Canlıların Bilinmeyen Yönleri

  • 18 Nisan 2010
  • 600 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Evlerimizde yada işyerlerimizde sıklıkla karşılaştığımız canlılar vardır, birde bunun yanında hiç tanımadığımız yağmur ormanı canlıları, kutup canlıları yada çöl hayvanları vardırki bunları ancak belgesellerde gorebiliyoruz.Fakat gördüğümüz bu canlılar kendi dünyalarında mucizevi bir yaşam sürdürmektedirler. Her canlı yaşadığı ortama olagan üstü bir uyum içerisindedir. Buna karşın beslenme, avlanma ve ilginç savunma mekanizmaları ise insanı gerçektende hayrete düşürmektedir.

    Doğada yaklaşık olarak 40 milyonun üzerinde farklı canlı türü yaşamaktadır. Bu gerçekende çok yüksek bir rakamdır.Fakat bu canlıların yanlızca küçük bir bölümü var olmasaydı şu an dünya üzerindeki "Ekolojik" dengeler altüst olacaktı. Sitenin bu bolümünde,canlıların yaşadıgı bu ortak ekosistem içerisinde birbirleriyle ne tür bir ilişki içinde olduklarını özetlemeye çalıştım.

    PİRENİN TEKNOLOJİSİ

    Canlı dostlarımızdan birisi olan pire vucut yapısının ufaklığına karşın olağan üstü bir tasarıma sahiptir.Hiç düşündünüzmü " Bir pire nasıl oluyorda kendi vücudunun 30 - 40 katı yuksekliğe sıçrayabiliyor ? ".Bu sorunun cevabını pirenin anatomisini inceleyerek vermeye çalışalım.????:

    < Resmi açmak için tıklayın >



    Yandaki resimde mikroskop altına yatırılmış bir pire görülüyor.Belkide herkese itici gelen bu hayvan aslında bir muhendislik harikasıdır.Bir pire kuvvetli bir biçimde sıçradığı vakit 30-40 cm uzağa gidebilir.Bunu ise bacaklarındaki özel bir sisteme borçludur.


    Şaşırtıcı olan bulgu ise, sıçramasindaki asıl etmenin bacak kaslarında değil, bacaklara bağlı potansiyel bir yay siteminde olduğudur.Bu sistem tıpkı bir sapan gibi çalışır. Bir miktar enerjiyi depo eden bu esnek sistem depoladığı potansiyel enerjiyi aniden bacaklara aktarır.Bacaklara aktarılan bu kinetik enerji sadece %5 lik bir kayıpla pirenin olağan üstü bir yuksekliğe sıçramasına neden olur.



    Şu an insanlar tarafından üstün teknolojiyle üretilen yay,lastik vb maddeler bile depoladıkları enerjiyi ancak %15 lik bir kayıpla kinetik enerjiye çevirebilmektedir.Fakat bu kayıp pirenin bacaklarındaki sistemde %5 tir.Bu derece muthiş bir tasarıma sahip bir pire boyunun 80 - 100 katı yüksekliğe kadar rahatça sıçrayabilir.

    Pire kendinden 100 kat yükseğe sıçradıktan sonra büyük bir hızla yere düşer.Buna rağmen vücüdünda hiçbir zarar meydana gelmez.Çünki vücudunda iskelet sistemi yerine pamuk gibi yumuşak tabakalar bulunur.Örneğin böceklerin sert kabuklarına karşın pirelerin kabukları oldukca yumuşak bir yapıya sahiptir.Bu yapı şiddetli darbeleri emerek pirenin hasar görmesini engeller.????:

    < Resmi açmak için tıklayın >





    SUDAKİ TUZAK

    Bazı okyanus ve tatlı sularda yaşayan bir tür bitki beslenme ihtiyacını ilginç bir tuzak sistemiyle karşılamaktadır.Bu bitkinin Türkce ismi " Su kapanı " dır.Bu bitki tıpkı sönmuş bir balona benzer.Bitkinin vücudunun etrafından sarkan ilginç uzantılar vardır.Bu uzantılar aslında dokunma duyusunu algılayabilen reseptörlerdir.Bunun dışında birde bitkinin gövdesinin yanında bir kapakçık bulunur.Yakınlardan geçen bir canlı bu reseptörlere dokunduğu vakit kapakçık derhal açılır.Bir vakum sistemiyle bitkinin içine süratle su dolmaya başlar.



    Şeklin sağdaki ve alttaki bölumlerindede görüldüğü gibi suyun akım şiddetine kapılan canlı bitkinin içerisine sürüklenir.Ardından kapak süratle kapanır.

    Tabii bundan sonra canlının yapacağı pek birşey kalmaz.Bu aşamadan sonra bitki salgıladığı enzimlerle (eritici maddelerle) böceği sindirerek besin ihtiyacını karşılamış olur.


    BİR ARININ HİKAYESİ

    Hiç merak ettinizmi acaba arılar niçin bal yapar ?.Bir arı yaşamı boyunca ortalama olarak 3 - 4 damla bal üretebilir.Fakat ürettiği bu bal bile kendi besin ihtiyacının çok üzerindedir.Bu ise insanın aklına kocaman bir soru işaretinide beraberinde getirmektedir.Doğadaki tüm canlılar gereğinden fazla besin toplayarak israf yapmaktan kaçınırlar.Fakat arılar tam aksine, bir kovan arı sürüsü için gerekli olan 100 - 150 gram bal yerine litrelerce bal üretirler.Bunun nedenini arının yaşam hikayesini inceleyerek açıklamaya çalışalım.

    Arının macerası kovanı terketmekle başlar.Arıdaki koku reseptörleri o kadar hassastır ki bu reseptörler kilometrelerce ötedeki güzel kokulu bir nektar çiçeginin bile varlığını algılayabilir.Arı çiçege vardığı vakit nektarını ağız aletleriyle içine çekmeye başlar.Arının diğer bir mucizevi özelligi ise geldiği yolu hiç şaşırmadan kilometrelerce ötedeki kovana tekrar ulaşabilmesidir.Arı yolculuk esnasında midesine depoladığı nektarı bala dönüstürmektedir.Bunu ise midesindeki o eşsiz enzimlerle gerçekleştirir.

    Arının sahip oldugu bu mükemmel özellikler bununla da bitmez.Altıgen petekler üreten arılar bir mimara bile parmak ısırtacak ince hesaplamalar yaparlar.

    Matematikçiler arıların niçin peteklerini beşgen, dörtgen, üçgen veya sekizgen değilde altıgen yaptıklarını merak edip hesaplamaları kağıda dökmüşler.Karşılaşılan sonuç ise insana adeta " Arı ne zaman matematik öğrendi " dedirtiyor.

    Altıgen diğer çokgenlere gore kenar uzunluklarının toplamı en kısa olan şekildir.Bunu bilen arı peteğini altıgen yaparak en az malzemeyle en fazla peteği üretmektedir.Böylelikle malzemeyi tasarruflu kullanarak balmumu israfını önlemiştir.Ayrıca altıgenler, yapıldığı petekte üretilen balı muhafaza etmek açısından maksimum hacim sağlar.Tabii arıların mucizeleri bununlada bitmiyor.

    Bir arı kolonisi peteklerini yatayla 7-8 derecelik bir açı yapacak şekilde inşaa eder.Böyle yapmasının nedeni peteğin içine bırakılan balın yere dökulmemesi içindir.İlginç olan ise bu açının hiçbir zaman şaşmamasıdır.

    Arılar peteklerini üretirken kovanın farklı yerlerinden başlarlar.Fakat arılar o kadar hassas hesaplamalar yaparlarki peteklerini merkezde kavuşturmalarına rağmen altıgenlerin simetrisinde bir bozukluk olmaz.





    Başka bir şekilde açıklayalım.

    Kovanın 4 köşesinden arılar peteği inşaa etmeye başlıyorlar.Her bir arı altıgenleri kusursuz bir biçimde meydana getiriyor.Kovanlar köşelerden merkeze doğru ilerliyor ve en sonunda merkezde birleşiyorlar.Arılar öyle bir hesap yapmıştırki merkezde birbirleriyle kavuşan altıgen grupları birbirine yapıştırıldığında sanki altıgen yapımına merkezden başlanılmış gibi bir izlenim verir.Ve dahası petekteki altıgenlerin herbiri aynı boyutta olup aralarında büyüklük olarak 1 mm bile fark yoktur
    Gerçekten çok ince hesaplar üzerine oturtulmuş bu mimari eserin düşünme yeteneği olmayan küçücük böcekler tarafından yapılması, bir güç tarafından insanların hizmetine verildiğini göstermektedir.
     


    Yazan: Albert Einstein
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
18/11/2018 - 10:42