bilgetosba
Üye
bir anı
sabah işe giderken çocukluğumla
karşılatım naber dedim.. iyi abi dedi.. ben senin 20 yıl sonraki halinim dedim vaaay dedi..
nereye gidiyosun dedim.
okuldan kaçtım dedi baktım sıfatına; önlüğün tek yakası
sökük, kolu sümüklü, çanta filan taşıyo
bide.. acıdım salağa..
sen nereye gidiyon dedi işe gidiyorum dedim ..
20 yıl sonra mutlu musun dedi. senin şimdiki hayalini yaşıyorum,
cebimde param var, irade sahibiyim,
hayatımı değiştirecek kararlar
alabiliyorum, askerlik evlilik vs. vs.
saydım gel benle dedi..
takıldım peşine
atari salonuna gittik..velet güzel oynuyodu harbiden. jetonum bitti.. baktım önce etrafı kolaçan ettim bi,
sonra uçak oyunun arkasına kolumu
sokup jeton aşırdım bir kaç tane, hiç
bişey yokmuş gibi arkalarda dolandım
2 tur, sonra geri gelip haggar oynadım.. derken bi baktım kapıdan en samimi
arkadaşım girdi atariye...
aaa dedim.. sevindirik oldum bi an.. o
da okuldan kaçmış, bir süre beraber
oynadık. sonra çıktık, önce caminin oralarda boş
boş dolandık, daha erkendi ve güneş
yeni doğuyordu.
gökyüzü ne kadar güzeldi.. bizim arsaya gittik, yere üçgen çizip
misketleri koyduk köşelere, 3-4 metre
ileriye de kale çizgimizi çektik..
yerlere yatıyoduk, üst baş çamur
içindeydi..
bir süre sonra misketi bıraktık, gafliğim kayboldu tüh.. sonra bi taşın üstünde
toto oynamaya başladık.. metin, ali,
feyyaz, oktay,rıdvan,ta nju..havada uçuşuyorlardı..
arkadaşı üttüm, mızıkcılık yaptı bir süre
birbirimizle dalaştık sonra sarmaş dolaş
gidip boş eti puf kabı bulduk 2 tane.. arsanın duvarına güneş yeni yeni
çarpıyor, vakit öğlene geliyordu.. tam sinek saati.. duvara konan sinekleri itina ile boş eti
puf kabıyla yakalayıp, aşağıdaki
örümcek yuvalarının olduğu yere gittik. sinekleri örümceklere atıp, kaçmak
isteyen sineğin çabaladıkça ağı
sarsması, sarsılan ağın örümceğin
dikkatini çekmesi, 1 saniyede gelip
sineği alıp yuvanın derinliğe
götürüşünü izlerken dört köşe oluyoduk resmen..
öğlen güneşi açmış, ezan okunuyordu.. eve gitmek istemiyorduk.. arkadaş
beslenme çantasını açtı.. 2 yumurta, biraz peynir,
domates,çokokre m vardı.. fırından 1 tane tava ekmek alıp sahile
indik hemen. çimlere oturup elimizde
ne varsa yedik.. uzaktan boğuk boğuk gelen öğrenci
sesleri, kuş sesleri, dalga sesleri, börtü
böcek seslerinden başka bir ses yoktu.. gökyüzü ne kadar güzeldi..
arasıra geçen kızların yüzüne
bakıyoduk, platonik aşık oluyorduk. kızın ne olduğunu bilmiyorduk, meğer
ne saf bi duyguymuş.. gidip mahalleden diğer arkadaşı da
çağıralım, mahalle parkına gideriz
dedik. o arkadaş öğlenciydi, gidip evinin
altından bağırdık 'hasan hasan'
diye. ne de olsa cep telefonu diye bişey
yoktu.. tam da okula çıkıyomuş, kaptık
kolundan.. Hasan de geldi, bir süre
sokakta yılan oynadık. hani yere yılan
şekli çizersin, gazoz kapağının içine
kum çamur doldurur, fiske atarak
ilerleyip yılanı tamamlarsın.. mahalle cıvıl cıvıldı oynayan çocukların
seslerinden.. turşucu geçiyordu, elinde
turşu kovasıyla.. memedin cebindeki
harçlıkla birer tane hıyar aldık.. yiye yiye arsaya gittik tekrar, bir süre
alman kale oynadık, sonra maç ettik,
sonra saklambaç oynadık.. ne de olsa internet diye bişey yoktu.. kan ter içinde kalmıştık, camiye gidip
ağzımızı çeşmeye dayayıp su içtik.
orada oturan kızlara sataştık.. apartman
kapısının önünde oturduk, murat abi
eve gidiyodu, yolu araladık geçsin
diye.. gene fırça attı burada oturmayın diye
ama kimse takmadı. he deyip geçtik.. akşam üzeri olmuştu,
acıkmıştık hasan beslenme çantası
almamıştı.. bizim evin aşşasına geldim
anneee anneee diye bağırdım. annem
çıktı ne bu hal filan. dedim bize ekmek
arası bişeyler yap.. biraz sonra sepet salındı salçalı
ekmekler indi.. arsaya gidip akasya
ağacının altında ekmeklerimizi yedik..
güneş batıyordu.. gökyüzü ne kadar güzeldi.. gün batımını izledim
çocukluğum geçti karşıma.. şimdi bana mı acıyosun sen? dedi..
boğazım düğümlendi konuşamadım.. ben her gün buradayım, ama sen
günden güne yok olacaksın..
her gün bir önceki günü arayacaksın..
hayatın gitgide anlamsızlaşacak .. şu gördüğün güneşi çok arayacaksın..
güzel günler göreceğiz, güneşli günler
diyerek avutacaksın kendini..
sahip olduğun şeyler sana sahip
olmaya başladı..
bak 30 una geliyosun.. adına geçim derdi diyorsun ama
bomboş yaşıyorsun be koçum..
benim en büyük derdim ise demin
oyunda kaybettiğim gaflik.. yeter sus
diyerek hıçkıra hıçkıra ağladım.. bir puro yaktım
hayat ne saçma
karşılatım naber dedim.. iyi abi dedi.. ben senin 20 yıl sonraki halinim dedim vaaay dedi..
nereye gidiyosun dedim.
okuldan kaçtım dedi baktım sıfatına; önlüğün tek yakası
sökük, kolu sümüklü, çanta filan taşıyo
bide.. acıdım salağa..
sen nereye gidiyon dedi işe gidiyorum dedim ..
20 yıl sonra mutlu musun dedi. senin şimdiki hayalini yaşıyorum,
cebimde param var, irade sahibiyim,
hayatımı değiştirecek kararlar
alabiliyorum, askerlik evlilik vs. vs.
saydım gel benle dedi..
takıldım peşine
atari salonuna gittik..velet güzel oynuyodu harbiden. jetonum bitti.. baktım önce etrafı kolaçan ettim bi,
sonra uçak oyunun arkasına kolumu
sokup jeton aşırdım bir kaç tane, hiç
bişey yokmuş gibi arkalarda dolandım
2 tur, sonra geri gelip haggar oynadım.. derken bi baktım kapıdan en samimi
arkadaşım girdi atariye...
aaa dedim.. sevindirik oldum bi an.. o
da okuldan kaçmış, bir süre beraber
oynadık. sonra çıktık, önce caminin oralarda boş
boş dolandık, daha erkendi ve güneş
yeni doğuyordu.
gökyüzü ne kadar güzeldi.. bizim arsaya gittik, yere üçgen çizip
misketleri koyduk köşelere, 3-4 metre
ileriye de kale çizgimizi çektik..
yerlere yatıyoduk, üst baş çamur
içindeydi..
bir süre sonra misketi bıraktık, gafliğim kayboldu tüh.. sonra bi taşın üstünde
toto oynamaya başladık.. metin, ali,
feyyaz, oktay,rıdvan,ta nju..havada uçuşuyorlardı..
arkadaşı üttüm, mızıkcılık yaptı bir süre
birbirimizle dalaştık sonra sarmaş dolaş
gidip boş eti puf kabı bulduk 2 tane.. arsanın duvarına güneş yeni yeni
çarpıyor, vakit öğlene geliyordu.. tam sinek saati.. duvara konan sinekleri itina ile boş eti
puf kabıyla yakalayıp, aşağıdaki
örümcek yuvalarının olduğu yere gittik. sinekleri örümceklere atıp, kaçmak
isteyen sineğin çabaladıkça ağı
sarsması, sarsılan ağın örümceğin
dikkatini çekmesi, 1 saniyede gelip
sineği alıp yuvanın derinliğe
götürüşünü izlerken dört köşe oluyoduk resmen..
öğlen güneşi açmış, ezan okunuyordu.. eve gitmek istemiyorduk.. arkadaş
beslenme çantasını açtı.. 2 yumurta, biraz peynir,
domates,çokokre m vardı.. fırından 1 tane tava ekmek alıp sahile
indik hemen. çimlere oturup elimizde
ne varsa yedik.. uzaktan boğuk boğuk gelen öğrenci
sesleri, kuş sesleri, dalga sesleri, börtü
böcek seslerinden başka bir ses yoktu.. gökyüzü ne kadar güzeldi..
arasıra geçen kızların yüzüne
bakıyoduk, platonik aşık oluyorduk. kızın ne olduğunu bilmiyorduk, meğer
ne saf bi duyguymuş.. gidip mahalleden diğer arkadaşı da
çağıralım, mahalle parkına gideriz
dedik. o arkadaş öğlenciydi, gidip evinin
altından bağırdık 'hasan hasan'
diye. ne de olsa cep telefonu diye bişey
yoktu.. tam da okula çıkıyomuş, kaptık
kolundan.. Hasan de geldi, bir süre
sokakta yılan oynadık. hani yere yılan
şekli çizersin, gazoz kapağının içine
kum çamur doldurur, fiske atarak
ilerleyip yılanı tamamlarsın.. mahalle cıvıl cıvıldı oynayan çocukların
seslerinden.. turşucu geçiyordu, elinde
turşu kovasıyla.. memedin cebindeki
harçlıkla birer tane hıyar aldık.. yiye yiye arsaya gittik tekrar, bir süre
alman kale oynadık, sonra maç ettik,
sonra saklambaç oynadık.. ne de olsa internet diye bişey yoktu.. kan ter içinde kalmıştık, camiye gidip
ağzımızı çeşmeye dayayıp su içtik.
orada oturan kızlara sataştık.. apartman
kapısının önünde oturduk, murat abi
eve gidiyodu, yolu araladık geçsin
diye.. gene fırça attı burada oturmayın diye
ama kimse takmadı. he deyip geçtik.. akşam üzeri olmuştu,
acıkmıştık hasan beslenme çantası
almamıştı.. bizim evin aşşasına geldim
anneee anneee diye bağırdım. annem
çıktı ne bu hal filan. dedim bize ekmek
arası bişeyler yap.. biraz sonra sepet salındı salçalı
ekmekler indi.. arsaya gidip akasya
ağacının altında ekmeklerimizi yedik..
güneş batıyordu.. gökyüzü ne kadar güzeldi.. gün batımını izledim
çocukluğum geçti karşıma.. şimdi bana mı acıyosun sen? dedi..
boğazım düğümlendi konuşamadım.. ben her gün buradayım, ama sen
günden güne yok olacaksın..
her gün bir önceki günü arayacaksın..
hayatın gitgide anlamsızlaşacak .. şu gördüğün güneşi çok arayacaksın..
güzel günler göreceğiz, güneşli günler
diyerek avutacaksın kendini..
sahip olduğun şeyler sana sahip
olmaya başladı..
bak 30 una geliyosun.. adına geçim derdi diyorsun ama
bomboş yaşıyorsun be koçum..
benim en büyük derdim ise demin
oyunda kaybettiğim gaflik.. yeter sus
diyerek hıçkıra hıçkıra ağladım.. bir puro yaktım
hayat ne saçma

