Aslı Demirel - Deli Dumrul (Ana-Baba Kapısı)

  • 20 Nisan 2011
  • 520 Okunma
  • 0 Cevap

Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
  1. Deli Dumrul (Ana-Baba Kapısı)
    Tıslarcasına kanına süzüldü Azrail'in sesi
    Aydınlık şimdi ortalık güneş batana kadar müddet sana
    Kimi istiyorsan çağır
    Gelsin senin yerine canını koysun avuçlarıma
    Ancak o zaman izin vereceğim yaşamana

    Cin fikri dolaşmaya başlamıştı aklında
    Nasıl da şanslıydı
    Üç kapısı vardı
    Ana baba yar kapısı
    işte önündeydi üç şansı

    İlk ana kapısına dayayacaktı başını
    Biliyordu anasının yüreği dayanamaz
    Verirdi düşünmeden canını
    Ama Azrail de biliyordu
    Ana kapısı yüzüne kapanacaktı
    Yine izledi Dumrul'un yanıbaşında
    Çaresiz çırpınışlarını

    Anlattı Dumrul kısaca anasına
    Bitsindi bu muamma

    Hoşgör oğul dedi anası
    Bugüne kadar her şeyimi adadım size
    Veremem bundan daha fazlasını
    Üç beş günlük ömrüm kaldı elimde
    Kararlıyım kendim için yaşayacağım
    Seni severim amma
    Canımı veremem
    Sen yaşayasın diye ölüme gidemem
    Peşine gözyaşı dökerim
    Canımı yoluna dökemem

    Ümitlerinin sönerken çıkardığı ilk ses
    Ana kapısının yüzüne kapanışı oldu
    O köprü kurduğu azgın çay
    Sanki fersah fersah içine doldu
    Doğuran
    Can veren
    Ana teni
    Ana kanı
    Esirgemişti Dumrul'u yaşatacak canı

    Düşerken omuzları gölgesinin göbeğine
    Tam sarılıyordu ki ümidinin keskin ipine
    Ağır adımlarla
    Serinliğiyle Azrail'in nefesi yerleşti ensesine
    Unutma dedi adeta
    Biri gitti iki kaldı
    Ama zaman gittikçe senin için daraldı

    Güldü için için Dumrul
    Anası caymıştı belki ama
    Babası vardı
    Nasıl olsa o verecekti oğlu için canını

    Bu sefer Azrail emin olamadı babadan
    Zamanla her baba oğul birbirinin kopyası olur
    Deli Dumrul'un babası bir o kadar deliyse
    Verirdi belki canını oğlu uğruna seve seve

    Dinledi babası ilk anda anlamadı
    Ama aniden de düştüğü gafletten uyandı
    Kendine dönük yumulu gözleri
    Yavaş yavaş açıldı
    Ve anladığında oğlunun canına kanca takmaya çalıştığını
    Değişti durgun yüzü
    Yüzünün bir yanına emir hali
    Bir yanınaysa kendinden emin hali büründü

    Babanın dili çözüldü
    Sana bir kez can verdim
    İkinci kez olmaz dedi sakin keskin
    Hem yüzlerce oğula can verecek bir bedene sahipken
    Ne diye bir oğula feda edeyim
    Az zamanım kaldı daha yapacaklarım var
    Gençken isteseydin canımı düşünmeden verirdim
    Uzak yollar kolay aşılır
    Ama şimdi zaten ölüm bu kadar yakınken
    Deli miyim kendi ellerimle canımı sana vereyim

    Kızıyorsun ölümden korkuyorsun
    Bir de ben olan yanınla ben gibi bak ölüme
    Anlayacaksın beni
    Ölümü sunmayacaksın önüme

    Baktı arkalarından baba öylece
    Üzüldüğünden değil veda etmek için de değil
    Gittiklerinden emin olmak için baktı

    Ana-baba kapısı
    Ortakça can verdiklerine yine yılların ortaklığıyla kapanmıştı
    Dumrul'un yüzüne öğrenmenin acı kesikleri yerleşti
    Yıllardı yavaş geçen
    Öğrenmelerse bir o kadar aniydi...

    (Devam edecek...)
     


    Yazan: CoDeYs
Konu Durumu:
Daha fazla cevap için açık değil.
Yüklüyor...
20/11/2018 - 22:55