arslansem
Üye
Bir kızıl goncaya benzer dudağın ---İclal Aydın
Bir kızıl goncaya benzer dudağın
1996 yılı... BKM’nin merdivenlerinden koşarak çıkıyorum. Yeni gelmişim Berlin’den. Ortak arkadaşımız Muhsin Kızılkaya beni Yılmaz Erdoğan’a göndermiş. Acaba bir rol alabilir miyim BKM’de? Yılmaz merdivenlerin başında karşılıyor. Tokalaşıyoruz. Çok umut vermese de çok da kötümser değil. Yeni bir projeleri yok ama hakkımda duydukları kadarıyla İstanbul’un benim için büyük fırsatlar şehri olduğunu düşünüyor. Eşkıya’da oynayacağımı duymuş, Yavuz Özkan’ın yeni projesi için adımın geçtiğini biliyor ama herkes için bir bilinmeyenim neticede. Kibarca, yemeğe kal istersen diyor. Olur diyorum. Söylenen hiçbir olumsuz cümle canımı sıkamıyor o tarihte. Müthiş bir inançla şehri fethetmeye gelmişim. Kararlıyım, çalışkanım, birkaç iş kolunda kendimi gösterebilirim, biliyorum. Birlikte çalışamasam bile onları tanımak hatta yemeğe gitmek bile çok şahane geliyor bana. Yılmaz “Hadi, Suzan’a gidelim” diyor. Çok seviniyorum. Suzan Kardeş en az Yılmaz Erdoğan kadar merak ettiğim biri neticede. Bekriya diye bir meyhanesi var biliyorum. Sezen Aksu’nun makyözü ve onun için çok önemli birisi olduğunu okumuşum hep. Yolda Yılmaz “Bak, Suzan matrak kızdır, seninle uğraşırsa eğer, alttan al” diyor.
***
Suzan kocaman bir masa hazırlatmış. Üzerinde çeşit çeşit yemekler. Akşam olmak üzere. İlhami var o zaman, Bekriya’da ut çalıyor. Masaya yerleşiyoruz. Yılmaz bir telefon açıp Yıldız Tilbe’yi de çağırıyor. Kocaman kalabalık eğlenceli bir masada muhabbetler, şarkılar başlıyor. Derken Suzan giriyor içeri. “Hoşgeldin patron” dedikten sonra bana dönüp “Bu kim?” diye soruyor. “İclal” diyor Yılmaz. “Yeni geldi Berlin’den, oyuncu.”
Suzan bana bakıyor uzun uzun. “Bu kız birisi olacak Patron, görürsünüz. Bunda tuhaf bişii var” diyor. Yılmaz bunu duyduğunda şaşkınlıkla dönüp bana bakıyor. Sanki yüzümü ilk defa görüyormuşçasına inceliyor. “Suzan bunu söylüyorsa hakikatine inan, sen kendini bilmiyorsan bundan sonra bil” diyor.
Suzan ayakta bana bakıp “Sanki seni hep tanıyormuşum gibi.. İlk makyajını ben yapacağım ve sana çok uğurlu gelecek” diyor...
Gerçekten ilk makyajlarımı hep Suzan yapıyor. TV’de, sinemada hep onun uğurlu elleri değiyor yüzüme, gözlerime...
Bir gece rüyasında görüyor beni. Sabahın köründe uyandırıyor “Kardeşim, yolun açık olsun. Hiç yapmadığın bir şey yapacaksın ve çok başarılı olacaksın. Sakın korkma” diyor. O sabah Suzan’a ilk kitabımın malum olduğunu anlayamıyoruz.
***
Şu anda dizi setindeyim. Sıramı beklerken bir yandan da yazım için notlar tutuyorum. İçeriden ince bir şarkı sesi geliyor. Suzan Kardeş söylüyor: Bir kızıl goncaya benzer dudağın...
Yetenekli, güzel, ışıklı, yaratıcı, sanatkâr, neşeli, hüzünlü Suzan...
Yugoslavya göçmeni babasının biriciği Suzan...
Sezen Aksu’nun sevdiceği, sevgisini, ilgisini paylaşamadığımız Suzan...
Geçmişinin güzel şarkılarından bir albüm yapmış... Bekriya koymuş adını. Tatlı tatlı söylüyor o güzelim eski şarkıları. Dinlerken ince ince sızlatıyor kalbimi... Arnavutköy’de bir aksam üzeri tanıdığım ve kalbimin sonsuza dek listesine adını yazdığım Suzan kardeş söylüyor...
“Bir kızıl goncaya benzer dudağın...”
1996 yılı... BKM’nin merdivenlerinden koşarak çıkıyorum. Yeni gelmişim Berlin’den. Ortak arkadaşımız Muhsin Kızılkaya beni Yılmaz Erdoğan’a göndermiş. Acaba bir rol alabilir miyim BKM’de? Yılmaz merdivenlerin başında karşılıyor. Tokalaşıyoruz. Çok umut vermese de çok da kötümser değil. Yeni bir projeleri yok ama hakkımda duydukları kadarıyla İstanbul’un benim için büyük fırsatlar şehri olduğunu düşünüyor. Eşkıya’da oynayacağımı duymuş, Yavuz Özkan’ın yeni projesi için adımın geçtiğini biliyor ama herkes için bir bilinmeyenim neticede. Kibarca, yemeğe kal istersen diyor. Olur diyorum. Söylenen hiçbir olumsuz cümle canımı sıkamıyor o tarihte. Müthiş bir inançla şehri fethetmeye gelmişim. Kararlıyım, çalışkanım, birkaç iş kolunda kendimi gösterebilirim, biliyorum. Birlikte çalışamasam bile onları tanımak hatta yemeğe gitmek bile çok şahane geliyor bana. Yılmaz “Hadi, Suzan’a gidelim” diyor. Çok seviniyorum. Suzan Kardeş en az Yılmaz Erdoğan kadar merak ettiğim biri neticede. Bekriya diye bir meyhanesi var biliyorum. Sezen Aksu’nun makyözü ve onun için çok önemli birisi olduğunu okumuşum hep. Yolda Yılmaz “Bak, Suzan matrak kızdır, seninle uğraşırsa eğer, alttan al” diyor.
***
Suzan kocaman bir masa hazırlatmış. Üzerinde çeşit çeşit yemekler. Akşam olmak üzere. İlhami var o zaman, Bekriya’da ut çalıyor. Masaya yerleşiyoruz. Yılmaz bir telefon açıp Yıldız Tilbe’yi de çağırıyor. Kocaman kalabalık eğlenceli bir masada muhabbetler, şarkılar başlıyor. Derken Suzan giriyor içeri. “Hoşgeldin patron” dedikten sonra bana dönüp “Bu kim?” diye soruyor. “İclal” diyor Yılmaz. “Yeni geldi Berlin’den, oyuncu.”
Suzan bana bakıyor uzun uzun. “Bu kız birisi olacak Patron, görürsünüz. Bunda tuhaf bişii var” diyor. Yılmaz bunu duyduğunda şaşkınlıkla dönüp bana bakıyor. Sanki yüzümü ilk defa görüyormuşçasına inceliyor. “Suzan bunu söylüyorsa hakikatine inan, sen kendini bilmiyorsan bundan sonra bil” diyor.
Suzan ayakta bana bakıp “Sanki seni hep tanıyormuşum gibi.. İlk makyajını ben yapacağım ve sana çok uğurlu gelecek” diyor...
Gerçekten ilk makyajlarımı hep Suzan yapıyor. TV’de, sinemada hep onun uğurlu elleri değiyor yüzüme, gözlerime...
Bir gece rüyasında görüyor beni. Sabahın köründe uyandırıyor “Kardeşim, yolun açık olsun. Hiç yapmadığın bir şey yapacaksın ve çok başarılı olacaksın. Sakın korkma” diyor. O sabah Suzan’a ilk kitabımın malum olduğunu anlayamıyoruz.
***
Şu anda dizi setindeyim. Sıramı beklerken bir yandan da yazım için notlar tutuyorum. İçeriden ince bir şarkı sesi geliyor. Suzan Kardeş söylüyor: Bir kızıl goncaya benzer dudağın...
Yetenekli, güzel, ışıklı, yaratıcı, sanatkâr, neşeli, hüzünlü Suzan...
Yugoslavya göçmeni babasının biriciği Suzan...
Sezen Aksu’nun sevdiceği, sevgisini, ilgisini paylaşamadığımız Suzan...
Geçmişinin güzel şarkılarından bir albüm yapmış... Bekriya koymuş adını. Tatlı tatlı söylüyor o güzelim eski şarkıları. Dinlerken ince ince sızlatıyor kalbimi... Arnavutköy’de bir aksam üzeri tanıdığım ve kalbimin sonsuza dek listesine adını yazdığım Suzan kardeş söylüyor...
“Bir kızıl goncaya benzer dudağın...”
