makmüh
Üye
Bir bilsem neler yapardım...
Ah bir dil bilseydim neler söyleyecektim o yabancıya…
- Aslında liseden birkaç şey hatırlıyorum ama…
- Ah be, keşke dil bilseydim, şimdi kim bilir nerede olurdum…
- Dil öğrenmeye başlamam lâzım…
Birçoğumuzun bir ara heyecana geldiği, şöyle akıcı bir yabancı dile sahip olsam ne güzel olur dediği ve üzerinden çok geçmeden bu arzusunu unutup gittiği olmuştur. Bir turisti veya yabancı dili güzel konuşan birini gördüğümüzde, zorda kalıp da derdimizi bir türlü anlatamadığımızda veyahut da elmas gibi bir hakîkati bilip de karşımızdakine tek kelime edemediğimizde içimizden bir sesin “keşke” dediği mutlaka olmuştur.
Ne yazık ki, bu “keşke” sadece bir temenniden ibaret kalıp hep unutulmuştur.
Resûlullah (asm) bir gün Zeyd Bin Sâbit (ra)’a şöyle der:
«Ey Zeyd! Benim için Yahudilerin yazısını öğren, çünkü ben söylediğim şeylerde onlardan emin olamıyorum.» (1) Bunun üzerine Hz. Zeyd İbranice’yi kısa zamanda öğrenir. Böylece Peygamberimiz’in tercümanı olur. İbranice’den başka Rumca, Habeşçe, Süryanice ve Mısırlıların dillerini de biliyordu, diye rivayet edilmiştir.
Yabancı dil öğrenmek sünnettir ve artık yabancı lisanlardan en az birini öğrenmek elzem hâle gelmiştir. Bu kadar sözün ardından ne dersiniz bu sefer de “keşke” deyip unutacak mıyız bu arzumuzu, yoksa zamanı geldi deyip paçaları sıvayacak mıyız? O kadar çok sebep ve seçenek; o kadar çok lisan var ki, vakit kaybetmeye zaman yok. Arapça, Farsça, Urduca, Malayca, Çince, Japonca, Rusça, İtalyanca, İngilizce, Fransızca, Almanca ve bunlar gibi daha pek çok muhtelif lisan var. Meselâ bakın, bize “yabancı” dil olan ama aslında bütün dünya için hiç de yabancılığı kalmamış olan İngilizce’yi öğrenmek için birkaç sebep;
• 350 milyon kişi birinci lisan olmak üzere toplamda 2 milyara yakın insan İngilizce konuşuyor.
• Sosyal bilimler ve fen bilimleri alanlarında yapılan araştırmalar, yazılan makaleler İngilizce yayımlanıyor.
• İnternetin %84’ü İngilizce sitelerden oluşuyor.
• İş bulmak ve eğitimde ilerlemek için ilk şart İngilizce. Kültürlerarası münasebetlerde bir yabancı dil olmadan irtibat kurmak ve devam ettirmek imkânsız.
• Sinema ve televizyon filmlerinin çoğu İngilizce çekiliyor ya da İngilizce alt yazı veriliyor, uluslararası kitaplar İngilizce yazılıyor.
• Dünyanın herhangi bir yerinde gördüğünüz, herhangi bir insanla konuşabilmek için genellikle ilk gerekli olan yabancı lisan İngilizce.
• Kültürümüzü ve dinimizi yabancı platformlarda anlatabilmek ve yapılan hakaret ve saldırılara karşı kendimizi müdafaa, yabancı dillere hakim olduğumuz nispette olabiliyor ve şu anda bu en güzel İngilizce ile sağlanıyor.
• Başkalarının iletişiminin kesildiği noktada iletişime devam etmek ayrıcalığı ancak yabancı dil ile muhtemel ve bu iletişim dünyada en çok İngilizce ile sağlanmakta.
İşte size yabancı dillerden sadece İngilizce’yi öğrenmek için birkaç sebep. Her dilin kendine has özellikleri ve avantajları var. Farklı dilleri de hesaba katarsak sebeplerin sayısını arttırabiliriz.
DİL ÖĞRENİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Dil öğrenmek samimi gayret ve şevk ister. Gayet zevkli ve bir o kadar da eğlencelidir. Dil öğrenmek yeni bir kültürü tanımak, yeni insanlarla tanışmak, yeni dünyalara kapı açmak demektir. Bunun için o kültürün mantığını kavramak, onların bakış açısıyla bakmak, onlar gibi görmek, onlar gibi düşünmek gerekir. Hâliyle bir kültürün altyapısını, tarihini, hayata bakışını, bilinçaltı yargılarını bilmekte fayda vardır. Bunların bilinmesi o dilin öğrenilmesinde büyük kolaylık sağlar. Hatta bu hususta Resûlullah (asm) şöyle ferman etmiştir: “Bir kavmin lisanını öğrenen o kavmin şerrinden emin olur.” Demek bu lisanları onlardan olmak için değil; o lisanı bilenlere faydalı olmak için öğreneceğiz.
Bununla beraber o kültürün değer yargılarını öğrenirken o yargıları olduğu gibi almamak gerekir. İnsanlar hissettikleri gibi düşünürler. Hissedilenler manevî altyapıyı oluşturur. Manevî alt yapı ise temelde dindir. O yüzden bir yabancı dili öğrenirken onlar gibi bakmak, düşünmek sadece farazî olmalıdır. Hakîkatte kimse bir İngiliz gibi düşünemez. Yoksa bir süre sonra zamane gençliğinin düştüğü Amerikancılık hastalığına tutulmak muhtemeldir. Onlara hayranlık, körü körüne taklitçilik tamamen yanlıştır. Öğrenilen dilin tarih ve kültürünü öğrenmek özenti maksatlı olmamalı, sadece tanımak gayesiyle olmalıdır.
Hem İngilizce öğrenince illa ki “pub” denilen meyhanede içmek, “rugby” denen oyunu oynayıp sayıp sövmek zorunda değilsiniz. Onların bunları yaptığını bilmemiz sadece kültürlerini öğrenmek bakımından önemlidir. Dillerini nasıl kullandıklarını ve nasıl bir kültüre sahip olduklarını görmemiz bakımından faydalı olacaktır. Onların dilini öğrenen onlar gibi olmak zorunda değildir. Onların kültürünü öğrenmemiz sadece onların dilini öğrenmeyi kolaylaştıracağı gibi, onlara olan yaklaşımımızı da rahatlatır. Bu hassasiyetlere dikkat edince dil öğrenimi daha sağlıklı yapılabilir. Hassasiyetlere dikkat edilmelidir. Aksi halde dil öğrenimi kazanç olmak yerine kayıp haline, Allah muhafaza etsin zarar haline gelebilir.
DİL ÖĞRENİMİNDE ŞEVK FAKTÖRÜ
Dil ediniminde en önemli faktör şevktir. Bireyin dile karşı muhabbeti ve öğrenme isteği olması gerekmektedir. Bunu sağlamanın yollarından bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
- Dil öğrenimine başladığınızda mutlaka hedefleriniz olsun!
- Hedeflerinizi sürekli canlı tutun ve kendinize hatırlatın!
- Dili mükemmel bir şekilde öğrendikten sonra neler yapabileceğinizi hayal edin!
- Dili çok güzel konuşan ve dili sayesinde güzel işler yapanların yerinde kendinizi düşünün ve motive edin!
- Hedeflediğiniz dilin neticesinde elde edeceğiniz maddî ve manevî kazançları düşünün! Daha şevkli çalışmaya başladığınızı göreceksiniz.
- Çalışmaya başlamadan önce hedefinizi hatırlayın! Görebileceğiniz bir yerde masanız üstünde, defter kenarında, telefon ekranında, bilgisayar masaüstü resmi size hedefinizi hatırlatsın.
- Yabancı dil, zaruretine inanıldığı nispette çabuk öğrenilir. Kendinizi, öğrenmeniz gerektiğine ikna edin!
- Fiili duâ olan çalışmayı bütünleyici olan ve etkisini kimsenin reddedemeyeceği kaalî duâ ile destekleyin! Allah’
tan samimâne isteyin!
- Rabbimiz isteyene ilmi, istediğime rızkı veririm, buyurmuş. İstemekten, talep etmekten çekinmeyin! Israrla duâ edin!
BİR LİSAN BİR İNSAN
Lisan öğrenmek için her gün iki saatini ayıran bir insan yılda 365x2=730 saat dil ile iştigal etmiş olur. Haydi arada tatil yaptı, misafir geldi, hasta oldu, elektrikler kesildi diyelim. Geri kalan 700 koca saat var. Demek ki 700 saat boyunca dile maruz kalmış oluyor.
Bir dil kursunda bir kurun ortalama 100 ders olduğunu düşünürsek, kendimiz bir senede yedi kur kadar çalışmış oluyoruz ki bu çok ciddi bir rakam. Çalışmamızın bir dil kursuna yakın bir tesiri olması için düzenli olması, kaliteli kaynaklar kullanılması ve tekrar ile ders sonlarında şahsi başarının test edilmesi gerekmektedir. Bu düzenli çalışma kabiliyete ve çalışma tarzının verimine göre çok hoş neticeler verecektir.
Yeter ki biz çalışalım ve başarıyı istemeyi bilelim. Ecdadımızdan ders alalım. Fâtih Sultan Mehmet Han yedi lisan biliyordu. Biz ise henüz birini öğrenmeye çalışıyoruz. Daha yolun başındayız ve yapacağımız çok iş var.
Çalışmalı, çalışmalıyız… Bakınız Mehmed Âkif ne güzel söylüyor:
“Cemâat intibâh ister, uyanmaz gizli yaşlarla?
Çalışmak!.. Başka yol yok hem nasıl? Canlarla, başlarla.
Alınlar terlesin, derhal iner mev’ûd olan rahmet,
Nasıl hâsir kalır «tevfiki hakkettim» diyen millet?” (4)
Dünyada iki milyara yakın insana ulaşmak…
Anlatmayı arzuladığımız değerleri insanlara anlatmak…
Güzellikleri paylaşmak…
Ne dersiniz, sizce yeterince parlak bir fikir değil mi?
“Ah be, keşke dil bilseydim, şimdi neler yapardım” deyip yakınmadan önce çalışmalıyız. Üzerimizdeki atâleti atmalı, çalışmaktan zevk almalıyız.
Beden hazzeyler amma ruh zevk almaz atâletten:
Çalışmak sonra dinlenmektir ancak kârı dünyânın.
Eğer eğlence iş olmaz da iş eğlence olmuşsa,
Güzâr etmiş demektir zevk içinde ömr-ü insânın. (5)
- “Dil öğrenmeye başlamam lâzım” deme zamanı sanırım geldi.
Başlamak için gecikmeyelim. Bisiklet sürmeyi öğrenmek için aşamaları, niçini, nasılı, ne zaman öğrenileceğini pek düşünmeyiz. Seleye oturur, Bismillah der ve başlarız. Gerisi gelir.
Tek gereken başlamak.
Haydi Bismillah…
Kaynaklar:
Kandehlevi, Muhammed Yusuf, Hayâtû’s Sahâbe.
Second Language Acquisition and Second Language Learning, Stephen D Krashen, 2002 December
Communicative focus on form. Doughty, C., & Varela, E. (1998).
Ersoy, Mehmet Âkif , 1911, Safahat, Umar Mıydın?
****.e
- Aslında liseden birkaç şey hatırlıyorum ama…
- Ah be, keşke dil bilseydim, şimdi kim bilir nerede olurdum…
- Dil öğrenmeye başlamam lâzım…
Birçoğumuzun bir ara heyecana geldiği, şöyle akıcı bir yabancı dile sahip olsam ne güzel olur dediği ve üzerinden çok geçmeden bu arzusunu unutup gittiği olmuştur. Bir turisti veya yabancı dili güzel konuşan birini gördüğümüzde, zorda kalıp da derdimizi bir türlü anlatamadığımızda veyahut da elmas gibi bir hakîkati bilip de karşımızdakine tek kelime edemediğimizde içimizden bir sesin “keşke” dediği mutlaka olmuştur.
Ne yazık ki, bu “keşke” sadece bir temenniden ibaret kalıp hep unutulmuştur.
Resûlullah (asm) bir gün Zeyd Bin Sâbit (ra)’a şöyle der:
«Ey Zeyd! Benim için Yahudilerin yazısını öğren, çünkü ben söylediğim şeylerde onlardan emin olamıyorum.» (1) Bunun üzerine Hz. Zeyd İbranice’yi kısa zamanda öğrenir. Böylece Peygamberimiz’in tercümanı olur. İbranice’den başka Rumca, Habeşçe, Süryanice ve Mısırlıların dillerini de biliyordu, diye rivayet edilmiştir.
Yabancı dil öğrenmek sünnettir ve artık yabancı lisanlardan en az birini öğrenmek elzem hâle gelmiştir. Bu kadar sözün ardından ne dersiniz bu sefer de “keşke” deyip unutacak mıyız bu arzumuzu, yoksa zamanı geldi deyip paçaları sıvayacak mıyız? O kadar çok sebep ve seçenek; o kadar çok lisan var ki, vakit kaybetmeye zaman yok. Arapça, Farsça, Urduca, Malayca, Çince, Japonca, Rusça, İtalyanca, İngilizce, Fransızca, Almanca ve bunlar gibi daha pek çok muhtelif lisan var. Meselâ bakın, bize “yabancı” dil olan ama aslında bütün dünya için hiç de yabancılığı kalmamış olan İngilizce’yi öğrenmek için birkaç sebep;
• 350 milyon kişi birinci lisan olmak üzere toplamda 2 milyara yakın insan İngilizce konuşuyor.
• Sosyal bilimler ve fen bilimleri alanlarında yapılan araştırmalar, yazılan makaleler İngilizce yayımlanıyor.
• İnternetin %84’ü İngilizce sitelerden oluşuyor.
• İş bulmak ve eğitimde ilerlemek için ilk şart İngilizce. Kültürlerarası münasebetlerde bir yabancı dil olmadan irtibat kurmak ve devam ettirmek imkânsız.
• Sinema ve televizyon filmlerinin çoğu İngilizce çekiliyor ya da İngilizce alt yazı veriliyor, uluslararası kitaplar İngilizce yazılıyor.
• Dünyanın herhangi bir yerinde gördüğünüz, herhangi bir insanla konuşabilmek için genellikle ilk gerekli olan yabancı lisan İngilizce.
• Kültürümüzü ve dinimizi yabancı platformlarda anlatabilmek ve yapılan hakaret ve saldırılara karşı kendimizi müdafaa, yabancı dillere hakim olduğumuz nispette olabiliyor ve şu anda bu en güzel İngilizce ile sağlanıyor.
• Başkalarının iletişiminin kesildiği noktada iletişime devam etmek ayrıcalığı ancak yabancı dil ile muhtemel ve bu iletişim dünyada en çok İngilizce ile sağlanmakta.
İşte size yabancı dillerden sadece İngilizce’yi öğrenmek için birkaç sebep. Her dilin kendine has özellikleri ve avantajları var. Farklı dilleri de hesaba katarsak sebeplerin sayısını arttırabiliriz.
DİL ÖĞRENİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Dil öğrenmek samimi gayret ve şevk ister. Gayet zevkli ve bir o kadar da eğlencelidir. Dil öğrenmek yeni bir kültürü tanımak, yeni insanlarla tanışmak, yeni dünyalara kapı açmak demektir. Bunun için o kültürün mantığını kavramak, onların bakış açısıyla bakmak, onlar gibi görmek, onlar gibi düşünmek gerekir. Hâliyle bir kültürün altyapısını, tarihini, hayata bakışını, bilinçaltı yargılarını bilmekte fayda vardır. Bunların bilinmesi o dilin öğrenilmesinde büyük kolaylık sağlar. Hatta bu hususta Resûlullah (asm) şöyle ferman etmiştir: “Bir kavmin lisanını öğrenen o kavmin şerrinden emin olur.” Demek bu lisanları onlardan olmak için değil; o lisanı bilenlere faydalı olmak için öğreneceğiz.
Bununla beraber o kültürün değer yargılarını öğrenirken o yargıları olduğu gibi almamak gerekir. İnsanlar hissettikleri gibi düşünürler. Hissedilenler manevî altyapıyı oluşturur. Manevî alt yapı ise temelde dindir. O yüzden bir yabancı dili öğrenirken onlar gibi bakmak, düşünmek sadece farazî olmalıdır. Hakîkatte kimse bir İngiliz gibi düşünemez. Yoksa bir süre sonra zamane gençliğinin düştüğü Amerikancılık hastalığına tutulmak muhtemeldir. Onlara hayranlık, körü körüne taklitçilik tamamen yanlıştır. Öğrenilen dilin tarih ve kültürünü öğrenmek özenti maksatlı olmamalı, sadece tanımak gayesiyle olmalıdır.
Hem İngilizce öğrenince illa ki “pub” denilen meyhanede içmek, “rugby” denen oyunu oynayıp sayıp sövmek zorunda değilsiniz. Onların bunları yaptığını bilmemiz sadece kültürlerini öğrenmek bakımından önemlidir. Dillerini nasıl kullandıklarını ve nasıl bir kültüre sahip olduklarını görmemiz bakımından faydalı olacaktır. Onların dilini öğrenen onlar gibi olmak zorunda değildir. Onların kültürünü öğrenmemiz sadece onların dilini öğrenmeyi kolaylaştıracağı gibi, onlara olan yaklaşımımızı da rahatlatır. Bu hassasiyetlere dikkat edince dil öğrenimi daha sağlıklı yapılabilir. Hassasiyetlere dikkat edilmelidir. Aksi halde dil öğrenimi kazanç olmak yerine kayıp haline, Allah muhafaza etsin zarar haline gelebilir.
DİL ÖĞRENİMİNDE ŞEVK FAKTÖRÜ
Dil ediniminde en önemli faktör şevktir. Bireyin dile karşı muhabbeti ve öğrenme isteği olması gerekmektedir. Bunu sağlamanın yollarından bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
- Dil öğrenimine başladığınızda mutlaka hedefleriniz olsun!
- Hedeflerinizi sürekli canlı tutun ve kendinize hatırlatın!
- Dili mükemmel bir şekilde öğrendikten sonra neler yapabileceğinizi hayal edin!
- Dili çok güzel konuşan ve dili sayesinde güzel işler yapanların yerinde kendinizi düşünün ve motive edin!
- Hedeflediğiniz dilin neticesinde elde edeceğiniz maddî ve manevî kazançları düşünün! Daha şevkli çalışmaya başladığınızı göreceksiniz.
- Çalışmaya başlamadan önce hedefinizi hatırlayın! Görebileceğiniz bir yerde masanız üstünde, defter kenarında, telefon ekranında, bilgisayar masaüstü resmi size hedefinizi hatırlatsın.
- Yabancı dil, zaruretine inanıldığı nispette çabuk öğrenilir. Kendinizi, öğrenmeniz gerektiğine ikna edin!
- Fiili duâ olan çalışmayı bütünleyici olan ve etkisini kimsenin reddedemeyeceği kaalî duâ ile destekleyin! Allah’
tan samimâne isteyin!
- Rabbimiz isteyene ilmi, istediğime rızkı veririm, buyurmuş. İstemekten, talep etmekten çekinmeyin! Israrla duâ edin!
BİR LİSAN BİR İNSAN
Lisan öğrenmek için her gün iki saatini ayıran bir insan yılda 365x2=730 saat dil ile iştigal etmiş olur. Haydi arada tatil yaptı, misafir geldi, hasta oldu, elektrikler kesildi diyelim. Geri kalan 700 koca saat var. Demek ki 700 saat boyunca dile maruz kalmış oluyor.
Bir dil kursunda bir kurun ortalama 100 ders olduğunu düşünürsek, kendimiz bir senede yedi kur kadar çalışmış oluyoruz ki bu çok ciddi bir rakam. Çalışmamızın bir dil kursuna yakın bir tesiri olması için düzenli olması, kaliteli kaynaklar kullanılması ve tekrar ile ders sonlarında şahsi başarının test edilmesi gerekmektedir. Bu düzenli çalışma kabiliyete ve çalışma tarzının verimine göre çok hoş neticeler verecektir.
Yeter ki biz çalışalım ve başarıyı istemeyi bilelim. Ecdadımızdan ders alalım. Fâtih Sultan Mehmet Han yedi lisan biliyordu. Biz ise henüz birini öğrenmeye çalışıyoruz. Daha yolun başındayız ve yapacağımız çok iş var.
Çalışmalı, çalışmalıyız… Bakınız Mehmed Âkif ne güzel söylüyor:
“Cemâat intibâh ister, uyanmaz gizli yaşlarla?
Çalışmak!.. Başka yol yok hem nasıl? Canlarla, başlarla.
Alınlar terlesin, derhal iner mev’ûd olan rahmet,
Nasıl hâsir kalır «tevfiki hakkettim» diyen millet?” (4)
Dünyada iki milyara yakın insana ulaşmak…
Anlatmayı arzuladığımız değerleri insanlara anlatmak…
Güzellikleri paylaşmak…
Ne dersiniz, sizce yeterince parlak bir fikir değil mi?
“Ah be, keşke dil bilseydim, şimdi neler yapardım” deyip yakınmadan önce çalışmalıyız. Üzerimizdeki atâleti atmalı, çalışmaktan zevk almalıyız.
Beden hazzeyler amma ruh zevk almaz atâletten:
Çalışmak sonra dinlenmektir ancak kârı dünyânın.
Eğer eğlence iş olmaz da iş eğlence olmuşsa,
Güzâr etmiş demektir zevk içinde ömr-ü insânın. (5)
- “Dil öğrenmeye başlamam lâzım” deme zamanı sanırım geldi.
Başlamak için gecikmeyelim. Bisiklet sürmeyi öğrenmek için aşamaları, niçini, nasılı, ne zaman öğrenileceğini pek düşünmeyiz. Seleye oturur, Bismillah der ve başlarız. Gerisi gelir.
Tek gereken başlamak.
Haydi Bismillah…
Kaynaklar:
Kandehlevi, Muhammed Yusuf, Hayâtû’s Sahâbe.
Second Language Acquisition and Second Language Learning, Stephen D Krashen, 2002 December
Communicative focus on form. Doughty, C., & Varela, E. (1998).
Ersoy, Mehmet Âkif , 1911, Safahat, Umar Mıydın?
****.e
