toz haline getirilerek birtakım kimyasal maddeler ilave edilmiş şekillerinden daha çok, taze olarak tüketilmesinde sonsuz yarar var.

Haber : Milliyet
 
Gangsta.aLone

Gangsta.aLone

Üye
Ülkemizde çoğu kişinin de buna uyacağını hiç sanmıyorum

Bilgiler için teşekkürler

Saygılar
 
POWER

POWER

Üye
arkadaşlar ben bu hastalığı geçirdim. şu an iyiyim tek tavsiyem : Daima Gülümseyin (ama içten)
 

damadada

Üye
tesekkurler
 

tofy

Üye
bilgi için teşekkürler hayatımızda vitaminin çok önemli bir rolü var ama hangimiz bunu besinlerle tamamlayabiliyoruz acaba?
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Benzer Konular



Üst Alt