Haydar
Emekli Yönetici
Ayaktaki kemik çıkıntıları nasıl tedavi ediliyor?
Ayak başparmağındaki deformite, ağrı ve şekil
bozukluğuyla yaşam kalitesini olumsuz yönde
etkileyen bir hastalık. Ayak başparmağındaki deformite, ağrı ve şekil
bozukluğuyla seyrederek yaşam kalitesini olumsuz
yönde etkileyen bir hastalık. Rahatsızlık, yüksek
topuklu ve ucu sivri ayakkabıları tercih etmeleri
nedeniyle en çok kadınları tehdit ediyor. Genellikle
40-50 yaş grubunu etkisi altına alan bu problemin tek köklü tedavi seçeneği, ameliyat. Cerrahi
operasyonlarda başarı oranı ise oldukça yüksek
oranlarda seyrediyor. A yak başparmağındaki kemik çıkıntısı, sıklıkla ağrı
ve şekil bozukluğuyla kendini gösteriyor. Yürürken
güçlük çekilmesi, istenilen her ayakkabının
giyilememesi veya giyildiğinde ayaklarda rahatsızlık
yaşanması ayak başparmağındaki kemik
çıkıntılarında sıkça karşılaşılan sorunlar. Doğuştan veya genç yaşta da görülebilen bu deformite,
genellikle 40-50 yaş grubunu etkisi altına alıyor.
Kadınlarda erkeklere oranla 5 kat daha fazla
görülüyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Şeref Aktaş,
parmaklardaki deformitenin kadınlarda daha fazla
görülmesinde birkaç faktörün etkili olduğunu
belirterek, bu etkenleri şöyle sıralıyor: “En önemli
sebebi, kadınların yüksek topuklu ve ucu sivrilen
ayakkabıları tercih etmeleri. Hamilelik döneminde hormonal dengelerin değişmesi nedeniyle, ayak
kemikleri arasındaki bağların gevşemesi de en sık
suçlanan faktörlerden. Düztabanlık veya kas
yapısındaki bozukluklar gibi ayağın kendisinden
kaynaklanan sorunlar, serebral paralsi veya felç gibi
nörolojik hastalıklar da bu deformiteye yol açabiliyor.” Doç. Dr. Aktaş, deformitenin gelişmesinde, her iki
cinsiyette ailesel öykünün de büyük rol oynadığına
dikkat çekerek, “Öyle ki, ailesinde kemik deformitesi
olan her 100 kişiden 60-70′inde bu sorunun
geliştiğini görüyoruz” diyor. Zaman zaman şiddetli
ağrılarla seyrederek yaşam kalitesini bozan başparmaklardaki bu kemik çıkıntıları, operasyonla
tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Ancak
operasyondan başarılı sonuç alınabilmesi için
zaman kaybetmeden doktora başvurmakta fayda
var. Doç. Dr. Şeref Aktaş, başparmaktaki kemik
çıkıntılarının tedavisinde öncelikle ağrıyı dindirmeyi
hedeflediklerini, bunun için de ağrı kesicilerden
yararlandıklarını söylüyor. İlaç tedavisinin tek
başına yeterli gelmediğini vurgulayan Doç. Dr.
Aktaş, dikkat edilmesi gereken noktaları da şöyle aktarıyor: “Kadınların öncelikle yüksek topuklu ve
ucu sivrilen ayakkabı giyme alışkanlıklarından
vazgeçmeleri gerekiyor. Başparmakta çıkıntı
başladığı zaman ağrıyı dindirmek için rahat
ayakkabılar giyilmeli, geceleri de parmaklara ağrıları
azaltan silikon makaralar takviye etmeli. Ayrıca uzun süre ayakta durmaktan kaçınmakta da yarar var.
Ayağın iç tarafına monte edilen ateller de etkili
oluyor. Fakat yapılan çalışmalara göre, ağrıların
giderilmesinde etkili olan bu yöntemler
deformitenin önlenmesinde pek yarar
sağlayamıyor. Hasta ağrıyı artık her gün çekmeye başlamışsa, bu durumda cerrahi müdahale
öneriliyor.” Operasyonla köklü çözüm!
Ayak başparmağındaki kemik çıkıntıları,
günümüzde yaklaşık bir saat süren bir operasyonla
tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Deformiteye uygun
ameliyat yapıldığı takdirde sorunun tekrarlama riski
yüzde 1 gibi çok düşük bir düzeyde seyrediyor. Operasyon lokal ya da genel anestezi altında yapılıyor. Ayrıca hastanın tercihi doğrultusunda bel
bölgesinden aşağısının uyuşmasını hedefleyen
spinal anesteziye de başvurulabiliyor. Operasyonda
hangi yönteme başvurulacağı ise kemik çıkıntısının
şiddetine ve şekline göre belirleniyor.
Doç. Dr. Şeref Aktaş, günümüzde kullanılan teknikler hakkında şu bilgiyi aktarıyor: “Kemik çıkıntısının
birçok tipi var. Öncelikle bu çıkıntının eklemden mi
yoksa, kemikten mi kaynaklandığını tespit etmemiz
gerekiyor. En sık, parmakla tarak kemiğinin eklem
yaptığı bölgede kaynaklanan sorunlara operasyon
uyguluyoruz. Tarak kemiğinin eklem bölgesine yakın kısmına 3-4 cm’lik küçük bir kesi yapıyor ve
kemiği kaydırarak düzgün hale getiriyoruz. Bu
arada kaydırılan kısmı ana kemik bölgesine bir adet
vidayla tutturuyoruz. Kullandığımız bu vida vücutta
kalıyor. Ancak yeni geliştirilen teknikler sayesinde
hasta artık ayağındaki vidayı hiçbir zaman hissetmiyor. Tarak kemiğindeki sorunlarda da, yine
bu bölge üzerinde uygulanan işlemlerle sorunun
çözüm yoluna gidiliyor. Eğer sorun ayak bileğine
yakın bölgedeyse, tarak kemiği başlangıç yerinde
düzeltme yapıldıktan sonra tıraşlanma işlemi
gerçekleştiriliyor. Bu tip ameliyatta hastanın rahat bir şekilde yürümesini sağlamak için ayağa alçı
tedavisi de uyguluyoruz.”
Ayak başparmağındaki deformiteler iki ayakta da
görülebiliyor. Dolayısıyla yine hastanın tercihine
bağlı olarak aynı operasyonda her iki ayağa da
müdahale edilebiliyor. Operasyon sonrası ağrıya “blok” engeli!
Çok değil, bundan bir iki yıl öncesine dek, hastalar
en sık operasyon sonrasında gelişen şiddetli
ağrılardan yakınıyorlardı. Günümüzde bu soruna
da “blok” sistemiyle çözüm getirdiklerini ifade eden
Doç. Dr. Aktaş, bu yöntemi nasıl uyguladıklarını şöyle anlatıyor: “Blok tekniği, operasyon öncesinde
ayağın değişik bölgelerine yaptığımız lokal
anestezik etkiye sahip iğnelerin enjekte edilmesi
esasına dayanıyor. Böylelikle hastalar operasyon
sonrasında hiçbir ağrı çekmiyor, hatta
pansumanlarını görünceye dek ameliyat olduklarına bile inanamıyorlar. Ayrıca verilen ağrı
kesiciler de ağrının dindirilmesinde oldukça etkili
oluyor. Bu sayede hastalar ameliyat sonrasını
oldukça rahat geçiriyorlar.” İyileşme süresi
Ameliyatın ardından hastanede tek gün kalmanın
yeteri geldiğini belirten Doç. Dr. Aktaş, sözlerine
şöyle devam ediyor: “Hastaların çoğu operasyonun
ardından ertesi günü ayağa kalkıp yürüyebiliyor.
Ancak hastalığın şiddeti ve ameliyatın tipine göre bazı hastalara alçı tedavisi de uyguluyoruz. Bu
durumda alçının 4 hafta süreyle ayakta kalması
gerekiyor. Alçıya topuk takıldığı için bu hastalar da
operasyon sonrasında hemen yürüyebiliyor ve
günlük işlerini yerine getirebiliyorlar. Masa başında
çalışanlar, 4-10 gün içinde işlerinin başına dönebiliyor. Dört haftanın sonunda alçı çıkartılıyor,
fakat ayakta şişlik oluşacağı için hastanın normal bir
ayakkabı giyebilmesi yaklaşık 3 aylık bir süre
alıyor.” Tedavide geç kalmayın!
“Ayak başparmağınızdaki kemik çıkıntı yapmışsa,
doktora başvurmakta gecikmeyin” diyen Doç. Dr.
Şeref Aktaş’a göre, ayak başparmağındaki kemikte
oluşan deformite tedavi edilmezse, eklemde
bozukluklar ve artan düzeyde kireçlenme gelişiyor. Ayrıca diğer parmakların şekli de zamanla
bozulmaya başlıyor. Doç. Dr. Aktaş, tedavide geç
kalındığında kireçlenme nedeniyle zamanla eklem
hareketlerinde büyük kayıplar oluşacağı uyarısında
bulunarak şunları söylüyor: “Bu durumda
deformiteyi düzeltebilsek de, eklem hareket kaybına karşı yapabileceğimiz bir şey kalmıyor. Bunun
sonucunda da hasta sıçrama veya merdiven inip
çıkma gibi parmak ucunda yükselmeyi gerektiren
hareketlerde zorluk çekebiliyor. Dolayısıyla
deformitelerde erken tedavi, ayak sağlığı açısından
büyük önem taşıyor.” AYAKKABI ALIRKEN…
• Ayağınızın şekline uyan ayakkabıları tercih edin.
• Yüksek topuklu, dar kalıplı ve ucu sivri
ayakkabılardan kaçının.
• En uzun parmak ile ayakkabı ucu arasında bir
santim boşluk olmasına dikkat edin. • Ayakkabıyı giydikten sonra mutlaka yürüyerek
deneyin.
• Çok sıkı ayakkabıları, zamanla ayağınıza alışır
düşüncesiyle almayın.
bozukluğuyla yaşam kalitesini olumsuz yönde
etkileyen bir hastalık. Ayak başparmağındaki deformite, ağrı ve şekil
bozukluğuyla seyrederek yaşam kalitesini olumsuz
yönde etkileyen bir hastalık. Rahatsızlık, yüksek
topuklu ve ucu sivri ayakkabıları tercih etmeleri
nedeniyle en çok kadınları tehdit ediyor. Genellikle
40-50 yaş grubunu etkisi altına alan bu problemin tek köklü tedavi seçeneği, ameliyat. Cerrahi
operasyonlarda başarı oranı ise oldukça yüksek
oranlarda seyrediyor. A yak başparmağındaki kemik çıkıntısı, sıklıkla ağrı
ve şekil bozukluğuyla kendini gösteriyor. Yürürken
güçlük çekilmesi, istenilen her ayakkabının
giyilememesi veya giyildiğinde ayaklarda rahatsızlık
yaşanması ayak başparmağındaki kemik
çıkıntılarında sıkça karşılaşılan sorunlar. Doğuştan veya genç yaşta da görülebilen bu deformite,
genellikle 40-50 yaş grubunu etkisi altına alıyor.
Kadınlarda erkeklere oranla 5 kat daha fazla
görülüyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Şeref Aktaş,
parmaklardaki deformitenin kadınlarda daha fazla
görülmesinde birkaç faktörün etkili olduğunu
belirterek, bu etkenleri şöyle sıralıyor: “En önemli
sebebi, kadınların yüksek topuklu ve ucu sivrilen
ayakkabıları tercih etmeleri. Hamilelik döneminde hormonal dengelerin değişmesi nedeniyle, ayak
kemikleri arasındaki bağların gevşemesi de en sık
suçlanan faktörlerden. Düztabanlık veya kas
yapısındaki bozukluklar gibi ayağın kendisinden
kaynaklanan sorunlar, serebral paralsi veya felç gibi
nörolojik hastalıklar da bu deformiteye yol açabiliyor.” Doç. Dr. Aktaş, deformitenin gelişmesinde, her iki
cinsiyette ailesel öykünün de büyük rol oynadığına
dikkat çekerek, “Öyle ki, ailesinde kemik deformitesi
olan her 100 kişiden 60-70′inde bu sorunun
geliştiğini görüyoruz” diyor. Zaman zaman şiddetli
ağrılarla seyrederek yaşam kalitesini bozan başparmaklardaki bu kemik çıkıntıları, operasyonla
tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Ancak
operasyondan başarılı sonuç alınabilmesi için
zaman kaybetmeden doktora başvurmakta fayda
var. Doç. Dr. Şeref Aktaş, başparmaktaki kemik
çıkıntılarının tedavisinde öncelikle ağrıyı dindirmeyi
hedeflediklerini, bunun için de ağrı kesicilerden
yararlandıklarını söylüyor. İlaç tedavisinin tek
başına yeterli gelmediğini vurgulayan Doç. Dr.
Aktaş, dikkat edilmesi gereken noktaları da şöyle aktarıyor: “Kadınların öncelikle yüksek topuklu ve
ucu sivrilen ayakkabı giyme alışkanlıklarından
vazgeçmeleri gerekiyor. Başparmakta çıkıntı
başladığı zaman ağrıyı dindirmek için rahat
ayakkabılar giyilmeli, geceleri de parmaklara ağrıları
azaltan silikon makaralar takviye etmeli. Ayrıca uzun süre ayakta durmaktan kaçınmakta da yarar var.
Ayağın iç tarafına monte edilen ateller de etkili
oluyor. Fakat yapılan çalışmalara göre, ağrıların
giderilmesinde etkili olan bu yöntemler
deformitenin önlenmesinde pek yarar
sağlayamıyor. Hasta ağrıyı artık her gün çekmeye başlamışsa, bu durumda cerrahi müdahale
öneriliyor.” Operasyonla köklü çözüm!
Ayak başparmağındaki kemik çıkıntıları,
günümüzde yaklaşık bir saat süren bir operasyonla
tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Deformiteye uygun
ameliyat yapıldığı takdirde sorunun tekrarlama riski
yüzde 1 gibi çok düşük bir düzeyde seyrediyor. Operasyon lokal ya da genel anestezi altında yapılıyor. Ayrıca hastanın tercihi doğrultusunda bel
bölgesinden aşağısının uyuşmasını hedefleyen
spinal anesteziye de başvurulabiliyor. Operasyonda
hangi yönteme başvurulacağı ise kemik çıkıntısının
şiddetine ve şekline göre belirleniyor.
Doç. Dr. Şeref Aktaş, günümüzde kullanılan teknikler hakkında şu bilgiyi aktarıyor: “Kemik çıkıntısının
birçok tipi var. Öncelikle bu çıkıntının eklemden mi
yoksa, kemikten mi kaynaklandığını tespit etmemiz
gerekiyor. En sık, parmakla tarak kemiğinin eklem
yaptığı bölgede kaynaklanan sorunlara operasyon
uyguluyoruz. Tarak kemiğinin eklem bölgesine yakın kısmına 3-4 cm’lik küçük bir kesi yapıyor ve
kemiği kaydırarak düzgün hale getiriyoruz. Bu
arada kaydırılan kısmı ana kemik bölgesine bir adet
vidayla tutturuyoruz. Kullandığımız bu vida vücutta
kalıyor. Ancak yeni geliştirilen teknikler sayesinde
hasta artık ayağındaki vidayı hiçbir zaman hissetmiyor. Tarak kemiğindeki sorunlarda da, yine
bu bölge üzerinde uygulanan işlemlerle sorunun
çözüm yoluna gidiliyor. Eğer sorun ayak bileğine
yakın bölgedeyse, tarak kemiği başlangıç yerinde
düzeltme yapıldıktan sonra tıraşlanma işlemi
gerçekleştiriliyor. Bu tip ameliyatta hastanın rahat bir şekilde yürümesini sağlamak için ayağa alçı
tedavisi de uyguluyoruz.”
Ayak başparmağındaki deformiteler iki ayakta da
görülebiliyor. Dolayısıyla yine hastanın tercihine
bağlı olarak aynı operasyonda her iki ayağa da
müdahale edilebiliyor. Operasyon sonrası ağrıya “blok” engeli!
Çok değil, bundan bir iki yıl öncesine dek, hastalar
en sık operasyon sonrasında gelişen şiddetli
ağrılardan yakınıyorlardı. Günümüzde bu soruna
da “blok” sistemiyle çözüm getirdiklerini ifade eden
Doç. Dr. Aktaş, bu yöntemi nasıl uyguladıklarını şöyle anlatıyor: “Blok tekniği, operasyon öncesinde
ayağın değişik bölgelerine yaptığımız lokal
anestezik etkiye sahip iğnelerin enjekte edilmesi
esasına dayanıyor. Böylelikle hastalar operasyon
sonrasında hiçbir ağrı çekmiyor, hatta
pansumanlarını görünceye dek ameliyat olduklarına bile inanamıyorlar. Ayrıca verilen ağrı
kesiciler de ağrının dindirilmesinde oldukça etkili
oluyor. Bu sayede hastalar ameliyat sonrasını
oldukça rahat geçiriyorlar.” İyileşme süresi
Ameliyatın ardından hastanede tek gün kalmanın
yeteri geldiğini belirten Doç. Dr. Aktaş, sözlerine
şöyle devam ediyor: “Hastaların çoğu operasyonun
ardından ertesi günü ayağa kalkıp yürüyebiliyor.
Ancak hastalığın şiddeti ve ameliyatın tipine göre bazı hastalara alçı tedavisi de uyguluyoruz. Bu
durumda alçının 4 hafta süreyle ayakta kalması
gerekiyor. Alçıya topuk takıldığı için bu hastalar da
operasyon sonrasında hemen yürüyebiliyor ve
günlük işlerini yerine getirebiliyorlar. Masa başında
çalışanlar, 4-10 gün içinde işlerinin başına dönebiliyor. Dört haftanın sonunda alçı çıkartılıyor,
fakat ayakta şişlik oluşacağı için hastanın normal bir
ayakkabı giyebilmesi yaklaşık 3 aylık bir süre
alıyor.” Tedavide geç kalmayın!
“Ayak başparmağınızdaki kemik çıkıntı yapmışsa,
doktora başvurmakta gecikmeyin” diyen Doç. Dr.
Şeref Aktaş’a göre, ayak başparmağındaki kemikte
oluşan deformite tedavi edilmezse, eklemde
bozukluklar ve artan düzeyde kireçlenme gelişiyor. Ayrıca diğer parmakların şekli de zamanla
bozulmaya başlıyor. Doç. Dr. Aktaş, tedavide geç
kalındığında kireçlenme nedeniyle zamanla eklem
hareketlerinde büyük kayıplar oluşacağı uyarısında
bulunarak şunları söylüyor: “Bu durumda
deformiteyi düzeltebilsek de, eklem hareket kaybına karşı yapabileceğimiz bir şey kalmıyor. Bunun
sonucunda da hasta sıçrama veya merdiven inip
çıkma gibi parmak ucunda yükselmeyi gerektiren
hareketlerde zorluk çekebiliyor. Dolayısıyla
deformitelerde erken tedavi, ayak sağlığı açısından
büyük önem taşıyor.” AYAKKABI ALIRKEN…
• Ayağınızın şekline uyan ayakkabıları tercih edin.
• Yüksek topuklu, dar kalıplı ve ucu sivri
ayakkabılardan kaçının.
• En uzun parmak ile ayakkabı ucu arasında bir
santim boşluk olmasına dikkat edin. • Ayakkabıyı giydikten sonra mutlaka yürüyerek
deneyin.
• Çok sıkı ayakkabıları, zamanla ayağınıza alışır
düşüncesiyle almayın.
