milagros_zuzu
Üye
Bu şehir kimindir?
1920 yılında İstanbul düşman işgali altına düşmüştü. İşgal kuvvetleri kumandanlarından biri de Fransız
Generali Franse D’Espere idi. Bu zât Fâtih Hazretleri ‘ni taklîden İstanbul’da beyaz bir at ile dolaşmak
hevesine kapılmıştı. Lakin bunu nerede yapmalıydı ki, ahâli O’nu alkışlasın!.. Levanten muhiti olan
Beyoğlu’nu seçti. Tünelbaşı’nda beyaz bir ata binerek Taksim girişindeki Fransız Konsoloshânesi’ne kadar
yürüdü. Beyoğlu esnafı o zaman ekseriyetle rumdu. Rum esnaf, Yunan bayrakları ile donatılmış Beyoğlu’nda
Franse D’Espere ‘yi:
“-Zito Venizelos !..” diye bağırarak alkışladı.
Venizelos , o günkü Yunan Başbakanı idi. Bu da “Yaşasın Venizelos!” demekti. Bu durumdan müteessir olan
bir Müslüman matbaaya koşup bir İstanbul haritası bastırdı. Bunun üzerinde, mevcud câmileri küçücük
sembollerle göstererek bunlara sıra numarası verdi. Altına cetvel halinde bu numaraları sıralayarak
karşılarına câmilerin adlarını yazdı. Bu sûretle numaralanmış İstanbul Câmileri bu haritada dokuz yüz otuz
küsurdur. Yani bin bile değil!.. Unutmuş olabileceği birkaç küçük câmi ile bu rakamı bin kabul edebiliriz.
Haritanın üzerine yazdı ki,
“-Bu şehir kimindir?”
Altında bu soruya yine kendisi cevap verdi.
“-Bu eserler kiminse, bu şehir onundur!..”
Bununla bu şehri biz vatan yaptık, O’nu millî ve dînî eserlerle bezedik, demek istiyordu. Gizlice bunu,
Franse D’Espere ve Rum şarlatanlarını protesto makamında apartman kapılarından içeriye attırdı.
Generali Franse D’Espere idi. Bu zât Fâtih Hazretleri ‘ni taklîden İstanbul’da beyaz bir at ile dolaşmak
hevesine kapılmıştı. Lakin bunu nerede yapmalıydı ki, ahâli O’nu alkışlasın!.. Levanten muhiti olan
Beyoğlu’nu seçti. Tünelbaşı’nda beyaz bir ata binerek Taksim girişindeki Fransız Konsoloshânesi’ne kadar
yürüdü. Beyoğlu esnafı o zaman ekseriyetle rumdu. Rum esnaf, Yunan bayrakları ile donatılmış Beyoğlu’nda
Franse D’Espere ‘yi:
“-Zito Venizelos !..” diye bağırarak alkışladı.
Venizelos , o günkü Yunan Başbakanı idi. Bu da “Yaşasın Venizelos!” demekti. Bu durumdan müteessir olan
bir Müslüman matbaaya koşup bir İstanbul haritası bastırdı. Bunun üzerinde, mevcud câmileri küçücük
sembollerle göstererek bunlara sıra numarası verdi. Altına cetvel halinde bu numaraları sıralayarak
karşılarına câmilerin adlarını yazdı. Bu sûretle numaralanmış İstanbul Câmileri bu haritada dokuz yüz otuz
küsurdur. Yani bin bile değil!.. Unutmuş olabileceği birkaç küçük câmi ile bu rakamı bin kabul edebiliriz.
Haritanın üzerine yazdı ki,
“-Bu şehir kimindir?”
Altında bu soruya yine kendisi cevap verdi.
“-Bu eserler kiminse, bu şehir onundur!..”
Bununla bu şehri biz vatan yaptık, O’nu millî ve dînî eserlerle bezedik, demek istiyordu. Gizlice bunu,
Franse D’Espere ve Rum şarlatanlarını protesto makamında apartman kapılarından içeriye attırdı.
