batugg
Üye
Bu fıkraları bır daha bulamazsınız (gel gül)
POSETTEKİ KUSSSSSS
Bu bizim arkadaş bir zaman kuş almış bir yerden. Poşete koymuş deli. Tam eve gidecek, yolda babasını görmüş. O da eve gidiyormuş. "Baba sen bunu al götür eve" demiş. Babası da eve gelince annesine pazardan getirdiği poşetleri vermiş, yanında da bizim arkadaşınkini. Ne bilsin annesi hepsini buzdolabına koymuş. Neyse bizim deli arkadaş eve gelmiş, babasına poşeti sorunca " Buzdolabında" demiş babası. Hemen kuşu poşetten çıkarmış ama hayvan kaskatı kesilmiş. Babası benzin damlatmış ağzına biraz. Kuş 2 dakika sonra havalanmış ama pencereye varmadan küt diye yere yapışmış.
-Babası: "Benzini bitti"<
KUYU
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü,zayıfladı, toprakta biten otlari yemek isteyen eseğin ağırlığını çekemedi ve güm. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, anırdı yani. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmis. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yukseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı. Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.(Ne bazeni, çoğu zaman.) Toz toprakla örtmeye calışanlar çok olur. Bunlarla basetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile
Tatil bitti
Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. "Ne yazık ki tatil sona erdi..." Yönetici şaşırır ve üzülür. "Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?" İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: "Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış..."
Aha bu!
karadeniz kasabalarindan birinde genç bir kadin tecavüze ugramis ve polis üç süpheliyi gözaltina almis. kadincagiz; "geceydi, zifiri karanlikti..." dedigi için komiser isiklari söndürtmüs ve; "bak bakalim, karanlikta tanýyabilecekmisi ...
EMEGE SAYGI PLSSSSS
Bu bizim arkadaş bir zaman kuş almış bir yerden. Poşete koymuş deli. Tam eve gidecek, yolda babasını görmüş. O da eve gidiyormuş. "Baba sen bunu al götür eve" demiş. Babası da eve gelince annesine pazardan getirdiği poşetleri vermiş, yanında da bizim arkadaşınkini. Ne bilsin annesi hepsini buzdolabına koymuş. Neyse bizim deli arkadaş eve gelmiş, babasına poşeti sorunca " Buzdolabında" demiş babası. Hemen kuşu poşetten çıkarmış ama hayvan kaskatı kesilmiş. Babası benzin damlatmış ağzına biraz. Kuş 2 dakika sonra havalanmış ama pencereye varmadan küt diye yere yapışmış.
-Babası: "Benzini bitti"<
KUYU
Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu. Düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü,zayıfladı, toprakta biten otlari yemek isteyen eseğin ağırlığını çekemedi ve güm. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Ayıptır söylemesi, anırdı yani. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmis. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı.Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yukseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık bakakaldı. Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.(Ne bazeni, çoğu zaman.) Toz toprakla örtmeye calışanlar çok olur. Bunlarla basetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile
Tatil bitti
Bir işadamı, oldukça yoğun ve yorucu geçen bir seneden sonra tatile çıkmaya karar verir. Eşi de kendisi gibi meşgul olduğu için birlikte tatil yapacakları bir dönem ayarlamak zor olur. İspanya kıyılarında bir otel bulur ve bulduğu ilk uçakla oraya gider. Otele yerleşirken bir aylık bir rezervasyon yaptırır. Bir hafta kadar güzelce tatil yaptıktan sonra, bir akşam yemeğinde garson kendisine bir mektup iletir. Mektubu okuyan işadamı, tatilini geçirdiği otelin yöneticisinin yanına gider. "Ne yazık ki tatil sona erdi..." Yönetici şaşırır ve üzülür. "Ama beyefendi, bir aylık rezervasyon yaptırmıştınız, ne oldu böyle aniden?" İşadamı çaresiz bakışlarla cevap verir: "Evet bir ay kalacağım, ama tatil bitti. Karım işinden izin almayı başarmış ve iki gün sonra burada olacakmış..."
Aha bu!
karadeniz kasabalarindan birinde genç bir kadin tecavüze ugramis ve polis üç süpheliyi gözaltina almis. kadincagiz; "geceydi, zifiri karanlikti..." dedigi için komiser isiklari söndürtmüs ve; "bak bakalim, karanlikta tanýyabilecekmisi ...
EMEGE SAYGI PLSSSSS

