makmüh
Üye
bre derbeder âşık hiç şahlar mat edilir mi?
Aşıkpaşazade'ye göre Yavuz daha Trabzon'da vali iken bir gün ani­den İran'a gider. Kendisi bir derviş kılığındadır. Bulunduğu handa sat­ranç oyunu ile kısa bir zamanda isim yapar. Şah İsmail de güzel satranç bilmektedir. Yavuz'un iyi satranç bildiği şahın kulağına gidince, huzura getirilerek bir oyun da şahla oynanması istenir. Yavuz, ilk el şaha hür­metten mağlup olur. Bundan sonra şaha hiç el vermeden oyunu bitirir. Bu mağlubiyete dayanamayan Şah İsmail, elinin tersi ile Yavuz'un kıllı göğsüne bir darbe indirip:
"Bre derbeder âşık. Hiç şahlar mat edilir mi? Edebin yok imiş?" der ve Yavuz'a bir kese içinde bin altın verir. Yavuz, şahı selamlayıp dışarı çıkar. Saray havlusuna gelince, kimseye göstermeden bin altını bi­nek taşının altına koyar. Aradan yıllar geçer, Çaldıran'da galip gelen Yavuz, büyük bir merasimle Tebriz'e gelince, yanında bulunan Balyemez Osman Ağa'ya:
"Osman Ağa. Şu şahın bindiği binek taşının altında bin altın du­rur. Onu elimle koymuşumdur, al senin olsun helaldir." der.
"Bre derbeder âşık. Hiç şahlar mat edilir mi? Edebin yok imiş?" der ve Yavuz'a bir kese içinde bin altın verir. Yavuz, şahı selamlayıp dışarı çıkar. Saray havlusuna gelince, kimseye göstermeden bin altını bi­nek taşının altına koyar. Aradan yıllar geçer, Çaldıran'da galip gelen Yavuz, büyük bir merasimle Tebriz'e gelince, yanında bulunan Balyemez Osman Ağa'ya:
"Osman Ağa. Şu şahın bindiği binek taşının altında bin altın du­rur. Onu elimle koymuşumdur, al senin olsun helaldir." der.
