eZeL634
Üye
Avrupa Aşıyı Osmanlı'dan Öğrendi
Salgın hastalıkların en amansızlarından birisi
çiçek hastalığı idi. Günümüzde adını
unuttuğumuz ve 1980′den beri aşısı bile
yapılmayan bu hastalık tarih boyunca çok
can aldı. Çiçek hastalığı Milattan Önce 1000′li
yıllardan itibaren bilinir. Avrupa ise çiçek
hastalığıyla 10. Yüzyıl’da tanıştı. Bu hastalığa
karşı bulunan aşı ise çok eski zamanlardan
itibaren Hindistan ve Çin’de tatbik edildi.
Çiçek aşısı Kafkaslar yoluyla Türkiye’ye
geldi.
Osmanlı hekimi Emanuel Timonius, 1714′te
Latince yayınlanan kitabında Türk
topraklarında uygulanan çiçek aşısını anlattı.
Bundan kısa bir süre sonra Avrupalılar çiçek
aşısını Edirne’den İngiltere’ye yazılan bir
mektuptan da öğrendiler.
AŞIYI AVRUPA’YA LADY MONTAGU GÖTÜRDÜ
Edward Wortley Montagu, 1716′da İngiltere
elçisi olarak İstanbul’da göreve başlamıştı.
Elçinin eşi Mary Wortley Montagu da
yanındaydı. Lady Montagu Osmanlı
topraklarında geçirdiği iki yılı ülkesindeki
arkadaşlarına yazdığı mektuplarda anlattı.
Lady Montagu, çiçek hastalığı geçirmiş ve
yüzünde hastalığın izleri kalmıştı. O
dönemlerde İngiltere’de bu aşı bilinmiyordu.
İngiliz elçisinin eşi, çiçek aşısının Osmanlı
topraklarında yaygın bir şekilde
kullanıldığını hayretle gördü. Hafif çiçek
çıkaranlardan alınan cerahat çiçek
çıkarmayanların derisine çizilerek
sürülüyordu. Lady Montagu, Osmanlı
topraklarında bu aşının nasıl yapıldığını
görünce, oğlunu da aşılattı. Bu tatbikatı
arkadaşına mektubunda anlatınca, çiçek
aşısı Avrupa’da öğrenildi.
BU AŞI VATANIMA DA GİTSİN
Sarah Chiswell’e Edirne 1 Nisan 1717
Bizde pek çok yaygın ve zalimane olan çiçek
hastalığını burada keşfettikleri bir aşı ile
önlüyorlar. Birçok kocakarının sanatları sırf
bu ameliyatı yapmak. Aşılanma için en
uygun zaman sıcakların sonu, sonbaharın
başlangıcı. O zaman aile reisleri ailelerinde
çiçek hastalığına tutulmuş kimse olup
olmadığını öğreniyorlar ve birkaç aile
toplanıyorlar. Sayıları on beş on altıyı bulan
aile toplulukları bu aşıcı kocakarılardan birini
çağırıyorlar ve ceviz kabuğu içine
doldurulmuş çiçek hastalığı aşısını hangi
damardan açılmasını isterlerse, o damarı
büyük bir iğne ile açtıktan ve iğnenin ucu
kadar aşıyı buraya koyduktan sonra yarayı
bağlıyor ve üzerine bir ceviz kabuğu
yapıştırıyorlar. Bütün bu ameliye sırasında
en küçük bir acı hissedilmiyor. Aynı şeyi
dört beş damara daha yapıyorlar… Aşı için
vücudun kapalı yerleri tercih ediliyor.
Aşılanan çocuklar sekiz gün oynuyorlar, bir
şey olmuyor. Daha sonra bir sıtmaya
tutuluyorlar ki iki gün, üç gün yatakta
yatıyorlar. Yüzlerinde yirmi otuz sivilce
çıkıyor. Fakat sekiz gün içinde hiç hastalığa
tutulmamış gibi oluyorlar. Açılan yaralar
hastalıkları boyunca akıp çiçeğin zehrini
atıyor, başka taraflara yayılmasına mani
oluyor. Her sene aynı ameliye binlerce
çocuğa yapılıyor. Aşıdan kimse ölmüyor.
Aşının faydasına inandığım için sevgili
yavruma da yaptırmaya karar verdim.
Vatanımı çok sevdiğim için aşının oraya da
girmesini isterim.
(Lady Montagu, Türkiye Mektupları,
1717-1718, çeviri: Aysel Kurutluoğlu, s.
66-67.)
çiçek hastalığı idi. Günümüzde adını
unuttuğumuz ve 1980′den beri aşısı bile
yapılmayan bu hastalık tarih boyunca çok
can aldı. Çiçek hastalığı Milattan Önce 1000′li
yıllardan itibaren bilinir. Avrupa ise çiçek
hastalığıyla 10. Yüzyıl’da tanıştı. Bu hastalığa
karşı bulunan aşı ise çok eski zamanlardan
itibaren Hindistan ve Çin’de tatbik edildi.
Çiçek aşısı Kafkaslar yoluyla Türkiye’ye
geldi.
Osmanlı hekimi Emanuel Timonius, 1714′te
Latince yayınlanan kitabında Türk
topraklarında uygulanan çiçek aşısını anlattı.
Bundan kısa bir süre sonra Avrupalılar çiçek
aşısını Edirne’den İngiltere’ye yazılan bir
mektuptan da öğrendiler.
AŞIYI AVRUPA’YA LADY MONTAGU GÖTÜRDÜ
Edward Wortley Montagu, 1716′da İngiltere
elçisi olarak İstanbul’da göreve başlamıştı.
Elçinin eşi Mary Wortley Montagu da
yanındaydı. Lady Montagu Osmanlı
topraklarında geçirdiği iki yılı ülkesindeki
arkadaşlarına yazdığı mektuplarda anlattı.
Lady Montagu, çiçek hastalığı geçirmiş ve
yüzünde hastalığın izleri kalmıştı. O
dönemlerde İngiltere’de bu aşı bilinmiyordu.
İngiliz elçisinin eşi, çiçek aşısının Osmanlı
topraklarında yaygın bir şekilde
kullanıldığını hayretle gördü. Hafif çiçek
çıkaranlardan alınan cerahat çiçek
çıkarmayanların derisine çizilerek
sürülüyordu. Lady Montagu, Osmanlı
topraklarında bu aşının nasıl yapıldığını
görünce, oğlunu da aşılattı. Bu tatbikatı
arkadaşına mektubunda anlatınca, çiçek
aşısı Avrupa’da öğrenildi.
BU AŞI VATANIMA DA GİTSİN
Sarah Chiswell’e Edirne 1 Nisan 1717
Bizde pek çok yaygın ve zalimane olan çiçek
hastalığını burada keşfettikleri bir aşı ile
önlüyorlar. Birçok kocakarının sanatları sırf
bu ameliyatı yapmak. Aşılanma için en
uygun zaman sıcakların sonu, sonbaharın
başlangıcı. O zaman aile reisleri ailelerinde
çiçek hastalığına tutulmuş kimse olup
olmadığını öğreniyorlar ve birkaç aile
toplanıyorlar. Sayıları on beş on altıyı bulan
aile toplulukları bu aşıcı kocakarılardan birini
çağırıyorlar ve ceviz kabuğu içine
doldurulmuş çiçek hastalığı aşısını hangi
damardan açılmasını isterlerse, o damarı
büyük bir iğne ile açtıktan ve iğnenin ucu
kadar aşıyı buraya koyduktan sonra yarayı
bağlıyor ve üzerine bir ceviz kabuğu
yapıştırıyorlar. Bütün bu ameliye sırasında
en küçük bir acı hissedilmiyor. Aynı şeyi
dört beş damara daha yapıyorlar… Aşı için
vücudun kapalı yerleri tercih ediliyor.
Aşılanan çocuklar sekiz gün oynuyorlar, bir
şey olmuyor. Daha sonra bir sıtmaya
tutuluyorlar ki iki gün, üç gün yatakta
yatıyorlar. Yüzlerinde yirmi otuz sivilce
çıkıyor. Fakat sekiz gün içinde hiç hastalığa
tutulmamış gibi oluyorlar. Açılan yaralar
hastalıkları boyunca akıp çiçeğin zehrini
atıyor, başka taraflara yayılmasına mani
oluyor. Her sene aynı ameliye binlerce
çocuğa yapılıyor. Aşıdan kimse ölmüyor.
Aşının faydasına inandığım için sevgili
yavruma da yaptırmaya karar verdim.
Vatanımı çok sevdiğim için aşının oraya da
girmesini isterim.
(Lady Montagu, Türkiye Mektupları,
1717-1718, çeviri: Aysel Kurutluoğlu, s.
66-67.)
