Beşiktaş Şampiyon... Olsa...--İclal Aydın

Sponsorlu Bağlantılar

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
arslansem

arslansem

Üye
    Konu Sahibi
Beşiktaş Şampiyon... Olsa...--İclal Aydın
Beşiktaş Şampiyon... Olsa...

Şimdi ben bu başlığı attım diye bizim yazı işlerinde olay çıkmaz inşallah. Zira dün İnönü Stadyumu’ndaki Vatan Gazetesi locasına girdiğimde Ercan İnan’la İsmail Yuvacan bana çok çaktırmasalar da “Eğer bu İclal Aydın Beşiktaşlı değilse ve bu locaya girdiyse ve uğursuzluk getirirse ne yaparız” diye düşündüler eminim. En pozitif halimle Ercan’ın ellerine yapışıp “Ben Beşiktaşlıyım, çok heyecanlıyım size de uğur getiriciim inşallah, eh, haydi bakalım” dedim ve Mehmet Tezkan’la Tayfun Devecioğlu’nun arkalarına saklandım. O sırada gazetemizin spor müdürü canım İbrahim Seten gülerek beni yanına çağırdı. Hemen onun yanına gittim ve boynumdaki 100. Yıl atkısını İsmail Yuvacan’a gösterdim. Neyse ki kötü davranmadılar. Allah için ikramda bulundukları gibi hep beraber bağır çağır seyrettik... Hatta birinci golde kucaklaştık. Altı yıldır aynı çatı altında çalışırız, bak Beşiktaş aşkı bizi nasıl da tek yürek yaptı...

Ve fakat... Seyirci muhteşemdi!! Muh-te-şem-di... Bu aşkına hayran olduğum Beşiktaş taraftarı bu koral başarı ve kolektif çalışabilme yeteneği ve birlik beraberlik duygusu içinde dünyayı fetheder yahu...

***
Aslında günüm pek de öyle maç coşkusuyla başlamamıştı. Son derece entelektüel bir ortamda güne merhaba dedim. Öyle çarşı marşı ruhundan eser yoktu. Vatan Kitap ekini yöneten arkadaşımız Buket Aşçı şahane bir kahvaltı daveti verdi. Pazar sabahı Esmehan Akyol’dan Ahmet Ümit’e ve Nedim Gürsel’den Fügen Ünal Şen’e uzanan davetliler arasında akşam Beşiktaş için bağırmaktan sesimin kısılacağını bilemeden süzüle süzüle kahkahalar atarak oturuyordum. Sonra saate bir baktım ooo vakit çoktan gelmiş. Mühim bir işim var benim diyerek izin istedim ve kalktım. Şimdi siz hepiniz maça hazırlanmaya gittiğimi sanıyorsunuz ama hayır..


***
Maç öncesi gazeteden arkadaşlar, bir iki lokma yemek için buluştuk. Aralarında yayın yönetmenim de vardı. Nasıl geçti Buket’in daveti diye sordu. Çok şıktı, çok güzeldi, katılım harikaydı dedim. Buket’i kendi aramızda takdir ettik, övdük alkışladık filan... Sonra dedim ki “patron ben şimdi Darülaceze’den geliyorum. Teslim ettiklerimi çok zarif bir beyefendi kayda alıyordu. ‘Adınız’ diye sordu ben de söyledim. ‘Ah, dedi, kusura bakmayın çok okumaktan gözlerim hasar gördü, yeni ameliyat oldum. ‘Utandım, rica ederim efendim dedim.’ Biliyor musunuz ben eski bir kaymakamdım. 32 yıl hapis yattım. Önce oğlumu vurdular, Teknik Üniversite’de asistandı. Sonra karım benim dışarı çıkmama beş sene kala öldü. 2003’te çıktım. Bambaşka bir hayat vardı dışarıda. Eski bir okul arkadaşım destek oldu, beni buraya aldırdı...’ diye anlattı. Valla patron oturduğum yerden kalkamıyordum. Çok etkilendim. Buradan bir sohbet çıkarabilir miyim gazeteye ne dersin?” diye sordum.

“Hemen” dedi TD. “Araştır bakalım... Ama bu arada bakıyorum dün şarap tadımcılarıyla birlikteydin bugün de Darülaceze’desin ha?”

Cevabım hazırdı: “Ama patron, sabahleyin de entelektüel bir kahvaltı davetindeydim şimdi bak maça gidiyorum... Hayat bu değil mi zaten? Her durumda bir başkası olabilmek ya da içinde her duruma ve her yere uygun kanatlar taşımak...”


***
Beşiktaş taraftarıyla bağıra çağıra maç izlerken, takımın gergin oyununa üzülüp hakeme sinirlenirken stadyumu hıncahınç dolduran kalabalığı fark ettim bir an!.. Özgürlük yükseliyordu stadyumdan. Dalga dalga, buram buram... Sıradan bir günü bir topun peşinde koşan adamları destekleyerek bitirebilmenin, bir gün içinde onlarca farklı yerde ve durumda olabilmenin, yemek yiyebilmenin, tadım yapabilmenin, kavga edebilmenin, hiç tanımadığın biriyle
kucaklaşabilmenin özgürlüğü...

32 yıl dört duvar arasında bir hayat..

Olabilmek istediğimiz her

yerde olmamız, olduğumuz yerin farkında kalmamız mı özgürlük? Bence öyle...

 
  • Beğen
Tepkiler: maxibrk
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...


Üst Alt